Staj ve çıraklıkta beklenen çözüm aslında çok mu yakın?

Türkiye seçimlere doğru ilerlerken sosyal güvenlik alanında yıllardır çözülemeyen bazı meselelerin artık daha fazla ertelenmemesi gerekiyor. Bunların başında da hiç kuşkusuz staj ve çıraklık sigortası geliyor.

Çünkü bu mesele yalnızca teknik bir sigorta tartışması değil. Yıllar önce meslek öğrenmek için atölyeye giren, fabrikada çalışan, işletmede sorumluluk alan, üretimin içinde bulunan yüz binlerce insan bugün geçmişteki o günlerinin neden emeklilik hesabında yok sayıldığını soruyor.

Aslında sorunun temelinde büyük bir çelişki var.

Bir kişinin adına sigorta girişi yapılmış, sigorta sicil numarası verilmiş, iş kazası ve meslek hastalığı yönünden güvence sağlanmış. Fakat aynı kişi yıllar sonra emeklilik hesabı yaptırdığında karşısına şu gerçek çıkıyor: O tarih, emeklilik bakımından uzun vadeli sigorta başlangıcı kabul edilmiyor.

İşte insanların anlamakta zorlandığı nokta tam olarak burası.

Vatandaş haklı olarak soruyor: “Madem o gün sigortalıydım, neden bugün o tarih sigorta başlangıcım sayılmıyor?”

Bu sorunun cevabı mevzuatta var. Ancak mevzuatta bir cevabın bulunması, ortaya çıkan mağduriyetin olmadığı anlamına gelmiyor.

Stajyer ve çırakların sigortalılığı yıllardır sosyal güvenlik sisteminin en tartışmalı alanlarından biri. Özellikle emeklilik yaşının, prim gününün ve sigortalılık başlangıcının hayati önem taşıdığı bir sistemde, çalışma hayatına erken yaşta adım atan insanların ilk sigorta kayıtlarının emeklilik hesabında karşılık bulmaması ciddi bir adalet tartışması yaratıyor.

Üstelik bu insanların önemli bir bölümü çalışma hayatına gerçekten çok erken yaşlarda başladı.

Sabah okuluna gidip öğleden sonra işletmede çalışanlar oldu. Meslek lisesinden çıkıp doğrudan üretimin içine girenler oldu. Tezgâh başında meslek öğrenen, sanayide çalışan, ustasının yanında yetişen insanlar bugün kırklı, ellili yaşlarına geldi.

Aradan yıllar geçti.

O gün verilen sigorta kartları hâlâ ellerinde. E-Devlet kayıtlarında o başlangıç tarihini hâlâ görüyorlar. Fakat emeklilik hesabı yapılırken bambaşka bir tarihle karşılaşıyorlar.

Tam da bu nedenle staj ve çıraklık meselesi artık sosyal güvenlik sisteminin ertelenen dosyalarından biri olmaktan çıkarılmalıdır.

Burada gerçekçi olmak gerekiyor.

Her staj ve çıraklık süresinin doğrudan ve hiçbir şart aranmadan uzun vadeli sigorta kapsamında değerlendirilmesi sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengeleri bakımından ayrıca ele alınabilir. Ancak bu durum, çözüm üretilemeyeceği anlamına gelmez.

Aksine, makul ve uygulanabilir modeller geliştirilebilir.

Bana göre bunların başında borçlanma modeli geliyor.

Staj ve çıraklık döneminde geçen sürelerin belirli şartlarla borçlanılmasına imkân tanınabilir. Vatandaş geçmişte ödenmeyen uzun vadeli sigorta primlerini bugün kendisi öder, karşılığında bu süreler emeklilik hesabında değerlendirilir. Böylece hem sosyal güvenlik sistemine ilave prim geliri sağlanır hem de yıllardır devam eden önemli bir mağduriyet için somut bir çözüm üretilmiş olur.

Ancak burada yapılacak düzenlemenin yalnızca prim gününü artıran bir borçlanmadan ibaret kalmaması gerekir.

Asıl tartışılması gereken konu, yapılacak borçlanmanın sigortalılık başlangıcına nasıl etki edeceğidir.

Çünkü staj ve çıraklık mağdurlarının temel beklentisi yalnızca birkaç yüz veya birkaç bin gün kazanmak değildir. Esas beklenti, çalışma hayatına ilk adım attıkları tarihin emeklilik sisteminde de karşılık bulmasıdır.

Bu nedenle hazırlanacak bir düzenleme açık, anlaşılır ve yeni mağduriyetlere yol açmayacak şekilde yapılmalıdır.

Kimin kapsama gireceği, hangi sürelerin borçlanılabileceği, ödenecek primin nasıl hesaplanacağı ve borçlanmanın sigorta başlangıcına etkisi net olarak belirlenmelidir.

Sosyal güvenlik sisteminde geçmişte yapılan düzenlemeler bize şunu gösterdi: Yarım bırakılan her çözüm, birkaç yıl sonra yeni bir mağduriyet başlığı olarak yeniden karşımıza çıkıyor.

Staj ve çıraklık konusunda aynı hata yapılmamalıdır.

Türkiye seçimlere yaklaşırken emeklilik sistemi, prim günleri, Bağ-Kur düzenlemeleri, kademeli emeklilik ve farklı sosyal güvenlik başlıkları yeniden daha fazla konuşulacaktır. İşte tam da bu süreçte staj ve çıraklık meselesi gündemin arka sıralarında bırakılmamalıdır.

Çünkü sosyal güvenlik alanında çözülmesi gereken en temel sorunlardan biri budur.

Yıllardır “çalışmaya başladım ama başlangıcım sayılmadı” diyen insanların sesi artık yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmamalı.

Bu mesele seçim meydanlarında verilen birkaç cümlelik sözlerle değil, Meclis’ten çıkacak kalıcı bir düzenlemeyle çözülebilir.

Stajyer ve çıraklar yıllardır aynı şeyi söylüyor:

Biz ayrıcalık istemiyoruz. Çalışma hayatına attığımız ilk adımın karşılığını istiyoruz.

Ve artık bu talebin daha fazla ertelenmemesi gerekiyor.

Sigorta SGK