Deniz Göktaş, Özgür Özel’e neler söyledi?
Tekirdağ’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan stand-up’çı Deniz Göktaş’ın ilk ziyaretçisi Özgür Özel oldu.
Göktaş, pazar sabahı karşısında bulduğu Özel’e sarılmış, “Güç verdiniz, bana da moral oldu” demiş.
Cezaevinde tek başına kaldığını ve kendisine iyi davranıldığını anlatmış.
Gözaltında elleri arkadan kelepçeli haldeki görüntüleri için 4-5 kez çekim yapıldığını söylemiş. “Önden çekimlerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntümü vermemek için arkadan çekilmişi vermişler” diye konuşmuş.
Gösterisinde mizah konusu ettiği İmamoğlu’na selam söylemiş. İmamoğlu ise “Çok hoşuma gitti, müthiş espriler. Hiç kaygısı olmasın” diye karşılık vermiş.
Özel, kendisini Göktaş’a borçlu hissettiğini belirterek, şunları söylüyor:
“Politik mizahın yapılamadığı bir ülkeye döndü ülke ve biz ülkenin ana muhalefet partisiyiz sonuçta. Hatta ben grup toplantısında demiştim; ‘Deniz’in özgürce sanatını yapabileceği bir Türkiye için söz veriyorum.’ O konuda benim inancım, kararlılığım, sorumluluğum arttı.”
Özel’i aradım.
Göktaş ile 45 dakikalık görüşmesini kendisinden dinledim.
Ziyaretiniz nasıl geçti? Göktaş, neler söyledi?
Morali iyiydi. Memnun oldu. “Güç verdiniz, iyi geldi, bana da moral oldu” dedi. Hoş sohbet ettik, içtendi. Ortak tanıdıklarımız üzerine konuştuk. Boğaziçi Üniversitesi’nde ilk tutuklanan Doğu Demirtaş’tan söz ettik. Doğu, benim ona ziyarete gitmemi hep anlatıyormuş. Doğu ile sohbet ederlermiş. Deniz, beni tabii çok yakından tanıyor. Ben de onu, ‘TuzBiber’ adlı yerdeki stand-up’ları bizim ailenin WhatsApp grubuna çok sık atılırdı, oradan biliyorum. Onları konuştuk. Sonra babasını aradım, annesiyle konuştum.
Sizi görünce şaşırdı mı?
Sevinmiş. Geldi, sarıldı, öptü. Pazar sabah 9’da gittim, “Biraz erken geldik” dedim. “Çok memnun oldum, moral oldu” dedi.
Cezaevi şartları nasıl, anlattı mı?
Hiçbir eksik yok, “Çok iyi davranılıyor ve şartlarım iyi. Şikayet edebileceğim hiçbir şey yok” dedi.
Tek mi kalıyor?
Tek kalıyormuş, televizyon verilmiş hızlı bir şekilde. Televizyon izliyormuş. “O iyi geldi. İlk başta zaman kavramı şeydi, televizyon, kitaplar olunca sıkıntı yok” diyor.
Avukatı anlattı; elleri arkadan kelepçeli haldeki görüntüleri dört-beş kez çekilmiş. Size söz etti mi bundan?
Aynen öyle. Dedi ki, “Beş kez yürüttüler. Önden çekimlerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntümü vermemek için arkadan çekilmişi vermişler” dedi. Film platosu gibi. Getirip getirip bir daha aynı yerden yürütmüşler. “Özel olarak aynı sahneyi 4-5 kere yürüdük” diyor. “Hep çektiler, ben de yüzüme kamerayı tuttuklarında hep gülümsediğim için anlaşılan bir daha, bir daha... Çok moralli durdum. Gülümseyen fotoğraflar verdiğim için onu kullanmamışlar, arkadan kelepçeli fotoğrafı kullanmışlar” diyor.
Gösteri yayınlandığında başına bunların gelebileceğini öngörmüş mü?
Özellikle, linç olunca “Öngördüm” diyor.
Yurt dışından dönmemeyi düşünmüş mü?
Yok, düşünmemiş. “Ne yapacağım, dönmeyeceğim? Ben zaten kaçma niyetiyle gitmediğim için dönmem lazımdı, döndüm hemen” diyor.
Nasıl bir izlenim edindiniz?
Bir şey söyleyeyim mi? Zaten kendimi ona borçlu hissediyordum.
Niçin?
Politik mizahın yapılamadığı bir ülkeye döndü ülke ve biz ülkenin ana muhalefet partisiyiz sonuçta. Hatta ben grup toplantısında demiştim; “Deniz’in özgürce sanatını yapabileceği bir Türkiye için söz veriyorum.” O konuda benim inancım, kararlılığım, sorumluluğum arttı, onu hissettim yani. Pırıl pırıl tertemiz bir çocuk.
Gösterisinde İmamoğlu’na da dokunduruyor, bu konu hiç açıldı mı?
“Sonradan, acaba cezaevindeki birini eleştirmek Ekrem Başkan’ı üzmüş müdür diye düşündüm” dedi. Ben de, “Çok yakından tanıyorum, çok keyif almıştır” dedim. Ekrem Başkan’a selam söyledi, Ekrem Başkan da “Çok hoşuma gitti, müthiş espriler. Hiç kaygısı olmasın” dedi.
Anne ve babası size ne dedi?
Teşekkür ettiler. “Biz iyiyiz, o iyi mi?” dediler. Babası Mamak’ta oturuyor, politik bilinci yüksek birisiymiş. Onlarla ayrı bir buluşma olacak Ankara’ya gittiğimde.
İmamoğlu ile tam mutabakat
Özel, bir ay üzerine dün Silivri’de İmamoğlu ile görüştü.
İmamoğlu’nun yeni parti mesajı diye yorumlanan “Az kaldı” paylaşımı ne anlama geliyor? Özel ile İmamoğlu arasında yeni partinin kuruluş tarihi ve ideolojik doğrultusu bakımından farklılıklar ve ayrılıklar var mı?
Özel, bu sorularıma şöyle yanıt verdi:
“Ekrem Başkan’la tam bir mutabakatımız var. Hukuki mücadelenin sonuna kadar verilmesi, siyasi bir mücadele olarak sürdürülmesi, çare kalmazsa başka adımlar atma konusunda hiçbir farklı fikrimiz yok. Ekrem Başkan da Mansur Başkan’ın da işin içinde olduğu, bizim de Ekrem Başkan’la hep birlikte olduğumuz ve hiç ayrı düşmeyeceğimiz bir yaklaşımın en doğru yaklaşım olduğunu söylüyor.”
Oğlun Deniz, işbirlikçi değilmişDeniz Göktaş, gösterisinde ‘devrimci’ babasından söz ederken, şunları söylüyor:
“Babam arıyor. ‘Dizi oyuncularını bile alıyorlar, seni niye almıyorlar, işbirlikçi misin?’ diyor.”
Kahkaha atarak güldüğüm bu espirinin, ‘Ölü Deniz’i izledikten birkaç gün sonra gerçek olması, ancak Türkiye’de yaşanabilecek bir siyasi komedidir herhalde.
Dün baktım.
Göktaş’ın YouTube’a yayınladığı gösterisi 11 günde 11 milyon izlenmiş. Genç komedyen ancak Sedat Peker’in videolarına denk bir izlenme rakamına erişti.
Sebebi belli.
İktidarla, güç sahipleriyle ve siyasetçilerle gözü kara bir cüretkarlıkla alay ediyor.
Bu meydan okumanın bir bedeli olacaktı.
O, yurtdışındayken hakkında soruşturma açıldı.
Türkiye’ye döner dönmez havalimanında gözaltına alındı.
Emniyet’e elleri arkadan kelepçeli şekilde sokulurken görüntüsü çekilip servis edildi.
Uyuşturucu testi için kan ve saç örneği alındı.
Bir gün gözaltına tutuldu.
‘Dini değerleri aşağılama’ suçuna ‘cumhurbaşkanı hakaret’ de eklendi.
Bana sorarsanız…
Asıl öfkelendiren, Erdoğan’a “diktatör” demesiydi.
Göktaş, “Diktatör ifadesi siyasi bir nitelemedir. Sık sık kamuoyuna açık şekilde tartışılan konudur. ‘Demokrat-otokrat’ gibi bir kelimedir” diye savunma yapıyor.
Gerçekten Yargıtay’ın içtihatlarında “Diktatör Erdoğan” sloganının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına ilişkin onlarca karar var.
Diğer üç suçlama ise dini meselelere dair şakalardan kaynaklı.
Bir kere…
Göktaş, yalnızca dini meselelere girmiyor.
İçerisinden geldiği sosyalistlerin, Atatürkçülerin ve muhaliflerin hassasiyetleri üzerine de şakalar yapıyor. Kimseyi ayırmıyor, kayırmıyor.
Kaldı ki, dini meselelere dair espri yapan tek komedyen Deniz Göktaş değil. Doğu Demirkol da kimi muhafazakarların tüylerini diken diken edecek şakalar yapıyor. Demirkol, dindar olduğu için, Göktaş’tan esirgenen tolerans, ‘mahallenin çocuğu’ diye ona gösteriliyor sanırım.
Dünyada da oldukça popüler stand-up’çılar var dini meselelere dokunduran.
Ortaçağ’da yaşıyor olsaydık, İngiliz komedyen Ricky Gervais, herhalde yakılmış olurdu!
Göktaş’a dönersek…
Elbette kimi dindar yurttaşlar bu espirileri komik bulmayabilir.
Göktaş’a kızabilir, onu protesto edebilirler.
Ancak Kuran’da bile “Allah’ın Ayetleriyle alay edilen ortamdan uzak durulması” emrediliyor.
“Elleri arkadan kelepçelensin, içeri atılsın” denmiyor.
“Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin” ayeti iktidar sahiplerinin hattına gelmiyor niyeyse.
Kuran’ın adalet mesajları yok sayılıyor.
Muhafazakarların iktidarı siyasi ayrımcılıkla, muhaliflere baskı ve adaletsizlikle, ikili hukuk düzeniyle, daha çok cezaeviyle anılıyor ve tarihe geçiyor.
Dini korumak adı altında komedyenleri susturuyor, gazetecileri korkutuyorlar.
Eleştiri günah, gülmek haram!
Aslında İslam’a en büyük zararı, dinimizi korkutarak belletmeye kalkışan bağnazlık veriyor.
Göktaş’ın laikleri çarşaflılara yönelik önyargılarıyla yüzleştirme iddiasındaki dalgıç esprisini bile anlamaya gayret etmiyorlar. “Vay sen, dalgıç diyerek, aslında çarşaflıları aşağıladın” diyorlar! Sonra da “Gençler İslam’dan uzaklaşıyor, deizm yaygınlaşıyor” diye dizlerini dövüyorlar.
Başka türlü olabilir miydi sanki?
Hangi genç sizi görüp İslam’a yönelir?
Savcılık CİMER’e yapılan 185 şikayeti “Göktaş’ın eylemleriyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmış” olması diye görüyor ve tutuklamaya gerekçe kabul ediyor.
Peki, Göktaş’ın 11 günde 11 milyon izlenmesini nasıl okumak gerekiyor? Ben bu izlenme rekorunu, kamu Göktaş’a katıla katıla gülüyor diye anlıyorum.
Bütün bu siyasi komedinin belki de tek bir iyi tarafı var.
Baba Kemal Göktaş’ın gönlü ferah olsun.
Oğlun Deniz, işbirlikçi değilmiş.