Milli takımın yenilmesine en çok sevinen adam! Garantiye aldı gevrek gevrek gülümsedi
Ben artık eminim. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella olduğu sürece bizim alabileceğimiz en iyi sonuç bu; Fransa gibi takımlara 1-0 yenilmek!
Şimdiye kadar UEFA Uluslar Ligi'nde alt gruplarda olduğumuz için zayıf takımlara karşı oynamıştık. Aldığı galibiyetlerin fazlalığı nedeniyle Montella başarılı ilan edilmişti.
Hatta TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Montella'yı Türk vatandaşı yapmaya bile kalkmış, o olduğu sürece görevde kalacağını da ilan etmişti.
Ama ABD'deki Dünya Kupası'nda yıldızları döküldü.
Şampiyonaya en erken veda eden takımlardan olduk. Gruptaki son maçta ABD karşısında aldığımız galibiyete bakmayın. ABD gruptan çıkmayı garantilemiş, maçı önemsememiş, yedeklere yer vermişti; hatırlatırım.
Dünya Kupası'nda başarısız oldukları gerekçesiyle pek çok hoca hemen göreve veda etti.
Hollanda efsanesi Roland Koeman gibi 20'nin üzerinde bu sayı yanlış hatırlamıyorsam.
Bizimki kaldı!
Sanki çok normalmiş gibi. Avustralya'ya 2-0, Paraguay'a 1-0 yenilmek olağandı ona ve TFF Başkanı'na göre.
Kadro seçimindeki fanatikliği, takımlarında bile oynamayan bazı futbolcuları özellikle kadroya alması, çıkardığı 11'lerin yanlış oluşu (Sadece bana göre değil, pek çok futbol otoritesine göre de böyleydi) göz ardı edildi.
Hocaların hocası rahmetli Coşkun Özarı, A Milli Takım'da en uzun süre görev yapan teknik adamlardan biriydi. Bir gün bana demişti ki;
"Aslında A Milli Takım hocası demek yanlış. A Milli Takım tek seçicisi demek lazım. Benim görevim milli maçlardan önce mevkilerinin en iyilerini seçip, takıma almak ve oynatmak!"
Pek çok ülkede de bu böyle. Kim iyiyse o dönemde o giyer formayı.
Ama bizde öyle değil.
Montella'nın milli takımlarında Samet Akaydın ille de olacak mesela. İrfan Can Kahveci de öyle.
Mevkilerine göre en iyisini oynatmak yerine santrforsuz oynatacak mutlaka! Ya da Fransa maçında Barış Alper gibi "Gizli santrfor!" görevlendirecek! Dünya Kupası'nda Kerem Aktürkoğlu'nu ısrarla oynatması gibi. O kadar gizli oluyor ki bu santrforlar, rakip farkına bile varamıyor bizim santrforların; maç bitiyor!
Montella'yı her hafta Süper Lig maçlarını izlerken görüyoruz tribünde.
Boşuna izliyormuş gibi geliyor bana. Çünkü nasıl olsa çağırdıkları isimler değişmiyor ki! Bir başkası ağzıyla kuş tutsa bile imkanı yok o kadroya giremiyor.
Örneğin Fransa'da ayın kalecisi seçilen Berke Özer. Neden alınmıyor? Bir hata yapmış olabilir. Hangimiz zaman zaman yapmıyoruz ki; onu silmek mi gerekir.
Bakın Fransa maçında Uğurcan kırmızı kart gördü. Yerine kim geçti kaleye Altay. Manchester United'ta kale yüzü görmemişti. Transfer olduğu İspanya Ligi'nin sıradan takımlarından Celta Vigo'da bile yeni sezonda hiç forma giyemedi. Şimdi İtalya maçında sanıyorum o oynayacak! Hak mı bu?
MİLLİ TAKIMIN YENİLMESİNE EN ÇOK SEVİNEN ADAM
Dünya Kupası'ndan sonra ayrılması ya da görevine son verilmesi gereken Vincenzo Montella, milli takımın yenilmesine en çok sevinen adam. Gevrek gevrek gülümsüyordu maçtan sonra.
Neden mi? Ya fark yeseydik! Bu 1-0'lık yenilgiyle koltuğunu garantiye aldı. Maçtan sonra basın toplantısında konuşurken de belli oluyordu bu.
Dünyanın en önemli yıldızları karşısında fark yemedik ya... Ahh be, kıl payı yenildik ya!
Sahaya neden 5'li savunmayla çıktık? Korkak futbol neden oynatıyorsun? Adamlar (ki iyi günlerinde olmamalarına rağmen) uzun süre tek kale oynadılar. Bunun nedeni de bizim taktiğimizin oynamak değil, oynatmamak ve savunma yapmak üzerine olmasıydı.
Ben yanarım yanarım Arda Güler'e yanarım.
"Altın jenerasyon" dediğimiz futbolcuların heba olmasına yanarım.
A Milli Futbol Takımımızın korkak oynatılmasına yanarım.
Ve... TFF'nin başında bu başkanın, milli takımın başında da bu hocanın olmasına yanarım.
Yazık oluyor. Çok yazık!
Biz bunu hak etmiyoruz çünkü.