Milli takımda balık baştan kokuyor: Hacıosmanoğlu'nun kılavuzu voleci çıktı
Büyük umutlarla gittiğimiz 2026 Dünya Kupası'ndan Avustralya ve Paraguay yenilgileriyle erken dönüyoruz.
ABD maçı formaliteden ibaretti.
Neyse ki gol atmadan tamamlamadık 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası'nı.
Bir galibiyet aldık hiç değilse. ABD gruptan çıkmayı zaten garantilemişti ama...
Bizim de tesellimiz bu oldu.
Artık "Teknik direktör Vincenzo Montella onu niye oynattı, bunu niye oynatmadı! Santrforsuz takım mı olur? O futbolcu şunu neden yapmadı, pası nasıl da veremedi! Taktiğimiz bu mu olmalıydı" gibi yorumlara gerek yok.
Ben duymuyorum en azından.
Görünen o ki İbrahim Hacıosmanoğlu bu işi bırakmayacak! Sonuna kadar zorlayacak!
Montella da istifa etmeyeceğini söyledi zaten. Nasıl olduysa daha da güçlendiğini anlattı.
Onun için ben asıl konuya geleceğim.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun nasıl bir kişi olduğunu sanırım bilmeyen kalmadı artık.
Asık suratlı olmayı otoriterlik sanan, kabadayı edasıyla dolaşan, ona buna laf çakan, Trabzonspor'un başkanlığını yaparken hakemleri soyunma odasına kilitleyerek tarihe adını yazdıran, TFF Başkanı olarak seçilmesi en baştan yanlış olan biri.
"Kulüpler seçmedi mi?" derseniz "Ekşioğlu" yağmurundan kaçmak isterken doluya tutulmaktı bu!
Ben sözü geçen bir kulüp başkanı olsam şimdiden yeni TFF Başkanı için harekete geçer herkesin uzlaşacağı bir isim için çalışma yapardım.
Bu kişi;
- Futboldan gelmeli.
- Futbolculuğu, yöneticiliği bilmeli.
- Temsil yeteneği bulunmalı.
- Yabancı dili, en azından İngilizcesi olmalı.
"Bir insan kıyafetiyle karşılanır, liyakatıyla uğurlanır" derlerdi büyükler.
O şekilde yani.
Şimdi...
Geleyim sadede...
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu işte bu. Bu saatten sonra değişecek hali yok.
Olmam ama... Mesela beni kazara TFF Başkanı yapsalar... Hiç değilse yanıma öyle bir danışman veya danışmanlar alırım ki... Futbolu, futbolculuğu, yöneticiliği bilenlerden oluştururum.
İşte o zaman Dünya Kupası'nda 50 derecelik şehirde kamp yaptırmam takıma.
Her maça saatlerce otobüs ve uçak yolculuğu ile götürmem.
Nasıl yaptıysa Fransa mesela çalıştığı otelin antrenman sahasını bile maçların oynanacağı stadyumdaki çimle aynı şekile getirmeyi... Öyle yaparım.
FIFA'nın gösterdiği kamp yerini işime gelmeyince futbolcularımızın etkileneceğini düşünerek değiştiririm.
İkide birde paradan primden laf etmem.
Milli takım kampını kapatır, futbolcularla teknik heyeti baş başa bırakırım. Eşofmanları çekip antrenmana çıkmam.
İşte Hacıosmanoğlu bunu yapamadı. Kılavuzunu seçemedi yani.
Peki kim Hacıosmanoğlu'nun kılavuzu? Yani danışmanı?
Voleci Yusuf Yerkel!
Voleci derken topa bir kez bile vole vurduğunu sanmam.
2014 yılında 301 madencimizin hayatını kaybettiği Soma'da yerde yatan madenciye attı o voleyi.
Tekmeledi yani!

Bir de gidip "Ayağım incindi" diye rapor aldı.
Bütün Türkiye'nin nefretini kazandı.
Zaten ondan sonra o dönem başbakanlıkta görevliydi, bu olaydan sonra uzaklaştırıldı; yurt dışında bir büyükelçiliğe atandı.
Sonra da döndü Hacıosmanoğlu'nun danışmanı oldu; TFF'de.
Peki kim bu Yusuf Yerkel? Eski futbolcu mu, futbol adamı mı, yönetici mi?
Hayır!
Kartal İmam Hatip Lisesi mezunu!
Fatih Üniversitesi'ni bitirmiş. Exeter Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmış. Alanı Uluslararası İlişkilermiş!

Şimdi...
Eskilerin bir lafı var bu kılavuzla ilgili ama.
Demeyeceğim, bende kalsın.
Şunu diyeyim en iyisi mi; "Bana danışmanını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!"
Biz de bu TFF'den ve yönettiği takımdan başarı bekliyoruz.
Yazık oluyor yıllarımıza.
Yazık oluyor hakikaten de altın jenerasyon olan şu takıma.