İBB davasında 2. celsenin 12. günü tamamlandı
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu İBB davasının ikinci celsesinin 12. günü başladı. Savunma yapan Selim İmamoğlu, "Soyadım İmamoğlu olmasaydı burada olmayacaktım" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının ikinci celsesinde 11. gün geride kaldı. Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan yeni duruşma salonunda görülen davada tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.
İMAMOĞLU: MİLLET ŞAHİDİMDİR
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yürüttüğü davanın ikinci celsesinde 11. günün en önemli gündemlerinden biri İmamoğlu'nun tahliye talebi oldu. İmamoğlu, davaya ve hakkındaki suçlamalara ilişkin sert eleştirilerde bulundu.
İmamoğlu, "Bu davanın millet şahididir. Bu hukuksuzluk... hukuksuzlukların şahidi millettir. Bize yapılanların şahidi milletimdir. Millet şahidimdir!" ifadelerini kullandı.
Mücadelesini sürdüreceğini belirten İmamoğlu, "Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları yargılamaya burada devam edeceğim" dedi.
İKİ KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
11. günde, İmamoğlu'nun sözlerini tamamlamasının ardından savcı mütalaasını açıkladı. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Mahkeme heyeti ise iki sanık hakkında tahliye kararı verdi. Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ile iş insanı Serkan Öztürk, ileri yaş ve sağlık sorunları gerekçe gösterilerek tahliye edildi.
SELİM İMAMOĞLU SAVUNMA YAPTI
Duruşmanın 12. gününde Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Selim İmamoğlu savunma yaptı. Selim İmamoğlu, "Soyadım İmamoğlu olmasaydı burada olmayacaktım" dedi.
Halk TV muhabiri Gamze Altunay, İBB davasının ikinci celsesinde yaşananları anbean aktarıyor...
2. CELSENİN 12. GÜNÜ TAMAMLANDI
İBB davasında 2'nci celsenin 12'nci günü son sanık Rıdvan Melih Dinçer'in savunmasını tamamlamasıyla sona erdi.
SON KİŞİ SAVUNMASINA BAŞLADI
İBB davasında 2'nci celsenin 12'nci gününde savunma yapacak olan son sanık Rıdvan Melih Dinçer kürsüye çıktı.
SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR
Mehmet Türkoğlu'nun ardından sırasıyla 20. kişi Hüseyin Ekrem Fidan ve 21. kişi Cenk Gümüşçüoğlu da savunmalarını yapmak üzere kürsüye çıktılar.
GÜNÜN 19'UNCU SANIĞI KÜRSÜDE
İBB davasında 2. celsenin 19. gününde tutuksuz sanık Mehmet Türkoğlu savunmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.
"Suç örgütü üyesi değilim, mağdurum"
İtirafçı Sarp Yalçınkaya da mahkemede ifadesini verdi. Duruşmanın sorgu bölümünde sanık Fatih Keleş, Sarp Yalçınkaya'ya doğrudan sorular yöneltti:
"Sayın Savcım, Sayın Heyet; benim savunmam 3 bölümden oluşuyor. Önce ben kimim, ne işle uğraşırım ve Murat Gülibrahimoğlu ile nasıl tanıştım, onu izah edeceğim. İkinci bölümde iddianame veya savcılık ifadelerim ve neye kadar benim hakkımda tutarsız konuşan sanıkların beyanlarıyla ilgili konuşacağım. Üçüncü bölümde de kafadaki soruların cevabını vermeyi planlıyorum. Sözlerime başlamadan önce şunu belirtmek isterim: Ben çeşitli tarihlerde 6 defa ifade verdim. Bu ifadelerimin hepsinin arkasındayım. Ben ifadelerimin hepsini devletime ve adalet sistemine yardımcı olmak için verdim. Benim ifadelerim bir etkin pişmanlık ifadesi değil, devletime yardımcı olma adına bir vatandaş olarak dosyada sanık olarak ismi geçen firari Murat Gülibrahimoğlu ile beraber geçirdiğimiz dönemde şahit olduklarımdan ibarettir.
Bahsi geçen çıkar amaçlı suç örgütünün üyesi değilim. 414 adet sanıktan hiçbir kişiyi tanımıyorum. Hiçbir kimseyle herhangi bir GPRS kaydım söz konusu değildir. Beraber fotoğrafım dahi yoktur. Aleyhime verilen hiçbir ifade yoktur. Dosya dışında sadece 2 kişi benim hakkımda ifade vermişlerdir. Onlar ile de ticari ihtilaf durumumuz söz konusudur. Murat Gülibrahimoğlu ile ticaretim, yakıt alışverişi ile ilgilidir. Benim sadece Murat Gülibrahimoğlu ile aramda ticari ilişki vardır, başka hiçbir şey yoktur. Ben, akaryakıt ticaretiyle uğraşıyorum. Şirketlerim İzmir'dedir. Aile şirketimiz 1996 yılında kurulmuştur. Ben bu işletmeye 2000 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra dahil oldum. Yurt çapına yayıldım. Birçok taahhüt firmalarına, beton santrallerine, nakliye ve hafriyat firmalarına yakıt tedariki sağlıyoruz. Firmamızın bulunduğu bölgede ve İzmir ili sınırlarında vergi rekorları kıran firmalar arasında yer almıştır. Gerek firmamızın gerek benim şahsımın mal varlıkları 2018 yılı öncesine dayanmaktadır. Herhangi bir suç kaydım yoktur. Yani adli sicil kaydım temizdir. Bugüne kadar karakol yüzü görmedim. İstanbul'da herhangi bir tapum yoktur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ödediğim herhangi bir faturam yoktur. Elektrik faturam, su faturam dahi yoktur. Biz, İzmir'de yaşamaktayız.
Murat Gülibrahimoğlu ile tanışmamız 2018 yılının 3. çeyreğine dayanmaktadır. Kendisiyle benim direkt bir alışverişim yoktu. Benim yakıt verdiğim müşterim Murat Gülibrahimoğlu'na iş yapmış, ondan almış olduğu çekleri bana keşide etmiş ve vermişti. Müşterim ile beraber gelerek bana verdikleri çekleri ödeyemeyeceğini, yardımcı olabilecek bir durum varsa da konkordato alacaklarını söylediler. Yardımcı olursam teminat olarak tapu verebileceklerini söyledi Murat Gülibrahimoğlu. Hatırlarsanız efendim 2018 yılının 3. çeyreği ekonomik olarak çok zor bir dönemdi, birçok firma konkordato alıyordu. Ben de çekinerek tekliflerini kabul ettim. Biz İzmir'de ortak tanımış olduğumuz insanları bularak, referans oluşturarak "Murat Gülibrahimoğlu'na yardımcı ol, borcunu öder, iyi tüccardır" dediler. Ben de bu vesileyle kendisine yardımcı oldum.
Murat, İzmir'de yaşamamasına rağmen, İzmir bürokrasisi ve siyasetindeki isimlerle ilişkileri çok yakındı. Bana olan borcunu dolara çevirip ödeme yapacağını ve buna istinaden arsa teminatı vereceğini konuşmuştuk. Tanışıklığımız ilerleyince 2020 yılında borçlarına karşılık hafriyat işine ortak etmek istediğini söyledi. Gel zaman git zaman 2022 yılında "Hisse devirleri yapmalısın, bu nasıl ortaklık ya da benim borcumu öde" dediğimde "Sana borcunu ödeyeceğim, Fatih Keleş'i şirketlerime ortak ettim" ifadesini kullandı. Fatih Keleş'in Ekrem Başkanımızın sağ kolu olduğunu ve bu vesileyle de belediye desteğini yanına alacağını bana Murat Gülibrahimoğlu kendisi söyledi. Konuşmalarında hep "Ben devletim, devlet benim arkamda" tabirlerini kullanırdı. Bu ifadelere iddianameyi okuduğumda diğer tanık beyanlarında da sıkça rastladım ve gördüm. 2022 yılına kadar borcunu ödemekte zorlanıyordu. Bu tarihe kadar iflas etmemesi ve bana olan borcunu ödemesi için zaman zaman 1-2 günlük tüketim ödüncü kapsamında borç para alışverişimiz olmuştur. Zaman zaman da işleri idare etmesi için hatır çeki alıp vermişliğimiz vardır.
Murat Gülibrahimoğlu, siyaset ve bürokrasiyle iyi ilişkiler kurabilme özelliği olan birisiydi. Bu 6 yıllık süreç içerisinde, kendisiyle, bana borcu olduğu için çok sıkça vakit geçirme fırsatımız oldu. Haftada 1-2 akşam yemek yer, kendisi alkol alırdı, muhabbet ederdik. Ara ara beraber seyahatler yapardık. Zaten bir sonraki bölümde söyleyeceğim savcılık ifadelerinde Murat Gülibrahimoğlu, bu geçirdiğim zaman vesilesiyle, yakınlık vesilesiyle olmuştur. Ben bu dosyada Murat Gülibrahimoğlu dışında hiçbir kimseyi tanımıyorum efendim. İsmi geçen Hakan Karanis Bey ile bir defa seyahatim olmuştur. Kendisini tanımıyorum. Kendisiyle bir defa Murat Gülibrahimoğlu vesilesiyle yurt dışı seyahatim oldu. Seyahat sırasında gayet düzeyli bir zaman geçirildi. Onun hakkında konuşulan ifadeler, benim konuştuğum, söylediğim ifadeler Murat Gülibrahimoğlu'na ait olan ifadelerdir. Ben kendisi hakkında yorum yapacak bir ilişkisel seviyede olmadım. Kendisini çok sıkı bir şekilde tanıma imkanım olmadı.
Ayrıca Fatih Keleş isimli kişi... Fatih Keleş isimli kişiyi de ben tanımıyorum. Kendisi de zaten beyanlarında beni tanımadığını ifade ediyor. Fakat Fatih Keleş isimli kişi ile 3 veya 5 defa Murat Gülibrahimoğlu'nun Etiler'deki ofisinde karşılaştık ve Murat Gülibrahimoğlu ile sohbet ederlerken, benim de kendilerinin sohbetlerini dinleme ve o sohbetlere şahit olma durumum söz konusu oldu. Zaten Fatih Keleş benim bu olaylarla alakalarımın olmadığını beyan etmeye çalışmıştır. Murat Gülibrahimoğlu ifadeleri dışında Fatih Keleş'in hakkında yorum yapacak bir durumda değilim. Beyanlarımın hepsi Murat Gülibrahimoğlu ve Fatih Keleş'in sohbetlerinin detaylarıdır. Onlar konuşurken benim şahit olduğum şeylerdir.
Evet Sayın Savcım; Adem Başer ifadesinde Cebeci sahası ile ilgili düzenli toplantı yaptıklarından bahsetmiş. Burada iddianame ve sanık ifadelerinden bahsetmek istiyorum. Bu toplantılarda ben yokum. Bu da bu kişilerle benim herhangi bir bağımın olmadığının kanıtıdır diye düşünüyorum. Adem Başer ve Fatih Keleş arasında geçen bir diyalogda Fatih Keleş, Adem Başer'e soruyor. Bu da savunmada arkadaşların konuştuğu şeyler: "Dörtel Mermer firmasını Sarp size sordu mu?" "Evet sordu." Çünkü tanımadığım için sordu. Evet, ben Dörtel Mermer firmasını sordum. Bu tüzel kişiliği tanımıyorum, Fatih Keleş'e ait olduğunu da ben sonradan öğrendim. Bu durum açık ve net olarak bu ilişkilerden benim haberim olmadığının ispatıdır.
Cebeci sahası ile ilgili bir diğer bahsi geçen kişi firari İbrahim Bülbüllü'dür. Kendisini şahsen tanımıyorum. Bu kişiyi hiç görmedim. Murat Gülibrahimoğlu'nun ifadelerinden İbrahim Bülbüllü ismini tanıyorum. Aynı şekilde iddianamede ismi geçen muhasebeci Cihan İlçin isimli kişi ile ne gördüm ne duydum ne tanıdım. Murat Gülibrahimoğlu, Cebeci bölgesinde arsa toplamış, ruhsat toplamış. Fakat ben hiçbir kimseyi görmedim, tanımadım. Bu olayların hiçbirisinden benim haberim yok. Benim sorulduğum tüm sanıklar, benim hakkımda yakıt veren kişi olarak bahsediyorlar. Ayrıca benim hakkımda Vergi Usul Kanunu’na muhalefet ve eylem olduğu iddia edilmiş. Efendim iddianamede açık ve net olarak yazıyor; Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketleri ile -MASAK raporlarında da buna değinilmiş- benim şirketlerim arasında herhangi bir gerçek dışı eylem yapılmamıştır. Ayrıca şirket muhasebecisi Cem Çelik de ifadelerinde bu konuyu net olarak ifade etmiştir. Benimle ilgili zaten herhangi bir vergi tekniği raporu vesaire bir şey yoktur.
Daha önce de söylediğim gibi şahsım hakkında herhangi bir suç kaydı yoktur, sicilim temizdir. Sosyal medyada suç makinası olarak ismim geçiyor, 11 ayrı suçum olduğu söyleniyor fakat benim hiçbir suçum yok, hiçbir suç kaydım yok. İntihara teşebbüs suçundan bahsediliyor, ben hayatımda hiç kimseyi intihara teşebbüs ettirmedim. Basit yaralama deniliyor efendim, ben hiç kimseyle kavgam olmadı, gürültüm olmadı. Yani hiçbir kimseyle herhangi bir sıkıntısı olmayan, adli sicil kaydı tertemiz bir vatandaşım. Ben, bu dosyanın maddi olarak en mağdur insanıyım. Firari Murat Gülibrahimoğlu tutuklanmadığı için, suçla alakam olmayan, hiçbir maddi menfaatim olmayan bir olaydan dolayı 3,5 ay burada tutuklu kaldım Silivri Cezaevi’nde. Ve eşimin şirketlerine ve mal varlığına el konuldu. Tüm şirketlerime ve tüm mal varlığıma el konuldu efendim. Ayrıca benim dışımda konu ile alakası olmayan aile bireylerimin de tüm mal varlıklarına el konuldu efendim. Bu durumda tek mutlu olabileceğim husus bir nebze olsun devletime katkı sağlayabilirsem o dur efendim. Benim herhangi bir suç örgütüyle hiçbir bağım yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Dosyada adı geçen Adem Başer, Yener Torunler, Yağmur Yeşilyurt ile alakalı herhangi bir ifadem olmamıştır. Beraatimi talep ediyorum, teşekkür ederim.
HAKİM&SAVCI SORGUSU
Hakim: İfade içeriklerinin doğru olduğunu söylüyorsunuz.
Sarp Yalçınkaya: Evet efendim. Altı tane ifadem var.
Hakim: Murat Gülibrahimoğlu'nun anlattıklarından duyduklarını aktardın.
Sarp Yalçınkaya: Şahit olduğum şeyleri ifade ediyorum efendim. Bunlar Murat Gülibrahimoğlu'yla beraber geçirdiğim vakit sırasında, bunlara şahit olduğum olayları aktardım.
Hakim: Savcı Bey'in sorusu var mıdır?
Savcı: Var Başkanım. Sarp Bey, ifadenizde Fatih Keleş'ten bahsederken bir denetçi gibi bahsetmişsiniz. Fatih Keleş neyi denetliyordu ve kim adına denetliyordu?
Sarp Yalçınkaya: Efendim, ifademde söylediğim gibi ben Fatih Keleş beyefendiyi tanımıyorum. Ben Fatih Keleş beyefendiyi Murat Gülibrahimoğlu'nun anlattıklarından dolayı tanıyorum. Ve sohbetlerinden dolayı Fatih Keleş beyefendinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde önemli bir insan olduğunu anlıyorum. Söylenenlerinden dolayı Murat Gülibrahimoğlu'nun, Ekrem Bey'e çok yakın birisi olduğunu anlıyorum. Ayrıca şirketlerin ortağı olduğunu biliyorum.
Savcı: Hangi şirketlerin?
Sarp Yalçınkaya: Kuzey İstanbul grup şirketlerine. Birçok firması var; Kuzey İstanbul Gayrimenkul, Kuzey İstanbul Modern, bu şirketlerine. Çünkü Murat Gülibrahimoğlu'nun bana borcu varken "Seni şirketlerime ortak yapacağım." demişti. Ondan sonra bana bizzat ifadesi: "Seni şirketlere ortak yapmayacağım. Borcunu ödeyeceğim. Fatih Keleş şirketlerime ortak olmak istiyor. Ben de işlerimi yürütmek için Fatih Keleş'i ortak yapacağım." demişti.
Savcı: Fatih Bey'le kaç kere oturdunuz ve ne kadar zaman geçirdiniz?
Sarp Yalçınkaya: Fatih Bey'le çok fazla vakit geçirmedik efendim. Murat Gülibrahimoğlu'nun Etiler'de bir ofisi vardı. O Etiler'deki ofisinde tahminen üç defa bir araya gelindi. Yani bir araya gelindi derken ben oradayken Fatih Bey de ya oraya geldi veyahut da onlar otururken ben denk geldim. Bir defa bir uçakta karşılaşıldı, herhalde Trabzon maçıydı. Oranın dönüşünde karşılaşılmıştı. Onun dışında zannedersem bir defa da başka bir yerde denk geldi. Ağırlıklı olarak sohbetlerine şahit olduğum yer Etiler'deki ofisleridir. Murat Gülibrahimoğlu'yla beraber siyaset konuşulduğu, işleri konuştukları yerde ifadelerimde geçen konular, şahit olduğum konulardır efendim.
Savcı: Yine bu ifadelerinizde hani şahit olduğunuz, o gün ortamda bulunduğunuzu beyan ettiğiniz birkaç konu var. Hatta hangi tarihte... 18.01.2024 tarihli ifadenizde şundan bahsetmişsiniz: "Yine ben Murat'la Etiler'de bulunan ofisine gittim. Ofise gittiğimde orada Fatih Keleş de vardı. Murat beni Fatih Keleş'e tanıştırdı. Murat, Fatih Keleş'e benim güvenilir biri olduğumu, rahatça sohbet edebileceğini söyledi. Bundan sonraki sohbette Fatih Keleş'in ifadelerine bahsetmişsiniz. Bu konuyu açar mısınız biraz, o günü hatırlıyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Efendim, tam ben ifadeyi bulursam...
Savcı: 18.01.2024 tarihli. Orada hani imar, iskan, ruhsat sıkıntısı olanları bulalım, çıkışta Büyükşehir'den iş varsa kapatalım gibi beyanlar var. Bunları bizzat Fatih Keleş'in sohbetinde mi duydunuz?
Sarp Yalçınkaya: Evet efendim. Zaten sohbetler genelde bu çerçevede oluyordu. Tabii bu konular çok özel konular olduğu için Murat Gülibrahimoğlu sanırım Fatih Keleş'e benden bahsetmiştir daha önce, çünkü çok yakınlardı. Ben de 2018 yılından beri Murat Gülibrahimoğlu'na çok yakınım ve uzun süre beraber vakit geçirdik. Alacağım olduğu için ben de onunla çok sık görüşmeler içerisindeydim. Tabii ki tanımasına rağmen beraber oturduk muhabbet edildiği sırada, usulca bir şekilde yani benim görmediğimi sanacak bir şekilde konuşacağı konu hakkında "Nasıl, güvenebilir miyiz?" der gibi bir konuşma oldu. Murat da kafasını sallayarak herhangi bir sıkıntı olmadığı, güvenilir bir kişi olduğum teyidini verdi efendim.
Savcı: O sohbetlerde ne konuşuluyordu beyanlarınızda? 1 milyon dolar üzerindeki para, arsa, ofis vesaire...
Sarp Yalçınkaya: Efendim işte...
Savcı: ...bedava kayıt edip imarsız büyük arsa bulalım tarzında konulardan bahsediliyor.
Sarp Yalçınkaya: Evet, ifademde yazan şeylerin hepsi konuşmada geçen şeylerdir efendim. AVM'lerden ve imar ve iskan ruhsatı sıkıntısı olan yerlerden çeşitli paraların toplanmasıyla alakalı muhabbetler vardı. Buradan toplanan paralarla da işte sosyal medyada ve işte diğer ifademde belirtmiş olduğum çeşitli harcamalarda kullanılması adına görüşmeler geçiyordu efendim.
Savcı: Bunlar Murat'ın ofisinde mi gerçekleşti Etiler'de?
Sarp Yalçınkaya: Başka bir yerde ben Fatih Keleş'i görmedim efendim, sohbet yapma imkanım olmadı. Bu şekilde sohbet sadece Etiler'deki ofisinde söz konusu oldu.
Savcı: Yine bu Etiler'deki ofisinde yine, "Ofise gittiğimde Fatih Keleş, Murat'ın ofisinden çantalarla çıktığını gördüm. Çantaların bir tanesi hafifçe aralıktı, içinde dolar gördüm." şeklinde beyanınız var. Bu paralar ne için, iddia edilen paralar ne için veriliyordu?
Sarp Yalçınkaya: Efendim ben paraların ne için verildiğini tam bilemiyorum. Ama aralarında bir para muhabbeti olduğunu biliyorum. Şu şekilde: Ben o gün ofise gittiğimde Fatih Bey sonradan geldi. Bir çanta hazırlanmıştı kendisine. Fatih Bey şirketle alakalı herhalde aylık raporu almaya mı geldi artık bilemiyorum, kendisine bir rapor verildi. Bir de "Yönetim Kurulu imzası eksik" falan gibi bir muhabbet vardı, Fatih Bey imzasını attı. Ondan sonra çantayı da alıp aramızdan ayrıldı efendim.
Savcı: Bu Fatih Keleş'e alınan villadan bahsetmişsiniz, Murat Gülibrahimoğlu'nun villası Kemerburgaz'da herhalde. Bu konu nedir, bilginiz ne kadar?
Sarp Yalçınkaya: Efendim, Murat Gülibrahimoğlu bana borcu olan bir şahıs. 2018 yılından beri borcu olan bir şahıs. Bu defter ve kayıtlarda bellidir. Ben devamlı paramı almak için tabii Murat Gülibrahimoğlu'nun peşinde koşuyorum. Ama arkadaş borcu ödemekten ziyade bana kendisinin aldığı evleri gezdirmeyi veyahut da kendisinin yaptığı işleri anlatmayı tercih ediyordu. Biz de tabii paramızı kurtarmak adına etrafında gezinip duruyorduk. Kemerburgaz'da bir ev aldı efendim. Bu evin içine yurt dışından çeşitli malzemeler geliyordu. Evi komple yıktı, yeniden yaptırıyordu. O süre içerisinde ben de Etiler'de çek almak için ofisini ziyarete gittiğim sırada, "Hadi kalk eve gidelim, yeni yaptığım eve, seni gezdireyim." diye aldı beni Kemerburgaz'a yeni yaptırdığı eve götürdü. Yeni yaptırdığı evi gezdirirken evin yan tarafına da bir ev aldığını ve "O evi Fatih abiye aldım." dediğini ifademe geçirdim efendim.
Savcı: Tamam, yine bir BİM kartı meselesinden bahsetmişsiniz, Multinet'ten almışsınız, 35 milyon TL.
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Savcı: Bunu Murat mı talep etti sizden?
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu'nun o dönem için herhalde kendisinin nakit durumu çok müsait değildi, "Bana alır mısın?" dedi. Kendisi bana çekleri gönderdi. Ben de A101 ve BİM, herhalde A101 kartı olması lazım, Multinet'ten A101 kartları aldım yaklaşık 35-36 milyon liralık. Çekler de belli, faturalar da belli. Ben de onun faturasını Murat Gülibrahimoğlu'na verdim. Murat Gülibrahimoğlu da elemanlarıyla o kartları alıp çeşitli yerlere dağıttı. Nereye dağıttığını tam kestiremiyorum.
Savcı: Bu kartları İzmir'den mi temin ettiniz, İstanbul'dan mı?
Sarp Yalçınkaya: İstanbul'dan efendim.
Savcı: Tamam. Bir de Hakan Karanis'ten bahsettiniz bu ifadenizde. Murat'ın Hakan Karanis'e para gönderdiğinden falan değinmişsiniz. Murat'la Hakan'ın nasıl bir ilişkisi vardı? Bu gönderilen paralar niye gönderildi, bilginiz var mıdır?
Sarp Yalçınkaya: Hakan Karanis'i ben bir defa uçak seyahatinde tanıma fırsatım oldu. Uçak seyahatinde tanıdıktan sonra bir iki gün vakit geçirdik, bir veya iki gün vakit geçirdik. Sonrasında kendisini hiç görmedim. Fakat sonrasında ben Murat Gülibrahimoğlu'na sordum çünkü çok önem gösterdiği bir kişiydi. "Kim?" dedim, "Hakan Karanis kim?" dedim. O da "Başkanın çocukluk arkadaşı. Ben yanımda tutmaya çalışıyorum, Başkana ulaşabilmek adına, İBB'de işler yapmak adına kendisine yakın olmaya çalışıyorum. Ara ara kendisine para gönderiyorum." gibi söylemi olmuştu. Daha sonra birkaç yıl sonra tekrar "Hakan abiyle görüşüyor musun? Nasıl, iyi mi?" diye sorduğumda da "İşte ara ara küsüyoruz, ara ara barışıyoruz. İşte benden zaman zaman dengesiz paralar istiyor; az istiyor, çok istiyor. Onun için işte bir iyi bir kötü idare ediyoruz" demişti. Hakan Karanis hakkındaki ifadesi bu şekildeydi efendim.
Savcı: Hakan Karanis'in Cumhurbaşkanlığı fonu ve diğer giderler için sürekli para istediğini söylemişsiniz. Bu Cumhurbaşkanlığı fonu meselesinde Fatih Keleş'in yeri ve anılarınıza da birkaç değinmişsiniz. Buradaki şahit olduklarınızı bize anlatır mısınız?
Sarp Yalçınkaya: Efendim bunlar Murat Gülibrahimoğlu'nun söylemiş olduğu, bana söylemiş olduğu, benim şahit olmuş olduğum ifadelerdir. Bu paraların nerelere harcandığını ben net olarak bilememekle beraber bu paraların Murat Gülibrahimoğlu'nun ifadeleri dolayısıyla anladığım şudur: Bu paralar Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlık binasının alınmasında, Murat Gülibrahimoğlu ben yardımcı oldum demiştir. Kurultay seçimlerinde beni arayıp benden para istemiştir, ben yardımcı oldum demiştir. Aynı şekilde kurultaydan sonra patron başkan olacak destek olmamız lazım, Fatih artık bu konularda bizi çok sıkıştırıyor para toplamamız lazım gibi söylemlerini zaten ifademde de geçirmiştim efendim. Bu paraların hepsinin Cumhurbaşkanlığı seçimi ve diğer konularla alakalı, işte sosyal medyanın yönetilmesi, çeşitli haber kanallarının desteklenmesi vesaire.
Savcı: Olay TV ile ilgili bir anlatımınız var. O süreç nasıl gerçekleşti Olay TV süreci?
Sarp Yalçınkaya: Efendim Olay TV süreci de benzer. Beni kendisi bir gün aradım, yanına gidiyordum. Malum İstanbul'da trafik çok yoğun, ben dedi ofis dışında olacağım, adresini yanlış söylemek istemiyorum İstanbul'daki lokasyonlara çok hâkim değilim. Ya Kâğıthane tarafı ya o civarlarda bir yerden bana bir konum attı. Ben de buraya geçiyorum sen de buraya gel dedi. Ben de oraya gittim. Gittiğim yer Olay TV'nin binası, bir televizyon binasıydı. İşte çeşitli haber kanalları bizim istediğimiz şekilde çok fazla haber yapmıyorlar, biz alternatif bir haber kanalı oluşturmak adına bu haber kanalını almak istiyoruz, patron emir verdi bu haber kanalını benim almamı söyledi gibi Murat Gülibrahimoğlu'nun ifadesi var efendim. Olay TV'nin olduğu noktada buluştuğumuzda bana kendisinin söylemiş olduğu ifadeler budur.
Savcı: Orada herhangi birisiyle pazarlık veya bir görüşme yapıldı mı yoksa tek gidip baktınız mı?
Sarp Yalçınkaya: Efendim ben bakmadım. Murat Gülibrahimoğlu oradaydı, ben Murat Gülibrahimoğlu'nun yanına buluşmaya gittim. Murat Gülibrahimoğlu oraya girdiğinde zaten içerisi bomboştu. Herhalde bir orada inşaat durumu söz konusuydu. Zaten bu televizyon veya gazete gibi şeylerin önemli olan şeyleri ruhsatları, onun devrolunması. Orada hiçbir kimseyle pazarlık durumu söz konusu olmadı. Bir iki tane tanıdığını gördü, biraz şakalaştılar, muhabbet ettiler. 15-20 dakika durduk, sonra ayrıldık efendim oradan.
Savcı: Yine 18.07 tarihli ifadenizde etkin pişmanlık ifadesinde vermemeniz için size baskı yapıldığından bahsetmişsiniz. Bu baskıyı kim ve ne için yaptı veya kimler tarafından?
Sarp Yalçınkaya: Efendim benim 6 adet ifadem var. Bu 6 adet ifade verilmeden önce, ilk birinci ve ikinci ifademde Murat Gülibrahimoğlu tabii bu süreç içerisinde, ben ilk defa başıma böyle bir şey gelmiş, hiç tecrübem yok, onun hakkında herhangi bir bilgim yok. Tabii bu süreç içerisinde yılbaşından bu tarafa Murat Gülibrahimoğlu devamlı işte şöyle bir durum olacak, operasyon yapılacak, ben alınacağım, seni de alacaklar vesaire gibi şeylerle beni manipüle edip ciddi anlamda ruh sağlığımı bozmuştu efendim. Sonrasında ben tabii bu gözaltı ve tutuklanma süreci olunca Murat Gülibrahimoğlu ile irtibat kurma ihtimalim yoktu. Ailemi, eşimi arayarak onlarla konuşma durumu söz konusu olmuş ve onları tehdit etmiş efendim. Çocuklarımı, eşimi tehdit etmiş. Başka suçların da olacağı vesaire vesaire gibi şeylerle onları tehdit etmiş. Ondan sonra benim yine aynı şekilde yakınlarım vesilesiyle cezaevinde bulunduğum süreçte hangi kıyafeti giydiğimi, ne yediğimi vesaire bana haber göndererek beni içeride efendim taciz ediyordu.
Savcı: Murat'ın operasyondan haberi var mıydı kaç ay öncesinden hani bu uyarılara falan filan başladı?
Sarp Yalçınkaya: Efendim Murat'ın operasyondan haberi var mıydı derken, kendisi ifademde var efendim orada, avukat, yanlış söylemeyeyim ismini, Mehmet isimli bir avukattı sanırım, o avukatın adliyeden bağlantıları olduğunu, kendisinin haber verdiğini, başka insanlardan da kendisinin haber aldığını... Zaten efendim Murat devlete çok yakın birisiydi, bürokraside çok insanlarla ilişki içerisinde olduğu için Murat'ın söylediği şeye ister istemez inanıyorduk. Benim hiçbir suçum olmamasına rağmen ben kendimi suçlu gibi görmeye başlamıştım. Ocak yanılmıyorsam, aralık-ocak ayından sonra bu konularla alakalı devamlı operasyon yapılacak, bizi alacaklar, başkalarını alacaklar, işte şu olacak bu olacak gibi söylemlerle bu konudan bilgisi olduğunu söylüyordu. Fakat tabii 19 Mart'ta ilk olay söz konusu oldu. 19 Mart'tan sonra yanlış ifade etmeyeyim, Murat Gülibrahimoğlu'nun gözaltı kararı mayıs ayında oldu. O tarihe kadar da devamlı seni de alacaklar beni de alacaklar, seni de alacaklar beni de alacaklar diyerek devamlı beni manipüle etti. Yani olaylardan haberi olduğunu iddia ediyordu kendisi.
Savcı: Peki yine ifadenizde Murat'ın size yurt dışına çıkarma, paralardan bahsettiğini belirtmişsiniz. Murat bundan nasıl bahsetti? Özel uçaklarla falan paraların gönderildiği vesaire diye bir şeyler anlatılmış ifadenizde.
Sarp Yalçınkaya: Efendim şimdi tabii çeşitli imar veyahut da iskân işlerinden para aldığını iddia ediyordu Murat Gülibrahimoğlu ve bu paraların kendisinde biriktirildiğini iddia ediyordu. Bu paraların yurt dışına kendisinin çıkarması gerektiğini, yurt dışında işte otel gibi yatırımlar yapması gerektiğini ve aynı zamanda yurt dışına bu paraları çıkarmayı düşündüğünü, sen niye yurt dışına yatırım yapmıyorsun gibi şeylerle beni de teşvik etmeye çalışıyordu.
Savcı: Özel uçaklarla falan götürdüğünü...
Sarp Yalçınkaya: Tabii tabii, şimdi oraya anlatacağım efendim. Ben tabii yurt dışına nasıl para çıkarılır, ne yapılır o konularda benim bilgim yok. Fakat Murat Gülibrahimoğlu çok sık özel jetle yurt dışına çıkış yapıyordu. Bu yurt dışına çıkışını niye bu kadar çok yapıyorsun hayırdır dediğimde yurt dışına para götürüyorum, orada yatırım yapacağım diyordu. Özel jet ile para taşınması konusu bundan ibarettir efendim. Daha sonra soğuk cüzdan, kripto ile para çıkaracağını ifade etmişti Murat Gülibrahimoğlu ve bununla alakalı olarak da bir kripto varlık şirketi kurmuştu. Artık nasıl bir parayı yönetiyorsa bilmiyorum, kripto varlık şirketi kurmuştu. Bu kripto varlık şirketiyle yurt dışına para çıkaracağını beyan ediyordu. Yaptılar yapmadılar bilmiyorum. Benim söylediklerim Murat Gülibrahimoğlu'nun beyanlarıdır efendim.
Savcı: Bu uçuşlarla ilgili hani dosya kapsamındaki başka sanıkların uçuşları var mıydı şahit olduğunuz? Mesela Hakan Bey'le uçuş yaptığınızdan bahsettiniz.
Sarp Yalçınkaya: Efendim ben Murat Gülibrahimoğlu ile bir defa uçuş yaptım. O uçuş da 2020 yılında Kiev'edir. O uçuşta Hakan Karanis beyefendiyle karşılaştım. Onun dışında hiçbir uçuşa katılmadım, hiçbir kimseyle de görmedim.
Savcı: Bir de Trabzon uçuşundan bahsettiniz sanırım.
Sarp Yalçınkaya: Trabzon uçuşu zaten dosya kapsamında görünmüyor. Trabzon'da bir maç vardı, yanılmıyorsam Fenerbahçe maçı vardı.
Savcı: Bu uçuşta kimler vardı?
Sarp Yalçınkaya: O uçuşta Fatih Keleş vardı biraz önce söylediğim gibi. Diğer isimleri çok fazla hatırlamayacağım ama kayıtlarda zaten vardır. Yanlış ifade etmek istemiyorum, Hüseyin Köksal vardı galiba. Bir de genç bir arkadaş vardı diye hatırlıyorum. Bir para vesaire durumu o uçuşta efendim söz konusu olmadı, öyle bir durum söz konusu değil. Para konusunun yurt dışına Murat'ın kendisinin özel jetle taşıdığını ifade etmiştir.
Savcı: Tamam benim başka sorum yok, teşekkürler.
Sarp Yalçınkaya: Teşekkür ederim.
FATİH KELEŞ SORUYOR
Fatih Keleş: Sarp Bey, İzmir'de büyük bir tüccarsınız, doğru mudur? Vergi rekoru olduğunuzdan bahsettiniz.
Sarp Yalçınkaya: Kendi çapımızda efendim.
Fatih Keleş: Vergi rekoru kendi çapınızda değil, o zaman İzmir çapında büyük bir iş insanısınız herhalde.
Sarp Yalçınkaya: Evet evet, kayıtlarımızda ben de Fatih Bey.
Fatih Keleş: Murat Gülibrahimoğlu’ndan alacaklı olduğunuz için çok defa onunla temas kurduğunuzdan bahsettiniz az önce.
Sarp Yalçınkaya: 2018 yılından beri sıkça görüşüyoruz.
Fatih Keleş: Çok mu alacağınız oldu kendisinden? Rakamlar verildi; bilançoda kayıtlar ve ifadelerinde verildi, 8 milyon dolar alacak var.
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Fatih Keleş: Uzun süredir bu alacağınız devam ediyor anladığım kadarıyla.
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Fatih Keleş: Peki Murat Gülibrahimoğlu kadar, ona bu alacağınızı istemek için çok gelip gider miydiniz yanına?
Sarp Yalçınkaya: Tabii tabii, zaten sıkça görüşmelerimiz bu sebeple oluyordu. Bir taraftan alacağımızı almak için, bir taraftan da ticaretimizi devam ettirmek için. 2018 yılında Murat Gülibrahimoğlu’nun borcu direkt bana yoktu. Başka birisinden dolayı Murat Gülibrahimoğlu bana borçlanmıştı. Müşteri çeki dolayısıyla bana verdiklerinden dolayı ben Murat Gülibrahimoğlu ile tanışmak zorunda kalmışımdır. 2020 yılına kadar o diğer kişiyle Murat Gülibrahimoğlu kefil olarak bu borcu aramızda aktar, döndür, hatır çeki al-ver şeklinde; piyasada çok kötü olduğu için Murat Gülibrahimoğlu’nu ayakta tutma adına çok sık görüşmelerim oldu. Daha sonrasını zaten biraz önce anlattım, malum durumlar.
Fatih Keleş: Uzun süre bu devam etmiş. Yine mal vermeye devam etmişsiniz anladığım kadarıyla.
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Fatih Keleş: Yine Murat Bey kadar başkalarında, başka firmalarda, başka kişilerde bu kadar alacaklarınız olur muydu?
Sarp Yalçınkaya: En çok alacağım olduğu kişi Murat Gülibrahimoğlu idi. O da Murat Gülibrahimoğlu’na çok güvendiğimden, güvenirliğimden dolayı değildir. 2018 yılında yakıt verdiğim kişi çok samimi bir arkadaşımdı, çok sağlam bir firmaydı. Bir tek ona o kadar mal vermiştim. O malı da verirken kendisinin şahsi çeki bana verilmişti. Aynı zamanda Kuzey İstanbul firmasının çekleri bana keşide edilmişti. O zaman sorduğumuzda Kuzey İstanbul firması borcunu öder, güvenilir firma diye bankadan rapor geldiği için, aynı zamanda tanıdığım arkadaşım çok uzun yıllardır tanıdığım ve sağlam bir firma olduğu için bu kadar yüklü miktarda bir borcu vermiştim. Başka hiçbir kimsede bu kadar yüklü miktarda alacağım söz konusu değildir.
Fatih Keleş: Yakıt işinde teminat söz konusudur. Teminat almadınız mı, almayı düşünmediniz mi alacağınızı kurtarmak için? Yorucu değil midir Sarp Bey, bir alacağınız için bu kadar o alacağınızın peşinde, 2018’den beri devam eden alacağınızın peşinde koşturuyorsunuz ve büyük de bir iş adamısınız. Bir teminat almadınız mı?
Sarp Yalçınkaya: Bir banka teminat mektubu almadım. Çünkü ifade ettiğim gibi biraz önce, daha önce çeklerini keşide eden kişi benim tanıdığım kişiydi ve kendileri yanıma geldiğinde, Murat Gülibrahimoğlu ile beraber, bana tapu vereceklerini ve bu tapu ile beraber borçlarını bekleyeceğimi ifade ettiler.
Fatih Keleş: Hiç bu sözleri yerine getirdiği oldu mu peki? Tapu vereceğini söylemiş, halledeceğini söylemiş... Başka vaatleri de var.
Sarp Yalçınkaya: Kayıtlarda var Fatih Bey, kayıtlarda var. Kendisi kendisine ait yahut da başka bir tanıdığına ait tapu devirlerini bize yapmıştır. Zaten 2024 yılının sonunda sanırsam, kendisinin Haşim Özel adlı bir tanıdığına bu tapuyu geri alıp borcumuzu kapatmıştır. Kayıtlarda söz konusudur Fatih Bey.
Fatih Keleş: Alacağınızı aldınız mı, tahsil ettiniz mi yani Murat’tan?
Sarp Yalçınkaya: O miktarda alacağımı aldım fakat aramızda hesabımız kapanmadı Murat Gülibrahimoğlu ile.
Fatih Keleş: Peki önünüzde bu kadar büyük rakamlar konuşulmuş, hatta 2 milyar dolarlardan bahsediyorsunuz, Murat Bey'in size bunları söylediğini. Şunu söyleyemediniz mi hiç; "Bu kadar büyük rakamları konuşuyorsunuz, bu kadar büyük rakamları sağa sola gönderiyorsunuz, benim borcum niye ödenmiyor?" gibi bir söyleminiz olmadı mı?
Sarp Yalçınkaya: Söyledim fakat Murat Gülibrahimoğlu ile sizin de sıkça vakit geçirme imkanınız oldu. Murat Gülibrahimoğlu ilişkileri çok iyi kuran, çok akıllı, aynı zamanda tabiri caizse bağlayıcılığı kuvvetli bir arkadaşımızdı. Biz de...
Fatih Keleş: Ama bu iş adamı birine karşı değil, siz büyük bir esnafsınız.
Sarp Yalçınkaya: Ben kendisine karşı zaten evi aldığı zaman ve arabasını yenilediği zamanlarda hep kendisini uyarıyordum. Zaten bu kendisini sıkıştırmaların çerçevesinde alacağımı alabildiğimi düşünüyorum. Yoksa daha sonra öğrendiğim kadarıyla benim 2018 yılı ve 2025 yılının Mayıs ayına kadar tanıdığım Murat Gülibrahimoğlu ile daha sonrasında iddianameden okuduğum, dışarıdan aldığım bilgilerle tanıdığım Murat Gülibrahimoğlu'nun apayrı bir kişilik olduğunun farkına vardım. Murat Gülibrahimoğlu beni şirketlere ortak etmek için beni oyalamış ama aynı zamanda başka isimlerden de çeşitli miktarlarda paralar almış, çok yüksek miktarda paralar almış ve bu insanları anladığım kadarıyla, söylemek istemiyorum ama mağdur etmiştir. Şimdi böyle bir karakterden bahsediyoruz. Yani haklısınız, daha çok dirayet gösterip alacağımı istemem gerekiyordu ve bu durumlara düşmemem gerekiyordu. Keşke 2018 yılında hiç bu borcu ötelemeseydim, başıma hiç bu işler gelmeseydi. Yani ticaret yapıyorum, destek oluyorum, sonrasında adımız ifadelerde geçiyor, çok farklı şekilde...
Fatih Keleş: Birkaç defa hani taşınmaz vereceğini söylemiş, ortak edeceğini söylemiş...
Sarp Yalçınkaya: Taşınmaz verdi zaten, taşınmaz devri vardır, taşınmaz verdi.
Fatih Keleş: Ortaklık yapacağını söylemiş...
Sarp Yalçınkaya: Doğru, ortaklık...
Fatih Keleş: Onu da daha sonra başka bir sebeple yapamadığını belirtti. Neyse, buradan çıkalım konunun içerisinden. Fatih Bey, biz sizinle kaç defa karşılaştık?
Sarp Yalçınkaya: Etiler'deki ofiste 3 defa karşılaştık sizinle. Bir defa uçakta, Trabzon uçağında karşılaştık. Bir defa Büyükşehir Belediyesi'nin binasına Murat Gülibrahimoğlu beni getirdi, size bir paket puro hediye ettim. Bir defa da Marmaris'te Murat Gülibrahimoğlu'nun teknesinde karşılaştık. Toplam 6 defa sizinle karşılaştık Fatih Bey. Ama sizinle muhabbet etme fırsatımız, muhabbet etmedim ben sizinle pardon, sizinle sohbet sırasındaki oturuma fırsatım Murat Gülibrahimoğlu'nun Etiler'deki ofisinde oldu.
Fatih Keleş: Hangi yıllarda oldu, hangi tarihte oldu bu?
Sarp Yalçınkaya: 2023-2024 yıllarında.
Fatih Keleş: Peki ben daha önce burada ifade vermeye çıkan diğer Murat Bey'in çalışanlarına, Etiler'deki ofiste çalışan arkadaşlara sordum. Sarp Bey sizin ofise çok az uğradığınızı söylediler. Bir de şunu sordum; beni Sarp Bey ile aynı odada, aynı toplantı salonunda, aynı masada hiç gördünüz mü diye sordum diğer arkadaşlara. Hiçbiri sizinle beni birlikte görmediklerini söylediler. Bir de ayrıca aramızda bir baz verisine rastlamadım. Bunu nasıl açıklarsınız ya da açıklayabilir misiniz?
Sarp Yalçınkaya: Ben Fatih Keleş Beyefendiye soru sorabilir miyim?
Mahkeme Başkanı: Siz soruya cevap verin Sarp Bey.
Sarp Yalçınkaya: Yani şu şekilde: Fatih Keleş Beyefendi benimle görüşmediğini söylüyor. Yani bunu mu iddia ediyorsunuz Fatih Bey, siz ve ben hiç görüşmedik mi?
Fatih Keleş: Ben sizinle Etiler'deki ofiste masada oturmadığımı, yani bir sohbet esnasında bulunmadığımızı söylüyorum.
Sarp Yalçınkaya: Bakın Fatih Bey, şu şekilde söyleyeyim: Murat Gülibrahimoğlu döner yiyordu, Sarp Yalçınkaya döner yiyordu. Siz geldiniz, köfte söylediniz, siz de köfte yediniz.
Fatih Keleş: Peki bütün bunları yaparken bir de...
Sarp Yalçınkaya: Baz kaydı konusunu ben bilemiyorum. Baz kaydı konusuna devletimiz baksın. Baz verimiz var mı yok mu onu ben bilecek durumda değilim.
Fatih Keleş: Tamam, ben bu baz kaydının da mahkemeden talep ediyorum.
Sarp Yalçınkaya: Sayın Fatih Bey, son katta, son katta görüştük. İkinci katta görüşmedik. İkinci katta genelde çalışan arkadaşlar Adem Bey, Yağmur Hanım vesaire onların olduğu kat genelde ikinci kat.
Fatih Keleş: Peki bu köfte, döner yerken bir yandan da "Şunu alalım, bunu satalım, 5 milyon dolar, 10 milyon dolar, 2 milyar dolar" deyip hem yemek yedik hem de bütün bunları mı konuştuk?
Sarp Yalçınkaya: Zaten konuşulan konular 3-5 dakikalık konular. Saatlerce...
Fatih Keleş: 3-5 dakikada bu kadar...
Sarp Yalçınkaya: ...saatlerce süren konular değil.
Fatih Keleş: Sarp Bey, Sarp Bey... Basiretli bir tüccarsınız diye tahmin ediyorum. Bu kadar, az önce bahsettiğiniz konular yani Türkiye ölçeğinde bile büyük rakamlar, 2 milyar dolarlar. Bunları yani tanımadığınız bir insanın önünde —kendi adamı söylüyorum— bütün bu cümleleri kurduğumu mu düşünüyorsunuz ya da bu cümlelerin bana ait olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?
Sarp Yalçınkaya: Fatih Bey, ben konuştuklarıma, şahit olduğum şeyleri anlatıyorum. Ben bir şey söylemeye çalışmıyorum, ben ifadelerimi söylüyorum. O olduğumuz ortamda sizin anlattığınız, sizin konuştuğunuz konular bunlar. Ben bu konuları şahit olduğum şekilde ifademde söylemişim. Şimdi işin "bunlar anlatılır mıydı, anlatılmaz mıydı" tarafına bakacak olursak, birçok konunun yapılmaması gereken birçok konu yapılmış. Şimdi bunları konuşmak bana yakışmaz efendim.
Fatih Keleş: Sorularım bu kadar başkanım.
HAKAN KARANİS SORUYOR
Hakan Karanis: Size şöyle basit bir soru sormak istiyorum. Murat Gülibrahimoğlu'nu yakından tanıyorsunuz. Ticaret yaptınız. Bir sürü alışverişiniz oldu. Uzun süre ticaret yaptığınızı dosya kapsamında biz de görmüş olduk. Murat Gülibrahimoğlu dürüst bir insan mıydı Sarp Bey?
Sarp Yalçınkaya: Biraz önce de ifade ettim. Dürüst olan bir kişi, Fatih Bey de aynı soruyu sordu, dürüst olan bir kişi 2018 yılında bir kişiye borcu var iken gidip altındaki arabasını değiştirmez. Dürüst olan bir kişi gidip kendisine yurt dışından mermerler getirerek ev yaptırmaz. Dürüst olan bir kişi hayır adı altında gidip okul açtırmaz. Gelir önce borcunu kapatır, ondan sonra ne yapacaksa yapar. Şimdi tabii ben büyülenmiş bir vaziyette bu lafları söyleyebilecek durumda değildim o zaman kendisine. Ben o zaman için inandım ve arkadaşlık ilişkilerimiz olduğu için tutuldum, bir şey söyleyemedim kendisine. Ama bugün için soruyorsanız bana, ben Murat Gülibrahimoğlu'nun hareketlerini dürüst bir insan hareketi olarak görmüyorum. O günkü Sarp'a soruyorsanız, o günkü Sarp inanmış bir Sarp'tı, dürüst olarak görüyordu.
Hakan Karanis: Yalan konuşur muydu? Böyle yalanı var mıydı Murat Gülibrahimoğlu’nun?
Sarp Yalçınkaya: Sıkça.
Hakan Karanis: İfadelerinizi okuyacaktım ama gerek duymadım. Verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim.
Sarp Yalçınkaya: Ben teşekkür ederim.
MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU AVUKATI ABDULLAH KAYA SORUYOR
Abdullah Kaya: Aslında ilk soracağım soruyu 9. soru olarak ayarlamıştım. Ama sizin ısrarla beyanlarınız üzerine bu soruyu ilk soracağım size. Şimdi dosyada 6 ifadenizden bir tanesinde tarih göremedim. Bu tarihsiz ifadenizde biraz önce de beyan ettiğiniz gibi Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş'in ortak olduğunu, sizinle ortak olmadığını söylüyorsunuz. Yine 11.9.2025 tarihli ifadenizde ve biraz önceki ifadelerinizin hepsinde 2018'den 2025 yılına kadar Murat Gülibrahimoğlu'na borçlu olduğunuzu söylüyorsunuz. Şimdi 2013 yılında kurulmuş bir şirketin Ekrem İmamoğlu, Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Fatih Keleş'in ortak olduğunu nereden bildiniz veya nasıl biliyorsunuz?
Sarp Yalçınkaya: Soruları teker teker mi cevaplayayım? 9 tane soru soracaksanız hepsini alıp öyle mi cevaplayayım?
Abdullah Kaya: Yok, soruları ben sordukça cevaplarsanız sevinirim.
Sarp Yalçınkaya: Avukat Bey, bakın, buyurun. 2018 yılında ben Murat Gülibrahimoğlu ile tanıştım. Mart veya Nisan ayı. Murat Gül İbrahimoğlu'nun bana 2020 yılına kadar borcu devam etti. 2020 yılında Murat Gülibrahimoğlu borcunu ödeme anlamında biraz sıkıntılar yaşadığı için, "Bu borcu nasıl ödeyeceksin? Bir an evvel kapatmamız lazım. Vermiş olduğun teminat tapusunu satalım vesaire" gibi aramızda diyaloglar söz konusu olduğunda "Seni şirketlerime ortak etmek istiyorum" dedi. Murat Gülibrahimoğlu. 2022 yılında da Murat Gülibrahimoğlu, "Hisse devri yapmalısın ya da borcu ödemelisin" diye konuştuğumuzda "Ben şirketlerime Fatih Keleş'i ortak ediyorum. Onun için sana borcumu ödeyeceğim" de dedi. Bu bu şirketlerine ortak etme durumunu Murat Gülibrahimoğlu çok iyi biliyor. Keşke bugün aramızda olsaydı da cevap verebilseydi, fırsatı olsaydı. Siz avukatısınız, kendisine sorun. Kendisi bunu net olarak... Kendisi bunu net olarak ifade edecektir diye düşünüyorum. Aynı zamanda eee 2022 yılında muhasebecisi Cem Çelik Bey'den şirketin bilançosunu ve genel durumunu gösterir tabloları bana attı. Tabii bunları şu anda anladığım kadarıyla bir hikaye oluşturmuş kafasında beni etkilemek için çeşitli oyunlarla, ortak edeceğim zaman kazanmış. Sonrasında tabii beni oyaladı. Ha ben kendisine ortak olmak gibi bir hevesim yok. Ortaklık işi çok sıkıntılı diyorlar. Ben alacağımı almak için Murat Gülibrahimoğlu'nun peşinde koşturdum. O benim için belki bir teminat olacaktı belki. Ondan dolayı istiyordum.
Abdullah Kaya: Şimdi ben bir soru sorayım, cevap verin. Şimdi Murat Gül İbrahimoğlu'nun ortak edeceğini söylediği Kuzey İstanbul Modern A.Ş. 2015 yılında İSTAÇ'la %60 oranında hasılat paylaşımı yapmış ve 2016 yılında noter huzurunda imzalanan bir sözleşmeyle gelirin azalmaması halinde 110 milyon TL, dönemin kuruyla 37 milyon USD, telafi bedeli ödeyeceği İSTAÇ tarafından taahhüt edilen bir firma olduğunu biliyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu bu tip şeyleri ifade ediyordu. Fakat ben çok güvenmiyordum.
Abdullah Kaya: O noter sözleşmesi İSTAÇ'ın kayıtlarında da mevcut, dosyaya da sunduk. Haberiniz var mı?
Sarp Yalçınkaya: Bunun benim ortaklığımla alakası nedir?
Abdullah Kaya: Hayır, hayır. Yani bu konularda bu konularda
Hakim: Soruya cevap vermenizin size bir faydası yok.
Sarp Yalçınkaya: O konuda o konuda bilgim var ama ben zaten Murat Gülibrahimoğlu'na ortak olmak için peşinde koşmadım.
Abdullah Kaya: Sayın Başkan, bu konu bu konu bizim için... Şimdi bunları özel olarak... Sayın Başkan, bu kurgunun, Sarp Bey'in bütün kurgusu 2018 yılından ilk...
Hakim: Soruları hızlı bir şekilde...
Abdullah Kaya: Tamam Sayın Başkan. Şimdi peki devam edelim. MASAK raporunda, dosyasında mevcut, Vergi Denetim Raporu'nda ve MASAK raporunda...
Hakim: Soru varsa sor bir de kendisi...
Sarıp Yalçınkaya: Ben kurgu yapmıyorum. Murat Gülibrahimoğlu yapmışsa Murat Gülibrahimoğlu yapmıştır. Benim kurgu yapmak gibi bir durumum söz konusu değil.
Abdullah Kaya: Sarp Bey, ben sorduğum soruya siz de cevaplandırın, yanıtlayın. Şimdi dosyada mevcut Vergi Denetim Müfettişi Raporu ve MASAK Raporu'nda 2020 ile 2025 yılı arasında da Murat Gülibrahimoğlu'nun sahibi olduğu şirketlerin sizin sahibi olduğunuz şirketlere herhangi bir borcu görünmüyor. Yine MASAK raporunda 5 yıllık süreçte Murat Bey size 647 milyon 336 bin lira para göndermiş. Siz de bunun karşılığı olarak kendisine 318 milyon 892 bin lira para göndermişsiniz. Dolayısıyla şu anda size yıllardır borçlu olduğunu iddia ettiğiniz Murat Gülibrahimoğlu'nun MASAK raporu kayıtlarında yaklaşık yuvarlayacağım 330 milyon TL sizden alacağı var. Bu para sizde emanet midir?
Sarp Yalçınkaya: Sorunuz bitti mi?
Abdullah Kaya: Evet, bitti.
Sarp Yalçınkaya: Hah, ben şimdi MASAK raporlarında "borcum yoktur" diyorsunuz. MASAK raporlarına ben de baktım. Murat Gül İbrahimoğlu ve şirketlerinin bana borcu olduğu net kayıtlarda belgelidir. Bana derken şahsımdan bahsetmiyorum. Şirketler arasında hesaplar, ileri vadeli borçları vardır, tahsil edilecek çekleri vardır, çekle alakalı riskleri vardır, bu bir borçtur. Bunun dışında diğer 33 milyon TL 2018 yılından kaynaklı olarak borç Murat Gülibrahimoğlu ile aramızda hesap hareketi yapılarak resmi taraftan kapatılmıştır. Kendisinin elden bize borcu vardır. Murat Gülibrahimoğlu'nun bana borcunun olup olmadığını sanık ifadelerinde Adem Bașer, Yağmur Hanım, muhasebecisinin 7-8 milyon dolar civarında borcu vardır diye zaten ikrar ediyor.
Abdullah Kaya: Ben MASAK raporlarından sordum.
Sarp Yalçınkaya: MASAK raporlarının altında efendim yazıyor ki: "Bu raporlar tam olarak doğru olmayabilir. Kayıtların gerçek..."
Abdullah Kaya: Yani MASAK raporunu siz tam olarak biliyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Hayır, "Kayıtların gerçekliğine bakmak için şirket kayıtlarıyla karşılıklı olarak kontrol edilmesinde fayda vardır."
Abdullah Kaya: Şirket kayıtlarında da borcu yok.
Sarp Yalçınkaya: Benim şirket kayıtlarımı sizlere verebilirim. Kuzey İstanbul...
Abdullah Kaya: 330 milyon TL sizden alacağı var Murat Bey'in.
Sarp Yalçınkaya: O zaman Murat Gülibrahimoğlu Haşim Özel'in tapusunu kendi üzerine, Haşim Özel alırken...
Abdullah Kaya: Ben size soru soruyorum. Sorduğum soruya... 330 milyon alacağı var mı, yok mu? Borcu yok ise... Alacağı yok o MASAK raporu...
Sarp Yalçınkaya: Hayır, hayır. Murat Gülibrahimoğlu'nun bana borcu var, benim Murat Gülibrahimoğlu'na borcum yok.
Abdullah Kaya: O zaman MASAK raporu yanlış.
Sarp Yalçınkaya: Ben ben bilemem MASAK raporunun doğru veya yanlış olduğunu.
Abdullah Kaya: Teşekkürler.
Sarp Yalçınkaya: Ben MASAK raporuna bakmadım. Şu anda siz iddia ediyorsunuz MASAK raporu...
Abdullah Kaya: Ben iddia etmiyorum. MASAK raporunda hazırdı, size sormak için...
Sarp Yalçınkaya: Benim benim MASAK raporlarında kendi incelediğimde, MASAK raporlarıyla alakalı olarak baktığımda Murat Gülibrahimoğlu şirket kayıtlarım arasında sadece çeklerden kaynaklı olarak hesaplar sıkıntılanmış gibi...
Abdullah Kaya: Ben size tarih tarih okuyabilirim ama Sayın Mahkemenin vaktini almamak için... 2020 yılında...
Sarp Yalçınkaya: Biliyor... Daha daha sonra siz de verebilirsiniz Mahkemeye verin, biz de biz de isteyebiliriz.
Sarp Yalçınkaya: O zaman, o zaman yine şu şu o zaman Fatih Keleş'in Fatih Keleş Beyefendi'nin sormuş olduğu soruyu tekrar ters bir şekilde benim sormam lazım. Basiretli bir tüccar niye şirketinde beni ortak etmeye çalışıyor? Madem benden alacağı var niye benden alacağını istemiyor?
Abdullah Kaya: Murat Bey'in sizi ortak ettiği iddiası sizin iddianız. Murat Bey'in iddiası değil. Murat Bey'in böyle bir beyanı, böyle bir iddiası yok. O sizin iddianız. Biz sizin iddianız üzerinden sorular soruyoruz.
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Abdullah Kaya: Şimdi biraz önce siz de beyan ettiniz. Bizim de dikkatimizi çekti. Bir iş adamı ve basiretli bir tüccar olarak 6 kez etkin pişmanlıktan yararlanma vaadiyle ifade vermişsiniz. Bildiklerinizi bir kez bir defada anlatamaz mıydınız?
Sarp Yalçınkaya: Avukat Bey, zaten ilk iki ifadem baskı altında verilmiş ifadelerdir. Murat Gülibrahimoğlu'nun beni manipüle ederek, beni korkutarak ifade vermemi engellemiştir. Aileme dışarıdan tehditler savurarak benim ifade vermemi etkilemiştir. Ve benim ilk iki ifadem zaten geçersizdir. Bana göre geçersizdir. Çünkü manipüle olmuş bir vaziyette vermiştim o ifadeleri. Daha sonra ifadelerimi yoğun bir şekilde ifade etmeye çalıştım.
Abdullah Kaya: 18.7.2025 tarihli ifadenizin 5. sayfasında, Murat Gülibrahimoğlu bu hafriyat döküm işini daha önce Kemerburgaz'da çift alanında almıştı, yapmıştı. Burada Kutman'ın arazileri başta olmak üzere o bölgedeki arazileri belediye gücünü kullanarak dolduruyor, asıl sahiplerine beş kuruş para ödemiyor şeklinde bir beyanınız var. Şimdi 2018 yılında Murat Gülibrahimoğlu'nu tanıdığınızı söyleyen biri olarak, 2015 yılında İŞTAÇ'la yapılan gelir paylaşımı sözleşmesinden haberiniz var mı, bilginiz var mıdır?
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu böyle bir sözleşmeden bahsediyordu. Ben sözleşmeyi görmedim.
Avukat Abdullah Kaya: Peki bu dönemde yani o zaman tarihi itibarıyla AK Partili İBB'nin gücünü mü kullandığını söylüyordu?
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu'nun tüm siyasi partilerle ilişkisi vardı. Burada tam sorunuzu anlayamadım.
Avukat Abdullah Kaya: Yani şimdi ifadenizde belediye gücünü kullanarak bu alanlara döküm yaptığınızı söylüyorsunuz. Biz de bunu merak ettiğimiz için söylüyoruz. Yani o tarihte belediye farklı bir belediyeydi, farklı bir partideydi. Yani bu belediyenin gücüyle mi buralara döküm yaptığını iddia ediyorsunuz, onu soruyoruz.
Sarp Yalçınkaya: Ben işin teknik tarafını bilmiyorum. O zaman kimlerle ilişki içerisinde olduğunu onu da bilmiyorum. Fakat Murat Gülibrahimoğlu'nun tüm siyasi partilerle yakınlık içerisinde olduğunu biliyorum. Bunu zaten birçok kişinin ifadelerinde söylemiş, beyan etmişler. Şimdi o dönem neler yapıldı, nasıl oldu bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki 2018 ve 2019 geçiş döneminde Murat Gülibrahimoğlu ciddi anlamda sıkıntılıydı. Bu sıkıntılarından dolayı konkordato almak istiyordu, borçlarını ödeyemeyecek durumda ve batmak üzereydi. İddia etmiş olduğunuz 37 milyon dolarlık alabilme gibi bir hakkı var ise onu kullanır, zaten alırdı. Murat Gülibrahimoğlu'nun batmak üzere olduğu ve konkordato almak üzere olduğu benim biraz önce ifade etmiş olduğunuz uydurma veya benim kurgum değildir. Bu ifadeler de muhasebeci beyefendinin ifadelerinde de aynı şekilde vardır. Başka tanık ifadelerinde de Murat Gülibrahimoğlu'nun 2018 ve 2019 yıllarında ekonomik olarak sıkıntılar çektiği aşikardır. Herkes tarafından bilinen bir şeydir. Herkes kim diye sorarsanız efendim isimlerini söyleyebiliriz.
Avukat Abdullah Kaya: Şimdi bir diğer sorum; 18.7.2025 tarihli ifadenizde rantın ana havuzlarından birisinin Murat Gülibrahimoğlu olduğunu, operasyon yapılacağı haber alınınca apar topar kalan paraların bir şekilde yurt dışına çıkartılacağını netleştirip bu görevi Murat Gülibrahimoğlu üstlenmiştir şeklinde bir beyanınız var. Buradaki ranttan kastınız nedir?
Sarp Yalçınkaya: İfadelerimde belirttiğim üzere Cebeci hafriyat sahasında Murat Gülibrahimoğlu'nun ciddi bir kazanç sağladığı, buradan bir gelir elde ettiği, aynı zamanda Murat Gülibrahimoğlu'nun kendisinin ifadelerini düşündüğümüzde çeşitli müteahhitlerden veya çeşitli imar ve iskan almak isteyen insanlardan toplanan paranın genelde havuzunda toplandığını söylemesi üzerine bu rantın yurt dışına kaçırılma hevesi ve güdüsü içerisinde olduğu ifade edilmiştir.
Avukat Abdullah Kaya: Peki kendisinin madencilik ve rehabilitasyon işinden başka bir iş yaptığını gördünüz mü kendisinin veya şahit oldunuz mu?
Sarp Yalçınkaya: Rehabilitasyon işi derken atık...
Avukat Abdullah Kaya: Yani döküm diyelim.
Sarp Yalçınkaya: Ha döküm döküm işiyle uğraşıyor ama tabii baktığımızda başka iş kolları var mı, tabii ki var. Murat Gülibrahimoğlu adına kayıtlı şirketlere baktığınızda birçok kripto şirketi bile kurmuş. Kendisinin dijital mecralarda bir şey yapma adına şirketler kurmuş. KİPTAŞ’TAN ihale almak adına bir A tipi inşaat belgesi olan bir şirket kurmuş. Çeşitli şirketleri var. Hani şimdi onların detayını ben çok net olarak bilemiyorum ama ağırlıklı olarak Murat Gülİbrahimoğlu ne yapar, nasıl tanırsınız Murat Gülİbrahimoğlu'nu diye sorduğunuzda; Murat Gül İbrahimoğlu siyasete yakın, bürokrasiye yakın bir kişi. Orada işler çözebilen ama aynı zamanda döküm ve taş konusunda uzmanlık alanı olan bir kişidir.
Avukat Abdullah Kaya: 18.7.2025 tarihli ifadenizde Murat Bey'in kapalı uçuşlar yaptığından bahsetmektesiniz. Siz bu kapalı dediğiniz uçuşlarda bulundunuz mu?
Sarp Yalçınkaya: Tekrar ediyorum Avukat Bey, ben Murat Gülİbrahimoğlu ile sadece 2020 yılında bir uçuş yaptım. O da Kiev'e yapılmıştır. O uçuşun dönüşünde sanırsam Sırbistan'a uğranıldı. Sırbistan'dan tekrar geri buraya dönüldü. Kapalı bir uçuştu. Kapalı uçuş olmalıydı, bu nasıldı, kapalı uçuş nedir, kısa mesafeli kapalı uçuş nedir, dönüş kaydı olan uçuş, dönüş kaydı olmayan uçuş nedir, ben bu konularda teknik bilgilere sahip değilim.
Avukat Abdullah Kaya: Ama ifadenizde kapalı uçuş yaptığından bahsediyorsunuz…
Sarp Yalçınkaya: Tabii bu ifade… Mesela şimdi siz kapalı uçuş dediniz, salondaki herkes kapalı uçuşun ne olduğunu merak edecek.
Abdullah Kaya: Onu soracağım şimdi.
Sarp Yalçınkaya: Evet, Murat Gülibrahimoğlu bana kapalı uçuş diye bahsettiğinde benim de aklıma kapalı uçuş konusu yer etti. Ben de onun için ifadelerime belirttim. Murat Gülibrahimoğlu kısa mesafeli kapalı uçuş yaptığını bana söyledi. Ama kısa mesafeli kapalı uçuş nedir ben bilmiyorum efendim.
Abdullah Kaya: Yani böyle bir uçuşun olup olmadığını bilmiyorsunuz.
Sarp Yalçınkaya: Efendim ben normal uçuş yapıyorum, biliyorum. Havacılık şirketinde hangisi olursa, hangisi müsaitse... Özel jet de kullanmıyorum ben. Normal vatandaşların arasında, business class'ta...
Abdullah Kaya: Ama bütün ifadelerinizde kapalı uçuş yaptığını özel jetle beyan ediyorsunuz.
Sarp Yalçınkaya: Benim ifadem değil. Murat Gülibrahimoğlu'nun bana söylemiş olduklarını ben orada ifade ediyorum. Ben herhangi bir şey orada bir kişiye atıfta bulunmuyorum. Ve kapalı uçuş nedir ben bilmiyorum. Bilmediğim bir şeyi de oraya söyleyebilme ihtimalim yok. Onun için bu ifadeler...
Abdullah Kaya: Sizin ifadenizde olduğu için size soruyoruz. İfadenin altında sizin imzanız var.
Sarp Yalçınkaya: Doğru benim imzam var ama ben orada Murat Gülibrahimoğlu'nun o şekilde uçuş yaptığını, Murat Gülibrahimoğlu'nun bana söylediklerini söylüyorum.
Abdullah Kaya: Yine bir başka yerde ifadenizde "Mimarı reklam işlerinde İhalelerden toplanan paraları tek merkezde toplayıp kendisine ait jetle yurt dışına Londra'ya götürdüğünü söylüyorsunuz." Murat Bey'in jeti var mı?
Sarp Yalçınkaya: Özel jet olduğu için kendisine ait jet gibi anlaşılmış olabilir. Özel jet ile seyahat ettiğini ben beyan ediyorum. Kendisine ait bir jeti var mı, yok mu onu bilemiyorum. Çok para sahibi olduğu için jet de almış olabilir.
Abdullah Kaya: Şimdi biz Sayın Mahkemeye pasaport kayıtlarını sunduk. Murat Bey'in en son 19 Kasım 2019 tarihinde Türk Hava Yolları ile sabah gidiş, akşam da yine Türk Hava Yolları ile Türkiye'ye dönüşü var. Ve bundan sonra da ne doğrudan ne de dolaylı üçüncü bir ülke üzerinden İngiltere'ye herhangi bir uçuşu ya da girişi yok. Hatta Sayın Mahkeme bu hususta İngiliz Konsolosluğuna sorulmasını talep ettik. Bu durumda sizin bahsettiğiniz bu İngiltere'ye para kaçırma, jetle para götürme iddiası çelişki oluşturmuyor mu?
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu Londra'da bir otel bakmaya gittiğini ve bu otel için Londra'ya para götürdüğünü bana söylemiştir. Benim bilgim bundan ibarettir.
Abdullah Kaya: Yani bu beyan da duyduğunuz bir beyan, öyle midir?
Sarp Yalçınkaya: Şahit olduğum, bizzat kendisinin bana ifade etmiş olduğu...
Abdullah Kaya: Şimdi şöyle söyleyeyim; şahit olmak net bir olaydır. Yani tanıklıkta bizzat görmek...
Mahkeme Başkanı: Avukat Bey bu sorunun tekrarı. Şahıs ifadesinde zaten başlarken de söyledi, "Murat Gülibrahimoğlu'ndan duyduğum şeklinde, kendisinin bana anlattıklarını ben anlattım. "Kendisinin "Yanında şahit olduğum hususları söyledim" diye...
Abdullah Kaya: Şimdi şahit oldum dediği için... Şöyle bir durum var mı deyip olayı inkar eder, ona göre işlem yapacağız. Sorduğumuz için soruyoruz. Şahit olmak demek bir olayı görmek, yaşamak demektir. Duyuma dayalı ya da duyduğunu demek şahitlik değildir ki. Diğer bir sorum...
Mahkeme Başkanı: Genelde sanıklara soruyoruz zaten, diğer sanıklarda da oluyor. "Ben duyum, üçüncü kişiden duydum" diyor, onu soruyoruz burada da.
Sarp Yalçınkaya: Bir kişinin bir kişiyi öldürdüğünü düşünelim. O kişinin o kişiyi öldürürken yanında yoksunuzdur ama o kişi o kişiyi öldürmüştür ve sana gelip öldürdüğünü beyan etmiştir. Burada duymuşsunuzdur, olaya şahit olmuş dersinizdir ama duymuşsunuzdur, o bir gerçektir.
Abdullah Kaya: O zaman şahitlik olmuyor. Şimdi bir diğer sorum var. Ben bilmedim ama siz özel jetle yurt dışına hiç uçuş yaptınız mı? Ruhsatlı?
Sarp Yalçınkaya: İfade etmiştim uçuş yaptım diye.
Avukat Abdullah Kaya: Hayır tek başınıza...
Sarp Yalçınkaya: Tek başıma Murat Gülibrahimoğlu olmadan mı? Hayır yapmadım. Murat Gülibrahimoğlu dışında hayatımda hiçbir zaman özel jete binmedim efendim.
Abdullah Kaya: Hiçbir zaman binmediniz.
Sarp Yalçınkaya: Efendim, kayıtlara bakabilirsiniz.
Abdullah Kaya: Yani bu uçuş sırasında X-ray'den, polis kontrolünden, madem Murat Bey'le uçmuştunuz, herhangi bir şekilde hiç kontrolden geçmeden mi bindiniz?
Sarp Yalçınkaya: Benim Murat Bey'le özel jet uçuşum 2020 yılındadır, bir defa olmuştur.
Abdullah Kaya: Tamam, yani onu soruyorum.
Sarp Yalçınkaya: Ha o uçuşta tabii ki X-ray cihazından geçmişizdir. Tüm uçuşlarda X-ray cihazından zaten geçiliyor.
Abdullah Kaya: Hani böyle para çantalarını vesaire doldurup istediğiniz gibi binebileceğiniz bir uçak değil galiba bunlar?
Sarp Yalçınkaya: Uçuşlarda para taşınmayacağını mı iddia ediyorsunuz
Abdullah Kaya: Ben iddia etmiyorum, sizin beyanlarınız üzerine bir soru soruyoruz. Diyoruz ki yani siz öyle bir algı oluşturuyorsunuz ki ifadenizde; yani hani bu adam bulduğu valizi gidiyor jete biniyor, istediği yere götürüp parayı indiriyor. İfadeleriniz böyle. Biz size bir soru soruyoruz. Diyoruz ki tamam, yurt dışına uçmamışsınız... Öyle değil, müsaade eder misiniz? Yurt dışına uçmamışsınız siz ama beraber bir uçuş yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu uçuşa binerken normal Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçuşunda olduğu gibi güvenlik kontrolünden, itfaiyeden, polis kontrolünden geçtiniz mi, geçmediniz mi? Bunu merak ettik.
Sarp Yalçınkaya: Geçtim efendim.
Abdullah Kaya: Peki, teşekkür ediyorum. Şimdi...
Sarp Yalçınkaya: Bir şey ekleyebilir miyim?
Abdullah Kaya: Hayır, ben cevabımı aldım. Teşekkür ederim. Ben bir soru daha, vakit almamak için. Murat Bey'in döviz büroları üzerinden sözde yasa dışı para transferleri yaptığını en çok da Eytaş Kuyumculuk ile sık çalıştığını iddia ediyorsunuz ifadenizde, beyanınız bu. Ancak dosyaca da olan sayın mahkemenin de dikkatini çekmiştir, 18.07.2025 tarihli aynı gün iki tane ifadeniz var. Bunlardan bir tanesi Çağrı ve Kamil Silahdaroğlu'nun sizin para karşılığı tahliyeniz konusunda 8 milyon dolar şirketiniz olan DSE üzerinden, yani yaklaşık 300 milyon gibi bir parayı gönderdiğiniz iddiası var. Bu gönderimi de Eytaş Kuyumculuk üzerinden yaptığınızı söylüyorsunuz. Şimdi dosyada biz MASAK raporlarını inceledik. Aleyhe olan bir tespit yok. Diğer raporlara da baktık. Murat Gülibrahimoğlu'nun ne kendinin ne de sahibi olduğu şirketin Eytaş Kuyumculuk ile ilgili bir ilişkisini ortaya koyan herhangi bir delil yok. Ancak yani avukat olarak bana göre garip geliyor da parayla tahliye olmak için bu kuyumculuk şirketine siz para gönderdiğinizi kendi ifadelerinizden anlıyoruz. Yani burada olmayan bir şeyi Murat Bey'e atfederken sizin kendi çabanız için üstelik de tahliye olmak için bu kuyumcuya veya kuyumcu üzerinden para göndermeniz garip değil mi? Size bu nasıl geliyor?
Hakim: Bu ayrı bir soruşturma konusu zaten herhalde. Cevap vermek istiyorsan takdir senin.
Sarp Yalçınkaya: Şimdi tabii bu 8 milyon dolar konusu medyada da bayağı sıkça yer aldı. Ben hayatımda ilk defa gözaltı süreci yaşadım ve ilk defa da tutukluluk yaşadım. Ve bu süreç içerisinde annem babam rahatsız, yaşlılar kendileri. İki tane evladım küçük yaştalar ve işletmelerim sahipsiz kalmış vaziyette. Korku içerisinde ne yapacağımı bilmeden yanlış bir işin içerisine girdim, kabul ediyorum. Kandırıldım. Fakat kandırıldığım kişi herhangi bir avukat değil. Kandırıldığım kişi avukat beyin söylediği ifadelere bakıyorsa ifadede Kemal diye yazıyor ama aslında Kamil'dir ismi, doğru söyledi kendisi. Ama Kemal diye yazıyor. Çağrı ve Kamil Silahdaroğlu isimli kişiler benim 20 yıllık arkadaşlarımdır. Kendileri aynı zamanda müteahhitlik yapmaktadırlar. Kendileri bana ulaştılar. Ulaşma üzerine Çağrı Bey zaten avukatlık yapmaktadır. Ben kendilerine bir ödeme yaptım. Fakat daha sonra bu konu hakkında almam gereken desteği ve hizmeti alamadım. Dolandırıldım, hepimiz dolandırılmış olabiliriz, hepimiz kandırılmış olabiliriz. Ve bu konuyla alakalı davamız devam ediyor. Gizlilik vardır, bu davada gizlilik vardır. Fakat Eytaş Kuyumculuk ile alakalı konunun detayına girmek istemiyorum. O konuda gizlilik kararı olduğu için Eytaş Kuyumculuk ile alakalı Murat Gülibrahimoğlu'nun ilişkisi olduğunu net olarak biliyorum. Dava konusu olduğu için ifade etmek istemiyorum. Bu davanın gizlilik konusu olan davanın içerisinde...
Abdullah Kaya: Dolandırılma meselesi ayrı, sizler için geçmiş olsun dilerim de şimdi dosyada veya iddianamede öyle bir şey yok. Siz bunu nasıl söylüyorsunuz? Biz bunu merak ediyoruz sadece.
Sarp Yalçınkaya: Hangisini nasıl söylüyorum?
Abdullah Kaya: Yani Eytaş üzerinden para transferi ve bu suçtan elde edildiğini iddia ettiğiniz paraları sık sık işte sağa sola naklettiğinizi söylüyorsunuz. Böyle bir suçlamada bulunuyorsunuz. Ve buna ilişkin olarak da dosyada ne MASAK raporlarında ne de başka bir tespit yok ama sizin kendi beyanınızla bu kuyumcu ile iş yaptığınız ortada. Yani bunu Murat Bey'e nasıl atıyorsunuz?
Sarp Yalçınkaya: Bu dosyada gizlilik kararı olduğu için...
Abdullah Kaya: Bizim dosyamızda yok yahu, arkadaş dosyası...
Sarp Yalçınkaya: Sizin dosyanızda yok ama bence o Eytaş Kuyumculuk'taki giren çıkan para hareketleri ile alakalı Murat Gülibrahimoğlu da zamanı geldiği zaman ifadesini verecektir. Çünkü o 8 milyon dolar konusunda Murat Gülibrahimoğlu'nun da bilgisi vardır.
Abdullah Kaya: Yani sizin cezaevinden çıkmak için verdiğiniz paradan mı vardı?
Sarp Yalçınkaya: Hayır, o kuyumculuk şirketiyle alakalı bilgisi vardır.
Abdullah Kaya: Ama 8 milyon doları siz tahliye olmak için verdiğinizi söylediniz.
Sarp Yalçınkaya: Ben tahliye olmak adına değil, hukuken yardım ve destek alma adına verdim. Bir rüşvet verme adına o parayı göndermedim efendim. Ve tanıdığım 20 yıllık...
Abdullah Kaya: "8 milyon doları tahliye olmak için gönderdim." diyen sizsiniz, ifadenizde bu.
Sarp Yalçınkaya: Ama siz rüşvet verme anlamında söylüyorsunuz.
Abdullah Kaya: Yani 8 milyon doları sayın mahkemem... Kahve parası vermiş gibi hani...
Sarp Yalçınkaya: Hukuken destek almanız gerekiyor, bir avukata para vermeniz gerekiyor, bir avukatın sizi savunması gerekiyor. Siz Murat Gülibrahimoğlu'ndan hiçbir para almadan mı Murat Gülibrahimoğlu'nun avukatlığını yapıyorsunuz?
Abdullah Kaya: Yani sabahtan bu yana sayın mahkeme başkanı, sayın savcılık biraz az önceki sanıklara sordu; siz 8 milyon doları verirken avukatla bir anlaşma yaptınız mı? Var mı böyle bir belgeniz, dosyanıza sundunuz mu?
Sarp Yalçınkaya: Ben parayı gönderdiğim gün ben zaten cezaevindeydim. Biraz önce söyledim, kandırıldım.
Abdullah Kaya: Peki, anlaşıldı bu konu. Şimdi biraz önce ısrarla sayın başkan belki bana tepki gösterecek ama ben bunu özellikle söylemek istiyorum ve sorum da olacak sayın başkan. Çünkü ısrarla konu Murat Gülibrahimoğlu'nun ve şirketlerinin battığı üzerinden kurgulanan bir kurgu var Sarp Bey tarafından. Şimdi batıyor dediğiniz Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketi İstanbul Modern'in BDDK'nın 500 milyon TL üzeri kredi alan şirketler için şart koştuğu JCR derecelendirme şirketi puanlamasında 2021, 2022 ve 2023 yıllarında AAA+ yani en üst basamak kategorisinde olduğunu biliyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Gayet iyi biliyorum. O duruma gelinceye kadar benim çok büyük katkım vardır. Her ay sonunda kredi kapaması yaparken, çeşitli ödemeler yaparken ben kendisine para gönderdim. Peki dosya ifadelerinde bir devlet bankamızın genel müdürüyle arasının çok iyi olduğunu, oradan ciddi anlamda kredi çektiğini ve bu konularda kendisinin ilişkileri olduğunu siz bilmiyor musunuz?
Abdullah Kaya: İnsanlar kredi çeker, hepimiz kredi çekmiyor muyuz Sarp Bey?
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Abdullah Kaya: Ve yine bankalarda 2 milyar TL...
Hakim: Alakası o değil.
Abdullah Kaya: ...2 milyar TL kredibilitesi olduğunu biliyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Ben bana borcu olduğunu biliyorum. Kredisi varsa şerefi namusu... Kapatması gerekirdi.
Abdullah Kaya: MASAK raporları bunu söylüyor da sizin söylediğinizi MASAK raporları maalesef Murat Gülibrahimoğlu'nu alacaklı gibi gösteriyor ama neyse.
Hakim: Avukat Bey, bunlar zaten... Şöyle, bunlar müvekkiliniz ile şirketi hakkındaki resmi kayıt. Bunları zaten sunarsınız, bunu şimdi Sarp Yalçınkaya'ya sormanın ne sonucu olacak yani?
Abdullah Kaya: Yani çünkü Sarp Bey'in, Sayın Başkan şimdi Sarp Bey'in bütün ifadeleri, siz okudunuz 6 tane ifadesi ve biraz önce ifadeye başlarken başında sonunda söylediği kurgu belli. Yani Murat Gülibrahimoğlu'na "Ben yıllarca finansman sağladım." diyor. MASAK'ta bunun aksini söylüyor. Bizim söylediğimiz şey bu. Somut olan bir şey. Şimdi bir diğer sorum; siz herhalde Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinin mali müşavirliğini yapmadınız?
Sarp Yalçınkaya: Bana mı soruyorsunuz Avukat Bey? Ben mali müşavir değilim efendim.
Abdullah Kaya: Peki. Şimdi ifadenizin 4. sayfasında, "Murat Gülibrahimoğlu hafriyat döküm işlerinde nakliye yaptırmış olduğu taşeronlardan naylon veya sahte fatura almış olabilir."
Sarp Yalçınkaya: Hangi tarihli ifadem? Pardon Avukat Bey.
Abdullah Kaya: Yine aynı tarihli ifadenizin 4. sayfası.
Sarp Yalçınkaya: 18.07 mi?
Abdullah Kaya: Tarih yok. 18.07'den sonra gelen ifade.
Hakim: 04.08.
Abdullah Kaya: "Murat Gülibrahimoğlu hafriyat ve döküm işlerinde nakliye yaptırmış olduğu taşeronlardan naylon veya sahte fatura almış olabilir. Naylon faturalarla rüşvet paraları örtülmüştür, rüşvet paraları kaybedilmiştir ve paralar legal hale getirildiğini..." iddia ediyorsunuz. Böyle bir beyanınız var. Bunu neye göre, neye dayandırıyorsunuz?
Sarp Yalçınkaya: Bakın ifadem şu şekilde Murat Gülibrahimoğlu hafriyat ve döküm işlerinden...
Hakim: Aynısını okudum size.
Sarp Yalçınkaya: Ben tekrar okuyayım tam net olarak size ifade edeyim doğru bir şekilde. Taşeronlardan naylon veya sahte fatura kullanmış olabilir. Naylon faturalarla rüşvet paraları örtülmüştür, rüşvet paralarının izi kaybettirilmiş ve paralar legal hale getirilmiştir. Bununla ilişkili net bilgiler Murat Gülibrahimoğlu'nda bulunmaktadır. Hafriyat ve döküm işlerin naylon fatura ve sahte kesmeye...
Abdullah Kaya: Bu bir iddia. Sizin iddianız. Ve bununla da müvekkiller hakkında suç... Şimdi böyle bir iddiada nasıl bulunursunuz?
Sarp Yalçınkaya: İddia şu şekilde... İddia değil daha doğrusu, realite şu şekilde. Murat Gülibrahimoğlu benden sıkça borç para alıyor. Ve bu borç paraları alırken "Kardeşim kapama yapmam lazım, acil paraya ihtiyacım var" diyerek alıyor. Bundan dolayı Murat Gülibrahimoğlu'nun naylon fatura aldığını iddia ediyorum.
Abdullah Kaya: Sayın Başkanım, çok özür dilerim. Affınıza sığınarak, müsaade ederseniz MASAK ve Vergi Denetmenliği Raporu'nda, tarih tarih beyefendiye alınan ve verilen paraların okunmasında...
Hakim: Avukat Bey hakaret değil. Yani size şimdi...
Sarp Yalçınkaya: Benim faturalarımda herhangi bir sorun yoktur. Başka bir yerden aldığını iddia ediyorum, hafriyat için veyahut da döküm için.
Hakim: Avukat Bey, duruşmadan sonra Sarp Bey'le çıkınca birbirinizi ikna edersiniz. Siz şimdi buna...Bunun bir mantığı yok yani. Sürekli kayıtlı olan şeyleri Sanık'a soruyorsunuz. Yani şimdi Sanık ne cevap... Yani bize ne cevap veriyorsa zaten kayıtlı olan neyse o da kayıtta. MASAK Raporu dosyada var. Soru-cevap dosyada var.
Abdullah Kaya: Sarp Yalçınkaya'nın... Sarp Yalçınkaya'nın 6 tane sayfa ifadesi Murat Gülibrahimoğlu'nun aleyhine... Ben iddianamenin 59 eylemin yarısından fazlası Sarp Yalçınkaya'nın ifadelerinin özeti. Daha ne soralım biz? Başka sormamız gereken birisi varsa soralım da. Zaten dayanarak Sarp Yalçınkaya'nın duyumlarını biz ona soruyoruz Sayın Başkanım.
Hakim: Kayıtlı şeyleri sormamıza gerek yok Avukat Bey. Beyanlar ilgili sormak gerekiyor. Kayıtlı hususları niye soruyorsunuz?
Abdullah Kaya: Bakın Sayın Başkanım, tekrar söylüyorum...
Hakim: Dediklerinize Avukat Hanım, size... Şey yapıyorsunuz. Sizinle alakalı bir konum var şu an ortamda. Yani kayıtlı şeyleri sormanın bir mantığı yok yani. Soru... Yani böyle bir soru sormanın bir mantığı yok ki yani. Neyi tespit edeceğiz Avukat Bey? Sanığa soruyorsunuz da bir sonuç elde etme amaçlı soru sorun. Yani bunu şey yapalım... Yani şimdi diyorsunuz ki kayıtlar da şöyle gözüküyor. E tabii öyle gözüküyorsa biz bakarız ona. Sarp Yalçınkaya da bunu böyle demiş, şöyle demiş" bizim için öyle bir mahkeme mi? Kayıtlı şeyleri sormanın bir anlamı yok yani. Resmi kayıtlı olan...
Sarp Yalçınkaya: Zaten tahliye olmamak için ifade verdiğim iddia ediliyor. Ben tahliye olmak için tabii ki ifade vereceğim Sayın Başkanım, başka ne için ifade vereceğim? Ayrıca benim bir suçum yok ki.
Abdullah Kaya: Şimdi Sayın Başkanım, sorumu tekrar yönelteyim.
Sarp Yalçınkaya: Bir de Murat Gülibrahimoğlu keşke burada olsaydı da biz 3,5 ay hapis yatmasaydık. Buradaki emekçi insanlar hapis yatmasalardı. Keşke burada olsaydı da kendi kendini ifade etseydi.
Abdullah Kaya: Sarp Bey kendinizi ifade etmişsiniz de siz, edeceğinize de inanıyoruz. Siz basiretli bir tacirsiniz. Şimdi ben sorumu tekrar sorayım, takdir Sayın Mahkemenin ve tanığındır. Şimdi bu naylon fatura ve sahte fatura iddianızı nereye dayandırmaktasınız?
Sarp Yalçınkaya: Para hareketlerine. Benden istemiştir olduğu parayı "Kapama işlemleri yapacağım" diye istemiştir. Dayandırdığım temel soru budur.
Abdullah Kaya: Sizden aldığı paraları naylon fatura ve sahte fatura olarak kapatmak için mi aldı...
Sarp Yalçınkaya: "3-5 bin lira kapama için bana para lazım, gönder sonra sana geri göndereceğim" ifadesinden kaynaklı olarak bunu söylemişimdir.
Abdullah Kaya: Peki, teşekkür ederim Sayın Başkanım sabrınız için.
ADEM BAŞER AVUKATI OZAN ADAR BALSAK SORUYOR
Ozan Adar Balsak: Sarp Bey, bir önceki sorgunuzda Gülibrahimoğlu ile şirket merkezinde yaptığınız görüşmeleri şirketinizin 3. katında gerçekleştirdiğinizi, çalışanların ise diğer katlarda bulunduğunu söylediniz. Yine 04.08 tarihli ifadenizde "Murat ile aramızda sıkı bir arkadaşlık ve borç-alacak ilişkisi bulunduğundan muhasebecimin veya başka bir kişinin belgeleri, faturaları C. Başsavcılığına sunma imkanı bulunmamaktadır." diyorsunuz. Tüm bunlardan anladığım kadarıyla Murat Gülibrahimoğlu kendi işlerinden personellerine haber veren bir işveren değildir, doğru mu?
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu birçok konuyu tek başına yönetmeye çalışan... Tabii ki hiçbir kişi çalışanı olmadan, işlerini takip eden bir kişi olmadan tek başına hiçbir şeyi yapamaz ama her konuyu kendisi bizzat takip eden, kendisinin bizzat içinde bulunduğunu düşündüğüm bir yapıya sahiptir.
Ozan Adar Balsak: Peki, bir sorum daha olacak. Teco isimli şirketinizden birçok firmaya yakıt sattığınızı, yurt çapında yaklaşık 400 kadar bayiniz bulunduğunu ve şirketinizin yıllık cirosunun 500 milyon dolar civarında olduğunu ifade ediyorsunuz. Şirketinize verilen yakıt siparişlerini işveren olarak doğrudan siz mi almaktaydınız? Yani müşteri ile doğrudan siz mi irtibat kurarsanız?
Sarp Yalçınkaya: Öyle bir ihtimal söz konusu değil. Siparişleri Kuzey İstanbul firmasından orada sevkiyata bakan muhasebe sorumlusu kim var artık, ya Adem yahut da başka birisidir bilmiyorum, bizim sevkiyat ofisimizdeki kişilere iletiyordur siparişlerini.
Ozan Adar Balsak: Peki, teşekkür ederim.
Sarp Yalçınkaya: Adem Başer'in avukatısınız?
Ozan Adar Balsak: Evet, Adem Başer müdafii.
Sarp Yalçınkaya: Haddimi aşarak bir şey söylemek istiyorum Sayın Savcım. Biz tabii burada suçluyu veya suçsuzu ayırt edemeyiz. İnsanların suçu vardır, yoktur bilemeyiz. Sadece gördüklerimizi, duyduklarımızı yahut da bir kişinin suça bulaşıp bulaşmadığını ifade ediyoruz. Vatandaşlık ve yurttaşlık ve insanlık görevi gereği suça olmadığını, suçu olmadığını düşündüğüm insanlar hakkında da ifadede bulunmak istedim. Adem Başer isimli arkadaşımız, çalışanımız emekçi bir insandır. Murat Gülibrahimoğlu ne diyorsa onu yerine getirmek zorunda bir insandır. Bildiğim kadarıyla rahatsızlığı, hastalığı vardır. Kendisinin suça bulaşabilecek yapıda bir kişi olmadığını düşünüyorum. Bunu da beyan etmek istedim.
HAKAN KARANİS AVUKATI AHMET KURTULUŞ SORUYOR
Ahmet Kurtuluş: Sayın Başkanım, huzurda ifade ettiği üzere altı tane ifadesinde toplam müvekkilimle ilgili yarım sayfayı bulmayan beyanatı söz konusu. Nitekim Sayın İddia Makamı soruları tevcih ederken müvekkilimle ilgili pek de fazla kayda değer bir şeyler sormadı. Ben birkaç şey sadece sormak istiyorum. Bugüne kadar yaşamınızda söylemiş olmakla beraber tekrar ifade etmek istiyorum. Hakan Karanis'i kaç defa gördünüz?
Sarp Yalçınkaya: Üç defa gördüm efendim.
Ahmet Kurtuluş: Üç defa. Nerelerde gördünüz?
Sarp Yalçınkaya: Bir defa uçakta seyahatim oldu. Orada karşılaştım Hakan Karanis'le. Bir defa İstinye'de restoranda gördüm kendisini. Selam verdim, oturduk, 15 saniye konuştuk. Bir defa da bir gece bir eğlencede gördüm. Orada da bir merhabalaştık, selam verdim. Onun dışında bu görüşmelerde zaten sohbet etme imkânımız olmadı. Hakan Karanis beyefendiyle bir defa da eşim rahatsızlanmıştı, bir kalp rahatsızlığı vardı, o telaş içerisinde kimi arayayım ne yapayım derken Hakan Karanis beyefendinin telefonunu, orada bir doktor vardı ünlü bir doktor, ondan dolayı kendisinden yardım istemek için aramıştım. Sağ olsun kendisi de destek olacağını söylemişti. Kendisiyle irtibatım bu kadardır. Başka bir irtibatım söz konusu değildir.
Ahmet Kurtuluş: Murat Gülibrahimoğlu'nun Hakan Karanis'e iş takibi yaptığını söylediğini beyan ettiniz. Hakan'ın herhangi bir iş takibi yaptığını bizzat gördünüz mü?
Sarp Yalçınkaya: Bizzat gözümle görmedim, şahit olmadım.
Ahmet Kurtuluş: Sadece Murat Gülibrahimoğlu'nun beyanıyla duyumunuz.
Sarp Yalçınkaya: Duyum olarak değil, şu şekilde izah edeyim. Nereden baktığınıza bağlı. Biz bir uçak seyahati yaptık. O uçak seyahatinde de siz kimsiniz, necisiniz, ne yaparsınız diye kendisine çok böyle bir şey sorabilme durumum söz konusu olmadı. Gayet seviyeli bir seyahat yapıldı. Sonrasında geldiğimde bu beyefendi kim diye sorduğumda, Murat Gülibrahimoğlu'nun ifadesidir. İki yıl sonra da "Ya ne yapıyor Hakan abi, iyi mi?" dediğimde gene aynı şekilde bir muhabbet olmuştu. İfadem bu şekildedir.
Ahmet Kurtuluş: Yani bu konudaki bilginiz yalnızca Murat'ın size söylediklerinden ibarettir, doğru mu?
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Ahmet Kurtuluş: Murat'ın size yalan söylediğini ve sizi dolandırdığını belirttiniz biraz önce, doğru mu?
Sarp Yalçınkaya: Çeşitli konularda yalan söyleyip dolandırdığını düşünüyorum.
Ahmet Kurtuluş: Murat'ın size anlattığı hususların doğru olmadığını düşündüğünüzü beyan ettiniz.
Sarp Yalçınkaya: Bazı hususlarda olabilir, evet.
Ahmet Kurtuluş: O halde Hakan'ın iş takibi yaptığı yönündeki beyanınız, kendi gördüğünüz değil, sizi dolandırdığını ve size yalan söylediğini belirttiğiniz Murat'ın anlatımına dayanıyor. Doğru mu?
Sarp Yalçınkaya: Buradan öyle bir sonuç çıkarabilirsiniz.
Ahmet Kurtuluş: Benim başka sorum yok. Çok teşekkür ediyorum. Birkaç cümle arz edebilir miyim heyetinize Başkanım? Sayın Başkanım, nitekim ilk defa sizden söz alıyorum. Fazla uzatmayacağım, iki dakika söyleyeceğim. Çünkü öncesinde söylediklerimi tekrar etmek durumunda kalacağım. Bakın, Çarşamba günüydü, ifade verirken Hakan Karanis ile ilgili bir beyanda bulunurken şunu söyledim: Dedim ki heyetinizin Sayın İddia Makamını, Sarp Yalçınkaya'yı getirmesi lazım. Getirip de oturtmanız lazım dedik ki bize gereken şeyleri söylesin. Ve nitekim bugün bakın müvekkille ilgili tek kişi var. Bu şahıs. Geldi ve ifade etti. Anlattıkları ortada. Zaten yazılı beyanlarda hep ifade ettik, söylüyoruz. Soruları da belirtiyoruz. Gerçekten samimiyetle ifade ediyorum bakın, inanın şu beyanların dışında dosyada herhangi bir şey yok. Murat Gülibrahimoğlu müvekkile 16 milyon yüz bin lira para göndermiş, altı taksit halinde. Müvekkil de kendisine beş defada parasını göndermiş. Bunların hepsi bankayla gelmiş, bankayla gönderilmiş. Şimdi MASAK raporu bu doğrultuda, BDDK raporu bu doğrultuda. İnanın bakın samimiyetle ifade ediyorum, bir buçuk yıldır tutuklu. Bir buçuk yıldır, 18 ay. Muhterem heyetiniz, tahliyeye müstahak olduğu inancını taşıyorum. Adli kontrol sebeplerinin bir veya birkaçının müvekkil hakkında tatbik edilerek salıverilmesine karar verilmesinin bir hak olduğunu düşünüyorum. Takdir yüce heyetinizindir.
YENER TORUNLER AVUKATI AHMET KESKİN SORUYOR
Ahmet Keskin: Sarp Bey benim müvekkilim Yener Torunler hakkındaki en önemli suçlaman patronu Murat Gülibrahimoğlu ile işçi işveren ilişkisini aşan yakınlıkta bir ilişki kurmuş olması. Siz Murat Gülibrahimoğlu burada olmadığından kaynaklı kendisine sorulamıyor. Siz yakınlığınız olduğundan söz ettiniz, yan yana vakit geçirdiğinden söz ettiniz. Yener Torunler, Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanının dışında bir yakını mıdır? Yaptığı işler nerelerde söz hakkı var mıdır? Karar hakkı var mıdır? Kısacası sadece bir işçi midir? Yoksa Murat Gülibrahimoğlu'nun yakın ve suç ortağı mıdır?
Sarp Yalçınkaya: Yener Torunler hakkında benim herhangi bir ifadem yok. Fakat siz bana gördüğümü iddialarımı soruyorsunuz. Yener Torunler Murat Gülibrahimoğlu'nun yanında çalışan onun vermiş olduğu kahve rica ediyorsa emirleri yerine getiren bir iş insanıdır. Kendisinin herhangi bir suçla alakalı bir konusuna ben şahit olmadım. Fakat Yener Torunler’in Murat Gülibrahimoğlu ile alakalı olarak zaten para konularında getirip götürme konusunu emir alarak yaptığı konusunda ifadeleri var. Ama bunun dışında benim söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Gayet işini iyi yapmaya çalışan emir kulu bir insan olarak ben Yener Torunler’i gördüm. Ben emir kulu bir insanlarım efendim, kısa ve öz olarak söylemek gerekirse.
Ahmet Keskin: Murat Gülibrahimoğlu'nun yakını diye bahsedilebilir kendisinden yoksa yalnızca çalışanı mıdır?
Sarp Yalçınkaya: Yanında nasıl işleri bilemiyorum. Kaç yıldır yanında çalışıyor ne kadar yakınlar? Aralarında nasıl bir bağ var nasıl bir ilişki var onu bilemiyorum. Sadece orada çalıştırabiliyorum. Onun dışında yakınlık seviyelerini bilebilme ihtimalim yok. Hiçbir çalışanıyla nasıl bir yakınlığı var bilemiyorum ama Murat Gülibrahimoğlu diye bir karakterin kendisinden başka hiç kimseye yakın olabileceğini düşünmüyorum.
FATİH KELEŞ AVUKATI BARAN KAYA SORUYOR
Baran Kaya: Sarp Bey, şimdi kural olarak müvekkilimle ilgili o kısımlarla ilgili özellikle anlattıklarınız, müvekkilim ve Murat Gülibrahimoğlu'nun Etiler'deki ofiste yaptığını iddia ettiğiniz sohbetlerden ibaret, değil mi? Oradaki duyumlarınız. Orada anlatılan vakalara ilişkin herhangi bir tanıklığınız var mı?
Sarp Yalçınkaya: Vakaları bilemem.
Baran Kaya: Tanıklığınız var mı?
Sarp Yalçınkaya: Hayır efendim.
Baran Kaya: Herhangi bir tanıklığınız yok. Mesela Savcı Bey'in sorusuna şöyle bir cevap verdiniz: Bu hafriyat paraları ile ilgili il binasının alınması gibi şeyler... CHP İstanbul İl Binası'nın alınması gibi meseleler olduğunu söylediniz ya da Murat Gülibrahimoğlu'nun size böyle anlattığını söylediniz. CHP İstanbul İl Binası'nın ne zaman alındığını biliyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: CHP İstanbul İl Binası'nın ne zaman alındığını şu şekilde biliyorum, şöyle size detaylı anlatayım: İl binası alındığından benim haberim yok, bilmiyorum da tabii ki. İl binası alınırken para verildiğini bilmiyorum ama ben il binasının alındığında para verildiğini sonradan Murat Gülibrahimoğlu anlattığında öğrendim. Şu şekilde: Olay tabii medyada yer almaya başlayınca Murat Bey bana durumu anlattı ve bu dava ile alakalı olarak da kendisinin yanında çalışan elemanlardan birilerini o davada ismi geçen, yanlış ifade etmeyeyim, Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş ile adliyeye yanlarında gönderdiğini... Yine yanlış ifade etmek istemiyorum, yanlış hatırlamıyorsam o tarihte ekran görüntülerini veyahut da video kayıtlarını televizyonda görüp Murat Gülibrahimoğlu'na gönderdiğimi hatırlıyorum. Ve Murat Gülibrahimoğlu bu durum hakkında alta şu şekilde yorum yaptığını; "Biz her zaman dostlarımızın yanındayız, bak adliyede bile yanlarında biz varız." şeklinde ifade verdiğini mesaj metninde...
Baran Kaya: Hafriyat paralarından il binasının alındığı beyanınız az önce Savcı Bey'in sorusuna verdiğiniz...
Sarp Yalçınkaya: Sadece hafriyat paraları olarak olaya bakmamak lazım, bir ortada bir havuz...
Baran Kaya: Havuz var.
Sarp Yalçınkaya: Bir havuz...
Baran Kaya: Bir şey soracağım, çok özür dileyerek soracağım. Acaba basında gördüğünüz olaylarla yaşadığınız olayları karıştırıp, harmanlayıp bir şey anlatıyor olabilir misiniz? Çünkü İstanbul İl Binası'nın satın alınması ilk 2019.
Sarp Yalçınkaya: Niye harmanlayayım efendim? Harmanlayıp veyahut da kafa karıştırıcı bir durum söz konusu değil.
Baran Kaya: Peki, şöyle devam edeceğim: İlişkinizin, Murat Gülibrahimoğlu ile ilişkinizin 2018 yılında alacak verecekle başladığını, aslında hep o alacak verecek ilişkinizin nedeni ile devam ettiğini adeta, sanki borcunuzu tahsil ettiğinizde sonlandırmak istediğiniz bir ilişkiymiş gibi anlattınız. Doğru mudur?
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Baran Kaya: Bu ilişki bu haliyle neden yanınızda iddianameye göre cürüm olduğu bilinecek, size göre suç konusunu, suç oluşturan olayları rahatlıkla konuşabildiler?
Sarp Yalçınkaya: Güvenilir birisi olduğum için.
Baran Kaya: Bu güven sağlanması için daha öte bir ilişki gerekmez mi, sadece alacak verecek ilişkisinden daha öte bir ilişki gerekmez mi?
Sarp Yalçınkaya: Ben yaklaşık 2018 yılının mart-nisan ayından 2020 yılına kadar Murat Gülibrahimoğlu'yla haftada 3-5 gün beraber vakit geçirdim. Vakit geçirmediğimiz zamanlarda da telefonlarla görüşüyorduk. Ben bana ciddi anlamda güvendiğini düşünüyorum. Çünkü kendisine o zamanlarda çok manevi olarak çok vakit geçirdik, kendisine yardımcı olmaya çalıştım. Ruh hali çok iyi değildi o dönemlerde. O anlamda bana güvendiğini düşünüyorum. Bu güveni de herhalde Fatih Bey'le kurmuş olduğu ilişki çerçevesinde Fatih Bey'e anlatmış olduğunu düşünüyorum, tabii ki düşünüyorum.
Baran Kaya: Peki bu sohbetlerin üç kere olduğunu söylemiştiniz hatırladığım kadarıyla. Bu sohbetlerin tarihlerine dair bir, yani şöyle: Birtakım sohbetlerden bahsediyorsunuz dört tane ifadenizde müvekkilimden bahsederken. Bu sohbetlerin dört ifade boyunca devam ediyor ama 3-5 dakikalık, 10 dakikalık sohbetler olduğunu söylüyorsunuz. Hatta bir tanesinde de hiç sohbet olmadı; "Fatih Keleş geldi, çantayı aldı, gitti." diyorsunuz. Yani iki tane sohbet...
Sarp Yalçınkaya: İki iki...
Baran Kaya: Bir saniye, bitireyim bitireyim. İki tane görüşmenizde sohbet olduğunu oradaki, bir tanesinde Fatih Keleş'in sadece çantayı alıp gittiğini söylediniz. Yani o dört sayfada, dört ifadede geçen beyanlar aslında iki görüşmeye dayanıyor sizin iddianıza göre. Ancak buna dair bir aydınlatıcı beyan bulamıyoruz. Durumu maddi gerçeği açığa çıkarabilmek adına soruyorum: Bu görüşmelerin tarihlerini hatırlıyor musunuz? Yaklaşık şeyler de olabilir; yerel seçimlerden önce, yerel seçimlerden sonra, cumhurbaşkanlığı seçiminden önce... Buralara getirebilirsiniz yani. Yaklaşık da olsa bir tarih verebilir misiniz?
Sarp Yalçınkaya: Şimdi ben 2022 yılından sonra olduğunu net olarak söyleyebilirim. Çünkü Fatih Bey'le benim... Yani Fatih Bey'i tanımam 2023 yılı gibi hatırlıyorum. 2023, 2022'nin ortasından sonraki tarihlerde olduğunu düşünüyorum.
Baran Kaya: Olabilecek en geniş tarih bu mu? 2022 sonrası herhangi bir tarih diyebilir miyiz?
Sarp Yalçınkaya: Yani ağırlıklı olarak o tarihleri düşünüyorum.
Baran Kaya: 2022 sonrası...
Sarp Yalçınkaya: Baz, baz kayıtlarında yok deniyor ya; baz, baz kayıtlarından zaten belli olur diye düşünüyorum bakıldığı zaman kayıtlara. Şu anda inanın tarihleri hatırlayabilecek durumda değilim.
Baran Kaya: 2022 sonrası 2025 Mart arası bir tarih ve üç kez görüşme yapılmış, o zaman böyle anlıyoruz, değil mi bunu?
Sarp Yalçınkaya: Kabaca bu. Tabii ki üç değil; Etiler ofiste üç defa.
Baran Kaya: Evet. Bir sorum daha olacak size. Diğer ifadeyle alakalı daha doğrusu, birkaç soru olacak. Siz Kemer Çevre isimli firmanın İstanbul döküm sahalarında ortak olduğunuzu bizzat Bilal Sağlam'a söylüyorsunuz. Murat Gülibrahimoğlu ile ortak iş yaptığınızı. Doğru mudur?
Sarp Yalçınkaya: Ne zaman söylemişim efendim?
Baran Kaya: Bilal Sağlam'ın ifadesinde geçiyor.
Sarp Yalçınkaya: Bilal Sağlam, benim ticari ihtilaf yaşadığım bir kişidir. Size biraz sonra beyanlarını vereyim...
Baran Kaya: Hep bir ticari ihtilaf.
Sarp Yalçınkaya: E borçları var bana kendisinin.
Baran Kaya: Murat Gülibrahimoğlu'nun da var.
Sarp Yalçınkaya: Hayır ama Bilal Sağlam, her gün mütemadiyen benim hakkımda ağza alınmayacak küfürler içerikli beyanlarda bulunuyor ve bana borcu var. Çekini yazdırdım, ben Murat Gülibrahimoğlu'nun çekini yazdırmadım. Ve bu kişinin beyanları benim adıma geçerli olan beyanlar değildir. Ama yine sorunuza cevap vermek, vermeye çalışayım; dinleyeyim sizi, buyrun. Ben yani şahsın kim olduğunu size müsaade ederseniz çıkışta yanımda var, getirdim; paylaşımlarını, ağza alınmayacak küfürler 9 yaşındaki kız çocuğuma, 85 yaşındaki anneme, eşime, etrafımdaki insanlara ağza alınmayacak küfürler... Size göstereyim. Böyle bir kişinin adını duyduğumda tiksiniyorum çünkü, kusura bakmayın.
Baran Kaya: Hayır, konumuz o değil. Aradaki ticari ihtilaftan kaynaklanıyor bunların hepsi. Aranızdaki uyuşmazlık...
Sarp Yalçınkaya: E ticari ihtilaf yaşarsınız birçok insanla. Ticari ihtilaf yaşıyorum ben. Ticaret yapıyoruz sonuçta, herkesle güllük gülistanlık bir hayatımız yok. Ama ticari ihtilaf yaşadığınız kimileri narsist nitelikte oluyor, kimileri de normal insani değerlere sahip insanlar oluyor. Bazı insanların gerçekten sorunları olabiliyor yani. Bu arkadaşımız...
Baran Kaya: Şöyle demiş sizin için: "Bildiğim kadarıyla Murat Gülibrahimoğlu'nun kayıt dışı paralarını Sarp Yalçınkaya temizlemekte ve sistem dışına çıkarmaktadır. Murat Gülibrahimoğlu'nun kayıt dışı paralarının çoğu Sarp'ın kontrolündedir." Ticari ihtilaf nedeniyle böyle bir iftira atmış olabilir mi?
Sarp Yalçınkaya: Neden olmasın? Olabilir tabii ki.
Baran Kaya: Mümkündür, değil mi? Yine devamında sizin Burak Korzay'ı tanıdığınızı beyan ediyor. Burak Korzay'ı tanıyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Hayatımda hiç görmedim, Burak Korzay'ın kim olduğunu bilmiyorum.
Baran Kaya: Yine şöyle diyor: "Sarp Yalçınkaya benim gibi yaklaşık 50 firmayı kullanmaktadır. Benim çek defterim Sarp'tadır. Sarp bu sahte faturalar ile bana ait çekleri doldurarak bu bankalardan nakit tahsil eder ve parayı sistem dışına çıkarır."
Sarp Yalçınkaya: İBB dosyasında 50 tane firmayla işlem yapıldığını iddia etmekte. Bu 50 tane firmanın isimlerini beyan edememektedir. 50 tane; 49 tane değil, 50 tane, enteresan bir sayı. Ayrıca kendisi sahte bir fatura kesildiğini iddia etmekte...
Baran Kaya: Aslında iddia da değil, hatta çek defterinizin onda olduğunu...
Sarp Yalçınkaya: Borcu olan bir kişi, bizden yakıt alan bir kişi bize çek defterini bırakır. Arabası yakıt almaya geldiğinde çek defteri doldurulur, tekrar yeniden tahsilatı verilir.
Baran Kaya: Bunlar da yine ticari uyuşmazlık nedeniyle iftira olduğunu söylüyorsunuz.
Sarp Yalçınkaya: Kendisi efendim, isterseniz ifade edeyim, bir Vergi Usul Kanunu'na muhalefeti konusundan bahsetmekte. Fakat madem öyle bir konu varsa Kuzey İstanbul firmalarında kendisinin hiçbir kesmiş olduğu fatura yoktur.
HÜSEYİN KÖKSAL AVUKATI BAVER KAYA SORUYOR
Baver Kaya: 25 Mayıs tarihli ifadenizde sizdeki ….. göstermiş, Hüseyin Köksal'ı ilk ve sadece Trabzonspor maçında, locada bir kez görmüş olabilirim, tam net hatırlayamadım demişsiniz. Az önce savcılığa da sordum, Hüseyin Köksal o maçta var dediniz. Hüseyin Köksal'ı tanıyor musunuz?
Sarp Yalçınkaya: Hüseyin Köksal'ı simaen tanırım tabii ki. Ama Hüseyin Köksal'la bir sohbet etme durumumuz söz konusu olmadı. Tuncay Yılmaz ve Hüseyin Köksal ismi, Murat Gülibrahimoğlu'nun devamlı kullandığı isimler arasında. Fakat o isimlerle alakalı olarak diğer isimler gibi bana şu konuda şöyle oldu, bu konuda böyle oldu gibi beyanları söz konusu olmadı. Olan beyanları zaten ifademizde geçiyor.
Baver Kaya: Konuyu düzeltmek için sorayım ben. Suç yok zaten burada, insanlar maça gidebilir de. Müvekkil bahsettiğiniz maça gitmemiş. Uçuş kayıtlarını da bahsettiğiniz uçuş yok. Bunu yanlış hatırlıyor olabilir misiniz? Tam net değilim demişsiniz zaten.
Sarp Yalçınkaya: Doğru, yani o
Baver Kaya: Düzeltmek için söyleyeyim.
Sarp Yalçınkaya: Ben o uçakta Fatih Bey'in dışında bir kişi daha, bir iki kişi daha olduğunu hatırlıyorum. Ya Hüseyin Köksal'dır ya atıyorum Tuncay Yılmaz'dır. Lütfen bağışlasınlar isimlerini zikrediyoruz. Ama yanlış hatırlıyor olabilirim yani.
Baver Kaya: Kapalı uçuşlardan geri dönüş kaydı olmayan uçuşlardan bahsettiniz, bilmediğinizi söylediniz. Ama Murat Gülibrahimoğlu size bundan bahsettiğinde bunu önemli görmüşsünüz ve ifadenizde tekrardan söylersiniz. Kastınız neydi? Yani kapalı uçuşlar derken siz neyi kastettiniz?
Sarp Yalçınkaya: Ben ifadelerimi beyan ettim, ben bir kast amaçlı söylemedim. İlgimi çeken bir ifadeydi, ondan dolayı.
Baver Kaya: Kastını merak ettim yani ne niyetle söylendiğini merak ettim. Bilgi olarak beni ilgilendiriyor.
Sarp Yalçınkaya: İfadelerim bir kast amaçlı söylenmedi.
Hakim: Aynı soruyu tekrar etmeyelim soruldu zaten.
Baver Kaya: 18 Temmuz tarihli ifadenizde hatırladığım kadarıyla 2022 yılında Murat, kendisi var özel jetiyle İmamoğlu İnşaat'ın müdürü Tuncay Yılmaz ve Hüseyin Köksal ile birlikte yurt dışına çıktı demişsiniz. Londra'ya gittiklerini söylemişsiniz. Bir haberlerden bahsedeyim size. …..…. ifadelerinizden 2 ay önce Sabah gazetesinin haberi. Habere göre Murat Gülibrahimoğlu'nun özel jet ile yurt dışına para kaçırdığı tespit edilmiş. Haberlerde şu yazıyor, en dikkat çekeni ise 28 Ekim 2022 tarihli İstanbul-Londra uçuşu. Gülibrahimoğlu'nun yanında İmamoğlu İnşaat'ın eski genel müdürü Tuncay Yılmaz ve iş insanı Hüseyin Köksal da var. 3 gün sonra jet yalnız Türkiye'ye dönüyor. İfadenizde var, daha önce böyle bir şey görmüş müydünüz, okumuş muydunuz?
Sarp Yalçınkaya: Benim haberle alakalı bir durum söz konusu değil, haberden haberim yok.
Baver Kaya: Savcılıkta size bu haber bahsedildi mi?
Sarp Yalçınkaya: Hiç bahsedilmedi. Benim Londra konusuyla alakalı olarak Murat Gülibrahimoğlu bana bildirdi. Londra'da belirli bir rakamdan bahsediyordu, o rakamla alakalı olarak bir otel bakmaya gittiğini ve bu otel bakmaya Hüseyin Köksal ve Tuncay Yılmaz'la beraber gittiğini kendisi ifade etmiştir ve böyle bir konuşmaya şahit olmuşumdur. İfadem bundan dolayı verilmiştir. Tarihler yanlış olmuş olabilir.
Baver Kaya: Murat Gülibrahimoğlu'nun size söylediği uçuş, siz söylemeden 2 ay önce Sabah gazetesinde söylenmiş bir şekilde diyebiliriz. Şöyle elimde kart var çünkü. Müvekkilimin İngiltere vizesi uzun süredir yok. Bu arada uçuş kayıtlarının celplerini istiyoruz biz, sorgu sırasında da söylemiştik. İngiltere'ye son gelişi 2019 yılı Şubat ayı, Türk Hava Yolları uçakla. Hayatında bir kere bile özel jetle yurt dışına çıkmamış. Bu yüzden bu ortaklaşmanın sebebini öğrenmek istedim. Yine az önce söylediniz Murat Gülibrahimoğlu sık sık yalan konuşuyordu diye. Yine ifadelerinizde 2018 ile 2020 arasında batık durumda olduğunu söylemişsiniz. Şimdi bugün baktığınızda, ilk zamanı düşünmeyin, batık durumdayken 2019 yılında il binası alımı, 2020 yılında Olay TV'ye yatırım... Batık durumdaki bir insan sizce bunu yapabilir miydi? Yalan söylüyor olabilir mi sizce bu konularda?
Sarp Yalçınkaya: Zaten beni kandırdığını, bana borcunu ödeme anlamında kandırdığını ifade ettim. Yani batık durumdayken derken 2018 yılında batıktı, bunu net olarak biliyorum çünkü konkordato almaya çalışıyordu. Ha, o konuda yalan söylüyor mu söylemiyor mu bilemiyorum çünkü aynı şekilde Cem Bey de ifade ediyor.
Baver Kaya: Yatırımlar konusunda yalan söylemiş olabilir mi diye sordum. Batık durumdaki bir insan gidip bir yere yatırım yapamaz herhalde kolay kolay. Bu konuda yalan söylemiş olabilir mi sizce?
Sarp Yalçınkaya: Okul da yaptırmış bu adam, batık durumda...
Baver Kaya: 2020'nin sonunda...
Sarp Yalçınkaya: Okul da yaptırmış yani Murat Gülibrahimoğlu'nun hangi söylediklerinin doğru, hangi söylediklerinin yalan olduğunu kestiremiyoruz ki biz.
Baver Kaya: Bir de Olay TV ile ilgili bir şeyden daha bahsedeceğim. Hüseyin Köksal 2020 yılında Olay TV'ye yatırım yapıyor. Bunun üzerine Olay TV yatırımdan sonra Cavit Çağlar'la ortaklık kurulduktan sonra Bursa'dan İstanbul'a taşınıyor. İstanbul'daki binası da müvekkilin krediyle satın aldığı bir bina. Yani siz İstanbul'da Olay TV'nin binasına gittiyseniz, o bina müvekkilin krediyle satın aldığı bina. Gülibrahimoğlu, Olay TV'yi Hüseyin Köksal ve Cavit Çağlar'dan mı satın alacaktı? Biliyorsunuz o konuda bilginiz var mı?
Sarp Yalçınkaya: Cavit Çağlar ismini geçirmişti, Hüseyin Köksal ismini hatırlamıyorum.
FATİH KELEŞ AVUKATI NERGİZ İNCE SORUYOR
Nergiz İnce: Sarp Bey, 18 Temmuz 2025 tarihli ifadenizde az önce soru üzerine de söylediğiniz bu Silahtaroğlu kardeşlere gönderdiğiniz 8 milyon dolarlık para hakkında bir beyanda bulunmuşsunuz. Az önce de soru üzerine cevap verdiniz. Benim sormak istediğim soru şu: Sizin bu şikayetiniz 18 Temmuz 2025 tarihinde. Ama 27 Haziran 2025'te, yani sizin bu şikayetinizden önce savcılığın sorusu üzerine ikinci ifadenizde diyorsunuz ki; "Çağrı Silahtaroğlu Ankara'da müteahhitlik yapan, aynı zamanda avukat olan benim tanıdığım birisidir. Bu dosya kapsamında tutuklandıktan sonra hukuki danışmanlık konusunda kendisinden yardım istedim. Bana yardımcı olacağını söyledi. Ancak aramızda herhangi bir para alışverişi olmadı" diye bir cevap vermişsiniz. Size sorum şu; yani bu şikayetinizden önce savcılık size 27 Haziran'da, yani siz tutukluyken Çağrı Silahtaroğlu sorusunu niçin yöneltti?
Sarp Yalçınkaya: Yani Çağrı Silahtaroğlu ile alakalı para transferinin olduğu tarih zaten 30 Mayıs tarihi.
Nergiz İnce: Siz ifadenizde 28 Mayıs ile 29 Mayıs arası bu para transferini yaptım diyorsunuz. Siz 26 Mayıs'ta tutuklanmışsınız zaten.
Sarp Yalçınkaya: 30 Mayıs tarihinde cezaevindeyken zaten o para çıkarıldı. Tarihler karıştı galiba?
Nergiz İnce: Yok, hayır. Tarihleri doğru söylüyorum. 26 Mayıs'ta tutuklanmışsınız. Kendi dilekçenizde bu parayı 28 ya da 29 Mayıs tarihlerinde yatırdım diyorsunuz.
Sarp Yalçınkaya: Dekontlar zaten dosyada var, gizlilik kararı da var. Bu konuda zaten cevap verdim. Çok fazla bu konu hakkında konuşmam gerçekten ciddi anlamda ilerleyen dönemde dosyaya zarar verebilir.
Nergiz İnce: O dosyanızla ilgili değil de şunu soruyorum: Sizin şikayetinizden önce niçin savcılık size bu Silahtaroğlu sorusunu yöneltti, siz tutuklandıktan sonra?
Sarp Yalçınkaya: Sizce savcılık istediği zaman istediği soruyu soramıyor mu? Ben bilemiyorum ki. Benden kağıt aldılar, neye nasıl cevap vereceğimi bilemedim.
Nergiz İnce: Murat Gülibrahimoğlu'ndan duyduklarınıza ilişkin bir sorum olmayacak. Zaten "Murat Gülibrahimoğlu'ndan bunları duydum" diyorsunuz, doğrulayabilme imkanınız yok. Ancak şunu soracağım; Fatih Keleş'in Kemerburgaz'da oturduğunu nereden biliyorsunuz?
Sarp Yalçınkaya: Fatih Keleş Kemerburgaz'da oturuyor diye bir iddiam yok. Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu'nun Kemerburgaz'daki evinin yanında ev aldı diye söyledim ben.
Nergiz İnce: Ben ifadenizden aynen okuyayım: "Fatih Keleş ile Murat Gülibrahimoğlu'nun evleri Kemerburgaz'da yan yanadır, Fatih Keleş'in Kemerburgaz'da oturduğu villayı” demişsiniz.
Sarp Yalçınkaya: Ya oturacağı belli. Murat Gülibrahimoğlu da o evde oturmadı hanımefendi. Yani evi yaptırmaktan evin içine giremediler. Devamlı İtalya'dan mermer geliyordu, başka bir yerlerden bir şey geliyordu. Evin tefrişatıyla uğraşmaktan evin içine giremediler.
Nergiz İnce: 2020 yılında sadece tek bir uçuş yaptım Murat Gülibrahimoğlu ile dediniz. Bunun dışında kendisiyle bir özel jetle uçuş...
Sarp Yalçınkaya: 2020 yılıydı galiba.
Nergiz İnce: Pardon, 2020 yılında tek bir uçuş yaptım, başka bir özel jetle uçuşum yoktur dediniz. Bunun dışında bu jet kiralaması ile ilgili olan işte para transferi, yurt dışı yaşam gibi beyanlarınız var. Bunları da Gülibrahimoğlu'ndan duyduğunuzu söylediniz. Ancak ifadenizde şöyle bir cümle geçiyor, bu sizde de aynen böyle yazılmış, özellikle sormak istiyorum: "Özel jete birçok hediye paketinin, valizinin yüklendiğini bizzat gördüm" demişsiniz. Az önce ise uçuşunuzun olmadığını beyan ettiniz.
Sarp Yalçınkaya: Evet.
Nergiz İnce: Bunun sebebi neden kaynaklanmaktadır?
Sarp Yalçınkaya: Benim uçuşa bizzat kendim para yüklerken yanında değildim. Murat Gülibrahimoğlu kripto ile yahut da yanına bavul alarak uçuşa giderken bana uçuşa gittiğini bizzat kendisi söylemiştir. Uçağa çantaları yüklerken bizzat ben kendisinin yanında bulunmadım.
Nergiz İnce: Sarp Bey, ifadenizde "gördüm" geçiyor.
Sarp Yalçınkaya: Doğru, paraları gördüm, arabasına koyarken gördüm.
Nergiz İnce: Arabadan bahsetmiyorsunuz. "Özel jete birçok hediye paketinin, valizinin yüklendiğini bizzat gördüm" diyorsunuz ifadenizde.
Sarp Yalçınkaya: Zaten kendisi uçağa gidiyordu, neyse...
Nergiz İnce: Bir de çok merak ettiğim, bunu sormayacaktım ama gerçekten merak ediyorum. "Tüketim ödüncü kapsamında alacak verecek ilişkisi" ne demektir?
Sarp Yalçınkaya: Şimdi Murat Gülibrahimoğlu sıkça yakıt aldığı için bizde çekleri vardı. Bu çeklerin ödeme günü geldiği zaman yoğun bir şekilde sıkışıklık yaşıyordu. Biz de çekin ödenmesi adına ve çek ödenip kredibilitesi bozulmasın diye kendisine ödünç para gönderiyorduk. 3 gün sonra kendisi o ödünç parayı bize geri gönderiyordu. Tüketim ödüncü olarak dediğim bu. Yani atıyorum bugün 10 milyonluk bir çeki varsa, 5 milyon parası varsa, bizden 5 milyon borç para istiyordu. Biz o parayı gönderip çekini ödüyorduk, sonra tekrar geri...
Nergiz İnce: Şimdi ifadenizde bunu örneklemişsiniz. Demişsiniz ki: "Örneğin Murat X şirketinin 30 milyon TL bedelli 2 ay vadeli çekini bana verir, ben de bunun karşılığında Murat'a örneğin 20 milyon lira nakit gönderirim. Çekin vadesi geldiğinde parayı tahsil eder ve alacağımı bu şekilde alırım." Bu tarif ettiğiniz şey TCK kapsamında tefecilik suçuna giriyor. Yani siz bir kişinin çekini bozdurup ona belirli bir miktar para verip sonrasında daha yüksek bir parayı başkasından tahsil ederseniz bunun anlamı başka bir şey olur.
Sarp Yalçınkaya: Öyle bir suçum yoktur, öyle bir tefecilik faaliyetim söz konusu değildir.
Nergiz İnce: Bir de bu...
Sarp Yalçınkaya: Murat Gülibrahimoğlu'ndan benim alacağım para 6 yıl kalmıştır. Herhangi bir faiz hesabı görmemişizdir, dolar olarak kalmıştır. Bugün dolar olarak bile faizin miktarı bellidir. Biz Murat Gülibrahimoğlu ile olan hesabımızdan herhangi bir faiz konusu konuşmadık, kendisi de beyan etti zaten.
Nergiz İnce: Bir de bu ofisteyken Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu'nun yanında karşılaştığınızda bir sohbet esnasında bulunduğunuzu, bu beyanların da ifadelerinize konu olanların o sohbette geçtiğini ifade ettiniz. Bu sohbet kaç dakika sürdü?
Sarp Yalçınkaya: Valla ama şimdi hatırlayamıyorum. Yani kaç dakika sürdüğünü... 1 saat sürmedi.
Nergiz İnce: 1 saat sürmeyen bir sohbette İstanbul'un bütün imar planları, arsa planları, plan değişiklikleri, AVM'ler, AVM'lerden alınacak rüşvet tarifeleri, işleri, medya sektörü, yurt dışına paraların nasıl çıkarılacağı... Yani 1 saatten az süren bir sohbette monolog halinde olsa bile bunların hepsini o sohbette duyduğunuza emin misiniz?
Sarp Yalçınkaya: İfadelerimde de var, net olarak eminim.
Nergiz İnce: Pekala. Son sorum Sayın Başkan. Cevap vermek istemeyebilirsiniz buna. Siz Silahtaroğlu ile ilgili 8 Temmuz 2025 tarihinde, 26 Altı tarihinde, birkaç ay önce bir haber çıkmış. Çıkan haberde kendisinin 2022 yılındaki operasyon sonucunda malvarlığına tedbir konulduğu, 8 bin dolar bir yargı mensubuna rüşvet şüphesiyle iddiasına ilişkin bir HSK şikayet süreci olmuş. Siz daha önce Silahtaroğlu'nun 2022'de böyle bir olaya karıştığından haberdar mıydınız?
Sarp Yalçınkaya: Silahtaroğlu İnşaat Firması'nın sahiplerini 20 yıldır tanırım. Güven ilişkisi olduğu içindir aramızda, böyle bir durum söz konusu olmuştur. Fakat dolandırılmışımdır.
Nergiz İnce: Yani sizde böyle bir örnek olaydan referans var değil mi?
Sarp Yalçınkaya: Yok, bu konu hakkında çok fazla yorum yapmam doğru olmaz.
SARP YALÇINKAYA AVUKATI MEHMET KURAL SAVUNMASI
Başkanım, müvekkil sanık Sarp Yalçınkaya sadece 59. eylemden itham edilmektedir. Kendisi emniyette bir defa, savcılıkta altı defa olmak üzere toplam yedi defa ifadesi alınmıştır. Müvekkilin ifadeleri etkin pişmanlık kapsamında birer ikrar değil, suç ihbarıdır Sayın Başkanım. Zira müvekkil sanık anlatımlarındaki olaylara müdahil değildir, üçüncü kişi olarak görgü şahididir. Bu hususa dikkat çekerek somut suçlamalara ilişkin savunmamızı arz edeceğiz Başkanım.
Aslında müvekkil huzurunuzda şu anda sanık sıfatı ile değil, tanık sıfatı ile yer almalıydı. İddianamede müvekkilin Türk Ceza Kanunu madde 222 gereği suç örgütü üyeliği, yine Türk Ceza Kanunu madde 282/1 gereği suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve Vergi Usul Kanunu madde 359/b gereği Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlarından cezalandırılması talep edilmektedir. Müvekkilin yargılandığı tek eylem olan 59. eylemde Başkanım, toplam 22 kişi hakkında suç isnadı bulunmaktadır. Müvekkil bu 22 kişi arasında sadece Murat Gülibrahimoğlu ile irtibatlandırılmıştır. Diğer sanıkların hiçbiriyle irtibatına ilişkin herhangi bir isnat bulunmamaktadır. Müvekkil ile Murat Gülibrahimoğlu arasındaki ilişki ticari bir ilişkidir, herhangi bir örgütsel ilişki bulunmamaktadır.
Sayın Başkanım, iddianamede şöyle bir kurgu yer almaktadır: İddianamedeki kurguya göre, müvekkil Sarp Yalçınkaya ile Murat Gülibrahimoğlu arasındaki ilişki hayali bir ilişkidir, ticari bir ilişki değildir. Bu hayali ilişki sebebiyle Sarp Yalçınkaya, Murat Gülibrahimoğlu'nun emir ve talimatları doğrultusunda sahte fatura keserek, kullandırarak suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini akladığı iddia edilmektedir. Dolayısıyla müvekkil ile sanık Murat Gülibrahimoğlu arasındaki akaryakıt ticaretinin gerçek bir ticari ilişki olduğu ispat edildiğinde örgütsel bir eylemden de bahsedilemeyecektir. İthama konu ticari ilişkinin gerçek olup olmadığının ispatı ise Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınması gereken bir durumdur. Sonuç itibariyle müvekkil bakımından ispata muhtaç öncül eylem, Vergi Usul Kanunu 359/b maddesinde tanzim edilen sahte fatura düzenleme, kullanma eylemidir. Eğer müvekkilin sahte fatura kullanma, düzenleme eylemine iştirak etmediği, bu suçu işlemediği ispat edilirse, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamadığı ve suç örgütü üyesi olmadığı da sabit olacaktır.
Başkanım, bildiğiniz gibi Vergi Usul Kanununa muhalefet suçu şeklen belli usul ve yöntemler izlenerek soruşturulabilen, kovuşturulabilen bir suç tipidir. Eldeki davada ise bu usullere riayet edilmemiştir. Vergi kaçakçılığı suçlarının usul yönünden soruşturulma ve kovuşturulma şartı Vergi Usul Kanunu madde 367'de düzenlenmiştir. Bu kanun hükmü, vergi kaçakçılığı suçu fiilinin tespiti halinde soruşturma ve kovuşturma şartlarını içeren bir düzenlemedir. Vergi Usul Kanunu madde 359'da yer alan vergi kaçakçılığı fiillerinin vergi incelemesine yetkili olan kişilerce tespit edilmesi halinde mütalaanın Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesi, soruşturma ve kovuşturma şartını oluşturmaktadır. Aynı zamanda 367/2 gereği Cumhuriyet Başsavcılığının Vergi Usul Kanununa, yani vergi kaçakçılığı suçlarından herhangi birinin işlendiğini herhangi bir suretle tespit etmesi halinde veya öğrenmesi halinde durumu derhal ilgili vergi dairesine bildirmeli ve bu hususta bir vergi dairesinden rapor talep etmelidir. 367/2 vergi kaçakçılığı suçlarında vergi dairesini kolluk olarak görevlendirmiştir. Kısaca, Vergi Usul Kanunu ve diğer gelir kanunlarına göre yapılan vergi incelemeleri sonucunda bir vergi inceleme raporu düzenlenir. Vergi tekniği raporu ise vergi inceleme raporunun eki niteliğindedir. Ayrıca Vergi Usul Kanunu 359'da yer alan kaçakçılık suç fiillerinin tespiti halinde bir de vergi suçu raporu düzenlenir. Vergi suçu raporu savcılığın vergi kaçakçılık suç fiilini öğrenmesine yönelik suç duyurusu niteliği taşır.
Somut olaya geldiğimizde, müvekkil sanığa tebliğ edilen bir vergi inceleme raporu, vergi tekniği raporu ve vergi suçu raporu bulunmamaktadır. Vergi müfettişi tarafından kendisinin bilgisine de başvurulmamıştır. Daha da önemlisi, dosya kapsamında dava şartı olan komisyon mütalaası da alınmamıştır. İddianamede bu belgelere ilişkin de hiçbir atıf yoktur. Somut olayda Vergi Usul Kanununa muhalefet suçu açısından usulüne uygun açılmış bir dava bulunmamaktadır. Bu öncül suça ilişkin bir dava yok ise iddianamede bu suça bağlı olarak tanımlanan suç örgütü üyeliği ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından da bahsedilemeyecektir.
Efendim, soruşturma aşamasında iddianame bir rapordan bahsetmektedir. Vergi Denetim Kurulu İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.05.2025 tarihli bir rapordur. Bu rapor ile Murat Gülibrahimoğlu'nun fatura ilişkisi bulunan şirketler incelenmiştir. Raporun müvekkili ilgilendiren kısmı aynen şu şekildedir: Murat Gülibrahimoğlu'na ait Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 2020 yılında 2.561.937 TL, 2021 yılında 4.869.601 TL, 2022 yılında 23.283.743 TL, 2023 yılında 11.885.743 TL tutarında alış yaptığı Yalçınkayalar Pazarlama Dağıtım Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi'nin 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin kısmen sahte belge düzenleme gerekçesiyle vergi tekniği raporları tanzim edildiği, ancak sahte olarak değerlendirilen faturalar içerisinde Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne düzenlenen herhangi bir fatura olmadığı belirtilmiştir.
Bu raporun müvekkil açısından önemi şudur: Bir kere bu rapor ile Murat Gülibrahimoğlu ile Sarp Yalçınkaya arasında gerçek bir ticari ilişki olduğu ortaya konulmuştur. İkinci olarak Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketleri ile Sarp Yalçınkaya'nın şirketleri arasında herhangi bir sahte fatura olmadığı açıkça bu raporda belirtilmiştir. Hukuk açıklamalarından da görüleceği üzere Vergi Usul Kanunu kapsamında müvekkil bakımından suç teşkil eden hiçbir eylem bulunmamaktadır. İddianamedeki iddialar soyut mahiyettedir. Bir iki tanığın somut belge ve bilgiye dayanmayan, soyut mahiyetteki ifadeleri ile atılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçunun ispatlanamayacağı da açıktır. Zaten atılı suçun mahiyeti gereği tanık beyanı ile ortaya konulacak bir suç tipi de değildir.
Sayın Başkanım, soruşturma aşamasında mali incelemelere ilişkin bir MASAK raporu da alınmıştır. Bu MASAK raporunun tarihi 03.11.2025'tir. MASAK raporunda atılı suçlara ilişkin somut hiçbir tespit yapılamamıştır. Soruşturma aşamasında gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Sarp Yalçınkaya'nın şahsına, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlere, hatta herhangi bir ortaklığı bulunmadığı, yöneticilik sıfatı olmadığı şirketlere tedbir konulmuş ve TMSF yönetim kayyumu olarak atanmıştır. Başsavcılık MASAK'a yazdığı 08.09.2025 tarihli yazıda gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında el koyma kararı verildiğini, bu karara gerekçe olmak üzere iddialara ilişkin somut mali tespitlerin yapılmasını MASAK'tan talep etmiştir. Tabii MASAK tarafından tanzim edilen 03.11.2025 tarihli rapor iddianame düzenlendikten sonra dosyaya sunulduğundan savcılık makamınca bu raporun değerlendirilmesi söz konusu olmamıştır.
MASAK raporunda müvekkilin şahsi ve şirket banka hesaplarındaki para trafiği listelenmiştir. Ancak raporun değerlendirme ve sonuç kısmında CSE ile Tekop Petrolcülük A.Ş.'nin sahte fatura düzenledikleri, ikiz faturalandırma yaptıklarının sadece bazı tanık ifadelerine dayandırıldığı, incelenmiş herhangi bir fatura, ticari defter, irsaliye, nakliye belgeleri olmadığı anlaşılmaktadır denilmiştir. Nitekim raporda sahte ve ikiz fatura iddialarına ilişkin olarak Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca inceleme başlatılması gerektiği vurgulanmıştır. Yani MASAK tarafından bu iddialara ilişkin somut bir tespit yapılabilmiş değildir. Ayrıca yine raporun inceleme ve sonuç kısmında aynen şu ifadeler yer almaktadır: Şirketlerin vergisel olarak avantaj sağladıkları tutarların bu suretle suç geliri olarak kabul edilebileceğinin düşünüldüğü ifadesiyle somut bir tespitin değil bir düşüncenin dile getirildiği, oysa mali bir analizde düşüncenin hiçbir öneminin olmadığı, suçlamanın ispatı için somut, objektif ve bilimsel tespit yapılmasının elzem olduğu açıktır. Nitekim raporun yine sonuç kısmında bu hususta konunun ihtisas gerektirmesi, mal, hizmet alış ve satışlarının mercek altına alınması, faturalar üzerinde inceleme yapılması gibi zorunluluklar sebebiyle Başkanlığımızca suçtan elde edilen değerin tespiti bu aşamada mümkün olmadığı denilerek bir itiraf yapılmıştır. Yani MASAK tarafından yapılmış somut hiçbir tespit yoktur.
Dosya kapsamında bu iddiaları doğrular mahiyette Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca yapılmış bir vergi incelemesi, hazırlanmış bir vergi inceleme raporu, bir vergi tekniği raporu, vergi suçu raporu olmadığı da düşünüldüğünde sanık Sarp Yalçınkaya'nın sadece bir iki kişinin soyut beyanına istinaden suçlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yine raporun sonuç kısmında verilerin güvenilir olmadığına ilişkin bir kısım vardır Başkanım. Vaktinizi almamak için bunu okumayacağım. Buradaki ifadeler ile MASAK tabiri caizse işbu MASAK raporundaki veriler eksiktir, güvenmeyiniz şeklinde bir itirafta bulunmuştur. Şimdi Başkanım hem soruşturma aşamasında alınan 06.05.2025 tarihli rapor hem de MASAK raporu değerlendirildiğinde müvekkilin herhangi bir sahte fatura fiiline iştirak etmediği, yani öncül eylem olarak tanımlanan Vergi Usul Kanununa muhalefet suçunun oluşmadığı ve bu Vergi Usul Kanununa muhalefet suçunun oluşmadığından dolayı suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun ve suç örgütü üyeliğinden de bahsedilemeyeceği açıktır.
Başkanım kısaca bir de beyanlara değinmek isterim. Birçok kişi dosyada yargılanmaktadır, 59. eylemde de 20 kişi yargılanmaktadır. Dosya kapsamında verilen hiçbir beyan Sarp Yalçınkaya'nın aleyhine değildir. Döküm ve hafriyat işleri ilgili dinlenen gizli tanık Martı'nın Sarp Yalçınkaya'ya yönelik herhangi bir isnadı bulunmamaktadır. Yine çeşitli kişilere, örneğin Ahmet Gül diye isimli şahsa Sarp Yalçınkaya sorulduğunda Sarp Yalçınkaya şirkete akaryakıt aldığımız kişi olarak bilirim diye ifade vermiştir. Semih Bilgin'e Sarp Yalçınkaya sorulduğunda Sarp Yalçınkaya bu şahıstan şirkete akaryakıt aldığımızı bilmekteyim, 24 Mart 2020 tarihinde İzmir'e giderek bu şahsa bir çek teslim ettim, bunun haricinde herhangi bir bilgim yoktur demiştir. Volkan Ateş, Sarp Yalçınkaya'yı tanımadığını beyan etmiştir. Yener Torunler’a Sarp Yalçınkaya sorulduğunda ismen bildiğini ancak tanımadığını beyan etmiştir. Yine Yılmaz Doğan da Sarp Yalçınkaya'yı tanımadığını söylemiştir. Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinin genel müdürü olan Yağmur Cansu Yeşiltepe'ye Sarp Yalçınkaya sorulduğunda aynen şu ifadeyi vermiştir: Sarp Yalçınkaya isimli şahsı mazot aldığımız kişi olarak bilirim. Bildiğim kadarıyla kendisi Murat Bey'in arkadaşı olup aralarında para ilişkisi, borç alma, arsa verme gibi olduğunu biliyorum demiştir.
Yine Murat Gülibrahimoğlu'nun yardımcısı olduğu iddia edilen Adem Başer Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu 17.10.2025 tarihli ifadesinde aynen şu, hemen tamamlayacağım, 17.10.2025 tarihli ifadesinde aynen şu beyanlara yer vermiştir: Ben Güney Cebeci'de döküm faaliyetlerinin başlamasıyla Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü isimli şahısları şirkette görmeye başladım. Bu süreçten sonra ben, Yağmur, Murat Gülibrahimoğlu, Fatih Keleş, İbrahim Bülbüllü ile belli periyotlarla son toplantısı yapmaya başladık. Bu toplantılara bazen Genç Çelik de iştirak etmekteydi şeklinde beyanda bulunmuştur. Yine Adem Başer bir ifadesinde de Sarp Yalçınkaya'ya 2025 yılının başında 7-8 milyon dolar bir para gönderildiğini, bu paranın şahsi borcuna istinaden gönderildiğini Murat Gülibrahimoğlu'nun kendisine söylediğini beyan etmiştir.
Başkanım bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Murat Gülibrahimoğlu ile Sarp Yalçınkaya arasında bir ticari ilişki bulunmaktadır. Sık sık borç para alışverişi aralarında bulunmaktadır. Yine ifadelere göre Sarp Yalçınkaya döküm alanı ile ilgili yapılan hiçbir toplantıya iştirak etmemiştir. Bu da örgüt üyesi olmadığını açık şekilde göstermektedir. Başkanım sadece bir avukat beyin değindiğinden dolayı şuraya da değinmek isterim. Bilal Sağlam isimli bir şahsın ifadesinden bahsedildi. Satılmış Yalçınkaya aleyhine verilen iki tane ifade vardır. Biri Bilal Sağlam, biri Osman Baş isimli şahıslara aittir. Bilal Sağlam isimli şahıs Sarp Yalçınkaya'nın da söylediği gibi kendisiyle ticari bir ihtilaf yaşamaktadır ve bu ticari ihtilaf sebebiyle öyle bir kin duymaktadır ki Satılmış Yalçınkaya'ya, her gün Twitter üzerinden sürekli küfretmektedir Başkanım. Yani paylaşımları isterseniz mahkemeye sunabiliriz.
Son olarak Başkanım şunu söyleyeyim. Bu iddianamede hiçbir şekilde şüpheli sıfatıyla yer almayan, ifadesine başvurulmayan ve hiçbir suç isnadı yapılmayan Sarp Yalçınkaya'nın oğlu Mustafa Mete Yalçınkaya, ablası Handan Yalçınkaya ve annesi Sultan Yalçınkaya hakkında tedbirler bulunmaktadır Başkanım. Hatta Mustafa Mete Yalçınkaya'nın şahsına dahi TMSF yönetim kayyumu olarak atanmıştır. Başkanım bu cezaların şahsiliği ilkesine aykırıdır. Her üç kişi hakkındaki uygulanan tedbirlerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Tüm banka hesapları tedbirlidir Başkanım. Bir de Başkanım iddianamede müvekkilin suçtan elde edilen malvarlığının müsaderesi talep edilmiştir. Müvekkilin suçtan elde ettiği herhangi bir malvarlığı olmadığı için müsadere kararı verilemeyecektir. Ayrıca iddianame başlığında şirketlerin farklı bir tüzel kişilik olduğundan dolayı iddianame başlığında şirketlere de yer verilmediği, böyle bir itham, suç isnadı yoktur. CMK'nın ilgili maddesi gereğince hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Bu iddianameyle bağlılık kuralıdır. Bundan dolayı da Başkanım müvekkilin şirketleri hakkında herhangi bir müsadere kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır. Tüm açıklamalar ışığında Başkanım, müvekkil sanığın tüm suçlardan beraatini, ileride telafisi güç ve imkansız zararlar meydana gelmemesi için şirketlerdeki denetim kayyumu tedbiri ile tüm tedbirlerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Başkanım son olarak 17.04.2026 tarihli ara karar ile Başkanım, müvekkil sanık Sarp Yalçınkaya'nın şahsi malvarlığındaki tedbirler kaldırılmıştır. Aynı tarihte hem bankalara hem tapulara, Noterler Birliğine de TMSF'ye müzekkere yazılmıştır. Ancak sadece yine şahsi malvarlığına dahil olan Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri için Sermaye Piyasaları Birliğine herhangi bir müzekkere yazılmamıştır Başkanım. Talep ettik ama karara sehven yazılmadığını düşünüyoruz. Bundan dolayı bunu da dile getirmek istedim. Teşekkür ederim Başkanım.
SANIKLAR BİR BİR KÜRSÜYE GELİYOR
Gülten Koç'ın ardından Edil Cenk Ünalerzen savunmasını yaptı. Ünalerzen, Karma adlı bir organizasyon şirketinin aldığı ihalenin suçlama konusu yapıldığını, kendisinin 2020 - 2023 arasında çalıştığı Karma Açık Hava Reklamcılık şirketinin ise suçlanan şirketle alakası olmadığını belirtti.
Ünalerzen'in ardından sanık kürsüsüne itirafçı sanık Sarp Yalçınkaya geldi.
"BENİM BİR ÖRGÜTTEN HABERİM YOK"
Ara sona erdi, duruşma başladı. Sanık kürsüsüne ilk olarak Bozan Kayatepe geldi. Hakkındaki suçlamaları reddeden ve beraatini isteyen Kayatepe'nin ardından Gülten Koç sanık kürsüsüne çıktı.
Kuzey İstanbul şirketinde muhasebeci olduğunu belirten Koç, sahte fatura kullanıldığı ve buna aracılık ettiği iddiasına karşılık, "İddianamede bulunan rapor soyut ifadelerden ibaret ya da başka bir şirketle karıştırılmış" dedi.
Şirkette çalıştığı 2022 - 2025 yıllarında yaptığı işlerin tasdiklendiğini ifade eden Gülten Koç, "Benim bir örgütten haberim yok. Haberimin olmadığı bir örgüte katkı sağlamam mümkün değil. Ben sadece sözleşmeye dayalı müşavirlik hizmeti yürüttüm" ifadelerini kullandı.
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Etkin pişmanlık ifadesi veren ve tutuksuz yargılanan Burak Korzay'ın sorgusu sonrası avukatı Muhammet Enes Ay söz aldı. Müvekkilinin tahliyesini talep eden Ay'ın ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
"KAMU ZARARI YOK"
İtirafçı Burak Korzay, Cebeci Maden projesinin devlet kurumları tarafından onaylanan bir proje olduğunu, İSFALT'ın ilgili dönemdeki işlemlerinin Sayıştay'a konu olduğunu ve kamu zararına rastlanmadığını belirtti.
Burak Korzay, bir diğer etkin pişmanlık ifadesi veren Ertan Yıldız'ın üzerinde baskı kurduğunu söyledi. Korzay, Aziz İhsan Aktaş'la 3 -4 kere iletişim kurduğunu ifade etti. Korzay, "Keşke o anda bu baskıya rağmen hayır demeyi bilseydim" dedi.
"RÜŞVET DEĞİL RAMAZAN YARDIMI"
Ayşegül Kayabay savunma yaptı ardından Okan Akbaş kürsüye geldi. Akbaş, ortak baz kaydı verdiği kişileri tanımadığını, rüşvet olarak verdiği iddia edilen A101 kartlarının tabldot işi yaptığı dönemde çalışanlarına verdiği Ramazan yardımı olduğunu söyledi.
"HAYIR YAPTIM"
İş insanı Seyfet Taştan savunmasını şöyle yaptı...
Seyfet Taştan: Ben savcı beydeki ifademde de belirttiğim gibi, bu hayır ve hasenatla ilgili benimki. Tamamen niyet de o, talep de o ve verilme şekli de o. Bunu fatura ile de kurumsal olarak verildiğini ispat ettim. Veren şahıs, yani şahit olarak da ispat ettim. Benden talep edilen rüşvet değildi; çünkü benim o dönemde herhangi bir belediyeden talebim veya bir ihtiyacım da yoktu zaten. Ben de bazı işletme sahibiyim. Dolayısıyla da ramazana denk gelmesi sebebiyle benden böyle bir hayır talep edildi. Ve talep edilen hayrın rakamı bana fazla geldi; çünkü o kadar bütçem de yoktu. Bunun olmadığını, o kadar bütçemin olmadığını, hani bunu zaten karşılıksız yaptığımı da söylediğimde, "O zaman yarısı olsun." dendi ve ben de yarısını kabul ettim. Bunun için de 3-4 gün süre rica ettim. O süre zarfında da talep edilen yardımı, hayrı yerine getirdim.
Hakim: Beraatinizi istiyorsunuz?
Seyfet Taştan: Beraatimi istiyorum.
Hakim: Ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?
Seyfet Taştan: Teşekkür ederim.
DURUŞMA BAŞLADI
Ara sona erdi. Hüseyin Aydın, soruşturma aşamasında tanık olduğunu daha sonra ise sanık olduğunu belirtti. Aydın'ın ardından Seyfet Taştan savunma yaptı.
ARA VERİLDİ
Resul Emrah Şahan, Mehmet Torun'a sorular yöneltti....
Resul Emrah Şahan: Sizinle 20 Aralık'ta yaptığımız görüşme Mehmet Bey. Bu görüşmede belediye başkanı olarak sizden, belediyedeki süreçlerinize ilişkin, projelerinize ilişkin, tadilat projelerinize ilişkin ya da cezanıza ilişkin her neyse konusu, yapmak istediğiniz her neyse, herhangi bir kişisel menfaat talebinde, herhangi bir hukuksuz talepte bulundum mu?
Mehmet Torun: Hayır.
Resul Emrah Şahan: Peki size birini yönlendirdim mi? Yani, Mehmet Bey bu işi belediye başkanı yardımcılarının dışında, işte Adem Altıntaş, Ahmet, Mehmet fark etmez, dışarıda şu kişiyle bu işi konuşun dedim mi?
Mehmet Torun: Efendim ben 73-74 yaşında bir adamım. 1976 yılından beri vergi mükellefiyim. Böyle beni yönlendirecek adam daha anasının karnından doğmadı yani. O kalkıp bir şeyi insan bir şeyi müzakere edebilir ama "Bana bunu böyle yapma, şöyle yap, şunu şöyle şey yapma, şöyle yap" diye böyle bir şey söz konusu değil.
Resul Emrah Şahan: Yanlış anladınız herhalde. Konuyla ilgili, "Ya bu konuyu Mehmet Bey dışarıda Adem diye biri var, bununla bir konuşun" gibi bir görüşmemizde böyle bir şey söyledim mi?
Mehmet Torun: Hayır efendim, hayır. Öleceğimi bilsem, ahirette hesap vereceğimi bilsem böyle bir şey olmadı.
Duruşmaya ara verildi.
"AYLIK GELİRİM 200 MİLYON LİRA"
Mehmet Torun, aylık gelirini 200 milyon lira olarak beyan etti. Torun, İstanbul'da işyerleri olan bir firma olarak İBB ve diğer devlet kurumları ile iyi geçinmek zorunda olduklarını ifade etti.
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın Torun Center inşaatı için rüşvet istediği iddiasına karşı Torun, “Bu işin karşılığında para talep edilmedi” dedi.
"AKÇELİ İŞLERE KARIŞMADIM"
Eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, siyasi hayatında akçeli işlere karışmadığını söyledi. Keskin’in savunmasının ardından İlker Çelebi sanık kürsüsüne geldi.
"DÜNYANIN EN ÖNEMLİ FİZİK KONFERANSINA GİDEMEDİM"
Selim İmamoğlu, Almanya'da dünyanın en önemli fizik konferanslarından birine kabul edildiğini ancak yurtdışı çıkış yasağı olduğu için gidemediğini ifade etti. Selim İmamoğlu, "Hem mahkemeye hem de savcılığa dilekçe sundum. Konferansa gideceğim tarihlerde yurtdışı yasağımın kaldırılmasını istedim. Dönüş biletimi de gönderdim ama mahkeme heyetinden bir dönüş olmadı" dedi.
Selim İmamoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı:
"Ülkemizde adil ve eşitlikçi bir ortam sağlandığında bizi uzun vadede kurtaracak yegane şeyin bilim ve teknoloji olduğuna inanıyorum. Türkiye artık üzerindeki ölü toprağını atsın, bitmeyen kavgalardan kurtulsun. Türkiye'nin geleceği biraz da gençlerinden aldığı güçle yola koyulsun. İlim bizim ışığımız olsun.
Türkiye'nin bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği, başka bir hayali hak ettiğini düşünüyorum. Herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Beraatimi, hesaplarımdaki tedbirin kaldırılmasını, yurt dışı yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum. En önemlisi sevgili babam Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımın tahliyesini talep ediyorum."
"ANNEM VE DEDEMİN DESTEĞİYLE ŞİRKET KURDUM"
Annesi Dilek İmamoğlu ve dedesi Hasan İmamoğlu'nun desteğiyle yurtdışındaki şirketini kurduğunu belirten Selim İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
"Benim hayatım burada, ailem buradayken, babam bir zulümle karşı karşıyayken kaçacağımı düşünmediniz umarım.
Hırvatistan'da bir projeyi keşfettim. Bu projeye ortak olmak istediğimi babama ilettim. Babam ise bu konuya pek sıcak bakmadı çünkü siyaseten tartışmalara yol açabilecek bir konu olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben de tamamen aile şirketinden bağımsız ve bana ait bir şirketle bu süreci ilerleteceğimi söyledim. Ailemden aldığım maddi destekle yurt dışında bir girişimde bulunmamın bir sorun olacağını düşünmüyordum ve hala aynı kanaatteyim. Böylece kazandığım deneyimleri annem ve dedemin de maddi desteğiyle yurt dışına taşıma konusunda ilk adımımı atmış oldum.
Projenin gelişim maliyetlerinin bir kısmını ödeyerek azınlık hisse almak üzere projenin ana firmasıyla anlaştım. Bu kapsamda 390.000 Euro, yaklaşık olarak 390.000 Euro İş Bankası aracılığıyla Hırvatistan'daki Kent Bank'a transfer edildi. Bu transferler banka kayıtlarında çok açık olmasına rağmen, ayrıca ilgili belgelerin ve açıklamaların hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sunulmuş olmasına rağmen konu hakkında bir sürü yalan, yanıltıcı haberler yazıldı çizildi. Hatta, hatta MASAK raporunda banka üzerinden yaptığım tüm hesap hareketleri mükerrer yazıldı ve gerçekte transfer edilen miktarın 2 katı bir miktar göndermişim gibi gösterildi. Bununla alakalı tutuklu avukatım Mehmet Pehlivan gerekli açıklamayı o zaman yaptı.
MASAK'ın yaptığı bu hatanın kötü niyetle yapılmadığına inanmak istiyorum. Emniyete ifadeye gittiğimde bu yanlışlık savcılık tarafından giderilmişti. Ancak bunun yanlış şekilde medyaya sızmasına izin verilmemesi gerekirken bu engellenmedi ve medyada yalan haberler yapıldı. Takdir edersiniz ki bir yanlış, bir sorun düzeltilse bile o yanlışın kamuoyunda yarattığı zarar, yanlış algı kendiliğinden ortadan kalkmıyor. Eylemle alakalı tüm belgeler ayrıntılı açıklamalarla mahkemenize sunulmuştur."
SELİM İMAMOĞLU BABASINA SARILDI
Mehmet Selim İmamoğlu'nun savunması başladı. Selim İmamoğlu savunmasından önce babası Ekrem İmamoğlu'na sarıldı.
Selim İmamoğlu siyasetle hiçbir alakası olmamasına rağmen bu davaya dahil edildiğini ifade etti ve "Soyadım İmamoğlu olmasaydı burada olmayacaktım" dedi.
Selim İmamoğlu şunları söyledi:
Benim soyadım İmamoğlu olmasaydı bugün burada olmayacaktım. Burada olmamın gerçek sebebinin ise babam üzerinde baskı kurmak ve onu geri adım atmaya zorlamak olduğuna inanıyorum. Çok acı ki arkamda babam, kürsüde ben, maalesef Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmayacak bir kareye tanıklık ediyoruz.
Biz hem İmamoğlu ailesi hem de Kaya ailesi olarak bu davanın ana hedeflerinden biri haline getirildik. Sevgili dedem Hasan İmamoğlu'nun emekli maaşı bile uzun bir süre tedbirde kaldı. Yurt dışı yasağı var. Balıkesir'de emekliliği boyunca yaşadığı evin bahçesinde kazılar yapıldı. Mesnetsiz iddialar için canım dedemi kabul edilemeyecek meselelerle uğraştırdılar. Sevgili dayım Cevat Kaya. Neyle suçlandığını dahi bilmeden tam 1 sene tutuklu kaldı. Tam 1 sene. Ve sevgili dayım Ali Kaya. Kendisi bir iftira yüzünden 7 ay önce tutuklandı. Kendisiyle alakalı olarak da herhangi bir delil yok, sadece iftiralar var. Tüm bunlara rağmen hala tutuklu. Bu yaşananlar kadim devletimize ve onun tarihine yakışmamaktadır.
"SADECE BİLGİ İSTEDİ"
Sanık kürsüsüne ilk gelen isim Necmeddin Şimşek oldu. Şimşek’in ardından Alptekin Polat geldi. Polat, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın bir daire hakkında kendisinden bilgi istediğini, bunun dışında herhangi bir konuyla ilgisi olmadığını ifade etti.
İMAMOĞLU'NUN AVUKATI: UYGULAMA DÜZELMEDİĞİ SÜRECE...
Duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu'nun avukatı, uzun yargılama saatlerinin hukuka aykırı olduğunu, Dünya Sağlık Örgütü'nün işkence ve aşağılayıcı muamele tanımı kapsamında olduğuna ifade etti:
"Biz Ekrem İmamoğlu'nun avukatları olarak bu uygulama düzelmediği sürece saat 18.00'dan sonra duruşmalarda olmayacağız."
SELİM İMAMOĞLU DA GELDİ
Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Selim İmamoğlu ve Dilek İmamoğlu Silivri'ye geldi.
#CANLI | İBB davasında 2. celsenin 12. günü
— Halk TV (@halktvcomtr) September 7, 2026
Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Selim İmamoğlu, savunma yapmak üzere duruşma salonuna geldi
Video: Gamze Altunayhttps://t.co/gjBCsKooVf pic.twitter.com/qNNx4Xn77t
İTİRAFÇI SİLİVRİ'DE
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas Silivri'ye geldi.
#CANLI | İBB davasında 2. celsenin 12. günü
— Halk TV (@halktvcomtr) September 7, 2026
◽️ Murat Abbas Silivri'ye geldi.
◽️ Selim İmamoğlu ve itirafçı Murat Abbas'ın savunma yapması bekleniyor.
Video: Gamze Altunayhttps://t.co/gjBCsKooVf pic.twitter.com/rBShVtZqN3