Bilmiyorum diyebilmek ilmin yarısıdır: Eğitimde ağzı olan konuşunca ağzım açık kalıyor
Son yıllarda ülkede öğretmene öğretmenlik, okul müdürüne müdürlük, hatta daha ileri
giderek bakana bakanlık dersi vermeye kalkmak deyim yerindeyse “ahkam kesmek”
en bulaşıcı hastalık oldu…
Eğitim, bir toplumun geleceğini şekillendiren en ciddi meselelerden biridir. İşte bu
yüzden, hakkında ağzı olanın konuşacağı, eleştireceği bir alan değildir.
Çocuğu okula giden herkesin eğitim hakkında bir fikri olabilir elbette. Olmalıdır da.
Fakat fikir sahibi olmakla uzman olmak aynı şey değil. Eğitim; pedagojiyi, gelişim
psikolojisini, bilimsel araştırmayı, alan bilgisini, deneyimi ve en önemlisi insanı
tanımayı gerektiren profesyonel bir uzmanlık alanı.
Ben çeyrek asırlık bir eğitimciyim. Eğitim fakültesi mezunuyum, öğretmen okulu
mezunuyum.
Yirmi beş yılın sonunda bile eğitim hakkında konuşurken kendi yetkinliğimi
sorguluyorum. Çünkü bu meslekte yıllar geçtikçe, bildiklerinizden çok bilmediklerinizin
farkına varıyorsunuz.
Ancak son yıllarda ülkede öğretmene öğretmenlik, okul müdürüne müdürlük, hatta
daha ileri giderek bakana bakanlık dersi vermeye kalkmak deyim yerindeyse “ahkam
kesmek” en bulaşıcı hastalık oldu.
“Ahkâm kesmek.”
Yani bir konu hakkında yeterli bilgiye, birikime ve deneyime sahip olmadığı hâlde, o
konunun uzmanıymış gibi fikir beyan etmek…
Bizde o kadar çok ki…
Üstelik mesele yalnızca eğitim de değil.
Bir yerin adresini tam olarak bilmez, tarif eder.
Hukuk bilmez, yargı dağıtır.
Tıbbı bilmez, doktorun teşhisini konu komşuyla değerlendirir.
Ekonomiyi bilmez, ekonomisttir.
İlahiyat bilmez, dinî hükümler verir.
Eğitimi bilmez, eğitimciye eğitim anlatır.
Ülkece “bilgiçlik taslama” hastalığına tutulmuşuz.
Osmanlı döneminde medrese geleneğinde yeni talebelere ilk öğretilen cümlelerden
biri: “Lâ edrî nısfu’l-ilm”
(Bilmiyorum diyebilmek, ilmin yarısıdır.)cümlesidir.
Eğitime yeni başlayan öğrencilere o çağda bile “Bilmediğini bilmenin” önemini
açıklayan bir sistem.
Aslında ne muazzam bir anlayış…
Bilmediğini söylemek, insanın bilgisizliğini ilan etmesi değil; ilme duyduğu açlığın ve
saygının göstergesidir.
Çünkü “bilmiyorum” diyebilen insanın önünde hâlâ öğrenme ihtimali vardır.
Ancak bilmediğini de bilmeyene yapacak bir şey kalmıyor.
“Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder" derler bizim veliler de yârım
öğretmenlikle eğitim ağacını kurutuyorlar.
Eğitim hakkında birkaç sosyal medya paylaşımı okuyan veya okul önlerinde
çocuklarını beklerken aldıkları eksik veya yanlış bilgilerle veliler koskoca eğitim
sisteminin röntgenini çekip iki cümlede teşhis koyabiliyor.
Ne güzel!
Yani ben bu başarı karşısında hayretler içinde kalıyorum.
Herkesin bir şekilde okul ve öğrenci ile bağı var ve eğitim onlar için çok önemli ve bu
hususta fikir belirtmek istiyor.
Konuşsun, itiraz etsin, fikir beyan etsin elbette ama tecrübe ile uzmanlığı, gözlem ile
bilimsel bilgiyi birbirine karıştırmasın.
Bir öğrencinin velisi olmak çok kıymetlidir. Çocuğunu en yakından gözlemleyen
insanlardan biri olmaktır. Fakat veli olmak, eğitim bilimleri konusunda uzman olmak
anlamına gelmez.
Nasıl ki doktorun hastası olmak insanı doktor yapmıyorsa, çocuğu okula göndermek
de insanı eğitimci yapmaz.
Bunu söylemek velileri küçümsemek değil; emeğe, eğitime ve uzmanlığa saygı
duymaktır.
Fakat bazı veliler okullarda öyle bir özgüvenle konuşuyor ki insan kendi yetkinliğini
sorguluyor
“Acaba ben bu mesleği bunca yıl yanlış mı öğrendim?” diye düşünüyorsunuz.
Herkes her şeyi bilemez.
Hem neden bilsin?
Bilmediği için kimseyi küçümseyemez.
Benim itirazım, bilmediği bir konuda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadan kesin
hükümler vermeye.
İşte bu sebeple “Lâ edrî” diyebilen insana ayrı bir saygım var.
“Bilmiyorum.”
Her konuda fikir sahibi olmak zorunda değiliz. Her soruya cevap vermek, her
meselede hüküm kurmak zorunda da değiliz. Hele ki söz konusu eğitimse, şahsi
tecrübelerimizi bilimsel bilgi ve mesleki uzmanlığın yerine koyamayız.
Çünkü eğitim, hepimizi ilgilendiren bir mesele olmakla birlikte, hepimizin uzmanı
olduğu bir alan değil. Eğitime dair olmak eğitim uzmanı yapmaz kimseyi.
Öğrenmenin önündeki en büyük engel işte bu her şeyi biliyorum anlayışıdır.
“Bilmiyorum” diyebilsek, biraz daha soru sorsak ve biraz daha uzmanlığın gerektirdiği
emeğe saygı duysak, eğitim üzerine yaptığımız tartışmalar da daha nitelikli hâle
gelecek. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…