Asgari ücrete ara zam: Hukuki engel mi, siyasi tercih mi?

Asgari ücret bugün yalnızca bir rakam değildir; milyonlarca çalışanın sofrası, kirası, faturası ve yaşam mücadelesidir. Bu nedenle asgari ücret tartışması, sadece teknik bir ücret belirleme süreci olarak görülemez. Yüksek enflasyonun, artan hayat pahalılığının ve alım gücündeki kaybın her geçen gün daha fazla hissedildiği bir dönemde bu konu, doğrudan emeğin korunması ve vatandaşın geçim şartlarıyla ilgilidir.

Kamuoyunda zaman zaman, “Asgari ücret yılda bir kez belirlenir, ara zam yapılamaz” şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa bu yaklaşım hukuki gerçeği yansıtmamaktadır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yılda yalnızca bir kez toplanmasını zorunlu kılan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ne 4857 sayılı İş Kanunu’nda ne de Asgari Ücret Yönetmeliği’nde komisyonun sadece yıl sonunda toplanabileceğine ilişkin bir hüküm vardır. Aksine, ekonomik şartların gerektirmesi halinde komisyon yıl içerisinde yeniden toplanabilir ve asgari ücreti tekrar değerlendirebilir.

Dolayısıyla bugün yaşanan tartışmanın merkezinde hukuk değil, tercih bulunmaktadır.

Türkiye, son yıllarda yüksek enflasyonun, artan hayat pahalılığının ve düşen alım gücünün etkilerini yoğun biçimde yaşamaktadır. Çalışanların ücretleri daha yılın ilk aylarında değer kaybetmekte, temel ihtiyaçlara erişim her geçen gün zorlaşmaktadır. Böylesi bir ekonomik tabloda komisyonun yeniden toplanmasının önünde herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır. Yasal zemin açıktır, yetki mevcuttur ve gerekli görülmesi halinde yeni bir ücret belirlenebilir.

Ancak görüyoruz ki iktidar, bu yetkiyi kullanma konusunda isteksiz davranmaktadır. Ara zam yapılmamasının nedeni kanuni bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. Çünkü yasa kapıyı kapatmamış, aksine ihtiyaç halinde müdahale edebilme imkânını açık bırakmıştır.

Burada sorulması gereken temel soru şudur:

Eğer milyonlarca çalışanın satın alma gücü ciddi şekilde düşmüşse, ücretler enflasyon karşısında hızla eriyorsa ve vatandaş pazarda, markette, kirada, faturada her gün biraz daha zorlanıyorsa, komisyon neden yeniden toplanmamaktadır?

Ekonomik göstergeler ne söylerse söylesin, vatandaşın yaşadığı gerçek hayat farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Maaşlar aynı kalırken fiyatlar artıyor, gelir yerinde sayarken geçim maliyeti büyüyor. Böyle bir ortamda asgari ücretin yeniden değerlendirilmesi bir lütuf değil, ekonomik gerçekliğin doğal bir sonucudur.

Bugün gelinen noktada asgari ücretin güncellenmemesi hukuki bir zorunluluğun sonucu değildir. Mevzuatın verdiği yetki kullanılmamakta, milyonlarca çalışanın beklentisi karşılıksız bırakılmaktadır.

Bu nedenle tartışmayı doğru zeminde yapmak gerekir.

Sorun yasada değildir.

Sorun, yetkinin kullanılmamasıdır.

Sorun, ekonomik şartlar değişmesine rağmen ücretlerin aynı hızla güncellenmemesidir.

Çünkü alın terinin değeri, yalnızca yılın başında belirlenen bir rakamla değil, yıl boyunca korunabildiği ölçüde anlam taşır.

Asgari Ücret Zam