"Asıl Eser Yenenler’e sormak lazım..."

AK Parti Gençlik Kolları’nın gençlik şöleni hem kimi iktidar çevreleri hem de muhalefet tarafından eleştiriliyor.

Bazı öğrencilerin ‘ücretsiz gezi’ diye şölene götürülmesi…

35 bin kapasiteli stadyumda 100 bin gencin toplandığının ileri sürülmesi…

Ekrem İmamoğlu için “Her şey çok güzel olacak” diye tweet atan oyuncu Eser Yenenler’in geceyi sunması, üstelik bu etkinliğe dair sosyal medyasında hiçbir paylaşımda bulunmaması…

Geçmişte Emine Erdoğan’la alay eden bir fenomenin kürsüye çıkarılıp Erdoğan’la fotoğraf çektirmesi…

Tercih edilen sanatçılar…

Tribünde müziğe kendini kaptıranların dans gösterileri…

Kamera kendini çektiğinde yüzlerini kapatanlar…

Bu görüntüler AK Parti’nin şölenine gölge düşürdü.

AK Parti eski Milletvekili Metin Külünk, “Dindar nesil” ve “Asım’ın nesli” hatırlatması yaptı. LGBT destekçisi olmakla suçlanan şarkıcı Merve Özbey’in son anda programdan çıkarıldığını ve Yenenler’in sunucu olarak davet edildiğini belirterek, şunları yazdı:

“AK Parti Gençlik Kolları Genel Merkezi sosyal medyaya bakamayacak kadar dünyadan bi haberse ona söyleyecek sözüm yok ancak bizim zekamızla ve aklımızla oynama şansları ve hakları yok.”

Radikal İslamcı ‘Haksöz’ grubunun internet sitesinde, şölen şu sözlerle topa tutuldu:

“Karşımıza çıkan manzara AK Parti’nin yıllardır bir sancaktar gibi taşıdığı ‘dindar nesil’ idealinin, pratikte nasıl bir savrulma yaşadığını acı bir şekilde ortaya koymaktadır.”

Tartışmaya CHP lideri Özgür Özel de kayıtsız kalmadı.

Özel, “AK Parti etkinliğini konserle maskelemeye ama konsere gelen gençlerin katılımını AK Parti’nin gençlerle buluşması gibi göstermeye niyet etmişler” dedi.

Dün AK Parti’nin Merkez Yürütme Kurulu Üyesi, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar’ı arayıp eleştirileri sordum.

AK Parti, eleştirilere nasıl bakıyor?

Burası bir merkez partisi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 50+1’i gerektiriyor. Kitle partisiyiz, lider partisiyiz, doğru. İslamcı kesimi içinde barındıran ve ideolojisini muhafazakar demokratlık üzerine konumlandırmış bir partiyiz.

Biz gencin her türlüsüyle teveccüh görmüş bir parti olduğumuz için 50+1’e ulaşabiliyoruz. Oradaki görüntülerin muhalif medyada böyle vurularak paylaşılıyor olmasını anlamsız buluyoruz. Orada tesettürlü kardeşlerimiz de vardı, seküler tarzı benimseyen kardeşlerimiz de vardı. 1 milyonun üzerinde genç üyemiz var. Başına silah dayayarak, zorla götürülmüş falan, tamamen manipülasyon üzerinden okunan bir şey.

Konsere diye yola çıkarıp...

Yok öyle bir şey. Otobüslerimizin üzerinde logoların, AK Parti kurumsallarının olduğu, nereye gittiklerini bildikleri, davet edilmiş insanlar. Asla öyle bir arka plan söz konusu değil. Gençler bizim gencimiz. Bu çocuklar şöyle giyiniyor, bizden uzak dursunlar gibi bir yaklaşım kabul edilebilir değil. Cumhurbaşkanımız gençlere önem veriyor. Genel geçer bir algı var, “AK Parti gençlerden oy alamıyor.” Stadyumda görünen tablo ortada.

Kendi tabanımızın hassasiyetini, eleştirilerini tabii ki alıyoruz ama onlar da şunu demiyor: “Diğerlerini görürken bizi görmüyorsunuz.” Böyle bir şey yok. Geçen Burcu Köksal katılım gösterdi. Daha önce Özlem Çerçioğlu. Diğer partilerden gelmiş isimler var. Burası bir merkez partisi. Cumhurbaşkanımız her kesime o mesafeyi kırarak yaklaşmaya çalışan biri. Dost uyarısında bulunuyoruz şeklinde, sureti haktan diye tabir edebileceğim, bizdenmiş gibi görünüp eleştiri yapmak isteyen, gençlik kollarımızı ademe mahkum etmek isteyen, kızan insanlar olabilir. Eleştirilerini değerli bulup başımızın üstüne koyuyoruz. Ne tabanımızdan uzaklaşıyoruz ne değerlerimizden ne de başka bir yere açılım yapıyoruz. Biz zaten buyuz, AK Parti zaten bu. Daha önceki bütün statlarda bu görüntüler vardı.

İmamoğlu’na destek veren Esen Yenenler’in sunucu olarak tercih edilmesi çok eleştirildi.

Asıl Eser Yenenler’e sormak lazım. AK Parti’nin programında neden bulunmak istemiş? O gün “Her şey çok güzel olacak” deyip bugün neden AK Parti’nin programında sunuculuk yapmayı istemiş?

Belki ücret karşılığıdır.

Olabilir. Problem yok. Belki o gün de ücret karşılığını tutan bir zemin söz konusuydu, bilemem. Kimsenin hakkına girmek istemem.

AK Parti’nin İmamoğlu’na destek veren ismi çağırması…

Özellikle Yenenler’in İmamoğlu’nu destekliyor formatı üzerinden yaklaştığımız bir mesele değil. Tamamen profesyonel bir süreç. Gençlik kollarımız gençlerle temas edebilecek, o dili tutabilecek tasarrufta bulunmuş, gelmiş bize danışmış. Ortak çerçevede uygun bulunmuş.

Emine Erdoğan’la alay eden fenomenin kürsüye çıkarılması da çok tartışıldı.

Evet, orada bir kusurlu hareket olmuş.

O kusurlu bir hareket mi?

Hanımefendiyle alay etmiş olan birinin orada bulunmuş olması bir ihmaldir. Eğer tespit edilseydi, bırakın alayı, en ufak imayı bile hissetsek gençlik kollarımız gerekeni yapardı. Netice itibariyle dünden itibaren yapılan eleştirilere bakıyorum. “Eser Yenenler’i neden aldınız, bu sanatçılar olur mu?” Her renkten sanatçı var, gençler memnundu. Ortam coşkuluydu.

Fenomenin Cumhurbaşkanı’na ödül vermesi...

Cumhurbaşkanına ödül vermedi. Bir resim vermiş. Bir talepte bulunmuş, biz de onaylamışız. Gençlik kollarımız tasarrufta bulunmuş. Spontane gelişen bir şey. Tabanımız kızmakta haklı mı? Son derece haklı. Buna kızılır, eyvallah. Hanımefendinin hassasiyetinin korunmasıyla alakalı noktada böyle bir durum olmuş olabilir. Biz “Nasıl görülmedi” diye paylaşımda bulunduk. Dediler ki “Başkanım ödül verilmesi söz konusu değil, kız resmini verdi.” Keşke fark edilseydi, müsaade etmezdik.

Şunu söyleyeyim: Bunlar Türkiye’de son dönemde kutuplaştırma üzerinden tutulmak istenen süreçlerin tamamına gölge düşürmek ve beslenmekten başka bir şey değil. 100 bin genç. Şimdi diyeceksin ki “Nasıl 100 bin? 35 bin stadın kapasitesi var.” Kapının önünde de…

Salonun içindekinin iki katı kadar dışında mı vardı?

Vardı. Ben de oradaydım, herkes fotoğraflarını paylaştı. Amacımız neydi? Cumhurbaşkanını ve gençleri bir arada tutmanın bir gününü formatlamak. Bütün yıl organizasyonlarda bulunanları finalize edeceğimiz şekilde sezonu kapatmak. Şimdi yaz sezonunda teşkilat çalışmaları başka bir formatta devam ediyor.

Biz CHP gibi Toma’ların önüne gençleri göndermiyoruz, birarada bulunarak yol yürüyoruz. Partimizin tüm organlarında gençlikle beraber yürüyoruz.

Muhafazakar kesimdeki “Dindar nesil” ve “Asım’ın nesli” eleştirilerini nasıl yorumluyorsunuz?

AK Parti bir siyasi hareket. Siyasi hareketin paydaşları olabiliyor. Nasıl ki CHP, kendini daha çok Atatürkçü Düşünce Derneği ve buna benzer dernek ya da vakıflarla buluşmayı tercih ediyorsa bizim de TÜGVA, TÜRGEV ve İlim Yayma Vakfı gibi STK’larımız var. TÜGVA organizasyonlarında dindar nesil vurgusu görünür kılınabiliyor. Siyasi hareketin içinde belirli bir yere hapsolma niyetimiz olmadığı için, tüm Türkiye’yi yöneten bir iradenin karşılığını devlet olarak AK Parti adına somutlaştırıyoruz. STK’lar ideolojik perspektif koyabiliyor. Biz onlarla da birlikte olabiliyoruz. Milli olan herkesle milli-manevi çerçevede buluşmaya devam ediyoruz.

AK Parti grup toplantısında bakanların gazetecilerin sorularına cevap vermeyeceği bilgisi doğru mu?

Şöyle oldu: geçtiğimiz grup toplantılarında Cumhurbaşkanımızın önünde kalabalıklaşan çok fazla fotoğrafçı oluyor. Foto muhabirleri, televizyoncular ve gazeteciler bakanlarımızdan grubun önüne geçebilecek manşetler almak istiyor. Dedik ki, “O gün Cumhurbaşkanımızın günü. Kakofoniye gerek yok. Çıkışta istediğiniz değerlendirmeyi yapabilirsiniz ama grup toplantısında sadece Cumhurbaşkanımız beyanat verecek.”

Süleyman Soylu olayı mı etkiledi bunu?

Hiç alakası yok ama bu ve benzeri görüntülerin önüne geçmek gerekiyor. Bakanlarımızın durup dururken anlamsız bir münakaşaya girmesi bizi üzer tabii ki. O gün sadece Cumhurbaşkanımızın söylediklerine odaklandığımız bir pozisyonda olmak istiyoruz.

İyi Parti’den istifa eden İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, AK Parti’ye mi katılıyor?

Hiç duymadım. İstifa ettiğini de bilmiyorum. Geleceğine dair bilgim yok.

Çorlu’da iki polisimiz nasıl şehit oldu?

İki gün önce Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç adlı iki polisimiz şehit düştü.

Üzerinden iki gün geçtiği halde saldırının nedeni…

Saldırganın kimliği açıklanmadı.

Terör eylemi mi…

Kriminal bir vaka mı…

Belirtilmiyor.

Tekirdağ’daki kaynaklarımı aradım.

Emniyet yetkililerine sordum.

Saldırının iç yüzünü öğrendim.

Edindiğim bilgi o ki…

İstanbul’da yaşayan ve şizofreni hastası olduğu ifade edilen 24 yaşındaki Orhan Altan, bir süre önce Çorlu’ya gelerek, Reşadiye Mahallesi Kumyol Caddesi Gölcük Meydanın’daki iş merkezinin üçüncü katında oda tutuyor.

Ailesi, kısıtlılık kararı olan ve kayıp şahıs diye aranan Altan’ın izini bulup polisten yardım istiyor.

Tütüncüler ve Koç, 17 Mayıs’ta Altan’ın kaldığı adrese gidiyor. Altan’ın korkup kaçmaması için sivil giysiler giyinen iki polis kapıya vuruyor; Altan açmıyor.

İki polis giriş kattaki büfeciyle sohbet ediyor.

Büfeci “Evin anahtarı bende var” diyor.

Polisler anahtarı alıp Altan’ın kaldığı eve çıkıyor.

Kapıyı açar açmaz Altan’ın bıçaklı saldırısına uğruyorlar.

Polis bıçak darbesiyle yaralanıp yere düşüyor.

Altan, polisin beylik silahını alıyor.

Hem yerde yatan polise hem de koridora çıkıp yardım isteyen arkadaşına üçer kez ateş ediyor. İki polisimiz şehit düşüyor.

Altan, silahla sokağa çıkarak koşmaya başlıyor.

Sağa sola ateş ediyor.

Kurşun seslerini duyan bir polis devriyesi, ayağına ateş ederek, Altan’ı yakalıyor. Vatandaşlar Altan’ı linç etmek istiyor. Polisler Altan’ı kalabalığın elinden alıp uzaklaştırıyor.

Altan’ın kendisine IŞİD görünümü verdiği, saç ve sakal uzattığı belirtiliyor.

Hastanede, vücudunda kablo çıkıyor. Kabloyu kendisine canlı bomba süsü vermek için yerleştirdiği düşünülüyor.

Evindeki incelemede ise duvarlara yazılar yazdığı belirlendi.

Çanakkale’deki işkence yurdu için ihbar yağıyor

Çanakkale Ayvacık’taki Hamiyet Feridun Sözen Çocuk Evleri Sitesi’nde 2010-2023 yılları arasında 30 çocuğa eziyet ettikleri iddiasıyla 23 personele dava açıldığını duyurmuştum.

Haber büyük yankı yarattı.

Cuma günü davanın ilk duruşması görüldü.

Ayvacık 1. Asliye Ceza Mahkemesi, Çanakkale Barosu’nun İnsan Hakları ve Çocuk Hakları komisyonlarını müdahil olarak kabul etti. Bir sonraki duruşma 16 Temmuz’a bırakıldı.

Davaya müdahillik için başvuran İnsan Hakları Komisyonu’ndan Avukat Ahmet Mandacı’ya duruşmadan sonra çok sayıda şikayet ulaştı.

Bir ihbar da bana geldi.

İhbarda, Hamiyet Feridun Sözen Çocuk Evleri Sitesi’nde vaktiyle görev yapan G.B., H.C. ve İ.O.’nun odalarına çocukları alarak şiddet uyguladığı ileri sürülüyor.

İhbar şöyle:

“Üç kişi hakkında ciddi şiddet iddiaları var. Üçü de müdürlük yapmış kurumda. Üçünün döneminde bu olaylar yaşanmış. Odalarına çocukları alıp şiddet uyguluyorlarmış.”

İhbar ve şikayetler çok ciddi.

O kadar ki…

Komşu illerdeki yurtlar hakkında bile telefonlar geliyor.

AKP