Sokaktaki CHP’linin gözünden…

Kurban Bayramı tatilini memleketim Rize’de geçirdim.

Rize’de çarşı pazarda dolaşırken…

Karagöl gezisi için gittiğimiz Artvin’de kimle merhabalaştıysam ikinci cümlemiz CHP üzerine oldu.

Borçka’da denk geldiğim eski CHP Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu, Karadeniz’de Kılıçdaroğlu’nun taraftar bulamayacağını savundu. “Artvin’de sokakta gezemezler” dedi.

Rize’de karşılaştığım döner ustası Hasan Sivri, Erdoğan’ın ilçesi Güneysu’da CHP’nin belediye meclis adayıymış. Seçimi 54 oyla kaybetmiş. Kılıçdaroğlu’na öfkeliydi. “İktidar olacaktık ‘butlan’ı çıkardılar” diye konuştu.

Beş gün boyunca Arifağaoğlu ve Sivri gibi onlarca CHP’liyi ve muhalif seçmeni dinledim. Kimi CHP’liler, üzerinde Kılıçdaroğlu’nun imzası var diye üyelik kararını kırıp attığını, kimileri ise partiden istifa edeceğini anlattı. Kılıçdaroğlu’nu haklı bulan bir CHP’li bile görmedim.

Zaferin temsili

Geçen cumartesi günü CHP Genel Merkezi ve Güvenpark’taki iki ayrı bayramlaşma törenini izlerken, aklımda sokaktaki CHP’lilerin söyledikleri vardı.

Onların gözünden izledim iki mitingi.

Gördüm ki…

Kılıçdaroğlu, yenilgiyi, erken söndürülen parti ışıklarını temsil ediyor.

Özel ise zaferi, AK Parti’yi ilk kez alaşağı etmeyi, 47 yıl sonra gelen birinciliği ve parmak uçlarının dediği iktidarı…

Sokaktaki CHP’li, Özel ve İmamoğlu birlikte kazanmayı tattı. 19 Mart Operasyonu’nu 2028’i kaybedeceğini anlayan AK Parti’nin muhalefete müdahalesi olarak okuyorlar.

‘Yaşlı adam’

Kılıçdaroğlu, bir siyasetçinin düşmeyeceği bir iletişim hatasına düştü konuşmasında.

Kendisi için “Yaşlı adam” dedi.

Sık sık 77 yaşında olduğunu hatırlattı.

Herhalde hiçbir makamda gözü olmadığını vurgulamak için bu vurguyu yaptı.

Ancak ifadesindeki tını, liderlere duyulan saygıyı değil, acıma ile merhamet arası bir hissi uyandırıyor.

Konuşmasını bir metinden okudu.

Buna rağmen sık sık dili sürçtü Bay Kemal’in.

Özel, bu eskimişlik karışısında gençliği temsil ediyor.

Bütün hatalarını affettiren bir inanmışlıkla, metne ihtiyaç duymaksızın konuşuyor.

Bir, CHP Genel Merkezi’nden TBMM’ye yürüyor.

Bir, Güvenpark’tan Anıtkabir’e…

Beyaz gömleği terle ve yağmurla ıslanıyor.

Özel, 19 Mart’tan itibaren CHP Genel Başkanlığını hak ettiğini göstermişti. Şimdi milyonların tanıklığında liderlik imtihanından geçiyor. Üstelik bu kez İmamoğlu’nun fiili desteği olmaksızın ilerliyor.

İktidarı eleştirmiyor

Kılıçdaroğlu, heyecan vermiyor.

Hatta CHP tabanını öfkelendirdiğini söyleyebiliriz.

Çünkü siyasi iktidar ile mücadelesini askıya almış ve ötelemiş görünüyor.

Beş çeteye ilişkin zülfü yare dokunma kabilinden üç beş beylik laf dışında Erdoğan’a ve AK Parti’ye hiçbir esaslı eleştiri yöneltmiyor. İktidarla mücadeleyi bile vaat etmiyor. Cumhur İttifakı’nın hoşnut olacağı mesajlar veriyor yalnızca.

Baş düşmanı, Erdoğan değil, Özel.

CHP’lileri arınma söylemi etrafında ‘iç düşman’ ile hesaplaşmaya davet ediyor. Türkiye’nin birinci partisine barajın altına kalmış muamelesi yapıyor. Özel ve İmamoğlu’nun yolsuzluğa ve rüşvete bulaştığına inanıyor. CHP’lileri bu düşünceye ikna edebileceğini varsayıyor.

Attığı her adım, Beştepe’nin Kılıçdaroğlu eliyle ana muhalefeti vesayeti altına aldığı kanısını pekiştiriyor. Muhalefetin ‘Bay Kemal’i iktidarın ‘Kemal bey’i oluyor.

Fakat o, sokaktaki CHP’linin gerçekliğine çok yabancılaştığını, CHP’nin ötekisine dönüştüğünü ya görmüyor ya da umursamıyor.

Özel, “Bu mesele Özel-Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Erdoğan’la milletin meselesidir” diyerek, çatışma hattını ustaca bir hareketle AK Parti ile CHP arasına taşıyor. Temel motivasyonu AK Parti karşıtlığı olan milyonlarca muhalif seçmenin kalbini avuçluyor.

Yavaş’a o sözleri söyleyen öfke

Kılıçdaroğlu, birkaç gün öncesinden yapılan çağrılara ve şehir şehir otobüs kaldırmalara rağmen ancak CHP Genel Merkezi’nin önünü doldurabildi.

Kimileri Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapıldığına inanıyor…

Kimileri Kılıçdaroğlu devrinin parti eliti…

Kimileri Özel tarafından dışlandığı için orada.

Kimileri ise CHP’li değil.

CHP içi mücadelede Kılıçdaroğlu’nun yanında ya da Özel’in karşısında tutum takınan Oğuz Kaan Salıcı, Engin Altay, Gürsel Erol ve Ali Öztunç, genel merkezdeki bayramlaşmaya gitmedi. Parti Meclisi üyesi Mehmet Tüm, MYK’da görev verilirse kabul etmeyeceğini açıkladı aynı gün.

10-15 kadar milletvekili, Muratpaşa, Marmaraereğlisi, Çat ve Yazıhan belediye başkanları ile Adıyaman ve Bingöl il başkanları destekliyor Kılıçdaroğlu’nu.

Kılıçdaroğlu’nun vitrini için adı geçen siyasetçiler, CHP’lileri temsil etme ve yönetme kabiliyetinin fazlasıyla altında.

İktidar yanlısı medyanın butlan kararını bir ‘devlet operasyonu’ diye övüp alkışlaması, CHP Genel Merkezi üzerine Erdoğan’ın gölgesi düşürdüğü için Kılıçdaroğlu’nun delege nezdinde hiçbir siyasi meşruiyeti yok. Özel ise müesses nizamla çarpışmanın bayrağını dalgalandırıyor.

Yalnızca seçmeni, üyeyi ve delegeyi değil, Parlamento grubunu, belediyeleri, örgütlerin çoğunluğunu elinde tutuyor.

AK Parti ve MHP hariç bütün meclis…

Atatürkçü Düşünce Derneği başta olmak üzere tüm demokratik kitle örgütleri ve sendikalar…

Türk solu, muhalif ve sosyal medya Özel’in yanında.

Bu gerçeği Mansur Yavaş da görüyor.

Yavaş’a “İnsanların değişim umudu benim kişisel vefa duygumun çok çok üzerindedir” sözlerini, sokaktaki CHP’linin öfkesi söyletiyor.

Kılıçdaroğlu, ‘FETÖ ajanları’ kimse açıklamalı

Kılıçdaroğlu ve taraftarları butlan kararı çıktığı günden beri üç kritik hataya imza attı.

Pazar sabahı kalabalık gruplarla CHP Genel Merkezi’ni teslim almaya giderek…

Birisi Kılıçdaroğlu döneminde satın alınmış iki makam aracını, üzerine “Satılık haram araç” diye yazı asıp sergileyerek…

Parti içi rakiplerini FETÖ ajanlığıyla suçlayarak…

Üçüncü hatayı bizzat Kılıçdaroğlu yaptı.

Konuşmasında, “Arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum” dedi.

Yakın çevresinde “Kılıçdaroğlu kimi kastediyor?” diye sorduğumda herhangi bir isim belirtmediler. Örneğin, Avukatı Celal Çelik, “Bilmiyorum” diye karşılık verdi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşma metni için 6-7 kişilik çalışma ekibi tarafından notlar çıkarılmış. Konuşmanın son şeklini Kılıçdaroğlu vermiş.

Bir kaynağım Kılıçdaroğlu’nun masasının üzerinde kırmızı bir dosyanın olduğunu, fezlekeyi andıran dosyada FETÖ bağlantılarından söz edildiğini savunuyor.

Kılıçdaroğlu, FETÖ sızmasından söz ettiğine göre, bu isimleri açıklamalı.

O isimlere hangi makamları teslim ettiğini söylemeli.

“Kandırıldım, milletim beni affetsin” söylemi de rakiplerini ve muhaliflerini FETÖ’cülükle suçlamak da iktidarın başvurduğu yöntemidir. Üstelik bu yöntemin en büyük mağduru Kılıçdaroğlu’dur.

CHP Mutlak butlan Özgür Özel Kemal Kılıçdaroğlu