İktidarın vesayeti altında muhalefet
Türkiye, dün serbest seçimlerin yapıldığı demokratik bir ülke olmaktan radikal şekilde uzaklaştı.
Erdoğan, AK Parti ile ülkeyi yönetirken…
Koltukta oturmaya devam edebilmek için CHP’nin liderliğine müdahale ediyor.
Bir demokrasi düşünün…
Ana muhalefetin kim tarafından idare edileceğine iktidar karar veriyor.
Çünkü Erdoğan, 2023’te elde ettiği yüzde 52’lik oyu ve toplumsal rızayı çoktan kaybetti. Erdoğan’ın tabanı eriyor. Cumhur İttifakı’nın toplam oyu yüzde 40’ı bulmuyor. Ne AK Parti büyüyebiliyor ne Cumhur’a yeni ortaklar dahil edilebiliyor. AK Parti, değil genel seçim kazanmak, ilkokulda sınıf başkanlığı için yarışsa onu da kaybeder.
Erdoğan’ın 2028 planı
Erdoğan’ın Türkiye’yi beş yıl daha yönetebilmesi için ilk önce 360 milletvekili bulup aday olabilmesi, ardından ‘seçimi kazanmayı garanti altına alması’ gerek.
Erdoğan ya rakipsiz kalacak ya da seçimi ‘kaybedeceği’ baştan belli bir adayla yarışacak.
Bu planın ilk adımı Erdoğan’ın karşısındaki en güçlü aday olan İmamoğlu’nu tasfiye etmekti, ki büyük ihtimalle amaca ulaşıldı.
Sırada Mansur Yavaş var.
Yavaş’la ilgili kıskaç arttıkça artıyor.
Diğer yandan, CHP’yi yolsuzluğa ve rüşvet batağına saplanmış göstererek, alternatif olmaktan çıkarma planı uygulanıyor.
‘Butlan Davası’ ile eski liderine iade edilerek, CHP’nin yeniden yüzde 25’in altına indirilmesi amaçlanıyor.
Vesayet altındaki lider
CHP’nin anahtarı kendisine teslim edilen Kemal Kılıçdaroğlu, delege oylarıyla gönderildiği koltuğa, siyasallaşmış yargı kararıyla döndüğü için, AK Parti’nin vesayeti altında olmakla suçlanacak.
İmamoğlu ve Özel ‘tehdidini’ bertaraf etmek için taktik gereği bugün Kılıçdaroğlu’na övgü üstüne övgü düzülen yandaş ekranlarda, Erdoğan’a yönelik ilk eleştirisinde “Bay Kemal, o koltuğa seni biz oturttuk!” diyecekler.
CHP, ilk kez baskı ve zorbalıkla karşılaşmıyor.
Demokrat Parti, CHP’nin taşınmazlarına ve gazetesine el koydu. Tahkikat Komisyonu kurarak, CHP’yi kapatmak istedi.
12 Eylül, CHP’nin tabelasını indirdi, lideri Bülent Ecevit’i ve partinin önde gelenlerini yasakladı. Fakat darbeciler bile CHP’yi kimlerin yöneteceğine karar vermedi.
Bugün yapılan, CHP’liler için geçmişte reva görülenden daha aşağılayıcıdır.
CHP, fiilen AK Parti vesayetine giriyor.
İktidar ana muhalefeti boyunduruğu altına alıyor.
Kimle bayramlaşacak?
Kılıçdaroğlu, arınma iddiasıyla geri dönüyor.
Ancak CHP tabanı ve örgütünün ezici çoğunluğu için kayyum olarak görülüyor.
Altılı Masa’nın bileşeni partiler Özel’in yanında duruyor.
İyi Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, Kılıçdaroğlu’nu tanımayacağını ilan etti mesela.
DEM, ‘Butlan’ı ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine yönelik müdahale sayıyor. DEM’in eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, bugün Özel’i ziyaret edecek destek için.
Yeniden Refah, Anahtar ve Zafer, şiddetle karşı çıkıyor.
Sol muhalefet, muhalif basın ve sosyal medya, Kılıçdaroğlu’nun karşısında.
Alevi örgütleri, barolar, Atatürkçü Düşünce Derneği ayakta… Bahçeli, Kılıçdaroğlu’ndan fedakarlık yaparak, liderlikten çekilmesini istiyor.
AK Parti ve Hüda Par sessiz.
Beştepe bile cürümü üstlenmiyor.
Kılıçdaroğlu CHP’si Kurban Bayramı’nda bayramlaşacak parti bulamayabilir.
CHP’nin il ve ilçe örgütleri, Balıkesir hariç belediye başkanları Özel’den yana. Kılıçdaroğlu, ihraç mekanizmasını devreye koyarak, disiplin kurmayı düşünüyorsa (Daha şimdiden dokuz milletvekilinin ihraca hazırlanıyorlar) bu, CHP için kopan tespih tanelerinin dağılmasından farklı olmaz.
Yeni parti ihtimali
Öyle anlıyorum ki…
Kılıçdaroğlu, en başta İmamoğlu olmak üzere tutuklu belediye başkanlarını tasfiye ederken, Özel ve arkadaşlarının ise ayrılmasını istiyor.
Ayrılsınlar ve mümkünse parti kursunlar.
Özel-İmamoğlu’ndan ‘arınmış’ örgütü diledikleri gibi yöneteceklerini varsayıyorlar. Yanılıyorlar. Üzerine Erdoğan gölgesi düşmüş her aday yapılacak ilk kongrede üye ve delege oylarıyla CHP’den gönderilir.
Diğer taraftan, Özel-İmamoğlu grubunun ayrılıp yeni bir parti kurmasını uzak ihtimal görmüyorum.
Kılıçdaroğlu Operasyonu, CHP’nin kendi tabanı ve seçmeninden ‘arınması’ ile sonuçlanabilir.
Ekmelettin İhsanoğlu’ndan alışkanlık, zannediyorlar ki CHP’liler tıpış tıpış oy verir.
Vermezler.
CHP’liler Erdoğan vesayeti altındaki yönetime karşı ‘müesses nizam’a itiraz eden Özel ve arkadaşları hangi çatı altındaysa ona yönelebilir.
1999’da CHP’yi baraj altında indirip Ecevit’in DSP’sini yüzde 22 ile iktidara taşıyan aynı seçmendi; ne çabuk unutuluyor.
‘Mafyatik tip’ler bir gün önceden adam topladı
Gürsel Tekin’in CHP İstanbul il binasına polis eşliğinde girmesi, ders oldu diye düşünürdüm.
Meğer hiç ders almamışlar.
Dün sabah saat 7’de, önde bir grup Kılıçdaroğlucu milletvekili, arkalarında birkaç yüz kişi CHP Genel Merkezi’ne yürüdüler.
Yürüyüşçülerden Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ile konuştum. Adıgüzel, bir gece önce, ertesi gün polisin müdahale edeceği bilgisini aldıklarını, birkaç milletvekili olarak Genel merkezi teslim almak için geldiklerini ifade etti. Adıgüzel, arkalarındaki grupla genel merkez civarında karşılaştıklarını söyledi bana.
Edindiğim bilgiler Adıgüzel’i doğrulamıyor.
CHP lideri Özel’in “Mafyatik tipler” dediği unsurlar gerçekten sokaktan toplandı.
Kılıçdaroğlu döneminde ‘eski ülkücü’ diye danışman yapılarak, genel merkezde oda verilen Ramazan Kubat, bir gün önce yakın çevresini arayarak, CHP önüne yürümek üzere adam toplamış. Telefon açtığı veya görüşmeye çağırdığı kişilere “Yarın sabah CHP’ye giriyoruz. Sağlam gitmemiz lazım. Ekip lazım. Adam getirir misin” diye teklifte bulunmuş. Görüşmeler sırasında Kubat’ın yanında Tolga Çobanoğlu adlı bir CHP'li de bulunuyormuş.
Dün binaya girenler arasında Kubat da vardı.
Yaptığı paylaşımda şöyle yazdı:
“CHP Genel Merkezi, kimsenin rezalet ruhsatı değildir.
Baklava kutularıyla yediğiniz rüşvetlere, havlularla kapatmaya çalıştığınız ayıplarınıza ve dizayn ettirdiğiniz VİP araçlarla sürdüğünüz sefanıza CHP’yi kalkan olarak kullanmanıza son verişmiştir.”
Bu ifadeyi paylaşan Kubat, geçen yıl dört ay kadar cezaevinde kalmıştı.
Sokaktan adam toplayan tek kişi Kubat değil.
İkinci kişi, ‘Kuşçu Veli’ diye bilinen Veli Reşat Kayalı.
Keçiören’de kuşçulukla meşgul olduğu bilinen Kayalı, İyi Parti’ye yakın bir isim.
Üçüncüsü ise Zahir Gökalp.
Gökalp, sahibi olduğu mekanın bodyguardlarıyla CHP Genel Merkezi önündeydi. Gökalp’in Erdoğan’ı destekleyen, Kılıçdaroğlu’na hakaret eden paylaşımları ortalığa saçılıverdi.
Erol ve Öztunç, Kılıçdaroğlu’nun MYK’sına girmeyi reddetti
‘Mafyatik tip’lerin CHP’ye dayanması, polislerin biber gazı ve plastik mermi sıkıp kapıları keserek içeri girmesi, Kılıçdaroğlu’na yakın, Özel’e muhalif milletvekillerini de öfkelendirdi.
Kılıçdaroğlu’nun video mesajını paylayan 22 milletvekili arasında bulunan Gürsel Erol ve Ali Öztunç ile Engin Altay, bu müdahaleyi ortak bir metinle kınadı ve en kısa zamanda kurultaya gidilmesini istedi.
Erol ve Öztunç, öğrendiğime göre dün Kılıçdaroğlu’nun MYK listesine yazıldıklarını haber aldı. İki milletvekili Kılıçdaroğlu’nun özel kalemini arayarak, “Bizi çıkarın” dedi.
Öztunç’a “Neden yer almak istemediniz?” diye sordum.
Şunları söyledi:
“Partiye polisin girmesi kabul edilemez. Birliktelik olsun, iktidar yürüyüşü beraber olsun diye çaba harcadık. Gördük ki sağlanmıyor. Partinin gençlik kollarında yetiştim. Çocukluğumdan beri partideyim. Benim için aslolan partidir, kişiler değil.”
Kılıçdaroğlu’nun MYK’sında Akif Hamzaçebi, Turan Aydoğan, Müslüm Sarı, Mehmet Tüm, Berhan Şimşek ve Yıldırım Kaya’nın olabileceği belirtiliyor.
Vahap Seçer: Olabilecek en kısa zamanda kurultay
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, iptal edilen ve butlan kararı verilen kurultayda Kılıçdaroğlu’nun tarafındaydı.
Özel’e muhalif kaldı.
Geçen yıl İmamoğlu’nun isteği üzerine Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek, “Kurultayda şaibe olmamıştır” diye açıklama yapmasını ve görevi kabul etmemesini önerdi.
Kılıçdaroğlu, bu teklifi reddetti.
Belediyeler Birliği Başkanı da olan Seçer, CHP’nin önde gelen isimlerinden…
Dün Seçer’i aradım.
Butlan kararını, CHP Genel Merkezindeki müdahaleyi ve parti içindeki ayrışmayı sordum.
Dünkü olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hepimizi üzdü. Demokrasi tarihinde ender görülebilecek olaylardan biri. Bu müdahaleyi sanki planlanmış, kurgulanmış ve bilinçli şekilde yapılmış bir hareket görüyorum. Öyle olmaması lazımdı. Öyle bir niyet de olmadığını biliyorum genel başkanda. Birdenbire hava değişti. Genel başkanın il başkanlarıyla toplanıp açıklama yapıp ayrılacağını biliyorduk. Bu müdahaleyi iyi niyetli bir hareket olarak görmüyorum. CHP’lilere ve CHP’ye yönelik bir saldırı görüyorum.
CHP parçalanmak, zayıflatılmak isteniyor. İktidar seçimlerde başarılı olmak istiyor. Ana muhalefeti zayıflatma yolu olarak butlan meselesini ortaya attılar. Partinin tüm bileşenlerine düşen görev, bu kurguyu görmek ve tuzağa düşmemek. Parti içi kavga görüntüsü var, bu bir gerçek. Bunu CHP içi mücadele olarak görmek lazım. Bu topyekün CHP’ye saldırı.
Bölünme riski var mı?
Var, yok diyemem. Bunu ortadan kaldırmamız lazım.
Ne olmalı?
Tabii ki genel başkanını ve yönetimini parti seçmeli. Mahkeme kararıyla yönetim partiyi bir yere getiremez. Bu kavga da böyle devam ederse, mevcut yönetimle uzun süreli gidilme planlanıyorsa bu partiye çok büyük bir zarar verir. Ama en kısa zamanda seçime götürmenin şartları zorlanır ve seçmenler kendi dinamikleriyle genel başkan ve yönetim seçerse bu süreç tersine dönebilir.
Kurultay ne zaman yapılmalı?
En kısa süre, olabilecek en kısa süre. Yeni delegeyle yapacaksınız 45 günde ya da kısa sürede olmaz. Eski delegeyle seçime gitmeniz lazım. Buna uygunluk var mı, mahkemelerden döner mi, açıkçası görmek lazım. Hukuken enteresan kararlar çıktığı için mutlak butlan bizim uygun görmediğimiz bir durum. Böyle bir şey olabilir mi? Kurultayın üzerinden iki buçuk yıl geçmiş. Üzerine olağanüstü ve olağan kurultay yapılmış. Ama butlan kararıyla iki buçuk yıl önceki yönetim geri gelebiliyor, İstanbul kongresi ortadan kalkabiliyor. Bizi hukuki mülahaza yaparken zorlayan ya da şaşkınlık içerisinde bırakan sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunu kendi içimizde çözmemiz lazım. Mahkemelerin vicdanına bırakırsak, başkalarının eline kalırsak, iki yakamızı bir araya getirmezler.