Tecil faizli yapılandırmada süre doldu: Borcu olanlar dikkat!
Ancak sürenin sona ermesi, vatandaşın borcunu da sıkıntısını da ortadan kaldırmadı.
Asıl sorulması gereken soru şu:
Borçlu vatandaşa gerçekten bir çözüm mü sunduk, yoksa borcunu faizle biraz daha ileri bir tarihe mi erteledik?
Bugün esnafın, küçük işletmenin ve kendi primini ödemeye çalışan vatandaşın yaşadığı sorun yalnızca SGK borcu değildir.
Asıl mesele, o borcun neden oluştuğudur.
Dükkânının kirasını ödemeye çalışan esnaf, çalışanının maaşını yetiştirmeye uğraşan küçük işletme sahibi, Bağ-Kur primini düzenli yatırmak isteyen vatandaş; artan maliyetler ve giderek ağırlaşan geçim şartları altında ayakta kalmaya çalışıyor.
İnsanlar primlerini ödemek istemedikleri için değil, ödeme güçleri giderek azaldığı için borçlanıyor.
Dolayısıyla ekonomik sıkıntılar nedeniyle oluşmuş bir borca yalnızca faizli taksitlendirme seçeneği sunmak, sorunu çözmüyor.
Sadece erteliyor.
Vatandaşın ihtiyacı zaman değil, ödeme gücü
Tecil ve taksitlendirme sistemi, belirli şartları sağlayan borçlular açısından kısa vadede bir imkân sağlayabilir.
Borç taksitlere bölünür, ödeme süresi uzar ve vatandaş bir miktar zaman kazanır.
Ama borç ortadan kalkmaz.
Üstelik üzerine yeni bir maliyet eklenir.
Zaten borcunu ödeyemediği için kapınızı çalan bir esnafa, “Borcunu daha uzun sürede ama faizle öde” demek sosyal devlet anlayışı açısından yeterli değildir.
Çünkü vatandaşın ihtiyacı yalnızca zaman kazanmak değil, borcunu ödeyebilecek güce yeniden kavuşmaktır.
Bugün 100 lirayı ödeyemeyen vatandaştan yarın daha fazlasını istemek, o borcu tahsil edilebilir hâle getirmeyebilir.
Tam tersine borç yükünü daha da ağırlaştırabilir.
SGK alacağını tahsil etmeli ama esnaf da yaşamalı
Elbette sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için primlerin tahsil edilmesi gerekir.
Burada söylenmek istenen SGK’nın alacağından vazgeçmesi değildir.
Ancak devletin görevi yalnızca alacağını tahsil etmek de değildir.
Vatandaşın o borcu ödeyebileceği ekonomik şartları oluşturmak da sosyal devletin görevidir.
Esnaf kepenk kapatırsa prim tahsil edemezsiniz.
İşletme küçülürse istihdam azalır.
Bağ-Kur’lu primini ödeyemezse sosyal güvenlik sistemiyle arasındaki bağ giderek zayıflar.
Borç büyüdükçe vatandaş sistemden uzaklaşır.
Bu nedenle SGK prim borçlarına yalnızca tahsilat penceresinden bakılamaz.
Bu mesele aynı zamanda esnafın ayakta kalması, üretimin devam etmesi, istihdamın korunması ve vatandaşın sosyal güvenlik sistemine duyduğu güven meselesidir.
Vatandaş gerçek bir yapılandırma bekliyor
Toplumun beklentisi aslında çok açık.
Vatandaş yeni bir borç istemiyor.
Borcunu kapatabileceği gerçekçi ve ödenebilir bir yapılandırma istiyor.
SGK prim borçları için kapsamlı bir düzenlemeye ihtiyaç var.
Vatandaşın ödeme gücüne uygun vadeler oluşturulmalı, gecikme nedeniyle büyüyen yükler makul seviyelere çekilmeli ve borç gerçekten ödenebilir hâle getirilmelidir.
Özellikle ekonomik olarak zorlanan esnaf ve küçük işletmeler açısından çözüm yalnızca faizli erteleme olmamalıdır.
Çünkü yapılandırmanın amacı, devletin alacağını kâğıt üzerinde taksitlere bölmek değildir.
Amaç, o borcu vatandaşın gerçekten ödeyebileceği bir seviyeye getirmektir.
Aksi hâlde birkaç taksit ödenir, ekonomik sıkıntılar devam ettiği için ödemeler yeniden aksar ve vatandaş tekrar aynı borç sarmalının içine girer.
Bunun adı çözüm değildir.
Biriken sadece SGK borcu değil
Bugün Türkiye’de biriken yalnızca vatandaşın prim borcu değil.
Geçim sıkıntısı birikiyor.
Esnafın maliyetleri artıyor.
Vergi borçları büyüyor.
Kira giderleri yükseliyor.
Vatandaşın yarına ilişkin endişesi giderek derinleşiyor.
Böyle bir ekonomik ortamda sosyal güvenlik borçlarına yalnızca faiz ve gecikme hesabıyla yaklaşmak doğru değildir.
Devlet, zor zamanlarda vatandaşına sadece alacaklı gözüyle bakmamalıdır.
Sosyal devlet, vatandaşının dara düştüğü gün yanında olmalıdır.
Borcu ertelemek değil, çözmek gerekiyor
31 Ağustos itibarıyla tecil ve taksitlendirme için tanınan süre sona erdi.
Ama SGK borçları bitmedi.
Esnafın sıkıntısı bitmedi.
Vatandaşın ödeme güçlüğü de ortadan kalkmadı.
Şimdi cevap verilmesi gereken temel soru şudur:
Vatandaş bu borcu nasıl ödeyecek?
Bu sorunun cevabı yalnızca “taksitlendiririz” olmamalıdır.
Türkiye’nin üreten, işçi çalıştıran, dükkânını açık tutmaya çalışan ve sosyal güvenlik sisteminin içinde kalmak isteyen vatandaşlarına gerçekten nefes aldıracak kapsamlı bir SGK borç yapılandırmasına ihtiyaç vardır.
Çünkü vatandaş borcundan kaçmıyor.
Vatandaş borcunu ödeyebilmek için bir çıkış yolu arıyor.
Devletin görevi ise bu yolu faizle daha da zorlaştırmak değil, vatandaşın önünü açmaktır.
Borcu ertelemek kolaydır. Asıl mesele, vatandaşın o borcu ödeyebileceği şartları oluşturmaktır.