Okul saldırganı katliamdan dört ay önce intihara kalkışmış

Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda dokuz öğrenci ve bir öğretmenin vahşice katledilmesinden dört ay önceydi.

14yaşındaki katil İsa Aras Mersinli, 15 Aralık 2025 sabahı saat 8’de İstiklal Marşı okunurken bayıldı.

Okul idaresi 112’yi aradı.

Ambulans geldi.

Sağlık ekipleri Mersinli’yi muayene etti.

Kalbine ve şekerine baktılar.

Değerleri normal görünüyordu.

Fakat gözleri donuktu.

Doktor kuşkulandı.

“Gel, ambulansta kontrol edelim” dedi.

Mersinli, ambulansa götürüldü.

Tansiyonunu ölmek için cihaza bağladıkları sırada katilin kolunda küçük kesikler olduğunu fark ettiler. Mersinli, sabaha karşı kalemtraşın bıçağını çıkarıp kolunu kesmişti.

Doktor sordu:

“İntihar etmeyi düşünüyor musun?”

Mersin, tereddüt etmeden “Evet” diye karşılık verdi.

Bu yanıt üzerine Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne doğru yola çıkıldı.

Ambulans hastaneye giderken, okul idaresi katilin babası Uğur Mersinli’yi aradı. Mersinli, “Siz gidin, ben polis yönlendireceğim” dedi.

Saat 08.33’te hastaneye vardılar.

Ambulansı bir polis memuru karşıladı.

‘Adli durum’ diye not düştüler

112 ekibi ‘vaka formu’na öntanı olarak iki tespitini not düştü.

Bir: Disosiyatif (Konversiyon) bozuklukları.

Yani, ruhsal sıkıntı ve travmatik olaylardan kaynaklı bayılma.

İki: Kasıtlı kendine zarar verme.

‘Adli Durum’ başlığı altında ‘Evet’ kutusu işaretlendi.

Mersinli, psikiyatriste yönlendirildi.

Polis takip etmedi

İddiaya göre…

Doktorlar babanın bütün engelleme girişimlerine rağmen ‘adli işlem’ yönünden tutanak tutup Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne gönderdi. Fakat Çocuk Şubesi, babasının nüfuzundan kaynaklı Mersinli’yi takip altına almadı.

Savcılık bilgi istedi

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Mersinli’nin vücuduna jilet atması iddiasına ilişkin 19 Nisan’da İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazı yazdı.

Yazıda, Mersinli’nin bu konudan ötürü bir hastaneye başvurup başvurmadığı, kayıt açılıp açılmadığı, kayıt açılmışsa adli bildirim yapılıp yapılmadığının tespitini istedi.

Mersinli’nin geçmişe dönük tüm sağlık kayıtlarının gönderilmesini, hastanelerin psikiyatri servislerinde muayene ve tedavi görüp görmediğinin araştırılmasını, buna ilişkin evrakların iletilmesini talep etti.

‘Psikiyatriste götürün’ tavsiyesi

Bu arada, katil Mersinli, babası tarafından beş kez Emniyet’in psikologuna götürüldü. Son ziyaret, 9 Aralık 2025’te oldu.

Komisyon tarafından dinlenen psikolog, Mersinli’nin “Sınav kaygısı var” diye getirildiğini, psikiyatriste götürülmesi yönünde görüş bildirdiğini anlattı.

Katil, ne bir daha psikologa getirildi…

Ne de psikiyatri tedavisi gördü.

Babası tarafından poligona atış talimine götürülen katil dört ay sonra okulunda katliam gerçekleştirdi.

‘Siz bunu okuduğunuzda ya büyük bir şey yaptım…’

Katil İsa Aras Mersinli’nin dijital materyallerinin incelenmesinde katliamdan dört gün önce ‘manifesto’ başlıklı 61 sayfalık İngilizce bir metin yazdığı belirlendi.

Metinde kendisini “Ben Konata’yım” diye isimlendiriyor.

Konata Izumi, ‘Lucky Star)’ adlı popüler Japon animesinin baş kahramanı.

Metnin giriş bölümü şu şekilde:

“Bunu yazdığım sırada 11 Nisan 2026. Siz bunu okuduğunuzda ya büyük bir şey yapmayı planlıyorum ya büyük bir şey yaptım ya da büyük bir şey yapmak üzereyim.”

Mersinli, kendisini dahi hissettiğini, bu yüzden yalnız olduğunu söylüyor. Katliamda kullanacağı altı tabancadan, 15 kutu mermiden ve 24 yedek şarjörden söz ediyor. Bomba yapımıyla ilgili araştırmalar yaptığını belirtiyor, çeşitli ülkelerde meydana gelen okul, ibadethane, kafe ve benzeri saldırılara değiniyor.

Mersinli’nin yurt içinde ve yurt dışında, katliamla ilgili bilgisi olabileceği değerlendirilen ve çeşitli programlar üzerinden irtibat kurduğu şahıslar tespit edildi. Discord’tan altı, WhatsApp’tan üç, Telagram’dan bir kişiyle ilgili uluslararası talepte bulunuldu.

Morg önünde bekleyen anneye gelen alçak mesaj

Kahramanmaraş’ta okula saldırısının olduğu gün morg önünde bekleyen evladının cenazesini bekleyen bir anne ve amcaya “Çocuğunuzu biz öldürdük” şeklinde, defin günü de “Sizi izliyoruz, mezarlıktasınız” diye mesaj gönderildiği belirlendi.

Mesajı gönderen kişi Manisa’da yakalanıp tutuklandı.

Mesajın ‘C31K’ kod adıyla gönderildiği saptandı.

Bu kod Telegram’daki ‘Cehennemin 31. katı’ adlı kanalın kısaltması.

Katliamdan sonra kapatılan kanalda saldırıya ait görüntüler ve katili öven mesajlar yayınlanmıştı. Kanal geçmişte cinsel istismar, çocuklara ve hayvanlara eziyet iddialarıyla gündeme gelmişti.

Polisler Siverek’te saldırganın evine gitti mi, gitmedi mi?

Kahramanmaraş’taki saldırıdan bir gün önce Şanlıurfa Siverek’te 17 yaşındaki Ömer Ket, eskiden okuduğu Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni pompalı tüfekle bastı. 10 öğrenciyi, dört öğretmeni, bir polisi ve kantinciyi yaraladı. Ardından intihar etti.

Geçen hafta TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olayları Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu üyelerine dayanarak kaleme aldığım yazıda, saldırıdan bir gün önce okul müdürünün Emniyet’e şikayette bulunduğu, savcılığın “İfadesini alın” talimatı verdiği, buna rağmen Ket’in evine gidilmediği, gidilmiş gibi tutanak tutulduğu iddiasına yer vermiştim.

Bana ulaşan Siverek’ten bir polis görevlisi gece eve gidildiğini savunarak, şunları söylüyor:

“Eve gidildi. Ev avlulu ve yüksek duvarlı olduğundan dış kapı vurulmak suretiyle polis merkezine davet edilmek istendi. Ancak ev duvardan görünmediğinden ve dış kapı açılamadığından bahçeye girilemedi. Eve zorla girilseydi konut dokunulmazlığını ihlal suçu olacaktı. Komisyon üyelerinin ‘Gitmediniz’ demesi iddiadan öteye geçmiyor. Desteksiz savlar yüzünden mesleğinden olacak çok polis var. İftiraya maruz kalıyoruz.”

Asıl sorunun, evde arama kararı verilmemesi olduğunu anlatan polis şöyle devam ediyor:

“Ev araması olsa kapı kırılır, içeri girilir, şahıs derdest edilirdi. Fakat savcılık yalnızca Ket’in ifadesi alınarak serbest bırakılması talimatını verdi. Şahsı gözaltına alamayız, ancak polis merkezine davet edebiliriz. Ele geçirsek bile elini kolunu sallaya sallaya polis merkezinden çıkacaktı.”

Vali “Gitmediler” dedi

Ancak komisyon üyesi milletvekilleri bu yanıtın gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor. Siverek’teki incelemeler sırasında komisyona bilgi veren Vali Hasan Şıldak’ın “O gün eve gidilmemiş” dediği ifade ediliyor. Bu bilginin polis müfettiş raporunda yer aldığı anlatılıyor.

Efecan’ı ölüme iten polisin ‘motosikletli polis’ eğitimi yok!

‘Motosiklet kazası’ diye kapatılmak istenen Efecan Bayram’ın ölümü üzerindeki sis bulutu dağılıyor. Her yeni kanıt 16 yaşındaki Bayram’ın ölüme itildiğini doğruluyor.

Olay 3 Mayıs’ta Muğla’nın Köyceğiz-Fethiye karayolunda sabah 9’da meydana geldi.

Haber ajanslarından gelen bilgiye göre:

41 yaşındaki trafik polisi Ebubekir Serin, kasksız, ehliyetsiz ve plakasız olduğu belirtilen Bayram’a dur ihtarında bulundu. Efecan kaçınca Serin, motosikletiyle takibe başladı. İddiaya göre “takip sırasında iki motosiklet birbiriyle temas edip devrildi.”

Serin hafif yaralanırken, Efecan hayatını kaybetti.

Haberde böyle yazıyor.

Fakat kaza değil, bir cinayetti yaşananlar.

Umut Çeliksu’ya göre polis, yakın arkadaşı Efecan’ı takip edip bariyere sıkıştırmıştı. Polis, motorunu Efecan’ın motoruna kasıtlı değdirerek, çocuğun bariyerlere çarpmasına yol açmıştı.

S.Ö. ise polisin tutmak için Efecan’ın omzuna dokunduğunu, dengesini kaybeden çocuğun düşüp bariyere çarptığını kaydetti.

Gerçek böyle olduğu halde…

Efecan’ın polisin ayağına çarptığı, yere düşüp bariyere vurduğu yönünde gerçek dışı rapor düzenlendi. Rapor uyarınca Efecan kabahatli çıkarıldı.

Polis ne gözaltına alındı ne de bugüne kadar ifade verdi.

Köylü bir ailenin 11 yıl sonra tüp bebekle dünyaya getirdiği Efecan’ın öyküsünü 8 Mayıs’ta köşeme taşıyınca soruşturmanın seyri değişti.

Köyceğiz Cumhuriyet Başsavcılığı, polis hakkında bilinçli taksirle ölüme neden olma iddiasıyla soruşturma açtı, izin için Muğla Valiliği’ne başvurdu.

En son Muğla Emniyet Müdürlüğü tarafından savcılığa gönderilen yazıda polisin “genel geliştirme eğitimleri içerisinde bulunan ve belirli aralıklarla Trafik Başkanlığınca düzenlenen kurslardan Motosiklet Trafik Polisi Eğitimi almadığı” belirtildi. Ancak Serin’in a sınıfı sürücü belgesine sahip olduğu, motosikletli trafik polisi timlerinde görevlendirilmesinde mevzuatça engel bulunmadığı ifade edildi.

Bayram Ailesi’nin avukatı Paşa Büyükkayaer, polisin kasten öldürme iddiasıyla soruşturulması gerektiğini ifade ediyor.

Bu arada, polisin yaka kamerasında olay gününe ait görüntü ve motosikletinde takip cihazı bulunmadığı saptandı.