Belediye, Dilovası’na göz yumdu!
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde ‘Ravive Kozmetik’e ait atölyede çıkan yangında altısı kadın yedi işçinin can vermesine ilişkin Başkan Yardımcısı Necati Temiz dahil yedi belediye yetkilisi bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmaktan tutuklandı.
Yedi kamu görevlisi hakkında Dilovası Kaymakamlığı, 19 Şubat’ta soruşturma izni vermişti.
Şüpheliler karara itiraz etti.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, 7 Nisan’da itirazları reddetti.
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı bilirkişi heyeti oluşturup rapor hazırlanmasını istedi. 18 Haziran tarihli bilirkişi raporu savcılığa ulaşınca operasyon için düğmeye basıldı.
Kaçak binada çalışmaya onay
Başsavcılığın tutuklamaya sevk yazısında bu bilirkişi raporuna atıfta bulunuluyor.
Raporda, yapı ruhsatının bulunmadığı belirtiliyor.
Dilovası Belediyesi tarafından 25 Ağustos 2021’de yıkım kararı alındığı, buna rağmen binanın 1 Ocak 2024’te Ravive Kozmetik’e kiralandığı vurgulanıyor.
Ravive’nin 30 Ocak 2024’te faaliyete başladığı, 5 Kasım 2024’te iş yeri açma ve çalışma ruhsatı aldığı kaydediliyor.
Raporda, belediye yetkililerinin faciadaki rolü şöyle açıklanıyor:
“İşletmenin belediyenin sorumluluk bölgesinde gözle görülür şekilde faaliyetine devam ettiği, yıkım kararına rağmen yıkımın gerçekleşmediği, belediyenin kaçak binada şirketin çalışmasına onay verecek belgeleri düzenlediği, zabıtaların iş yerini ziyaret ederek belgesiz faaliyet yürütüldüğünü belgelediği, firma yetkilisinin beyanına göre çalışma olmadığının yazıldığı…”
Yani zabıtalar üretim yapıldığını görmelerine rağmen “Çalışma yok” diye sahte tutanak tutmuş.
Raporda, “Şirketin faaliyette olduğunun, açılışından itibaren belediyenin bilgisi dahilinde olduğu, faaliyetine izin verildiğinin ve/veya göz yumulduğunun anlaşıldığı” ifade ediliyor.
Yıkımı gerçekleştirmediler
Sevk yazısından anlıyoruz ki…
Yıkım kararı sonrası belediyenin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü para cezası kesmiş. Fen İşleri Müdürlüğü’ne yıkım kararı iletilmiş. Ne var ki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden yıkım için destek istenmemiş.
Rapordan:
“Yıkım kararının çeşitli sebepler öne sürülerek gerçekleştirilmediği, diğer kurum ve kuruluşlara yıkım kararıyla ilgili bilgi verilmediği…”
“Yıkımın sağlaması gerekirken bu eylemin tamamlanmamasında ihmali olanların eylemlerinin yangın olayıyla doğrudan ilişkili olduğu” da vurgulanıyor raporda.
İki adres de aynı
Gebze 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan Başkan Yardımcısı Necati Temiz, görevinin ruhsata onay vermekten ibaret olduğunu, iş yerine ilişkin incelemeleri zabıtanın yaptığını ifade ederek, topu zabıtanın kucağına bırakıyor.
Yangının gerçekleştiği yer ile ruhsat için onay verilen adresin farklı olduğunu iddia ediyor.
Aynı savunmayı dönemin Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir de yapıyor.
Taşdemir, yangının çıktığı bölüme ruhsat vermekle suçlandığını belirtiyor. Oysa ruhsat verdiği adresin Mimar Sinan Caddesi 12 numara olduğunu, yangının ise 513/2 Sokak No:11’de çıktığını anlatıyor.
Ancak sevk yazısında, belgelerde No:12 adresinin kullanıldığı, diğer girişin 513/3 Sok No: 11 ile birleştiği, bu iki adresin eşdeğer olduğu vurgulanıyor.
Rutin kontrolde fark etmişler!
Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı, Ravive ile ilgili şikayet gelmediği için teftişe gitmediklerini, rutin kontrollerde iş yerini fark ettiklerini anlatıyor.
Balcı, yangından sonra cezaevinde ölen şirket sahibi Kurtuluş Oransal ile karşılaştığı günü şu sözlerle anlatıyor:
“İşletme önündeki kişiye sorduğumuzda adının Kurtuluş Oransal olduğunu, ruhsatın muhasebecisinde bulunduğunu, ondan temin edip sunacağını söyledi. Mal sahibiyle anlaşmazlık içerisinde olduğunu, dükkanı taşıyacağını, süreye ihtiyacı olduğunu belirtti. Talebini kabul ettik. Bu işlem mehil talep eden esnaflara rutin uyguladığımız işlemdir.”
Balcı, altı zabıtanın çalıştığını, hırsızlıklar dahil bir çok şikayete baktıklarını, 60 sanayi kuruluşunu denetlediklerini ifade ederek, “İşletmelere giderek denetleme yapma fırsatımız olmayabiliyordu” diyor.
‘İki personelle nasıl yıkalım?’
Yapı Kontrol Müdürü Muammer Telli, kaçak yapıların yıkılması için 8 Temmuz 2025’te ihaleye çıktıklarını, katılım olmadığı için sonuçlandıramadıklarını kaydediyor. “İhaleye alıcı bulabilseydik elim vaka gerçekleşmeyecekti” diyor.
Elinde dört personelin olduğunu belirten Telli, şunları söylüyor:
“Birimin şu anki hali bile yüzde 98 oranında kaçak yapı bulunan Dilovası’nın yıkım işlemini gerçekleştirmeye yetecek oranda değildir. Yıkım işlemlerini bu teknik ve fiziki ve ekonomik yetersizliklerle yapamayacağımızı valilik ve büyükşehire yazmıştık, ancak sonuç alamadık.”
Yapı Kontrol Müdür Vekili Selim San, “Dilovası gibi 500-600 kaçak yapının tespit edildiği bir ilçede iki personelle bu yapıların yıkılmasının beklenmesi adil değildir. Fiziki teknik ve teknolojik yetersizlikler vardı” şeklinde konuşuyor.
Dönemin Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu, yıkılması için çalışmalarını tamamladıkları yapıları ekonomik ve teknik aksaklıklardan dolayı yıkamadıklarını iddia ediyor.
Dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, binanın kaçak olduğu yönünde tutanak tutulması, para cezası kesilmesi, suç duyurusunda bulunulması ve yıkım kararı alınması işlemlerinin yerine getirildiğini anlatıyor. Fakat yıkım işlemlerinin başka bir birim tarafından yürütüldüğünü belirterek, şöyle diyor:
“Yıkım görevi bizim müdürlükte olmadığı için yıkıma yönelik ekipman, personel ve bütçem bulunmamaktaydı. Bunlar yıkımın yapılmamasından sorumlu olmadığımın kanıtıdır.”
Yangında birinci derece asli etkiye sahip oldukları tespit edilen yedi kamu görevlisi tutuklanarak, cezaevine gönderildi.