Emekliye sıfır faizli konut vaadi: Peki taksiti kim ödeyecek?

21 Haziran 2026 tarihinde Kartal Meydanı’nda Emeklilikte Yaşa Takılanlar ve Emekliler Federasyonu’nun (EYT-EF) gerçekleştirdiği basın açıklaması, yalnızca emeklilerin değil, Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminin içine sürüklendiği çıkmazın da açık bir fotoğrafını ortaya koydu.

EYT-EF Genel Başkanı Sayın Arzu Lastikci'nin dile getirdiği talepler, milyonlarca emeklinin mutfağında yaşanan gerçeklerin meydanlara yansımasından başka bir şey değildi.

Çünkü bugün Türkiye’de emekliler, emeklilik hayatını değil, geçim mücadelesini yaşamaktadır.

Her ay açıklanan enflasyon rakamlarıyla vatandaşın markette, pazarda ve eczanede karşılaştığı fiyatlar arasındaki fark giderek büyümektedir.

Kağıt üzerindeki enflasyon düşebilir.

Ancak emeklinin cebindeki yangın devam etmektedir.

Bir kilogram peynirin, bir litre zeytinyağının, bir kutu ilacın veya bir kira bedelinin ne kadar arttığını gören herkes, emeklinin neden meydanlarda sesini yükselttiğini çok iyi anlamaktadır.

Tam da böyle bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne emeklilere TOKİ aracılığıyla sıfır faizli konut finansmanı sağlanmasına yönelik kanun teklifi sunulduğu görülmektedir.

İlk bakışta kulağa hoş gelen bu teklifin cevabını bekleyen çok önemli bir soru vardır:

Bugün 20 bin TL civarında emekli aylığı alan bir vatandaş, bırakın ev almayı, ay sonunu nasıl getirecektir?

Kira ödemekte zorlanan, temel gıda ihtiyaçlarını kısmak zorunda kalan, torununa harçlık veremeyen bir emekli hangi gelirle konut taksiti ödeyecektir?

Sorun ev sahibi olmak değildir.

Sorun, mevcut gelirle hayatta kalabilmektir.

Bugün milyonlarca emeklinin önceliği tapu değil, mutfaktır.

Konut değil, geçimdir.

Borçlanmak değil, insanca yaşamaktır.

Bu nedenle emeklilere yönelik politikaların önceliği kredi modelleri değil, gelir adaletini sağlayacak sosyal güvenlik reformları olmalıdır.

Öncelikle aylık bağlama oranları yeniden ele alınmalıdır.

Yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle ciddi şekilde gerileyen aylık bağlama sisteminin emekli aleyhine oluşturduğu kayıplar giderilmelidir.

Öncelikle intibak düzenlemesi hayata geçirilmelidir.

Aynı prim gününe ve benzer çalışma hayatına sahip olmasına rağmen farklı dönemlerde emekli oldukları için büyük maaş farklılıkları yaşayan vatandaşların mağduriyeti sona erdirilmelidir.

Öncelikle seyyanen zam verilmelidir.

Çünkü emeklinin kaybı yalnızca son altı aylık enflasyon farkıyla açıklanabilecek boyutları çoktan aşmıştır.

Öncelikle en düşük emekli aylığı, açlık sınırının değil, insan onuruna yakışır yaşam şartlarının esas alındığı bir seviyeye yükseltilmelidir.

Kartal Meydanı’ndan yükselen ses tam olarak budur.

Emekliler ayrıcalık istemiyor.

İmtiyaz istemiyor.

Lütuf istemiyor.

Yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını, anayasal haklarını ve insan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyorlar.

Bu vesileyle EYT-EF Genel Başkanı Sayın Arzu Lastikci'ye ve emeklilerin sesi olmak için mücadele veren federasyon yöneticilerine teşekkür etmek gerekir.

Çünkü bugün emeklilerin yaşadığı sorunları gündemde tutmak, yalnızca bugünün emeklileri için değil, yarının emeklileri için de verilmiş bir mücadeledir.

Unutulmamalıdır ki bir ülkede emekliler geçinemiyorsa, çalışanlar geleceğe güvenle bakamaz.

Emekliler mutlu değilse sosyal devlet görevini tam olarak yerine getiremiyor demektir.

Ve emekli meydanlarda hak arıyorsa, artık sorun bireysel değil, toplumsaldır.

Kartal Meydanı’ndan yükselen çağrı çok nettir:

Emekliye ev vaat etmeden önce, geçim hakkını verin.

Çünkü insanca yaşayamayan bir emekliye verilecek en büyük destek kredi değil, adalettir.

Emekli Emeklilik