Yeni parti

YÖN/FİKRET BİLÂ

Mutlak butlan kararından sonra CHP’deki gelişmeler partinin bölünmeye gittiğini gösteriyor.

Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevini yeniden alan Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı kararla genel başkanlığı bırakan ve Grup Başkanı seçilen Özgür Özel ortak bir yol haritası çizemediler.

Kılıçdaroğlu ve Özel arasında temas sağlayan milletvekillerinin ve avukatların görüşmeleri bir sonuç vermedi.

Kılıçdaroğlu’nun parti sözcülüğüne getirdiği Müslim Sarı, Eylül ayında yeni kurultay süreceğinin başlatılacağını açıkladı. Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı da bir kurultay komisyonu oluşturdu.

Anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu yeni belirlenecek delegelerle kurultay toplayacak.

Özel’in tarafının 1004 delegenin imzasıyla Genel Merkez’e ulaştırılan olağanüstü kurultay talebinin Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından dikkate alınmadığı da anlaşıldı. Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararıyla 2025 yılında belirlenen delegelerin delegeliklerinin geçersiz olduğunu düşünüyor.

Bu düşünceyle Eylül’de başlayacak süreçle yeni delegelerin belirlenmesi kararını verdi.

Bu gelişmeler CHP’nin bölünmeye doğru gittiğinin göstergeleri.

Kılıçdaroğlu genel başkanlık yarışını kaybettiği 38. Kurultay’da delegelerin parayla satın alındığını, bu nedenle kurultayı kaybettiğine inanıyor. Bu konuda henüz kanıtlara dayanan bir mahkeme kararı yok ancak Kılıçdaroğlu emin görünüyor.

Kılıçdaroğlu ile Özel arasında ortak hareket ederek sorunu çözmek konusunda bir görüş birliği oluşmadığı da artık anlaşıldı.

Bu durumda Özel ve taraftarları olağanüstü kurultayın toplanması için mahkemeye başvurmak dahil tüm yolları denedikten sonra sonuç alamazlarsa mevcut bir partiye geçmek veya yeni bir parti kurmak amacıyla çalışmaları başlatmış durumdalar.

Ekrem İmamoğlu’nun da zaman yitirmeden bir an önce yeni partiye geçmeyi önerdiği kulislere yansıyan bilgiler arasında.

Özel ise olağanüstü kurultay için tüm yollar denendikten sonra yeni partiye geçmenin daha doğru olacağı düşüncesinde.

Anlaşılıyor ki bu süreç sonucunda CHP’den yeni bir parti daha doğacak.

Hatta yeni partinin ideolojisi bile tartışılıyor.

İmamoğlu’nun desteklediği söylenen bir görüşe göre yeni partinin dört eğilimi de kapsayacak Turgut Özal’ın ANAP’ı ideolojisinde bir parti olması gerektiği savunuluyor.

Özel’in daha yakın durduğu söylenen diğer görüşe göre ise yeni partinin sosyal demokrasi ideolojisine sahip olmasının daha doğru olacağı belirtiliyor.

Hangi görüşün hakim olacağını zaman gösterecek.

Birden çok parti ve adaylarla seçime girmenin sosyal demokratlara seçim kaybettirdiği daha önce yaşanarak görüldü.

Örneğin 1994 yerel seçimlerine SHP, DSP ve CHP’nin ayrı adaylarla girmesi sonucunda İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin kaybedildiği anımsatacaktır.

Sonraki genel seçimlerde de bu bölünmenin olumsuz sonuçları yaşandı.

Başarılı bir genel başkanlık sergileyen Özel’in liderliğinde kurulacak yeni partinin seçimlerden birinci parti olarak çıkacağına ilişkin anketler yayımlanıyor.

Yeni partinin hemen kurulmasını savunanlar, “milli görüş gömleğini çıkarıp” Necmettin Erbakan’ın partisinden ayrılarak kurulan AK Parti’nin tek başına iktidara geldiğini anımsatıyorlar.

Elbette böyle bir sonuç olasılık dışı değil.

Yine de bölünmenin yaratacağı olumsuz olasılıkların da dikkate alınması gerekir.

Bu konuda yapılacak hesap hatasından yine iktidarın yararlanacağı açıktır.