Fiyatları nasıl da unutturdular!

Mayıs ayında tüketici fiyatları yüzde 1,71 arttı. Böylelikle yıllık enflasyon yükselme eğilimiyle yüzde 32,61 oldu. Saray’ın dezenflasyon programı da fıkraya döndü. Erdoğan şimdilik günahı İran savaşına yüklüyor. Artık pahalılık gündeminde yok gibi. Emekli zammı neredeyse hiç konuşulmuyor.

Zaten gündemi CHP operasyonuna kilitlediler. Ekranlar o gündemdeki son dakikalarla alev alev yanıyor.

Oysa alevler asıl mutfakta.. Gündelik hayatın her adımında.

Şimdi bir de Temmuz’da NATO zirvesini ve baş konuk Trump’ın ağırlanmasını düşünün.

İtibar arş-ı alada.. Enflasyon, etiketler, küçülen hayatlar kimin umurunda!

* * *

Ünlü ekonomist Hayri Kozanoğlu, hayatınızın ne kadar yoksullaşıp küçüldüğünü anlamanız için 20 soruluk bir test hazırlamış.

Hepsine “EVET” yanıtı verirseniz Erdoğan devrinde hayatta kalmayı başarmış insan modeli olarak kocaman bir alkış alacaksınız..

Başlıyoruz:

1) Alıştığınız ürünü daha az miktarda alıyor, bir süredir örneğin 500 gram kiraz yerine 250 gramı veya büyük boy dondurma yerine orta boy dondurmayı mı tercih ediyorsunuz? (Zaten bazı firmalar da fiyatı daha fazla artırmamak için aynı ambalajdaki miktarı azaltıyorlar).

2) Kaliteden fedakarlık yapmak pahasına aynı ürünün daha ucuzuna, örneğin markasızına mı yöneliyorsunuz? “Sebze meyveyi mevsiminde yerim” diyerek teselli bulmaya, en ucuz dönemi beklemeye mi çalışıyorsunuz?

3) Tükettiğiniz kırmızı etleri giderek bonfile-biftek yerine kıymaya, daha sonra beyaz ete, en sonunda yumurta-yoğurt üzerinden, nasıl olsa protein içeriyor diye mercimek-nohuta çevirdiğiniz bir süreç tanıdık geliyor mu?

4) Kafede üç çay içenlerin ikiye, iki içenin bire indirmesi, kahve ısmarlayanın çaya geçmesi örneği size de uygulanabilir mi? Sizi kafeye davet eden arkadaşınıza, “Gel ben sana evde bir çay demleyeyim boşuna para vermeyelim” teklifini sıkça yaptığınız oluyor mu?

5) Önceleri marketlerde bir indirime denk gelince söz konusu ürüne uzanırken, şimdi indirimleri kovalamak, hatta indirime girmeden asla satın almamak pratiği sizi yansıtıyor mu?

6) Daha evvel en alıştığınız markete gidip, sepetinizi doldururken; şimdi fiyatları karşılaştırıyor, deterjanı bir dükkandan, zeytinyağını daha ucuz fiyat veren diğer bir zincirden, tuvalet kağıdını bir üçüncüden almak gibi taktiklere başvuruyor musunuz?

7) Tanzim satışlarını izliyor, örneğin indirimli et, sucuk almak için kuyruğa giriyor musunuz? Fiyatların daha ucuz olduğunu düşündüğünüz uzak semt pazarlarını “gezinti de oluyor” diyerek ziyaret ediyor musunuz?

8) Elektrik, su, doğalgaz, internet faturalarını ödemekte zorlanıyor musunuz? “Kızım odanın elektriğini kapat”, “Çocuğum duştan bir türlü çıkamadın” gibi uyarılarınız sıklaşıyor mu? ”Şu kış bir bitse de ısınma masrafı azalsa” diyerek hava raporlarını sürekli izliyor musunuz?

9) Bayramlarda ücretsiz kent içi ulaşım fırsatlarını daha bir önemsemeye başladınız mı? “Yaşım 65’i bir geçse de bedava seyahat etsem” diyor musunuz?

10) Kira ödeme güçlüğünüz iyice yakıcı hale geldi mi? Daha küçük bir eve geçtiğiniz veya bunu ciddi şekilde düşündüğünüz oldu mu?Apartman aidatlarını geciktiriyor musunuz ?

11) Harcamalarınızı gıda, ulaştırma, konut gibi zorunlu kalemlere yoğunlaştırdığınızı; eğlence, kültür, giyim-kuşam, bakım gibi alanlara ayıracak bütçenizin hızla daraldığını fark ettiniz mi?

12) Tatile çıkma alışkanlıklarınızın değiştiği, daha kısa tatilleri, daha ehven fiyatlı konaklama tesislerini tercih ettiğiniz; sonunda “aslında evimde daha iyi dinleniyorum” diyerek teslim bayrağını çektiğiniz doğru mu?

13) “Artık pek kitap-gazete alamıyorum ama her şeyi internette bulabiliyorum; sinemaya gitmesem de dizileri daha çekici buluyorum; maçları televizyondan izlemek daha rahat” gibi gerekçelerle kendinizi avutuyor musunuz?

14) Düğün-nişan yapmayı zaten bir yana bıraktım; çocuklarınızın arkadaşlarının doğum günü partilerine, arkadaş ve akrabalarınızın düğün, nişan, sünnet merasimlerine alınacak hediyeler gittikçe daha ağır geliyor mu?

15) Araba, beyaz eşya, mobilya almak/değiştirmek için biraz düze çıkmayı bekliyor; zorunlu gündelik harcamalardan uzun süredir taksit veya peşinata ayıracak paranız kalmadığından şikayet ediyor musunuz?

16) Kredi kartlarını daha yoğun kullanıyor, ihtiyaç kredilerine daha sık başvuruyor, yaşamınızı sürdürmek için borçlanmaya giderek daha fazla gereksinim duyuyor musunuz?

17) Yüksek faiz ortamında borçlanmanın yükünün ağırlaştığını, aylık ödemelerinizin daha fazlasının faize gittiğini, böyle giderse çok geçmeden borç krizine sürükleneceğinizi düşünüyor musunuz?

18) “Bir feraha çıksam da dişlerimi yaptırsam”, “Annemin ağrıyan dizlerini tedavi ettirsem”, “Babamın sağlık kontrollerini yaptırsam” örneklerindeki gibi, parasal kısıtlar yüzünden sağlık sorunlarını sürekli erteleme tablosu sizin aile için geçerli mi?

19) Berbere/kuaföre gidiş aralıklarımı uzatıyor, "Vücut bakımımı daha fazla kendim yapmayı yeğliyor, unuttuğum eski kıyafetlerimi keşfediyorum" tarzı teselli bulma eğilimleri size cuk oturuyor mu?

20) “Kolayı kestim, meyve suları şeker deposu, fazla alkol zaten zararlı, en iyisi bolca su tüketmek” ifadesi size uyuyor mu? Hatta daha ileri giderek “Belki daha sınırlı tüketebiliyorum, daha az mobilize olabiliyorum, ama bu sayede küresel ısınmaya daha az katkıda bulunuyorum, ekolojik bir yaşam ilkesine daha uygun davranıyorum” diyerek kendinize ideolojik avunma bahaneleri yaratıyor musunuz?

Ayşenur Arslan Enflasyon