Anne babadan masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler

*Anne babadan masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler.”*

(Cemal Süreya)

Bugün bir metinde bunu okuyunca masalın çocuk eğitimi ve gelişimi üzerindeki etkisi üzerine düşündüm.

Uyumadan önce dinlenen masal sadece olaylar dizini değil çocuğa sunulan en eğitici en renkli dünyadır.

Masal; dilin gelişmesine, hayal kurmaya, duyguları anlamaya ve anlatmaya insanlarla ilişki kurmaya yarar.

Çocuk masal dinlerken yeni kelime öğrenir. Olayları birbirine bağlar. Karakterlerin neden öyle hissettiğini düşünür.

Kitap okumakla ilgili araştırmalar da bunu söylüyor: Birlikte bir masalı paylaşmak kelime dağarcığını büyütüyor, anlamayı kolaylaştırıyor, hayal gücünü zenginleştiriyor, anne-baba ile çocuk arasına sağlam bir bağ kuruyor.

Anne babadan masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler - Resim : 1

Masal çocuğa dünyanın tek bir kalıba sığmadığını gösterir.

Ormanda konuşan kurt olabilir. Kuş insan gibi konuşabilir. Küçük bir kız çocuğu çook güçlü bir kahraman olabilir. Evler çikolatadan yapılabilir…Kahramanlar da hata yapar, korkar, kaybeder, sonra yine dener…

Masallar çocuğun "ya şöyle olsaydı" demesini ve farklı açılardan bakmasını sağlar.

Anne babadan masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler - Resim : 2

Masal kirli gri dünyaya pembe katmaktır zaten. Çocuk büyüyünce griyi de siyahı da görecek. Hayatın zorluğunu, kaybı, hayal kırıklığını yaşayacak. O yüzden çocukluğunda ona biraz renk, biraz umut, biraz hayal kuracak alan bırakmak lazım.

Büyüdükçe gerçek hayat sınır çizmeye başlar.

“Öyle olmaz.”

“Böyle yapılmaz.”

“Bunun doğrusu budur.”

“Gerçekçi ol.”

Bu sözler çocuğun zihnini sürekli meşgul ederse çocuk soru sormayı bırakır, denemekten vazgeçer. Masal işte burada devreye girer. Gerçek olmadığını bildiğin bir hikâyede farklı çözümler deneyebilirsin. Karakterleri tartışırsın. Kendi yorumunu yaparsın.

Masalın en büyük katkısı cevap vermek değil, soru sordurmasıdır.

Bir çocuğa masal anlatmak, "hayal edebilirsin" demektir.

"Korkabilirsin" demektir. "Hata yaptın, yeniden dene” demektir.

Bugün çocukları erkenden başarıya hazırlıyoruz. Ama başarısızlıkla nasıl baş edeceklerini öğretmiyoruz. Not, sınav, yarış... Çocuk kendini sadece sonucuna göre tartıyor. Oysa masallardaki kahramanlar hemen kazanmaz. Ormanda kaybolur, kandırılır, korkar ve sonra yolunu bulur.

Bu hikayeler çocuğa “Bir şey düşündüğün gibi değil veya bir iş yolunda gitmedi diye her şey bitmez” düşüncesini dolaylı ve eğlenceli bir şekilde öğretir.

Masal sınırları kaldırır.

Bir çocuğun resminde güneş mavi olabilir. Evin çatısı gökyüzünde durabilir. İnsanın dört kolu olabilir. Ağacın. Bırakalım öyle olsun.

Ebeveynler olarak her şeyi doğru biçime sokmaya kalkınca çocuk denemeyi bırakır, kendine güveni azalır. Teknik elbette öğretilebilir. Ama onun yerine karar vererek değil deneterek merakını öldürmeden.

Masal bu yüzden kıymetli.

Sadece çocuk için de değil. Anne baba için de. Çocuğun başucuna oturup masal anlatmak, gün içinde onunla geçirdiğin en gerçek ve kaliteli zamandır.

Çocuk anlatılan her ayrıntıyı hatırlamayacak. Hangi gece hangi masaldı, kahramanın adı neydi, sonu nasıldı... Unutacak. Ama o anı unutmayacak. Birlikte geçirilen zamanın tadı kalacak. Çocukla kurulan ilgili, sıcak ilişki dilini de duygusunu da büyütüyor.

Ben çocukken dinlediğim her masalın konusunu hatırlamıyorum. Ama bir yetişkinin bana zaman ayırmasının nasıl bir his olduğunu hatırlıyorum. Çocukların aklında kalan da masalın kendisi değil, anlatılırken kurulan bağ.

Masalsız büyüyen çocuk da hayal kurar. İnsan eksik yerden kendine yol bulur. Ama o renkli dünyadan mahrum kalır.

“Başka türlü de olabilir.” fikri gelişmez.

Masalın amacı çocuğa hazır bir hayat planı vermek değil. Ona farklı ihtimalleri düşündürmek. Duygulara ad koymayı öğretmek. Bir soruna birkaç yerden bakabilmesini sağlamak.

Çocuklara daha çok masal anlatmalıyız. Dünyanın tüm cevaplarını verelim diye değil. Cevabı olmayan yerlere birlikte bakabilelim diye.

Bir gün büyüyecekler. Okula gidecekler, sınava girecekler, meslek seçecekler, para kazanacaklar, hayatın zor yanlarıyla karşılaşacaklar. Zorluğu zaten öğrenecekler.

Bari çocukluklarında birileri onlara "sorabilirsin, hata yapabilirsin, dünya başka türlü de olabilir" diyecek bir alan bıraksın.

"Bir varmış bir yokmuş" desin.

Çünkü masal, çocuğun dünyayı olduğu gibi kabul etmesine değil, anlamasına ve gerekirse değiştirmeyi düşünmesine yardım eder.

Çocuklardan kusursuz olmalarını istemeyelim. Yanılma cesareti verelim. Yanlış yapma hakkını ellerinden almayalım. Çünkü insanı büyüten şey çoğu zaman doğruyu bulmak değil, kendi yanlışından dönebilmektir.

Masal dünyası çocukların hayal dünyasıdır. Her şeyin mümkün olduğu dünyadır. İmkansızı istemek bile mümkündür.

Çocuklarımızı bu dünyadan mahrum bırakmayalım çünkü

Yahya Kemal Beyatlı’nın da dediği gibi:

“Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.”

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Çocuk