Kahramanmaraş canisi katliam sırasında canlı yayın açtı
Türkiye, iki okul saldırısıyla birden sarsıldı.
İlki, 14 Nisan’da Şanlıurfa Siverek’te meydana geldi.
Ömer Ket adlı saldırgan, geçmişte öğrencisi olduğu Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni pompalı tüfekle bastı. 10 öğrenciyi, dört öğretmeni, bir polisi ve kantinciyi yaraladı. Ardından intihar etti.
Ertesi gün Kahramanmaraş’tan katliam haberi geldi.
Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli’nin 14 yaşındaki oğlu İsa Aras Mersinli, okuduğu Ayser Çalık Ortaokulu’nu beş silahla bastı. Dokuz öğrenciyi ve bir öğretmeni katletti, 13 kişiyi yaraladı. Türkiye tarihinin en kanlı okul saldırısının faili olan Mersinli, ölü ele geçirildi.
İki saldırıdan sonra TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu kuruldu.
Komisyon 12 Haziran’da Kahramanmaraş’ta, 15 Haziran’da da Şanlıurfa’da okullarda inceleme yaptı; başta Emniyet yetkilileri olmak üzere ilgilileri dinledi.
Komisyon üyesi milletvekillerinden edindiğim bilgiye göre Kahramanmaraş Emniyet Müdürü Hasan Yiğit, saldırıya ilişkin ayrıntılı bir sunum yaptı ve bir de rapor sundu.
Yiğit, şu bilgileri verdi:
Konata Izumi
İsa Aras Mersinli, katliam için evden çıkarken cep telefonunda yüklü Telegram programında ‘Konata Izumi’ adlı grupta görüntülü sohbet ve canlı yayın açıyor.
Konata Izumi, Japon anime dünyasının tanınmış serilerinden ‘Lucky Star’ın baş kahramanının adı. Mersinli, ‘Discord’ platformunda ‘Konata Herself’ adıyla paylaşımlar yapıyordu.
Neyse…
Katliam gününe dönelim.
Mersinli, telefonunu sol elinde tutarak, apartmandan çıkıyor ve okula yürüyor. Bu anlar MOBESE kameralarına yansıyor.
Mersinli, okulda önce erkekler, sonra kızlar tuvaletine giriyor. Üzerinde Fenerbahçe amblemi bulunan çantasında getirdiği beş silahı çıkarıp tuvaletteki masaya koyuyor.
Görüntülü sohbet açtığı telefonunu koridorda kalorifer peteğinin üzerine yerleştirip çocukların teneffüse çıkmasını bekliyor.
O anda, üst kattaki tuvalet arızalı olduğu için alt kattakine inen ve şakalaşarak yürüyen iki kız çocuğuna ateş ediyor. İlk cinayet bu şekilde gerçekleşiyor.
Milletvekillerine sunulan raporda şu ifadeler yer alıyor:
“Evden çıkışından olayın gerçekleştiği ana kadarki süre boyunca telefonu tutuş şeklinden ve kulaklık takmasından sohbet-görüntülü sohbet, canlı yayın yapmış olabileceği…”
Mersinli’nin telefonunda yapılan dijital incelemede, “Konata Izumi isimli Telegram hesabı üzerinden saldırı gerçekleştirmeden önce görüntülü grup sohbeti açtığına dair dijital izlere” raslanıldı.
Belçika’da 15 yaşında bir çocuk izledi
Görüntülü sohbete bağlanan hesapların temini için Telegram’la yazışma yapıldı.
Belçika’ya ait IP adresinden bağlanıldığı belirlendi.
Belçika makamları ile irtibat kuruldu.
IP adresinin Arnavut asıllı 1977 doğumlu Petro Prıftı’ye ait cep telefonu numarasıyla ilişkili olabileceği saptandı. Prıftı, yakalandı. Prıftı’nın 2011 doğumlu oğlu Xhonathan’ın da telefonu kullandığı anlaşıldı. Çocuğun iki haftadır okula gitmediği ve yakalanmasına çalışıldığı ifade ediliyor.
Bu, Mersinli’nin iki yurt dışı bağlantısında ilki.
İkincisi, İngiltere’den.
Okulunun krokisini gönderdi
Mersinli’nin telefonunda yapılan incelemede katliamdan iki üç gün önce bir İngiliz çocuktan mesaj aldığı ortaya çıktı.
Okulunun krokisini Mersinli’ye yollayan İngiliz, “Ben de burada yapmak istiyorum. Bana tavsiyelerde bulun” diye yazdı.
Ankara’nın bilgi vermesi üzerine çocuk ülkesinde herhangi bir saldırıya girişmeden yakalandı.
Mersinli’nin Belçika ve İngiltere’deki çocuklarla savaş oyunlarında tanışıp arkadaş olduğu belirtiliyor.
60 sayfalık İngilizce manifesto
Mersinli, ikinci sınıftan itibaren 32 kez rehberlik öğretmeniyle görüşme gerçekleştirmiş. Ayrıca babası oğlunu beş kez Kahramanmaraş Emniyeti’nin psikologuna götürmüş. Bir sefer de psikiyatristle görüştürmüş. Fakat devamı gelmemiş.
Mersinli, psikologa ‘dinsiz ve cinsiyetsiz' olduğunu ifade etmiş.
Ölümünden sonrası evinde İngilizce kaleme aldığı 60 sayfalık manifesto ele geçirilmiş. Emniyet, manifestoyu çözmeye çalışıyor.
Emniyet eve gitmedi!
Komisyonun Şanlıurfa ve Siverek’te gerçekleştirdiği ziyaretlerde edindikleri bilgiler saldırının meydana gelmesinde Emniyet’in zafiyetinin olduğunu gösteriyor.
Şöyle ki:
Ömer Ket, saldırıdan önce okulun Instagram sayfasında alenen katliam gerçekleştireceğini yazıyor.
Müdür Mehmet Sadık Kıran, Emniyet’e başvuruyor.
Polis “Mesai değişimi olacak, bir saat sonra gelin” diyor.
Kıran, Ket’in babasına telefon açıyor.
İzmir’de inşaatta çalışan baba “Mesajı oğlum yazmamış” diye yanıt veriyor.
Ket yazdıklarını siliyor.
Sonra müdüre telefon açıyor.
“Yazıyı ben yazmadım, Instagram hesabım çalındı” diye yalan söylüyor.
Müdür ikna olmuyor.
Yanına yardımcısını da alarak, Ket’in çalıştığı lokantaya gidiyor. Ancak Ket’i bulamıyorlar.
Emniyet’e gidiyorlar.
İfade veriyorlar.
Savcı “Çocuğun ifadesini alın, bırakın” diyor.
Polisler gerekli özeni göstermiyor.
Ket’in ifadesinin alınması işlemi ertesi güne bırakılıyor.
Polis yetkililerinin “Gece 22’de evine gittik, kapıyı çaldık, kimse açmadı” şeklindeki açıklamasının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülüyor. Ket’in sabah 06.35’te evden çıktığına dair görüntü olduğu vurgulanıyor.
Komisyon üyesi bir milletvekili şöyle diyor:
“Yedi kardeşli bir aile nasıl kapıyı açmaz? Bu demek oluyor ki polis eve gitmemiş. Gitse bu iş olmayacak.”
Müdür ve yardımcısı, ertesi gün okulda ve çevredeki kafelerde arama yapıyor.
Ket’i bulamıyorlar.
Saldırgan karambolde içeri girip amacına ulaşıyor.
Hitler’in doğum günü
Ölümünden sonra Ket’in notları arasında “Eylemi 20 Nisan’da yapacaktım, erkene çektim, 14 Nisan’da yapıyorum” diyor.
Saldırıyı erkene çekmesinin nedeni, Instagram’daki paylaşımdan sonra eyleminin bilinmiş olması.
Neden tarih olarak 20 Nisan’ı belirledi?
Yanıtını duyunca ürpereceksiniz…
Ket, Hitler hayranıydı.
Boynunda gamalı haç kolyesi vardı.
20 Nisan ise Hitler’in doğum günüydü!
Düşünebiliyor musunuz…
Siverekli Kürt bir çocuk, hayranı olduğu Alman ırkçısı Hitler’in doğum gününde okulda katliam yapacaktı.
Birbirini tanımayan Ket ile Mersinli’nin birkaç ortak özelliği var:
Sessiz, sakin ve içe kapalı olmaları…
Telegram kullanmaları…
Savaş oyunları…
Ve Hitler’e duydukları hayranlık!