Eğitim sisteminin en büyük sorunu nedir?
“Eğitim; laik, çağdaş, soran, sorgulayan, Atatürk ilke ve devrimlerinin özümsemiş nesiller yetiştirmeyi amaçlamalıdır.”
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği İzmir Şube Başkanı Özgün Utku ile eğitimimiz üzerine konuştuk.

Öncelikle Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği'ni bize tanıtır mısınız?
Memnuniyetle. Söyleşimize başlamadan önce; derneğimizden, eğitimden konuşmamıza olanak tanıdığınız, bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Aralık 2001'de, İzmir 'de kuruldu. Bugün
23 Şube ve 1 temsilciliği var. Genel merkezimiz de İzmir 'de.
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği; laik, bilimsel, parasız, karma eğitimden yana taraftır ve eğitimi bir insanlık hakkı olarak görmektedir. Eğitimin Köy Enstitülerinde olduğu gibi değişim ve dönüşüm yaratma amaçlı niteliğinin günümüzdeki karşılığının bulunmasını talep etmekte ve bu amaçla da çalışmalar yapmaktadır.
Genel merkezin, araştırmacılar ve öğrencilerin Köy Enstitülerine dair bilgi edinebilmesi için hazırlanmış kaynakça, başucu eseri olabilecek otuzun üstünde basılı kitabı ve 3 ayda bir okuyucuya ulaşan Yeniden İmece dergisi vardır. Genel merkezimiz her yıl 17 Nisan 'da Aydınlanma Onur Ödülü ve 24 Kasım 'da Mustafa Necati Öğretmenlik Onur Ödülü vermektedir.
Genel merkezimiz ve şubelerimiz; Köy Enstitüsü ilkelerini Türkiye’nin değişen, gelişen koşullarında güncelleyerek yaşama geçirmek, Köy Enstitüsü kültürünün, eğitim modelinin doğru algılanmasını ve gelecek kuşaklara taşınabilmesini sağlamak, bilim çevrelerinin ve toplumun ilgisini bu konuya ve kazanımlarına yönlendirmek için sempozyum, çalıştay, konferans ve paneller düzenlemektedir.
Sayın Utku, 7 yıldır Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İzmir Şubesinin başkanısınız. Biraz da şubenizden bahseder misiniz?
İzmir Şube aynı zamanda derneği kuran Şube olduğu için bu son derece onur verici ve insana sorumluluk yükleyen bir görev.
Şubemizin etkinliklerini pandemiden önce ve sonra diye ikiye ayırmak gerekiyor. Covid salgınından önce panel, söyleşi, toplantı ve anma programları yapıyorduk. Covid'le birlikte eğitimdeki fırsat eşitsizliği şamar gibi yüzümüze vurdu. İzmir’den ve ülkenin genelinden bize ulaşan veli, öğretmen, okul aile birliği başkanları evlerinde televizyon ve tablet olmadığı için öğrencilerin eğitimden koptuğunu söylüyor, destek istiyorlardı. "Türk vatanının dağlarında ve kırlarında, hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız." diyen Köy Enstitülerinin efsane Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in izinde bu evlatlar için bağışçılar bulduk. O tek bir deniz yıldızının bilim denizine kavuşması için çalıştık. O süreçte 5 tablet, 2 laptop ve 1 bilgisayarı EBA'ya ulaşamayan öğrencilere kazandırdık.
İzmir merkeze 186km uzaklıktaki Kiraz ilçesinin Cevizli mahallesinde köy odası içinde; 25.12.2020 gününde Mevlüt Kaplan kütüphanesini, 28.10.2023'de, Selçuk İlçesi Çamlık mahallesi (köyü) Nafiz Ulu Gençlik Merkezi içinde Halil Vural kütüphanesini açtık.
Köy enstitülerinde her köye bir okul, her okula öğretmen ereğiyle yola çıkılmıştır. "Peki bugün köy okulları ne durumda?" Sorusuna yanıt olarak '21. Yüzyılda Köy Okullarımız ' Fotoğraf Sergimizi açtık. Çok ilgi uyandırdı, davetler aldı, epey gezdi sergimiz.
Covid günlerinde ilkokula başlayan, eğitimini evde alan çocukların ince motor becerileri nasıl, iki yıllık yüksekokullarda okulun kapısını görmeden diploma alan gençlerin duyguları nedir vb arayışı içindeydik. Öğrencilerin velileri, öğretmenleri, kendileri ve sanat camiasının odağı buraya dönsün diye 'Nasıl bir eğitim?' konulu Mandolin Kısa Film Yarışması açtık. Maalesef katılan film sayısı azdı ancak çok ilginç kısa filmler ulaştı o süreçte bize.
Covid sonrası panel, söyleşi ve anma etkinliklerimizi sürdürüyoruz. Paydaşlarımızla birlikte Köy Enstitülülerden günümüze eğitimin yolculuğunu anlatan UMUT Fotoğraf Sergimizi 14.05.2026'da açtık. Davet edildiği yerlere Sergimizi götürmek arzusundayız.
Köy Enstitüleri ile günümüzdeki eğitimi karşılaştırabilir misiniz?
* Köy Enstitüleri eğitimde fırsat eşitliği demekti. Normalde eğitim olanağı bulamayacak fakir köy gençlerine eğitim olanağıydı. Bugün köy okulları kapatıldı. Taşımalı eğitime km sınırı getirildi. O km'nin dışındaki evlatlar nasıl okuyacak? Her gün sıcakta, soğukta, yağmurda karda okula taşınmak çocukta nasıl duygular uyandırır?
* Kadınlara eğitimde pozitif ayrımcılıktı. Köy Enstitüsünde eğitime gelen kız öğrenci okula sınavsız alınırdı. Erkek öğrenci yanında kız öğrenciyle gelirse; o erkek öğrenci de okula sınavsız alınırdı.
Kız çocukları için güvenli barınma olanağı devlet tarafından sağlanmayan günümüzde Aladağ 'daki gibi yurtlarda cayır cayır yanan; ya da taciz, tecavüze uğrayan kızların haberlerini okuyoruz. Kızlarının
taşımalı eğitimle saatlerce erkek öğrencilerle okula taşınmasını kabul etmeyen bir çok aile kızlarını eğitimden çok erken yaşlarda almaktadır.
* Köy Enstitülerinde iş için, iş içinde eğitim vardı. Öğrenci örneğin derste birleşik kaplar metodunu öğrenir, sonra bunu kullanarak okuluna su getirirdi. Yaparak, yaşayarak edinilen bilgiler kalıcı olurdu. Günümüzde laboratuvarı olmayan okullar, deney yapmadan mezun olun çocuklarımız var.
* Köy Enstitülerinde eleştiri kültürü vardı. Her cumartesi günü öğrenciler, öğretmenler ve görevliler bahçede toplanır haftayı değerlendirirlerdi. Serbestçe eleştiri yapılır, eleştirilen kişi de söz alıp kendini savunurdu. Bugünse bölüm birincisi bile olsa; diploma töreninde atanmış dekanla fotoğraf çektirmek istemeyen öğrenci cezalandırılıyor.
* Köy Enstitülerinde gün bahçede oynanan yöresel oyunlarla başlardı. Her öğrenci mutlaka bir müzik aleti çalardı.
Bugün bahçesi olmayan okullar var. Müzik 10, 11, 12. sınıflarda seçmeli ders.
* Köy Enstitüleri dünya klasiklerinin en çok okunduğu yerlerdi. Günümüzde sınav odaklı eğitim nedeniyle çocuklar tüm zamanlarını test kitapları ile geçiriyor.
* Köy Enstitülülerde öğrenci mezun olduğunda atanırdı. Bugünse 'atanmamış öğretmen' gerçeği var. Bu mezunları zaman zaman kurye olarak kapımızda, kasiyer olarak markette; öğrencilerin ve eğitimin çok çok uzağında görüyoruz.
* Köy Enstitülülerinde eğitime başlayan her öğrenciye 2 takım giysi, 3 öğün yemek verilirdi. Bugün öğrenciler, okulda, bir öğün ücretsiz yemek yesin, temiz su içsin diye çabalıyoruz.
Eğitim sisteminin en büyük sorunu nedir? Çözüm önerileriniz nelerdir?
Eğitim; laik, çağdaş, soran, sorgulayan, Atatürk ilke ve devrimlerinin özümsemiş nesiller yetiştirmeyi amaçlamalıdır. Eğitim öğrenci, öğretmen ve okul demek. Buna göre çözüm önerilerim:
* Eğitimde 4+4 sisteminden 1+8 sistemine geçilmeli.
* Köy okulları yeniden açılmalı. Öğretmen köyde yaşayınca öğrenciyi, aileyi, köyü tanır. Yeni Narin'lerin önüne geçilir.
* Yaz saati uygulamasına dönülmeli. Çocuklar kör karanlıkta uyanıp okula gitmekten kurtulmalı.
* Yeni okullar açılmalı. Sabahçı, öğleci sistem yerine tam gün eğitime geçilmeli.
* Öğretmen atamaları yapılmalı.
* Öğrencilerin tercih etmediği İmam Hatip Liseleri normal liseye dönüştürülmeli. Sınıf mevcutları azaltılmalı.
* Okullarda her 100 öğrenciye bir rehber öğretmen olmalı.
* Okul girişlerinde 1 görevli(güvenlik) olmalı. Öğrencilerin önlük/formaya dönmesi öğrenci ile diğer ziyaretçilerin kolayca ayrılmasına yardımcı olabilir.
* Okulların temizliği için kadrolu personel olmalı.
* Toplumsal cinsiyet eşitliği ders programlarına konulmalı.
* Laboratuvarsız, bahçesiz okul garabetinden dönülmeli.
* Ders ücretli, sözleşmeli öğretmen statüleri kaldırılmalı. Öğretmenlerin tamamı kadrolu olmalı.
* Öğrenci başarısızsa sınıf tekrarı yapmalı.
* Öğrencinin okul devam/devamsızlığı dikkatle takip edilmeli.
* Çağının çağdaşı, çocuğu dünyayla rekabet edecek yetkinliğe getirecek dersler programa eklenmeli.
* Öğretmen maaşları eğitimcileri mutlu edecek seviyede olmalı.
* Okullarda bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su olmalı.
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...