Müge Anlı’da aranıyordu, IŞİD’de çıktı

Müge Anlı, 19 Haziran 2019 günü yayınlanan programında, bir sabah sırra kadem basan Çekdar Yılmaz ve Fatma Develi çiftini arıyordu.

Yılmaz, Esenyurt’ta yaşıyordu.

Şantiyelerde bekçiydi.

Aslen Bitlisli.

“İnternette tanıştık” dediği Develi ile ev tutup karı-koca hayatı sürdüler.

Develi, Almanya’da doğup büyümüştü.

Babası Türk, annesi Alman’dı.

İki ay Esenyurt’ta kalan çift 15 Kasım 2017’de evi terk ederek kayıplara karıştı.

Bir hafta boyunca oğullarından haber alamayan Yılmaz ailesi, evin boşaltılmış, cama “Kiralık” ilanının asılmış olduğunu gördü.

Bilgi almak için ev sahibini aradılar.

Ev sahibi “Oğlunuz iki hafta önce ayrıldı” dedi.

Giderken “Kayınpederim hasta, Almanya’ya dönüyoruz” diye bilgi vermişti sadece.

Geride iz bırakmamışlardı.

Yılmaz ailesi polise başvurduğunda Develi’nin bir başkasıyla resmi nikahlı olduğunu öğrendi.

Müge Anlı aradı, bulamadı

Oğlundan bir buçuk yıl haber alamayan annesi Emine Yılmaz, 19 Haziran 2019’da ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’ programına çıktı.

Anlı, “Çekdar Yılmaz-Fatma Develi çiftini arıyoruz. Sen yine bir seslen” diye söz verince şöyle dedi:

“Hiçbir yerde bulamıyoruz. Oğlum bize çok düşkündü. Beni çok seviyordu. ‘Sen çok iyi bir annesin, fedakar bir annesin, seni hayatta bırakmam bir kadın için’ diyordu.”

Anlatılanlar Anlı’yı ikna etmedi.

“Bana da biraz garip geldi doğrusu” dedi.

Develi’nin resmi nikahlı kocasının Çekdar’ı öldürmüş olabileceğinden kuşkulanıyordu.

Bu kuşkusunu saklamadı ve şöyle dile getirdi:

“Aile polise başvuruyor. Fatma Develi’nin başka biriyle resmi nikahlı evli olduğunu öğreniyor. İyi de şimdi gerçekten hayatlarına devam mı ediyorlar, yoksa Develi’nin kocası Çekdar’a birşey mi yaptı? 2017’den beri de haber yok kardeşim ya, bir buçuk yıl olmuş!”

Anlı’nın aklına Yılmaz ve Develi’nin IŞİD’e katıldığı ihtimali asla gelmezdi.

MİT getirdi

2019’da annesi tarafından ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’ programında aranan Yılmaz, MİT ve Emniyet tarafından geçen ay dokuz IŞİD’çi ile birlikte Suriye’de yakalanarak, Türkiye’ye getirildi.

Yılmaz’ın 2017’de Suriye’ye geçtiği, askeri eğitim alıp İdlib’de silahlı faaliyet faaliyet gösterdiği, bir yıl sonra örgütün medya birimi olan ‘Faruk Ofisi’nde çalıştığı belirtiliyor.

Yılmaz, şu an Türkiye’de cezaevinde…

Fakat Develi’den haber yok.

Ömer Deniz Dündar

Çekdar Yılmaz’la birlikte Türkiye’ye getirilen en kritik IŞİD’çi, kırmızı bültenle aranan Ali Bora ile turuncu bültenle aranan Ömer Deniz Dündar, Kadir Gözükara ve Hüseyin Peri.

Adıyamanlı ‘Dokumacılar Grubu’nda yer alan Dündar eşi, ikizi ve ikizinin eşiyle Suriye’ye geçerek, IŞİD’e katıldı, silahlı eylemlere karıştı. Dündar, 2015 yılında 100 kişinin can verdiği Ankara Garı’ndaki intihar eylemi davasında yargılanıyor.

Dündar’ın ifadelerini geçen hafta Halk TV’deki ‘Para Politika’ yayınında bütün detaylarıyla anlattım.

Dini sohbetten Suriye’ye…

Türkiye’ye getirilen bir diğeri IŞİD’çi de Hakkı Yüksek.

Yüksek, 12 yıl önce Suriye’ye geçerek IŞİD’e katıldı, son beş yıl HTŞ’nin cezaevlerinde kaldı ve bu süre boyunca Türkiye’ye hiç gelmedi.

Yüksek, Gaziantep’te doğup büyüdü.

35 yaşında.

Ortaokul mezunu.

Mesleği, triko işçiliği.

Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şubesinde alınan ifadesine göre askerlik dönüşü alkole sürükleniyor. Geçirdiği trafik kazasından sonra dine yöneliyor. 2014’te ‘Ensar Cemaati’ adlı selefi bir gruba ait ‘Ensar İlim Yayma Derneği’nde dini sohbetlere devam ediyor.

2015’te ailesine “İstanbul’a ilim görmeye gidiyorum” diye not bırakarak, yasadışı şekilde Suriye’ye geçiyor.

IŞİD’te 12 yıl faaliyet gösteriyor.

‘Abdulmelik’ ve ‘Abdullah’ kod adlarını kullanıyor.

Çobanbey’den sınırı geçip Suriye’nin Cerablus şehrine adımını atınca kendini karşılayan IŞİD’çi Türkler “İslam ülkesine secde ediniz” diyor; secde ediyor.

Tel Abyad’a götürülüyor.

Evde bir buçuk ay kadar kilitli tutuluyor.

30-35 Türk’le birlikte Kuran eğitimi görüyor.

Eğitimi bitince askerliğe alınıyor.

Bir Kalaşnikof, dört şarjör ve bir el bombası verilerek, Rasulayn’da terk edilmiş evlerde nöbet tutturuluyor.

Münbiç’e gönderiliyor.

Üç Türk’le kaldığı çadırda ‘Buluğul Meram’ adlı fıkıh kitabını ezberliyor.

Türkiye’ye kaçmaya çalışırken sınırda yakalanıyor.

IŞİD’in hapishanesine konuyor.

Tahliye olunca IŞİD tarafından “Bir daha kaçarsan öldürürüz” diye tehdit ediliyor.

2016’da Rakka’ya gönderiliyor.

Bir yıl sonra uçak bombalamaları başlayınca örgütle ve halkla Meyadin’e çekiliyorlar. Suriye Ordusu ile çatışıyorlar.

2018’de Türklerden oluşan ‘Kuvvetül Hassa’ adlı silahlı unsura katılıyor.

Eşleri ve çocukları esir

İlk evliliğini 2016 yılında Suriye’de IŞİD’çi bir anne babanın kızı olan Gülperi Akıl ile yapıyor. Bir kız çocukları dünyaya geliyor. Eşini Türkiye’ye dönmeye ikna ederek, kaçakçı kamyonuna bindiriyor. Ancak eşi ve çocuğu YPG tarafından esir alınıp Roj kampına götürülüyor.

2018’de örgütsel yapı çökünce İdlib’e geçiyor.

Adıyamanlı ‘Dokumacılar Grubu’nun kurucu lideri olan, örgüt içinde üst düzey yönetici pozisyonuna yükselen Mustafa Dokumacı’nın işlerine yardım ediyor. Fakat Dokumacı da hava saldırısında ölüyor.

Yüksek, 2019’da Özbekistanlı Meryem ile evleniyor. Bu evlilikten kızı Sümeyye dünyaya geliyor.

Yüksek, 5 Aralık 2020’de İdlib’de HTŞ tarafından yakalanıyor.

Beş buçuk yıl cezaevinde tutuluyor.

İşkence ve eziyet görüyor.

Özbek eşi ve kızı ise HTŞ’nin kampında esir…

Yüksek, verdiği ifadesinde “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini benimsemiyorum” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Örgüte bilerek ve isteyerek katılmadım. İlim öğrenme vaadiyle kandırıldım, dini duygularım istismar edildi. Örgütten birkaç kez kaçmaya çalıştım ancak başarısız olup farklı terör örgütlerinin eline düştüm. İki evliliğim, iki çocuğum oldu, onlar da şu an terör örgütlerinin kamplarında esir durumdadırlar.”