Felsefe yapmak çocuklarla da güzel

Ne kadar erken yaşta çocukları felsefi düşünmeye davet edersek, zaten onlar da olan bir potansiyeli hayata geçirmiş olacağız.”

Felsefeci ve eğitimci Özge Özdemir, on yılı aşkın süredir çocuklarla ve yetişkinlerle felsefe yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nde kurduğu Çocuklar İçin Felsefe Uygulayıcı Eğitimi programıyla Türkiye'de bu alanda öncü isimlerden biri olan Özdemir, bugün Lizbon'dan uluslararası bir sertifika programı üzerinden çalışmalarını sürdürüyor. Yeni kitabı "Büyümek Kolay mı Sandın?" ile iyi oluş kavramını çocuklarla birlikte ele alıyor. Onunla hem yeni kitabını hem de çocuklarla felsefe çalışmalarını konuştuk.

Felsefe yapmak çocuklarla da güzel - Resim : 1

Felsefeyi çocuklarla buluşturma fikri sizde nasıl doğdu? Boğaziçi Üniversitesi'nde kurduğunuz P4C programını ve sonraki süreci anlatır mısınız?

Ben felsefeciyim, lisanstan doktoraya kadar hep felsefe okudum ve akademisyen olarak başladım. Sonra yaptığım işin dünyadaki yansımasını görmek istedim ve pratik felsefe alanına yöneldim. Çocuklar İçin Felsefe yöntemi, kısaca P4C, diye bilinen bir alanla tanıştım. Amerika'da kısa bir eğitim aldım ve Türkiye'de bu alanı yaygınlaştırmak istedim.

2016’da Boğaziçi Üniversitesi'ne, mezun olduğum üniversiteye gittim ve "Bunu yapmak istiyorum" dedim. Onlar da heyecanımı destekledi ve çalışmalarım orada başladı. İlk açtığımız uygulayıcı eğitimi programına beklediğimizden çok daha yüksek bir talep oluştu. Türkiye'de bu alanda bir hareket başlamış oldu, ben de buna öncülük edenlerden biri olduğum için mutluyum.

Program Boğaziçi Üniversitesi’nde sekiz yıl sürdü. O arada dünya değişti, üniversite değişti, ben değiştim ve üniversitedeki iş birliğini tamamladık. İki sene önce Portekiz'e taşındım, Lizbon'da yaşıyorum. Pandemi sonrası uzaktan eğitim imkânının doğması da bu geçişte etkili oldu. Şu anda P4C Uygulayıcı Eğitimi’ni Avrupa Birliği'nin dijital yeterlikler çerçevesi üzerinden uluslararası bir sertifikayla sürdürüyorum.

Bu işin en güzel yanı, zamanla çocuklarla felsefe konusunda gerçek bir topluluğun oluşması. Her mezun o topluluğun bir üyesi oluyor. Eğitim dünyasında çoğu zaman bir işe hevesle başlanıyor, moda oluyor ama arkası gelmiyor. Bizimki on yıldır süren, inanıp devam eden, eğitimlerle çalıştaylarla genişleyen bir şey oldu. Dünyayı değiştirmeyeceğiz belki ama dünyaya küçük, kalıcı, hoş bir katkı bu.

"Felsefe çocuklara ağır gelir,” gibi bir kanı var toplumda. Siz P4C'de bunun tersini savunuyorsunuz. Neden çocuklar felsefi düşünmeye yatkın?

Çocuklar gayet güzel düşünen insanlar. Biz yetişkinler, hayattaki performanslarımız, ebeveynlik, öğretmenlik gibi rollerimiz yüzünden çocuklara biraz ezberle yaklaşıyoruz. Aslında çocukluk kendine has bir gelişimsel evre ve dünyaya oradan bakan biri var karşımızda. Onunla kendiliğinden diyaloğa girdiğimizde, bizim zihnimiz de açılıyor. Çocukların zihninde “Şu şudur, doğru budur,” gibi kalıplar henüz yerleşmemiş olduğu için bunun getirdiği bir ferahlık ve yaratıcılık var.

Çocuklarla felsefe yaparken, yetişkinlerden temel farkı, onların bir soruya genellikle somut örnekle cevap vermeye başlaması. İyi kolaylaştırıcılık da tam burada kendini gösteriyor. Çocuğun verdiği somut örneğin altındaki varsayımı çocukla birlikte açığa çıkarmak. Mesela "İnatçılık nedir?” dediğinizde çocuk, “Küçükken dondurma yiyeceğim diye inat etmiştim,” gibi somut bir örnekle başlıyor. Ama siz orada, o örneğin altında yatan varsayımı, mesela kendi gücünün görülmesini istediğine dair varsayımı görünür kılmaya başlıyorsunuz. Sonra bir başkası “İnatçılık şu da olabilir,” diyor, ve “olanakların” genişlemesini izliyorsunuz.

Çocuğa ezberle yaklaşan yetişkin genellikle dünyayı dümdüz öğretme eğiliminde oluyor. Doğru bilgi budur, inatçılık şudur, öfke böyle yönetilir, vs. Keşke hayatın böyle basit formülleri olsa. Bu formüllerin olmadığını görmek hem özgürleştirici hem de biraz kafa karıştırıcı, çünkü hazır tanımların da bir konforu var.

Felsefe yapmak çocuklarla da güzel - Resim : 2

Yeni kitabınız "Büyümek Kolay mı Sandın?" iyi oluş / wellbeing kavramı üzerine felsefi sorular içeriyor. Bu kavram nedir, kitapta bu konuyu seçme fikri nereden geldi?

Ben hep çocuklarla tartışarak yazıyorum. Bu kitabı da o dönem gönüllü olan dört öğrencimle tartışarak kaleme aldım. Elbette metni sonradan rafine ediyorum ama bütün örnekler ve sözcükler çocuklardan, o tartışmalardan geliyor. Bu yüzden kitap çıkınca da çok mutlu oluyorum.

İyi oluş, İngilizcesiyle wellbeing, son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'nın da gündeminde olan, dünyada yükselen bir başlık. Bu kadar yoğun dönüşüm dönemlerinde insanlar tekrar “İyi bir yaşam nasıl mümkün?” şeklindeki başlangıç sorularına dönüyor.

Kitapta “Büyümek nedir?” sorusuyla başlayıp mutluluk, sağlıklı olmak, anlam ve amaç, karakter ve erdem, sosyal ilişkiler gibi beş başlıkla devam ediyorum. Bunlar rastgele seçilmiş başlıklar değil, literatürde tartışılan başlıklar. İyi oluş yıllardır üzerinde çalıştığım ve projeler ürettiğim bir konu olduğu için “Bu artık bir kitap olmayı hak ediyor,” dedim ve yazdım. Çizerimiz Gökçe Yavaş Önal da çok güzel resimledi.

Kitaptaki Mert ve arkadaşları, gerçek çocuklarla yaptığınız oturumlardan esinlenmiş karakterler. Bu yaşta bir çocuğun sorduğu, sizi en çok düşündüren soru hangisiydi?

Çocuklarla kitaptaki her alt başlığı tartışırken şaşırdığım anlar oldu. Şunu düşündüm en çok. Eskiden iyi oluşumuzla ilgili bir sorun olduğunda dünyayı suçlama eğilimimiz yüksekti. Ötekini, sistemi, düzeni, toplumu… Son zamanlarda ise bireye sorumluluk yüklemek eğilimi ağır basıyor. “Her şey zihninde, senin içinde, oraya bak,” gibi. Bu gerilimin olmasında sorun yok ama terazinin bir tarafa kayması düşünceyi daraltıyor.

Kitabı yazarken, çocuklarla tartışırken beni en çok bu bakış açısı etkiledi: İyi oluşumuzda bireysel sorumluluğumuz elbette var ama toplumsal düzenin de sorumluluğu da var. Kendi verdikleri örneklerden gidersek, mesela “sağlıklı olmak” üzerine tartışırken, bizim yediğimize, içtiğimize, ilişkilerimize dikkat etmemizin tek başına yeterli olmadığını fark ettiler. Sağlıklı gıdaya ulaşabiliyor muyum, bir fiziksel engelim varsa buna göre düzenlenmiş yollar parklar var mı, bir ülkede çok trafik kazası oluyorsa yasal boşluk olabilir mi gibi sorular sordular.

Burada bireysel sorumluluğun ve çabanın önemsiz olduğunu söylemiyorum. Ama hem bireyin hem de toplumsal dinamiklerin iyi oluşumuz üzerinde bir payı, bir sorumluluğu var. Bu farkındalığın kitaba çocuklardan gelmiş olması benim için özellikle değerliydi.

Şu anda çocuklarla atölyeleriniz ya da uygulayıcı eğitimleriniz var mı?

Çocuklara düzenli atölye yapamıyorum, çünkü günümüzde çocukların ajandası yoğun ve grup sürekliliğini sağlamak kolay değil. Ama çocuklarla, gençlerle, yetişkinlerle bireysel görüşmeler yapıyorum. Gündelik yaşamlarında, ilişkilerinde, kararlarında ya da okudukları bir metinde takıldıkları soruları birlikte açtığımız bir çalışma.

En deneyimli olduğum alan, uygulayıcı eğitimi ve okul danışmanlığı, on yılı geçti. Yüzlerce insanla aralıksız felsefe tartıştım, tartışıyorum, düşününce garip ama güzel bir şey. Çok sayıda öğretim programı geliştirdim, proje ürettim, yazdım, sundum vs.

P4C Uygulayıcı Eğitimi programımız bugün online, European Digital Credentials çerçevesindeki uluslararası belgelendirmeyle devam ediyor. Hatta önümüzdeki ay başlayacak sınıfımızın kayıtları şu an devam ediyor.

Çocuklar neden felsefe yapsın, nedir kazanımları?

En başta eleştirel düşünme becerisi geliyor. Bir sorunu çözmek, farklı perspektiflerden bakarak olabilecek en makul kararı almak ve eyleme geçmek diyelim buna. Felsefe yapmak bunu geliştirmenin etkili araçlarından biri. Yaratıcı düşünme, bağlamı iyi okuyabilmek de önemli bir beceri. Kısacık bir hikâye üzerinden çocuklar bir kavramın ne kadar çok katmanı olduğunu görüyorlar. Son olarak da birbirini dinleme becerisi derim. Diğerinin farklı düşündüğünü görmek ve “Bak sen, bu da olabilirmiş,” diyebilmek. Bu, barışçıl diyaloğun ve demokrasinin de temeli.

Ne kadar erken yaşta çocukları felsefi düşünmeye davet edersek, zaten onlar da olan bir potansiyeli hayata geçirmiş olacağız. Bu vesileyle, kitabı yalnızca çocukların değil, ebeveynlerin de okumasının iyi olacağını söylemek isterim. Bunu bir çocuk kitabı olarak değil, aslında bir yetişkin için de cep kitabı olarak düşünebilirler.



Bireysel görüşmeler, okul danışmanlığı ve P4C Uygulayıcı Eğitimi hakkında bilgi almak için Dr. Özge Özdemir’in çalışmalarına göz atabilirsiniz.

Dr. Özge Özdemir’in paylaşımlarını Instagram’dan takip edebilirsiniz.

Dr. Özge Özdemir’in “Büyümek Kolay mı Sandın?” adlı yeni kitabını detaylı inceleyebilirsiniz.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Eğitim Çocuk