Krizi Deniz'le perdelemek!
Deniz ters kelepçeyle götürüldüğü Adliye’de tutuklandı. Ardında bıraktıklarıyla da Türkiye’nin fotoğrafını çekti.
Hiç tanımayanlar destek için Adliye’ye neredeyse sel olup akarken.. Onca yıldır aklımıza komedi deyince gelen ilk isim, Cem Yılmaz sosyal medya paylaşımlarını sildi. Kimileri bunu “sessiz protesto” diye yorumlasa da bana göre “ölü taklidi yaptı”.
Yılmaz Erdoğan’ı hiç sormayın. Ondan uzun süredir haber alınamıyor zaten.
Şaşırmadım, Ahmet Hakan köşesinde ne kadar gereksiz mesele varsa sıraladı ama Deniz’i.. Ters kelepçeli komedyeni göremedi.
Gazetelerin önemli bölümü sıradan bir haber gibi verirken SABAH coştu. ilk sayfada tam üç haberle gördü. Herkese ilahiyatçı diye takdim edilen otel sahibi turizmci Nihat Hatipoğlu da “kutsalla alay etmek fikir özgürlüğü olamaz” diye fetva verdi!!!
*. *. *
İktidar, değerler falan diye bir komedyeni cezaevine gönderirken, olaydan ve Deniz’den habersiz milyonların payına ise kötü haber düştü. “Aaa enflasyon inivermiş” diye emekliye, yoksullara vereceği parayı küçültüverdi.
Enflasyonun nerden nereye indiği, kapalı kapılar arkasındaki müdahale iddiaları konuşurken, ekonomist Şeref Oğuz gerçek kötü haberi verdi:
"Enflasyon için son mücadele yılımız bu yıldı ve biz onu enflasyonla mücadele etmeyerek geçiştirdik. Neden en son? Çünkü önümüzdeki yıl bir seçim yılı olacağı, seçim atmosferinin yaşanacağı bir dönemde hiçbir hükümet; ister Amerika, ister Arjantin, ister Bolivya, hatta Avrupa'da Almanya bile enflasyonla mücadeleye gidemez. Çünkü enflasyonla mücadele perhizdir, sofradan kısmaktır. Yani enflasyon varken dahi 'yememek' ile çözülebilecek bir enerji barındırıyor, onu da yapmak mümkün değil.
Ne olacak? Büyük ihtimalle yine aynı şekilde, yıl başından itibaren asgari ücrette, emekli maaşlarında, memur maaşlarında, Bağ-Kur maaşlarında ve diğer bazı ödemelerde kesenin ağzı açılacak. Sıkı para politikası gevşetilecek. Niye? Çünkü seçim geliyor. Ufukta sandık göründüğü zaman, sen insanlardan enflasyona katkı vermesini bekleyemezsin. O yüzden enflasyon bizde... Acaba kendisi insafa gelip 'Kahrolası, ne olur düş yakamızdan!' dedirtecek mi? Enflasyon kimse, bunu söylüyorum."
Halk aslında yıllardır perhizde. Bundan sonra sofrasını daha ne kadar küçültebilir?
Seçime doğru verilecek üç beş kuruş yarasına merhem olur mu?
Olur herhalde.. Üzülmeyin! Bakın Ticaret Bakanı Bolat açıklama yaptı. Başta TRT haber tüm Saray medyası “Haziran’da ihracat rekoru kırıldı” diye müjdeyi duyurdu.
Haberin dibinde ithalattan da söz ediliyordu aslında. İlgilisinin dışında kaç kişi okudu bilmem, meğer ithalat ihracatı geçmemiş mi!
Geçmişse ne olmuş! Birkaç milyar dolarlık daha hazinemize yük binmiş.. Neyse ki bakan Bolat’a göre..
Hadi cümlenin devamını getirip heyecanını kaçırmayayım. Bakan Bolat kendisi söylesin:
“Aralıkta 12 ayı 92,2 milyar dolar açıkla kapatmıştık. Haziran sonu yaşadığımız bütün hengamelere ve yurt dışındaki, bölgedeki kaoslara rağmen '95,8 milyar dolar açıkla kapatmayı başardık' diyorum."
Bravo!!
Bu arada açığın dolar üzerinden hesaplanması. Ayrı bir dram tabii.
1 Temmuz 2025 günü, yani bir yıl önce dolar 39 liraydı. Bugün 47 lira.
Evet yanıbaşımızda savaş vardı. Evet petrol fiyatları çıldırmıştı. Ama savaş başlayalı sadece dört ay oldu.
Ekonomideki hastalığın teşhisi ise yıllar önce kondu. Borçlarımızın sadece faizi bile tavan yaptı.
O kadar ki elde ne kaldıysa satılacağı, hatta ASELSAN’ın satış listesinde olduğu konuşulmaya başlandı.
*. *. *
Deniz, işte böyle bir gündemi, tıpkı NATO zirvesi için yapıldığı gibi “PERDELEMEK” amacıyla tutuklandı.
İBB davasında hakim de birdenbire, ilk celseyi 9 Temmuz’da bitireceğini açıkladı.
İmamoğlu’nun “aynı gün hem diploma hem casusluk davasından duruşmam var” itirazını reddederek salondan bu yüzden çıkarttı.
Tarzan zorda!
Eskisi gibi o daldan bu dala uçarak da gidemiyor.
Orman çok ürkütücü..
Ortada hukuk kalmadığı için kimse ne yapacağını da bilemiyor.
Ama inanın bundan en çok da hukuku yok edenler korkuyor.
Deniz evladımız ise başı dimdik cezaevine gitti. Öteki tutsaklarla birlikte başı dimdik gelecek.. Yine biz güldürecek.
Zaten aynı yollardan geçen Barış Pehlivan duyurdu.
Avukatı aracılığıyla “neşemizi çalamayacaklar” diye mesaj yollamış.
Destek için Çağlayan’a gelen ama tepkiler yüzünden açıklamasını Adliye’nin arka tarafında yapan Kılıçdaroğlu’na da “CHP’yi salın” demiş!
Aslında o da biliyordur. Ne Bay Kemal’in CHP’yi salacağı var.. Ne de Erdoğan’ın bizi Afrika ülkelerinin gerisine düşüren politikasından vazgeçeceği..
Kim-yon reis bile Kuzey Kore’yi normalleşmeye götürürken.. Arap ülkeleri epeydir kadın haklarıyla göz doldururken..
Biz kapitalist hatta otoriter rejimlerde görülmeyen bir rejimin tutsağı olduk.
Ama..
Neşemizi çalmalarına izin vermeyeceğiz!