Silivri'den zirveye mesajlar!

Ertem Eğilmez’in Arabesk filminde, sevdiceğine kavuşmak için evden kaçan Müjde Ar, sonra bir de “kendisini kötü yola düşmekten kurtarmaya yemin etmiş erkeklerden” kaçmak zorunda kalır. Gani Müjde’nin şahane senaryosunu izlerken, insanın içinden “kaç kızım kaç” diye bağırası gelir. “Onlar kurtarmaya gelmiyor..”NATO’nun topraklarımızı şereflendirmesini izlerken aynı duyguları yaşadım:
“Kaçın.. NATO sizi CEPHE ÜLKESİ ilan ederek savaştırmaya.. Trump dayatıyor diye de milyarlarınıza el koymaya geliyor..”

Zirvenin anlam ve önemi bundan ibaret.
Ön cephede olacağız.. Ve GSYH’nın yüzde 2 buçuğu olan katkı payını, yüzde 5’e çıkartacağız.
Bu, yoksulun boğazından kesilecek ilave 30-40 milyar dolar demek.


Sonuç bildirgesiyle imza atacağımız bu taahhüt ABD ve NATO’yu elbette çok mutlu etti.
O kadar ki NATO Genel Sekreteri Rutte, sorulanı anlamama konusunda bizimkilerle yarıştı.

Ayağının tozuyla Saray’da bir basın toplantısı düzenleyen Rutte’ye, memleketlisi Hollandalı bir gazeteci şunu sordu:

Ev sahibi ülkeyi bolca övdünüz ancak son birkaç hafta içinde muhaliflere, gazetecilere ve bir komedyene yönelik yeniden bir baskı dalgası gördük. Ankara, liberal demokrasiler zirvesi için hala en uygun yer mi? Ve sizce bu (zirve), liderlerin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bu konuları ele almaları için iyi bir fırsat mı?”

Rutte soruyu şöyle yanıtladı:

“Şunu söyleyeyim: Demokrasi seçimlerden daha fazlasıdır. Seçimler elbette bir demokraside hayati öneme sahiptir ancak demokrasi aynı zamanda özgür medyadır.

Yani bu odadaki sizlersiniz. İstediğiniz tüm soruları sorabilmeniz, istediğiniz yazıları yazabilmeniz, araştırmanızı yapabilmeniz gibi unsurlardır.

Ve elbette demokrasi, insanların eğer tercih ederlerse gösteri düzenleyebilmesidir de. Dolayısıyla sadece özgür seçimlerden çok daha fazlasıdır.

Ve medyanın büyük etkinliklere bizzat katılabilmesi NATO için çok önemlidir.”

Rutte yanıtlamadı ama, dünya alem biliyor. Deniz Göktaş kuyu tipi cezaevine gönderildi.. İmamoğlu da bir günde üç davadan birden yargılanarak literatüre geçti.


* * *
Kanıt olarak sadece, yargılananlardan Hüseyin Gün’ün manevi annesiyle çekilmiş bir fotoğrafın olduğu casusluk davasında, İmamoğlu duruşma salonunun çok ötesine seslendi:


“Dünyanın en güzel ve en büyük kentlerinden biri İstanbul'un rekor oyla, tarihin en yüksek oyuyla seçtiği Belediye Başkanı olarak burada, NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki? 'Çok güçlüyüm' mü diyecek? 'Bak, rakibimi hapse attım.

Bak, rakibime 20 tane de dava açtım.' Onlar da 'Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!' mi diyecek? Amerika'dan, İngiltere'den, Fransa'dan gelen insanlara -ki bu iddianamede bu ülkelerin isimleri de geçiyor- o başkanlara şunu mu diyecek; "Ben korktuğum rakibimi, yenemediğim, dört defa yenildiğim, bir defa daha yenileceğim rakibimi hapse attırdım.

Hatta dün, üç tane de duruşmada yargılanıyor ha ha ha" diye bunu mu anlatacak mesela dünyaya? Bununla mı gururlanacak? Böyle mi bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukukunu tarifleyebilecek? Onun için çok vahim bir durumdadır Türkiye bugün, burada yaşananlardan ötürü”


NATO Genel Sekreteri Deniz Göktaş sorusunu yanıtlayamamıştı. Yanıt İmamoğlu’ndan geldi:


“Gencecik 30'lu yaşlarda bir komedyeni söylediği birkaç cümleden dolayı havaalanında tutuklayıp, arkasına ters kelepçe takıp, bir de onu "Kamerayla çekelim" diye beş defa, yani bir film sahnesi gibi oynatan bu aklın, yani bir arpa boyu yol gitme şansı yok. Bu büyük bir çöküştür. Bu rahatsızlık gerçekten milyarlarca, on milyonlarca yurttaşımızı derinden rahatsız etmektedir. Cesaret bulaştırana tahammül edemiyorlar.

İnsanların neşesini bile çalmaya çalışıyorlar. Bir kişi korkmadan konuşursa "Yarın başkaları da konuşur" diye endişe ediyorlar. "Herkes sussun, hiçbir kimse konuşmasın" istiyorlar. Ama ben ısrarla konuşmaya devam ediyorum, edeceğim de. Onun için onlara yönelik mesele mizah değil, mesele gözdağıdır.

Amaç bir kişiyi susturmak değil, toplumun geri kalanına "Konuşursan bedel ödersin" mesajı vermektir. Ben genç komedyen kardeşimize, beni de eleştiren, benimle de hiciv yapan esprilerini dinledim. Ve buradan suç çıkarmak ve bunu yapıp hemen bir mahkemeyle kuyu tipi bir cezaevine göndermenin neyle bağdaştığını, buna hangi aklın "Evet" dediğini anlamak bile mümkün değil.


Biraz geri döndüğümüzde nice siyasetçiyi, hatta en sağdan en sola, merkezden diğer anlayışlara kadar Bülent Ecevit'inden Erdal İnönü'süne, Turgut Özal'ından Necmettin Erbakan'ına kadar nasıl toleransla bu süreçleri takip ettiklerini yakın tarihten görüp bakabiliriz, hatırlayabiliriz.

Ama bu tahammülsüzlüğü bu millete yutturamayacaklar. Bu vesayet anlayışını bu millete yutturamayacaklar. Korku düzenine bu milleti boyun eğdiremeyecekler.

Bu ülkenin, bu Cumhuriyetin gerçek sahibi saraylar değil, o sarayın içindeki bir avuç zavallı hiç değil, 86 milyon yurttaşımızdır. Günü gelecek, o gün, onu onlar da görecek, tıpış tıpış evlerine gidecekler ve 86 milyonun iktidarı kurulacak.”

* * *

Casusluk davasının gazeteci tutsağı Merdan Yanardağ da savunmasında Ankara’daki zirveye göndermede bulundu:

“Yarın Ankara'da NATO Zirvesi yapılacak. Kadere bakın ki bu NATO'cular, bu ülkenin yurtseverlerini casuslukla suçluyorlar! NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür.

Varlık gerekçesi ortadan kalktığı hâlde böyle bir örgütün sürdürülmesine gerek yoktur. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur değil, ancak utanç kaynağı olabilir. Böyle bir iktidar kalkıyor, hayatını emperyalistlere karşı mücadeleyle geçiren insanları casuslukla suçlamaya yelteniyor.

Gazze'deki soykırım suçunun arkasındaki asıl güç Trump ve oligarşi değil midir? İran saldırısının arkasındaki güç ABD ve Trump değil midir? Ali Hamaney'i bir haydutluk girişimiyle katledenlerin bu ülkede büyük bir coşkuyla karşılanması utanç vericidir. Doğu Bloku dağıldığı hâlde NATO neden hâlâ var?

NATO’yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. NATO, kendi varlık gerekçesini Ankara'da yeniden tanımlamak niyetinde ve buna ev sahipliği yapılıyor.“


Yarın Erdoğan, ABD büyükelçisi Barrack Bey’in “size meşruiyet veriyor dediği” Trump’ı karşılayacak. Vaktiyle Irak’ta, bugün de Gazze ve İran’da milyonların ölümünden sorumlu ABD müesses nizamına bağlılıklarını bildirecek. Trump ile çektirdiği fotoğrafla iç politikada oy ve itibar devşirmeye çalışacak.

Bilumum araştırma şirketleri tam aksini söylerken!

Sokaklar, meydanlar, köy kahveleri Erdoğan’a yolu gösterirken!

Recep Tayyip Erdoğan Ekrem İmamoğlu İBB Davası NATO Ankara