Mansur Yavaş’ın Tarafı Türkiye

Muhalefetin Tek Umudu Mansur Yavaş Yıpranırsa Bedelini Ülke Öder

Mansur Yavaş, Türkiye’nin Tek Çıkış Yoludur

Mansur Yavaş’ın Tarafı Türkiye - Resim : 1

Bugün CHP ile YENİ Parti birbirine girerken, ortalık toz dumanken Mansur Yavaş neden bir tarafın arkasına geçmiyor?

Çünkü Mansur Yavaş’ın derdi Ankara hatta tüm ülkenin geleceği…

Yavaş bugün yapılan şeylerin, sözlerin yalnızca bugünün kavgası olmadığını görüyor. Bugün muhalefetin birbirine söylediği her kem söz, yarın kurulması gereken tüm ülkeyi kapsayacak olan Halil İbrahim Sofrasını biraz daha küçültüyor.

Ehl-i dostun birbirine husumeti, düşmana ikbal getirir.

Tekirdağ ve Balıkesir’de olan iç burkan olayları gördük.

Tekirdağ’da, 30 Ağustos törenleri vardı. Olması gereken şey belliydi. Gaziler, şehit aileleri, milletin birliği, bayram coşkusu.

Ama duygusal tepkilerle CHP’li belediye ile YENİ Partili isimler tören üzerinden birbirine girdi. Sosyal medyada videolar, karşılıklı açıklamalar günlerce sürdü.

Sonunda vatandaşın aklında Bayram yerine Muhalefetin kendi içinde ettiği kavga bir zamanlar övdüklerini ölümüne yermeleri kaldı.

Bundan kim faydalandı?
Tabii ki iktidar.
Ekrana çıkıp “Bakın bunlar kendi aralarında bile anlaşamıyor” demesi için daha iyi
malzeme olabilir miydi?

Vatandaşta da “Zaten oy versek de hiçbir şey değişmeyecek.” çaresizliği ve
umutsuzluğu oluştu.
Psikolojide bunun adı: Öğrenilmiş çaresizlik.
İnsan defalarca aynı döngüyü görünce umut etmeyi bırakır. Tek umudumuz olan
sandıktan elini eteğini çeker.
İktidar da işte tam olarak bunu istiyor.

Balıkesir’de de yine benzer bir şekilde İktidarın hanesine çalışılmadı mı?
CHP ile YENİ Parti arasındaki gerilim öyle tırmandı ki, sözler artık memleket
meselelerini değil, birbirini yemeyi hedefledi. Şahsi hırslar ülke çıkarlarını gölgeledi.
O tartışmanın ortasında AK Partili biri çıktı ve alay edercesine: “Biz çayımızı içip
gidelim. Bize söyleyecek bir şey kalmadı. Demek ki biz aynı şeyleri konuşuyoruz.”
dedi.

Bu tek cümle muhalefete vurulan en büyük darbeydi.

Çünkü yıllardır “biz iktidara alternatifiz” diyen bir yapı, kendi iç kavgası yüzünden iktidarla aynı kefeye kondu. Seçmenin gözünde CHP ile AK Parti arasındaki fark kalmadı.

Eeeee yurttaş ne düşündü?

“Bunlar da aynı. Al birini vur ötekine…
Bizim mutfağımızı, işimizi, aşımızı geleceğimizi düşünen yok.”

Eski dostların düşmanlığı, düşmanın ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değil.
Ve iktidar bunu biliyor. Herkes biliyor…

Son zamanlarda ülkenin gündemine baktığımızda; AK Parti’nin politikaları, yolsuzluk
iddiaları, liyakatsiz atamalar, ekonomik sorunlar, adalet ve hukuk meseleleri, hayat
pahalılığı, eğitimde ve kamuda yaşanan sorunlar neredeyse hiç konuşulmuyor.

Peki ne konuşuluyor?

Muhalefetin kendi içindeki tartışmaları, birbirleriyle olan kavgaları ve ayrışmaları…

Bunun kimin işine yaradığını herkes görüyor.

Mansur Yavaş da görüyor.

Fakat asıl mesele, sadece bunu görmek değil; gördüğün şey karşısında nasıl
davranacağını bilmektir. Bazıları kendi siyasi pozisyonlarının, çevrelerinin veya
hesaplarının dışına çıkıp doğru bildiği yerde irade ortaya koyamıyor. Mansur Yavaş
ise burada nasıl davranması gerektiğini biliyor ve buna göre hareket ediyor.

Hallâc-ı Mansur’dan Mansur Yavaş’a: “Ene’l-Hak”tan “Ene’l-Millet”e

Yüzyıllar önce Hallâc-ı Mansur “Ene’l-Hak” dedi. Bildiği hakikatin arkasında durdu ve bedelini ödedi.

Yavaş ikisinin de kavgasına girmiyor. Çünkü biliyor, o kavgaya girer girmez yurttaş kaybedecek.

Mansur Yavaş: “Ben bir tarafın değil, milletin tarafındayım.”
Yani ben milletten yanayım diyor, enel millet diyor.

Hallâc-ı Mansur,”Ene’l-Hak” demişti.
Mansur Yavaş da “Ene’l-Millet” diyor. Yani ben milletim. Milletin tamamıyım!
İşte Mansur Yavaş’ın tarafı: O milletten taraf…

Bu kolay değil. Bedeli var.
Yanlış anlaşılırsın. Yalnız kalırsın. Kendi mahallenden bile tepki alırsın.
Ama devlet yönetmek feraset işidir, her zaman ve zeminde doğru olduğuna
inandığını yapmaktır.

Kendi siyasi hesabını değil, ülkenin geleceğini önemsiyor. Bu nedenle her tartışmada
bir taraf olmak zorunda hissetmiyor.

Akıllı ve ferasetli bir lider.

Biliyor ki muhalefet birbirine girdikçe kaybeden millet oluyor.

Kutuplaşma artıp kavga büyüdükçe seçmende "bunların hepsi aynı" algısı oluşacak ve bu iktidara yarayacak.

*Mansur Yavaş, Türkiye’nin Tek Çıkış Yoludur*

Bugün Türkiye’nin önünde duran tablo çok net. Ülke kutuplaşmadan, kavgadan, taraf
olmayan bertaraf olur zihniyetinden yoruldu.
İnsanlar artık ideolojik slogan değil, icraat istiyor. Normalleşmek istiyor.
Artık herkesle konuşabilen, her kesimin oyunu alabilecek, “ben bu ülkenin
tamamıyım” diyebilen bir lidere ihtiyacı var. Ve bu profile uyan tek isim Mansur
Yavaş.

Mansur Yavaş, dün de gazetecilere: “Ayrılıkta azap vardır. Birlikte bereket. Tavandakiler istediği kadar ayrılsın. Bizler Ankara halkı olarak tabanda her konuda her fikirden insanla bir arada olmaya devam edeceğiz." diyerek uzlaşmacı ve birleştirici olma konusundaki kararlılığını belirtmiştir.

Bu yüzden muhalif medya ve seçmenin duygusal tepkilerle, saçma sapan hesaplarla, küçük çıkarlarla, kişisel hırslarla Mansur Yavaş’ı yıpratmaya hakkı yok. Onu yıpratmak, aslında ülkenin son umudunu yıpratmak demektir. Mansur Yavaş yıpranırsa bedelini ülke öder. Çünkü onun ardından “herkesi kucaklayacak” başka bir isim yok. Bu parti meselesi değil, bu Türkiye meselesidir. Muhalefetin yapması gereken onu köşeye sıkıştırmak değil, etrafında birleşmektir. Zaman, birbirini yemek değil, ülke için birleşme zamanıdır.

Bu ülke artık daha fazla kutuplaşmayı kaldıramaz. Bu ülke artık "hepsi aynı” fikrine kapılmamalı.

İnsanların ihtiyacı "sen şucusun, sen bucusun" diyen değil, "bu ülke hepimizin" diyebilen bir dile.

Yavaş da kendini tam oraya koyuyor. CHP’linin de, milliyetçinin de, muhafazakârın da, Kürdün de , Laz’ın ,Çerkez’in ben yurttaşım diyen herkesin olduğu bir yere.

"Normalleşmek" zorundayız!!!

Belediyenin Sorunlarını Kiminle Görüşecekti?

Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la metro için görüşmesi de olay oldu. "Neden görüştü?"

“Parti değiştiriyor mu?"

Ne alakası var.

Belediye başkanının görevi siyasi tribünlere oynamak değil, şehre hizmet etmektir. Ankara’nın metrosu için kimle görüşmesi gerekiyorsa o kapıyı çalacak.

Bu ülke normalleşmek zorunda.

İster kabul edin ister etmeyin, o koltukta partili de olsa bir Cumhurbaşkanı var. Ve o ülkenin Cumhurbaşkanı.

Beğeniriz beğenmeyiz ama Ankara’nın hakkı için onunla görüşmek zorundasın. Görüşmemek siyaset olur, Ankara’ya ihanet olur.

Yavaş “Ben Ankara için herkesle konuşurum” diyerek tam da bunu yaptı. Kişisel menfaat için değil, 6 milyon Ankaralı için.

Yavaş’ı diğerlerinden ayıran da bu. Halk için ne yapmalı ise onu yapıyor.

Mansur Yavaş koskoca Ankara’yı yöneten bir başkan. Bir başkandan beklenen de budur: Şehrine hizmet etmek. Her yere mesafeli durmak. Taraf olmadan, sadece yönettiği şehrin yurttaşları için çalışmak.

Yavaş ise hem kişisel olarak, hem eğitim olarak, hem karakter olarak, hem duruş olarak kendini gerçekleştirmiş iyi bir insan, iyi bir lider. Tribünlere oynamıyor. İş yapıyor.

İşte biz yurttaşlar Ankara’da bunu görüyoruz.

Ben özellikle eğitimci olarak yakinen diğer tüm icraatlarını aksatmadan eğitime de yatırımlarına şahidim.

Bu yıl Ankara Büyükşehir Belediyesi eğitim için 1 milyar 252 milyon 400 bin lira ayırdı.

23 bin öğrenciye 303 milyon 600 bin liralık kantin desteği. Sosyal destek alan ailelerin çocukları okulda aç kalmasın diye.

Servis, ulaşım, okul kıyafeti, kırtasiye, sınav ve karne destekleri. Bir annenin "bu ay çocuğun masrafını nasıl karşılayacağım" diye kara kara düşünmemesi için.

Mansur Yavaş sadece Ankara değil ülkenin umudu.

Neden “tek aday” veya “ kazanacak aday” deniyor?

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı bir parti adayına değil. Farklı seçmen kümelerini aynı masada buluşturacak bir isme ihtiyacı var.

Yavaş’ın profili buna en uygun.

Ülkücü geçmişi milliyetçiyi ürkütmüyor.

CHP’li olması sosyal demokratta karşılık buluyor.

Belediyecilik performansı merkez seçmende güven yaratıyor.

Sert dil kullanmaması muhafazakârın da kapısını kapatmıyor.

Kürt seçmen konusunda da yine kapsayıcı bir tavır sergiliyor.

Bir röportajında “ailemin içerisinde Kürt vatandaşlarla da evlilik var” diyerek bunu bizzat söyledi. Kürtlere karşı herhangi bir ayrımcı tutum izlemiyor.

Alevi’yi Sünni’yi ayırmıyor. Ramazanda iftar sofrası kuruyor, Cemevine de gidiyor. Ankara’da 81 ilden gelen herkese “Ankaralıyım” dedirtiyor.

Türkiye’de artık farklı kesimlerin aynı isimde buluşabilme ihtimali yüksek olmalı. Ve ülkede bunu başarabilecek tek isim Mansur Yavaş.

Türkiye’nin artık öğrenilmiş çaresizliğe mahkum olmaya tahammülü yok.

"Ne yapsak değişmeyecek, bunlar da birbirine girdi” düşüncesini iktidar bilerek büyütüyor. Muhalefet de farkında olmadan ona çanak tutuyor. Balıkesir ve Tekirdağ da yaşanan da bunun en net örneği.

Mansur Yavaş ise tam tersini yapıyor. Ayrıştırmıyor birleştiriyor. Herhangi bir tarafı seçmiyor, tüm ülkeyi seçiyor.

Bu ülkenin normalleşmeye, birleşmeye, umuda ihtiyacı var.

Ve bu ihtiyacı karşılayabilecek en uygun isim Mansur Yavaş’tır.

Çünkü o, "Bu ülke hepimizin" diyebilen ender siyasetçilerden biri…

Bölüne bölüne değil, birleşe birleşe kazanacağız.

Nazım Hikmet’in dediği gibi:

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine..."

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Mansur Yavaş Türkiye