Anneme 'Butlancı' olduğumu söylemeyin
Bugün Türkiye'de en çok kullanılan kelimelerden biri; "Butlancı."
Bir öfke, bir eleştiri, bir aşağılama ifadesi...
Oysa birkaç ay öncesine kadar hukuk fakültelerinin amfilerinde, tozlu ders notları dışında pek kimsenin gündeminde değildi. Butlan; hukuki bir işlemin başladığı andan itibaren ölü doğması, baştan itibaren geçersiz sayılması demekti. Soğuk ve duygudan tamamen arınmış bir kavram...
Ama siyaset, kelimelerin sadece anlamını değil, kaderini de değiştirir. Siyasetin yıkıcı simyası, teknik olanı ideolojik bir silaha dönüştürebilir.
Bu dönüşümün mimarı, CHP'de yaşanan mutlak butlan tartışması ve bu tartışmanın merkezine yerleşen Kemal Kılıçdaroğlu ekibi oldu. Toplumun geniş kesimleri günlerce mahkeme kararlarını, kurultay süreçlerini tartışırken; aslında farkında olmadan dilin en kaygan zemininde yürüyorlardı. Hukuk terminolojisine ait steril bir ifade, bir gecede siyasi mücadelenin barikat sloganlarından birine dönüştü.
Bugün "butlancı" dediğinizde kimsenin aklına hukuk gelmiyor. Bir mahkeme kararı, bir tüzük maddesi ya da anayasal bir yorum da... İnsanların aklına belirli bir siyasi pozisyon, belirli bir ekip ve daha da önemlisi, geçmişe çakılıp kalmış bir inat geliyor.
Kılıçdaroğlu ve ekibi akla geliyor.
Bu kelime artık toplumsal tepkinin ve kolektif hayal kırıklığının ortak diline dönüştü.
Çünkü bu süreçte milyonlarca seçmen, belediye başkanları ve parti üyeleri kendilerini sadece siyaseten değil, varoluşsal olarak yok sayılmış hissetti. Sandıkta, meydanda ve umutlarda oluşan iradenin; hukukun arkasına gizlenmiş siyasi manevralarla yok hükmünde kılınmak istenmesine tepki gösterirken ortak bir çığlık aradılar. İşte "butlancı" sözü tam da bu varoluşsal öfkenin boşluğunda doğdu.
Türkiye sosyolojik olarak bir "Etiketler Cumhuriyeti"dir. Biz karmaşık fikirleri derinlemesine tartışmak yerine, onları tek bir kelimeye hapsedip düşmanlaştırmayı ya da kutsamayı severiz.
Dün bu etiket "Yetmez Ama Evetçi"ydi.
Sonra "Paralelci" oldu.
Ardından "Vesayetçi", "Mandacı", "Saraycı" geldi.
Bugün ise siyasi literatürün son icadı: "Butlancı."
İşin en ilginç yanı da şu.
Bugün sokaktaki milyonlarca insan "butlan" kelimesinin hukuk kitaplarındaki şartlarını ve sınırlarını bilmiyor olabilir. Ama "butlancı" denildiğinde neyin kastedildiğini, hangi siyasi tutumun ve hangi öfkenin tarif edildiğini herkes anlıyor.
Çünkü halk, kelimelerin sözlük anlamını değil, hayatında bıraktığı izi hatırlar.
"Butlancı" kelimesinin hikayesini yazanlar da cübbeli hukukçular değil; CHP'de yaşanan meşruiyet krizi ve o krizin ortasında siyaseti mahkeme koridorlarına sıkıştıran anlayıştır.
Bu kelime artık bu dönemin sembolü oldu.
Ve belki de Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi mirasına yapışacak en ağır etiketlerden biri olarak uzun yıllar yaşamaya devam edecek.