Cesaret Ana'nın ayak izleri
Fuat Uğur’un Cesaret Ana dediği Tamar Tanrıyar gündeme bomba gibi düştü!
Diyor ki Fuat: “Özgür Özel gusül abdesti alması gereken ağzıyla Tamar Tanrıyar gibi bir kadına, CESARET ANA’YA Deli Karı diye hakaret etti. Bu hakaretin sebebi Tamar Tanrıyar’ın Özgür Özel’in Özel Kalem müdiresi ile ilişkisinin olduğunu söylemesi mi?”
Teşbihte hata olmamış. Tamar Hanım belli ki tam bir Cesaret Ana. Ama elbette Fuat’ın anlayıp takdim ettiği gibi değil.
Bu isim, tiyatronun efsanesi Brecht’in bir oyununu ve baş karakteri simgeliyor.
Çıkarcı.. Savaş yanlısı.. Hatta savaşı kazanç kapısı olarak gören.. Kim daha fazla öderse onun yanında saf tutan gerçekten de deli bir karı.
Fuat ya bilmiyor ya da hatırlamıyor olmalı ki, böyle bir yakıştırma yapmış. Doğrusu 12’den de vurmuş!
Elbette konumuz bu değil.
Başlıbaşına birer antikahraman olarak, Uçankuş Can Tanrıyar ile eşi Tamar Tanrıyar’ı bu kez kimlerin, hangi amaçla kullandığı…
Evet perde önünde, Kılıçdaroğlu’nun hamisi TGRT ve o meşhur ekran yüzleri var: Fuat Uğur, Cem Küçük, Şamil Tayyar..
Ya perde arkasında?
Bu sorunun yanıtını Cesaret Ana’nın ayak izleriyle, ve TGRT kadrosunun arkasındakilere dair ipuçlarıyla alacağız.
“AÇILIŞ”:
Magazin boyutunun çok ötesine giden mesele Tamar Tanrıyar’ın bir paylaşımıyla gündemimize girdi. Tamar Hanım Sözcü grubunun yeni gazetesi Tavır Turkuvaz Medya tarafından dağıtılıyor diye bir ültimatom vermeye kalktı… “1 Temmuz’a kadar müsaade. Bunlardan koptunuz koptunuz, yoksa beni susturamazsınız” diye de tehdit etti.
“DERİN MEVZU”:
Daha ilk anda belirli isimlerin sahneye çıkmasından da anlaşılıyordu ki, mesele, Erdoğan sonrası hesaplarıyla AKP içinde kriz yaratan bir güç savaşıydı. Şamil Tayyar, epeydir gündeme taşıdığı havayı daha da netleştirerek şunları söylüyordu: "Bir süredir devlet içi kimi odakların cumhurbaşkanımızın gücünü istismar ederek gayrinizami oluşumlar içinde olduğunu yazıp duruyorum. CHP’ye vurarak sözümona kendilerine siyasal meşruiyet sağlayanlar, şimdi ince işçilikle Cumhurbaşkanımızın etrafına yöneldiler. Sonra TGRT’yi hedef aldılar, yetmedi Serhat Albayrak’ın yönettiği Turkuaz grubunu tehdide başladılar. Bu istismarcı grubu frenlemek için Cumhurbaşkanımızın yanında ‘oyun bozucu’ bir göreve getirilmesini önerdiğim Berat Albayrak’a yönelik itibar suikasti, tehdidin boyutunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Mevzu bir sosyal medya paylaşımı değil, hayli derindir."
“SABAH’TAN YANIT”:
Turkuvaz Medya deyince akla elbette Albayraklar ve adı daha yeni, Erdoğan sonrası için geçen / geçirilen Berat Albayrak geliyor. Yani durumun hassasiyeti Şamil Tayyar’ın da vurguladığı gibi ilk atışta anlaşılıyor. Yanıt da Sabah’ın ekonomi yazarı Dilek Güngör’den geliyor. Sosyal medyadaki paylaşımında Dilek Güngör ilginç bir göndermede bulunuyor: “15 Temmuz’un yıldönümü yaklaşırken FETÖ’nün farklı fraksiyonları yine videolar çekmeye / çektirmeye başladı. Nedense FETÖ gibi her türlü terör örgütüyle mücadele eden ve daima savaşacak olan Turkuvaz Medya Grubu’nu hedef alıyorlar. O videoyu çektirenlerin boyu buraya yetmez.”
“AKIN GÜRLEK İMASI”:
Elbette Saray çevresindekiler bizden kat kat daha fazla bilgiye sahiptir. Dilek Güngör de o derin bilgiyle bir ismi işaret ediyor. Belli paylaşımlarda boyu ile konuşulan Adalet Bakanı Gürlek, Tamar Tanrıyar’a o videoyu çektirmekle itham ediliyor. Peki Akın Gürlek bunu neden yapsın? Adım adım gidip tabloyu tamamlayınca sorunun yanıtını alacağız.
“CEM KÜÇÜK SAHNEDE..”
İşte o adımlardan biri.. Saray özelindeki tartışmalardan hiç eksik olmayan Cem Küçük Tamar Tanrıyar’a ağır bir mesaj gönderdi: “Sen git, sahibin gelsin. Ben kimseye, düşmanlarıma bile belaltı vurmadım. Ama bundan sonra iş değişti. Kurgu videolarınla ne yapmaya çalıştığın ortada. Bu videoların bazılarını yurtdışından çekiyorsun. Seni de Suriye hatları üzerinden arıyorlar, hatta kendi kullandığın hattı bile değiştirdin. Diyarbakırlı iş insanını hamileyim yalanıyla nasıl tehdit ettiğin ortada.
Kocan Can Tanrıyar kırmızı bülten ile aranan Muhammet Yakut'a devletimiz ve hükümetimiz ile bilgi sızdırmaktan tutuklandı. Dosyası Yargıtay’da. Üzerinize onlarca tapu var. Kimleri tehdit ederek ne servetler edindiğiniz ortada. Sizi kullananlar birkaç yıl sonra sizi tanımayacaklar. Ama hepiniz yaptığınız FETÖ yöntemlerinin bedelini ağır ödeyeceksiniz.”
“SURİYE HATLARI DERKEN..”
Cem Küçük bu kez belaltı vurmaktan çekinmemiş. Ancak mesajının asıl dikkat çeken ifadesi “Suriye hatları”. TGRT’nin ekran yüzleri nasıl profesyonelleşmişse, bir ima ile her şeyi anlatıyor. Suriye hatları da öylesine bir bilgi notunun çok ötesinde. Akla hemen iki ismi getiriyor: Erdoğan sonrası için kararlı olduğu bilinen eski MİT müsteşarı, bugünün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan.. Ve MİT’te yakın çalıştığı.. 15 Temmuz’da Erdoğan’ın Hande Fırat ile görüşmesine aracılık eden.. Uzun yıllar sonra Şam’a atanan ilk büyükelçi ünvanına sahip Nuh Yılmaz.. Cem Küçük belli ki Tamar Tanrıyar operasyonunun arkasında Hakan Fidan ve ekibinin olduğunu düşünüyor. Ya da ona gelen istihbarat notunda bu bilgi var.
“AKP’DE BÜYÜK KAVGA”:
Herhalde anlaşılmıştır. Bir süredir zaten dışarıya sızan haberlerden de görünüyordu.. AKP içinde Erdoğan sonrası için ciddi bir kavga var. Bilal Erdoğan mı, Berat Albayrak mı, Hakan Fidan mı? Yoksa ortaya çıkacak bir başka isim mi? Koltuğun vadettiği güç muazzam.. Rant zaten hep bildiğimiz gibi.. Dolayısıyla kavganın tarafları çok dişli.. Kim bilir daha nasıl itibar suikastlerine tanık olacağız.. Belki de bu yüzden Erdoğan’ın yanındakiler bayram değil seyran değil “cumhurbaşkanımız bir daha aday olacak” açıklaması yaptı. Tarih olarak da 2028’in Nisan ayını gösterdi. Saray’ın çekirdek ekibi muhtemelen bunu, Tamar Tanrıyar benzeri vakaların önlenebilmesi için gündeme getirdi. Öyle ya, iki sene önceden isim ve tarih açıklamak pek görülmez! Anlaşılan iktidar içi iktidar savaşlarında kılıçlar en azından bir süre daha kınına girecek!
“TAMAR TESLİM OLMUŞ”:
Deniz yoluyla kaçtığı anlaşılan.. Ama hakkında yakalama ve gözaltı kararı olmasına rağmen neden geri döndüğü anlaşılamayan Tamar Tanrıyar yakalandı. Aslında yakalandığını söyleyen Emniyet’ti.. Savcılık ise “teslim oldu” açıklaması yaptı. SEGBİS ile verdiği ifade de Tamar bunu doğruladı. Peki hangi şartla.. “İtirafçı olma” karşılığında mı teslim olmuştu, net değil.
Bildiğimiz, artık her nasılsa adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı.. Oysa hakkındaki suçlama “Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma". Yani herhangi bir gazeteciyi aylarca Silivri’de yatıracak cinsten! Olsun! Saray’ın bir bildiği vardır herhalde! Hele Tamar ilk ifadesinde “cumhurbaşkanı için canımı veririm” dediğine göre! Erdoğan, bu sevgiye dayanarak onu kullananları yine onun üzerinden öğrenecek.. Elbette hamlelerini de o bilgilerle tahkim ederek yapacaktır.
Anlayacağınız bu vahşi güç oyunlarında ilk perdenin sonuna geldik. Oyunun sonuna ise daha epey vakit var.
Hele NATO zirvesi bir bitsin. Erdoğan Trump ile elele pozlarını versin.
Sıra gelecek 15 Temmuz yıldönümüne.
Belki yeni tutuklama dalgalarına.
Ve belki yeni Cesaret Ana’lara!
Tarihi sıcakları da unutmayalım.
Temmuz çok zor geçecek, çok zor!!