Öğretmenler, 2026-2027 eğitim öğretim yılına kaygıyla başlıyor!

“Milli Eğitim Bakanlığı, bu genelge ve diğer uygulamalarıyla öğretmenleri okulun öznesi haline getirmek yerine, onları nesneleştirerek eğitim öğretim yılı boyunca kaygılı bir ruh haliyle görev yapmaya zorlamaktadır! Kaygılı öğretmenlerle de eğitim sistemimizin hedeflenen seviyeye ulaşması mümkün değildir.”

Eğitimci Abdullah Damar ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” başlıklı 2026/70 Sayılı Genelgesini konuştuk.

Öğretmenler, 2026-2027 eğitim öğretim yılına kaygıyla başlıyor! - Resim : 1

Milli Eğitim Bakanlığı, “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” başlıklı 2026/70 Sayılı Genelge yayımladı ve bu Genelge eğitim kamuoyunda çok tartışıldı. Bu tartışmanın nedenleri konusunda ne söyleyebilirsiniz?

-Karl Weick, örgütleri durağan bir yapı yerine sürekli devam eden bir eylem süreci (örgütlenme) olarak ele alan öncü bir örgütsel psikolog ve teorisyendir. Weick’a göre örgüt, kural ve kaideler bütünü olmanın ötesinde, sosyal bir örgütlenme formudur. Weick’ın çözümlemelerinde yer ettiği şekliyle örgüte anlam ve değer katan insandır. Örgütsel faaliyetler anlamlandırma süreciyle iç içe geçmektedir.

Bir örgütte insanı görmezden gelip, onu yönetilecek bir nesne haline getirirseniz, örgütün amaçlarını gerçekleştirmesinin önüne engeller koymuş olursunuz.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenler, “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” başlıklı 2026/70 Sayılı Genelgeyle, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılına kaygıyla başlıyor. MEB, bu Genelgeyle öğretmenleri bırakın örgüte anlam ve değer katan birer özne olarak görmeyi, onları adeta alınan kararları uygulayan birer idari memura dönüştürmüştür! Bu konular;

- Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un öğrencilere anlatılması,

-TYMM’nin ÖBA üzerinden de izlenmesinin öngörülmesi,

-Öğretmenlere önlük giydirilmesi,

-Norm kadro fazlası öğretmenlerin Milli Eğitim Akademisinde eğitime alınması ve görevlendirilmesi,

-Öğretmenlere sınıfta telefon yasağı.

-MEB’in, öğretmenlere, ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un öğrencilere anlatılması görevini vermesi doğru mudur?

Genelge, daha ilk maddesinde, ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un, öğretmenler tarafından, öğrencilere anlatılması ve yıl boyunca Bakanlıkça hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda etkinliklerin planlanması ve gerçekleştirilmesi görevini veriyor.

Öğretmenler kuşkusuz evlatlarımızın hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde, millî birlik ve beraberliğimize, vatanına ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak şuurda yetiştirilmeleri konusunda zaten görevlerinin gereği olarak çalışma yürütüyorlar, ancak dönemsel olarak yürürlüğe konulmuş, ileride uygulamadan kaldırılıp kaldırılmayacağı öngörülemeyen bir kanunun öğrencilere anlatılması, iktidar değiştiğinde öğretmenlerin önüne bir soruşturma konusu olarak gelebilir. Bu nedenle, bu sorun nedeniyle çeşitli soruşturmalar geçirmiş ve bedel ödemiş bir öğretmen olarak, dönemsel sorunların okullarımızdaki öğretim sürecine dâhil edilmesini doğru bulmuyoruz.

-Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin uygulanmaya başlanmasının üzerinde iki eğitim öğretim yılı geçti. Model konusunda bütün öğretmenler hizmet içi eğitimden geçirilmesine rağmen, Bakanlık neden öğretmenleri bu kez de ÖBA üzerinden hizmet içi eğitime tabi tutuyor?

TYMM, hazırlanışındaki katılım eksikliği, pilot uygulamaların olmayışı; Türkiye gibi çok kültürlü bir sosyolojik yapıyı, ‘Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ nesillerden, ‘Aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim’ özelliklere sahip muhafazakâr nesiller yetiştirmeyi hedefleyen bir rotaya sokmayı hedefliyor ve bu hedefin gerçekleştirilmesi için de öğretmenleri işe koşuyor. Genelge, ÖBA üzerinden erişime sunulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretmen Eğitimi Paketleri'nin, il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri ile eğitim kurumu müdürlüklerince öğretmenlere etkin biçimde tanıtılması, gerekli bilgilendirme çalışmalarının yürütülmesi ve öğretmenlerin görev yaptıkları eğitim kademesi ve alanlarına göre hazırlanan ilgili eğitim paketinde yer alan tüm modülleri tamamlamalarının sağlanmasını istiyor.

TYMM’nin öğretimsel içeriklerini tartışmaksınız, sadece bu ideolojik yönü bile öğretmenlere dayatma gibi geldiği için öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından içselleştirilmedi. Bu nedenle de MEB, yüz yüze verdiği hizmet içi eğitimleri bu sefer de ÖBA üzerinden vermek istiyor.

Kendim de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimcisi olarak, bu konudaki sürecin doğru yürütülmediğini, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, eğitim kamuoyundaki olumsuz imajı ve ideolojik dayatmaları nedeniyle yüz yüze verilen eğitimlerin de verimli geçmediğini defalarca dile getirdik.

Bu anlamda zorlamayla verilen bu görevlerin etkili olmayacağı ve öğretmenlerin kaygı düzeyini yükselteceği aşikârdır.

-MEB, yıllardır yerli yerine oturmuş olan öğretmenlerin kılık kıyafetiyle ilgili olarak, daha önce de gündeme gelen ve uygulanmayan ‘Önlük giyilmesi’ tartışmalarını neden tekrar gündeme getirdi?

Genelgede, “Eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının görevlerini icra ederken öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu ve öğrencilere örnek olma niteliğini gözetmeleri, kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun hareket etmeleri, önlük giymeleri; bu kapsamda eğitim ve öğretim yılı başında yapılacak öğretmenler kurulunda konuya ilişkin gerekli bilgilendirmelerin yapılması, bu hususun millî eğitim müdürlüklerince takip edilmesi ve mevzuata aykırı uygulamalara izin verilmemesi’ isteniyor.

Kılık kıyafet konusu, başörtüsü tartışmalarıyla gündeme gelen ve zaman içinde eğitim sendikalarının da aldığı kararlarla uygulama birliği sağlanan bir konudur. Bu konunun bugün gündeme getirilmesi, öğretmenleri baskı altına alınarak sindirilmesi, eğitim sisteminin ve öğretmenlerin sorunlarının tartıştırılmaması, tek tip önlük aracılığıyla, tek tip öğretmen yaratılmasının hedeflenmesidir.

-Genelgenin bir maddesi de norm kadro fazlası öğretmenleri, Milli Eğitim Akademisinde hizmet içi eğitime alınarak, ihtiyaç olan alanlarda görevlendirilmesi. Bu konunun detayı nedir, yasal anlamda bu yapılabilir mi?

Norm kadro fazlası öğretmenlerle ilgili düzenleme şu şekilde; “Norm kadro fazlası öğretmenlerin herhangi bir takvime bağlı olmaksızın alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına atamalarının yapılması; aylıksız izin, askerlik, doğum ve benzeri nedenlerle norm kadro ihtiyacı dışında ortaya çıkan geçici öğretmen ihtiyaçlarının geçici görevlendirme yoluyla sırasıyla eğitim bölgesinde, ilçede, ilçe grubunda ve diğer ilçelerde bulunan norm kadro fazlası öğretmenlerden karşılanması; ilçe grubunda norm kadro fazlası öğretmen bulunan alanlarda ders ücreti karşılığında öğretmen veya ücretli usta öğretici görevlendirilmemesi; bu kapsamda kendilerine ders görevi verilemeyenler başta olmak üzere, ihtiyaç veya norm kadro fazlası kadrolu öğretmenlerin Millî Eğitim Akademisinde eğitime alınmaları ve eğitim sürecini tamamlamalarının ardından öğretmen ihtiyacı bulunan diğer alanlarda görevlendirilmeleriyle ilgili gerekli çalışmaların yapılması.”

Bu konu öğretmenler arasında da çokça tartışıldı. Milli Eğitim Bakanlığı, 9 Ocak 2026 tarihli Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 34-9.maddesinde bu konuyu düzenlemiş ve bu düzenleme eğitim kamuoyu ve eğitim sendikalarının gözünden kaçmıştır. Düzenleme şöyle; “İhtiyaç veya norm kadro fazlası kadrolu öğretmenlerin Akademide eğitime alınarak öğretmen ihtiyacı bulunan diğer alanlarda görevlendirilmesi için Bakanlık tarafından gerekli tedbirler alınır.”

İhtiyaç veya norm kadro fazlası olarak belirlenen kadrolu öğretmenler, öncelikle kadrolarının olduğu ilçedeki sonra ilçe grubu içindeki eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre atanırlar. Hizmet puanı yetersizliği nedeniyle tercihte bulundukları eğitim kurumlarına atanamayanlar ile tercihte bulunmayanların atamaları, aynı ilçe grubu içerisinde boş norm kadrosu bulunan eğitim kurumlarına, hizmet puanı düşük olandan başlanarak resen yapılır.

Bizce, yürürlükteki mevzuata göre norm kadro fazlası öğretmenlerin değerlendirilmesi, Milli Eğitim Akademisindeki eğitimden sonra geçici görevlendirme yoluyla yapılmalı, ilgili öğretmenin norm kadro fazlalığı durumu ortadan kalktıktan sonra asıl alanına dönmesi sağlanmalıdır.

-MEB’in, öğrencilerin telefon kullanımının önüne geçme anlayışını, öğretmenlere de sınıfta telefon kullandırmama noktasına getirmesi sizce doğru mu?

Öğrencilerin dijital imkânlardan doğru bir şekilde yararlanmasına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilmesi, dijital bağımlılığa neden olan etkenlere karşı farkındalıklarının artırılması; sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına yönelik uygulamaya devam edilmesi kuşkusuz önemlidir. Ancak yoklamaların yapılması, acil durumlarda velilerin aranması, öğretmenin acil durumlar nedeniyle aranması, zaman zaman ödev kontrolü gibi durumlarda cep telefonunun kullanılması gerekli olabilir.

MEB, her konuda olduğu gibi cep telefonu kullanımı konusunda da öğretmenlere güvenmemekte, yasaklayarak konuyu düzenleyeceğini düşünmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı, bu genelge ve diğer uygulamalarıyla öğretmenleri okulun öznesi haline getirmek yerine, onları nesneleştirerek eğitim öğretim yılı boyunca kaygılı bir ruh haliyle görev yapmaya zorlamaktadır! Kaygılı öğretmenlerle de eğitim sistemimizin hedeflenen seviyeye ulaşması mümkün değildir.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...