AKP iktidarında vize muafiyeti yok

Uğur ERGAN

İktidarın sıkı denetim altında tutup hurdaya çıkardığı medya, T24’te Cansu Çamlıbel’in geçen hafta Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ile yaptığı görüşmeyi “Naftalin falan kokuyor” diyerek aşağılamaya çalışıyor.

Yarın oylanacak Türkiye raporunun taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in adının “Yaptırım listesi”nde geçmesi nedeniyle, akılları sıra AP’yi tiye alıyor.

Sanki Slovenyalı parlamenter “Akın Gürlek yaptırım listesine alınmalı” demiş gibi hava yaratılıyor.

Oysa adam, “Taslak raporda Akın Gürlek’in adı var. Rapor bu haliyle kabul edilse bile tavsiye niteliğinde” diyor.

Türkiye’den bir bakanın adının taslak metinde geçmesinin önemli olmadığı havası verilmeye çalışılıyor ama nedense Slovenyalı’nın “Ankara bize, Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz diye görüş sordu” cümlesi görmezden geliniyor.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in taslak raporu eleştirirken sarf ettiği, “Bu kişi AP üyesi ve gölge raportör sıfatını taşıdığı için, AP hakkında gösterdiğimiz özen gereği mecburen cevap veriyoruz” sözler bile iktidarın AP’yi ciddiye almak zorunda kaldığının kanıtı.

AB’nin Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlaması için Türkçe “Evet” pankartları açılan yerin de aynı AP olduğu nedense unutuluyor.

Konu Türkiye olmasına rağmen, “Bebeklerin kanını dökmeye doyamamış bir İsrail var ortada. Avrupa dönüp de iki laf edebilmiş mi İsrail’e?” deniliyor.

Çok güzel…

Peki, Slovenyalı parlamenterin mensubu olduğu Yeşiller Grubu’nun, Sol Grup ve Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı ile birlikte AP’de Gazze'deki durumu “Soykırım" olarak nitelendirip, “Gazze'de bir soykırım işlendiğine dair açık kanıtlar mevcut. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı ve İsrail’e silah ambargosu uygulanmalı” talebine ne diyeceğiz?

Daha da ötesi, aynı grupların 13 Haziran 2025’te yaptığı girişimlerle, AP Genel Kurulu’nun resmi gündemine ilk kez “Soykırım” kelimesinin girdiğinden de bihaber iktidar medyası.

Neyse, gelelim asıl Cansu’nun yaptığı görüşmede 86 milyonu doğrudan ilgilendiren meseleye.

Bu ülke vatandaşlarının AB ile ilişkilerde en önemli sorununun vize muafiyeti olduğu herkesin malumu.

Slovenyalı parlamenterin söyleşideki şu sözleri nedense ıskalandı:

“Eğer rejim değişse bile açık olmam gerekirse bugünkü anlamıyla üyelik yine de zor olabilir. Zira içerde ‘Türkiye üye olursa birliğin en büyük ülkesi olur’ diye bir tartışma var. Bu da AB içindeki bütün dengeleri değiştirir. Ama yine de masanın karşısında başka bir insan oturuyor olursa, vize serbestisi ve Gümrük Birliği gibi konuları hızlıca halledebiliriz, güvenlik iş birliğini de keza.”

Adam diyor ki, Erdoğan AKP’si iktidarda olduğu sürece TC vatandaşlarının AB ülkelerine seyahat edebilmeleri için vize çilesi bitmeyecek, aksine artacak.

Belki ileride bu çile, gri ve yeşil pasaportları bile kapsayacak.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de çok zor.

İktidar değişse bile Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği de hiç kolay olmayacak.

Daha açık nasıl ifade etsin adam?

Avrupa Birliği Avrupa Parlamentosu AKP