Modern bir Mısır efsanesi: Salah! Beşiktaş sadece bir yıldızın değil, örnek bir insanın peşinde
Futbol dünyası, her yıl parıltılı ışıkların altında yeni kahramanlar üretir ve aynı hızla tüketir. Milyonlarca avroluk sözleşmeler imzalanır, rekorlar kırılır, gümüş kupalar gökyüzüne kaldırılır. Ancak stadyumların uğultusu dindiğinde, geriye sadece istatistikler ve rakamlar kalır. Çok az isim, attığı gollerin ötesine geçerek insan ruhuna dokunabilir ve bir karakter anıtı olarak hafızalara kazınır. Beşiktaş'ın gündeminde olan Mohamed Salah, işte o parıltılı dünyanın içindeki en derin, en sessiz devrimlerden biri.
Bugün onu yeşil çimlerde, kırılmadık rekor bırakmayan bir efsane olarak izliyoruz. Oysa bu görkemli hikayenin kökleri, spot ışıklarının uzağında; Mısır’ın tozlu yollarına, Nagrig köyünün mahcup sessizliğine uzanır.
Genç bir çocuğun içindeki futbol ateşi, yokluğun ve mesafelerin soğuğuyla sınanıyordu. Antrenmana yetişebilmek için her gün beş farklı otobüs değiştiren, ömrünün saatlerini yollarda tüketen ve eve döndüğünde ertesi günün yorgunluğunu şimdiden omuzlarında hisseden bir çocuk...
Başarı Salah’a altın tepside sunulmadı; o, kaderini her gün o tozlu yollarda kilometre kilometre, sabırla ve inatla adeta tırnaklarıyla kazıdı. Dünya futbolunun zirvesine çıktığında bile, o yollarda yürürken hissettiği ayazı hiç unutmadı. Çünkü o, şöhretin insanı kendinden uzaklaştıran büyüsüne kapılmayacak kadar toprağına bağlıydı.
Zirvenin yalnızlığına ve kibrine teslim olmak yerine, gücünü doğduğu topraklara üflemeyi seçti. Nagrig’e dönüp okullar yaptırdı, hastaneler kurdu, ambulanslar bağışladı. O, sadece kendi hayatını kurtaran bir bencil değil; doğduğu coğrafyanın makus talihini değiştirmeye ant içmiş bir derviş gibi hareket etti.
Belki de onun ruhunun derinliğini en net gösteren an, evine giren bir hırsızla yüzleştiği andı. Adalet sistemi cezalandırmayı emrederken, Salah’ın vicdanı iyileştirmeyi seçti. Kendisini soyan adama öfke duymak yerine, onun bu suça sürüklenmesine neden olan çaresizliği gördü. Ona iş buldu, cebine para koydu ve ona yeni bir hayat bağışladı. İnsanlık tarihi intikam alanların hikâyeleriyle doludur; ancak dünyayı güzelleştirenler, Salah gibi bir hayatı kökünden değiştirmeyi seçenlerdir.
Saha içindeki duruşu da bu içsel dinginliğin bir yansıması. Dünyanın en büyük yıldızlarından biri olmasının getirdiği kibirden eser yok; antrenmana ilk gelen, en son çıkan, adeta bir çırak disipliniyle çalışan bir usta o. Gol sevinçlerinde yeşil çimlerin üzerinde secdeye kapandığında, bu eylem sadece dini bir ritüel değil; ulaştığı onca şöhret ve zenginliğin karşısında sergilediği bir "hiçlik" ve şükran duruşudur. İnancını bir gösteriş malzemesi yapmadan, en saf haliyle yaşayışı, modern dünyanın karmaşasında insanlara bir samimiyet vahası sunuyor.
Nitekim onun bu samimiyeti, sosyologların ve akademik araştırmaların da konusu oldu. İngiltere gibi köklü önyargıların olduğu bir toplumda, tribünlerin "Eğer birkaç gol daha atarsa ben de Müslüman olacağım" diye şarkılar söylemesi, sadece bir futbol sevgisiyle açıklanamaz. Salah, sert politik söylemlerin, sınırların ve duvarların yapamadığını yaptı: Sadece karakteriyle, İslamofobinin ve yabancı düşmanlığının ördüğü o kalın duvarlarda gedikler açtı. Bir futbolcunun sadece skor tabelasını değil, insanlığın kolektif bilincini ve bakış açısını da değiştirebileceğini kanıtladı.
Bugün onun kramponları British Museum’da, firavunların yüzyıllık kalıntılarının yanında sergileniyor. Modern bir Mısır efsanesi olarak tarihe geçtiği kesin.
Ama aslında onu ölümsüz kılan ne o müzedeki kramponlar ne de ağları yırtan yüzlerce golü...
Yıllar geçip de yeşil sahaların gürültüsü tarih olduğunda, insanlar Mohamed Salah’ı konuşurken muhtemelen istatistiklerden, kazandığı kupalardan bahsetmeyecekler. Derin bir iç çekişle, belki de sadece şu cümleyi kuracaklar:
"O, oyunun ötesine geçmiş, çok iyi bir insandı."
Ve bu yalan dünyada, bir insanın kazanabileceği en büyük, en kalıcı kupa da tam olarak budur.
Beşiktaş Salah'ı transfer ederse, sadece bir yıldız değil, futbol sahalarında ender bulunan örnek bir insan kazanmış olacak.