Erdoğan istemiş Trump yapmış
Aynı gün; KARAR gazetesinin birinci sayfasında, İsrail kurbanı son çocuğun cenaze töreninin haberi vardı… Hürriyet’te ise CNNTürk ABD temsilcisi Yunus Paksoy’un akla ziyan Trump analizi!
Şu soruyu soruyordu Paksoy: “Ne istediysek yapıyor” denince aklınıza iki liderden hangisi geliyor?
İki lider derken Trump ve Erdoğan’ı kastediyordu.
Sorusunun yanıtını verirken de anlıyorduk ki, asıl “Trump Erdoğan ne istediyse onu yapmıştı.”
Nasıl mı?
Beyaz Saray’daki gazeteciler buluşmasında Trump’a soru sorarken mükemmel İngilizcesi ve kendine güveniyle dikkat çeken Paksoy, o özgüven patlamasıyla döktürmüş. Trump’ın Erdoğan istedi diye yaptıklarının listesini çıkarmış.
- Geldiği gibi Suriye’den askerleri çekme emri verdi.
- Daha genel kabul görmemiş lider Şara ile “Erdoğan’ın isteği” üzerine buluştu. Bunu bizzat kendi söyledi.
- Suriye üzerindeki yaptırımları kaldırdı.
- İsrail’in Suriye’deki Türk varlığına muhalefetine “makul ol” emri ile ters çıktı.
- YPG/PKK’nın Suriye’deki özerklik hayallerine son darbeyi vurdu.
- Yaklaşık 10 yıldır silah gibi suratımıza tutulan Halkbank davasını düşürttü.
- KAAN savaş uçaklarının jet motorlarını Kongre’deki ve kendi hükümeti içindeki baskılara rağmen şahsi yetkisini kullanarak onayladı.
*. *. *
Malum, Saray’ın öncelikli hedefi savaş uçakları, savunma sistemleri..
Bu başlıkta da KAAN motorları ve F35’ler.
Hadi yolunu gözlediğimiz F35’lerle başlayalım. Trump belki konuya pek hakim değildi. Açıklama yardımcısı Vance’den geldi:
“(Savaş bakanı) Hegseth ve tüm ekip şu anda bu konuyu gözden geçiriyor. Çünkü Amerikan yasalarına uyulabilmesi için gerçekleştiğini teyit etmemiz gereken bazı hususlar var. Başkan da bunu yapmamızı istedi. Bu sürecin tüm aşamalarını işletiyor ve gerekli şartların yerine getirildiğini doğruluyoruz. Bu aslında büyük ölçüde Kongre'yi ilgilendiren bir mesele ve Türkiye'nin F-35'leri alabilmesi için Amerikan yasalarına uygun hareket ettiğinin teyit edilmesi gerekiyor. Bununla ilgili açıklamayı, hazır olduğumuzda yapacağız..."
Neymiş? Trump’ın, zaten yetkisi olmayan konularda karar vermesi ya da onaylaması söz konusu değilmiş. Sorun, hepimizin de bildiği üzere Kongre’ye bağlıymış.
Trump da anlaşılan “Şu NATO işi için Türkiye’ye gitmeden dosyaya bir bakın bakalım” demiş.
Trump, JD Vance'in bu açıklamasından sonra "Erdoğan, biraz tartışmalı bir isim ama ben de öyleyim. Ancak onu tanıyorum. Bence o çok iyi bir insan. Bize çok yardımcı oldu..” deyivermiş.
Yunus Paksoy, gerçekten müthiş İngilizcesine rağmen ne Trump’ın “bize çok yardımcı oldu” sözlerini duymuş ne de “hangi konularda” diye sormayı akıl etmiş.
Vance ise belli ki tamamen kapsama alanı dışındaymış!
*. *. *
Hürriyet’teki yazıda özellikle önem verildiği anlaşılan Suriye savaşının nasıl başladığını.. Türkiye’nin o savaşta herkesin bildiği rolünü.. Elbette ABD’nin bilgisi ve her türlü “katkısı” ile neler yaşandığını biliyoruz. Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Yeni Suriye’nin İsrail’in bölge tasarımıyla nasıl uyum içinde olduğuna.. Üstelik Barrack Bey’in her fırsatta durumu nasıl açık ettiğine bakınca anlıyoruz.
Trump’ın gelir gelmez askerlerini Suriye’den çekmesini zaten, “görev tamam” parolasından başka neyle açıklayabiliriz ki?
Evet, Suriye’de görev tamam. Ama ABD’nin bölgedeki hesapları henüz bitmedi. İran halledilip İsrail’in içi rahatlayana kadar da bitmeyecek. Ancak bizzat Barrack Bey’den öğrendik ki epey mesafe alınmıştı. Bunu da yine Hürriyet’in şu haberi duyurmuştu:
“İsrail ile ilişkiler konusunda Suriye'nin "doğru yolda olduğu ve işbirliğinden yana" davrandığını aktaran Barrack, "Onları İsrail'e doğru itmemiz dahil onlardan yapmalarını istediğimiz her şeyi yerine getiriyorlar." ifadelerini kullandı.”
ABD’nin Suriye’yi İsrail dahil her konuda ikna etmesinin karşılığını Şara’nın Beyaz Saray’da ağırlanmasıyla aldığı malum.
İsrail’in sadece Trump döneminde değil, tüm yakın tarihi boyunca ABD’nin “gerçek dostu” olduğunu da biliyoruz.
Ancak Trump’ın bu tarihte, ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyıp, bir bakıma Kudüs’ün başkent olarak ilan etmesiyle bambaşka bir yeri var.
Ama hatırlayan ki !
ABD - İSRAİL ortaklığıyla Gazze’de nasıl bir kıyım yaşandığını.. “Barış Kurulu” adıyla sahiden barış, en azından ateşkes sağlanmış gibi bir propaganda ile cümle alemi nasıl susturduklarını.. Gazze’de çocuklar hala açlıkla savaşıp füzelerle ölürken Erdoğan’ın arada bir “katil İsrail” çıkışıyla durumu idare ettiğini de unutmadık mı!
Şimdi Erdoğan “O olmasaydı zirveye gitmezdim” diyen Trump’ı karşılayacak. Birbirinin dilini bilmeyen ve ortada emperyalizmin menfaatleri dışında bir gündemleri olmayan “İKİ DOST” komedyası sergilenecek.
Aklındaki ve hedefindeki Yeni Dünya Düzeni için NATO’nun tabutuna çivi çakmaya gelen Trump da bakalım çantasından nasıl hediyeler çıkartacak!
Memleket ahalisine elele samimi pozlar verilirken kapalı kapılar arkasında neler olup bittiğini elbette öğrenemeyeceğiz.
Acaba değerli dostlarımız Trump uğruna gençlerin nasıl perişan edildiğini, 60’lı 70’li yaşlarındaki kadınların TEMA pikniği dönüşü neden gözaltına alındığını.. Hatta bazılarının nasıl olup da tutuklandığını öğrenecekler mi?
Gerçi öğrenseler ne olacak ki?
Beyaz Saray’ın bahçesinde kafes dövüşü seyreden.. Dünya Kupası’ndaki İran maçında tribünlerin neredeyse eksiksiz “savaştıkları ülkenin futbolcularına” destek çıktığını görmeyen Trump, bizi mi umursayacak!