CHP’yi ‘arındırma’ mizanseni

Kılıçdaroğlu taraftarları kendi seçmenlerine öyle yabancılaşmış ki Özel’i karalayacağız diye CHP’nin kurumsal kimliğine telafisi mümkün olmayan bir darbe indirdiler.

Dün CHP Genel Merkezi’nin önünde sergilenen iki araçtan söz ediyorum.

Biri Aziz İhsan Aktaş tarafından satın alındığı, diğeri de Özkan Yalım’ın parasıyla dizayn ettirildiği ileri sürülen iki araç partinin önüne çekilip sözde satılığa çıkarıldı.

Üzerlerine “Haram araç” yazıldı.

Bu görüntü Kılıçdaroğlu CHP’sine yakın gazeteciler tarafından övünçle paylaşıldı.

Ardından iktidar medyası sazı eline aldı.

Fakat yalan birkaç saatte çöktü.

Özel’in İdari ve Mali İşlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’ın tweetinden öğrendik ki araçlar parti parasıyla alınmış. Üstelik biri 2022’de Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmış.

Kara propaganda yerle bir olurken…

Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez’in Sözcü’de yaptığı açıklama, bu ucuzluğun üzerine tüy dikti.

Sönmez’e göre araçların Aktaş ve Yalım’la ilgisi yokmuş.

CHP envanterinden rastgele seçilerek, sembolik olarak teşhir edilmiş.

Kılıçdaroğlu taraftarları, kendi partilerini yolsuzlukla suçlamak adına mizansen düzenlemişler, sizin anlayacağınız.

Bu kurgu, Özel ve İmamoğlu’na kin beslese bile bir CHP’linin düşüncesi olamaz.

Ancak CHP’den nefret eden bir aklın ürünü olabilir.


CHP’ye yabanlaşmak

Kılıçdaroğlu, baştan beri 4-5 Kasım 2023’teki kurultayı hileyle kaybettiğine, delege iradesinin satın alındığına inanıyor.

O ve taraftarları partiyi geri alabilmek için kurultaydan beri iç iktidar mücadelesi yürütüyordu.

İki buçuk yıldır hemen her günleri Özel ve İmamoğlu karşıtlığı ile geçti. CHP’nin hemen her politikasına karşı çıktılar, muhalefet ettiler.

Git gide CHP’nin ötekisine dönüştüler.

CHP’ye yabancılaştılar.

Milyonlarca CHP’linin duygu dünyasından koptular.

Misal…

CHP’lilerin darbe diye baktığı 19 Mart’ı yolsuzlukla mücadele olarak görüp sevinçle karşıladılar. Hatta içlerinden bazıları soruşturmanın aktörü oldu, savcılara tanıklık etti.

Özel CHP’sinin haramını helal, helalini haram saydılar.


Baş düşman, Özel

Kılıçdaroğlu, butlan kararı açıklanmadan önce çektiği videoda arınma mesajı verdi.

Sanırsınız CHP, seçim hezimetine uğramış…

Barajın altında kalmış, dağılmış ve parçalanmış bir parti.

Halbuki Kılıçdaroğlu, son seçimde birinci olmuş partiyi teslim alıyor. CHP, üç anketten ikisinde AK Parti’nin önünde. Erdoğan’ın tabanı eriyor. Cumhur İttifakı’nın toplam oyu yüzde 40’ı aşamıyor. Girilecek ilk seçimi, muhalefetin adayı kazanacak, herkes görüyor.

Türkiye’nin tam da AK Parti’den ‘arınacağı’ anda, küt, butlan kararı çıkıyor.

CHP, bir ‘devlet operasyonu’ ile Özel’den alınarak, Kılıçdaroğlu’na teslim ediliyor.

Bay Kemal de ilk açıklamasında haramdan ve arınmaktan dem vuruyor.

Elbette, CHP’de rüşvet ve yolsuzluğa sürüklenmiş siyasetçiler var ve adı geçenler ihraç edilmeli. Nitekim Manavgat ve Uşak’ta ihraç mekanizması işletildi.

Ancak bir partinin temel işlevi, ‘arınmak’ değil, siyasi iktidarı değiştirmektir. Siyasi partiler hayır kurumu, yardımlaşma sandığı ya da sivil toplum örgütü değildir.

Arınma iddiasını önceleyen Kılıçdaroğlu CHP’si siyasi iktidarı değiştirme hedefinden vazgeçmiş, en azından askıya almış görünüyor. AK Parti ile mücadeleyi öteleyip Özel ile mücadele ediyorlar.

‘Baş düşmanları’ Erdoğan değil, Özel…

12 Eylül öncesinde, Sovyetler’i hasım belleyen Pekin taraftarı Maocuların Süleyman Demirel’i desteklemesini andırıyor haleti ruhiyeleri.


19 Mart’ın rövanşı gibi

İmamoğlu’nun AK Parti’nin israfını teşhir etmek için yüzlerce aracı Yenikapı’da sergilemesinin rövanşını alıyorlar adeta.

Özel ve İmamoğlu’ndan intikam almak uğruna, genel merkez önünde araç mizanseni düzenleyip CHP’nin kurumsal kimliğine ağır hasar veriyorlar.

AK Parti’nin 19 Mart hayalini gerçekleştirmek ve vatandaşlara “CHP’liler hırsızdır, yolsuzdur, haramzadedir” dedirtmek istiyorlar. ‘Arınma’ diye diye CHP’yi seçmenden arındıracak, Türkiye’nin birinci partisini barajın altına indirecekler. Bu yıkım ekibi AK Parti’ye 2028’i armağan edene kadar durmayacak.


CHP’yi geri almak mı, yeni parti kurmak mı?

Kılıçdaroğlu, dün basının karşısına çıktı.

Bahçeli’nin “CHP 9 Eylül’de kurultay yapabilir” açıklamasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

“Kurultayın yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı var. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır.”

Tedbir ne zaman kalkar?

İstinaf kararı Yargıtay tarafından ne zaman onanırsa o zaman!

Düşünün, henüz Gürsel Tekin’in tedbiri kaldırılmadı.

Kılıçdaroğlu ile ilgili tedbir de seçim gününe kadar sürecektir.

‘Bay Kemal’in CHP Genel Başkanlığı’na geri gelmesine hükmeden irade, kendi bacağına sıkmayacak, işi riske etmeyecektir.

İktidar yanlısı medya açık açık “Devlet CHP’yi kurtardı” diye övünüyor. Butlan kararını “Devletin kendisi için çok önemli olan bir siyasi partiyi koruma refleksi ile harekete geçmesinden ibarettir” şeklinde savunuyorlar.

Bu, CHP’nin AK Parti’nin vesayetine girdiğinin açık itirafıdır.

CHP, Cumhur İttifakı ile yasak ilişkiye mecbur ediliyor.

Şu halde Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi kurultaya götürebilecek bir iradesi olduğuna emin değilim.

Özgür Özel ve arkadaşlarının delegeden ya da üyelerden imza toplayarak ya da mahkemelerde dava açarak, CHP’yi geri alabilmelerini mümkün görmüyorum. Kılıçdaroğlu, yanaşsa bile CHP’yi Özel’den kurtaran ‘devlet’ izin vermez.

Özel de dün Manisa’da yaptığı açıklamada, CHP’den ayrılarak yeni parti kurma düşüncesine kapıyı kapattı. “Yeni parti kuracağımız yok. Atatürk’ün partisine sahip çıkacağız” dedi.

Besbelli CHP’de keskin bir parti içi mücadele dönemi başlıyor.

Bu süreçte Özel ve arkadaşlarının itibarını sıfırlamak için araç rezaletine yeni mizansenler eklenebilir. Özel’in CHP’yi geri almak için geçireceği sürede, bugün elde ettiği destek azalabilir de.

İçeride kalıp mücadele etmek mi…

Yoksa yeni parti kurarak, iktidara yürümek mi?

Araç mizanseni Özel’in yeni parti ihtimali üzerine ciddiyetle düşünmesini gerektiriyor.