Silivri'deki "Tarihi kavşak".. Artık 9 Temmuz'dayız!
Bir buçuk yıl Silivri’de tek kişilik hücrede tutsak olacaksınız.. İlk tutuklama gerekçesini unutturacak dava serisi ile karşılacaksınız. Casuslukla bile yargılanacaksınız. İBB davasında kimi yanlış bilgiden, kimi itirafların geri alınmasından iddialar çöpe gidecek. İddianame de habire değişen hakimlerin anlamakta güçlük çekeceği bir kördüğüme dönüşecek.
Sıra örgüt lideri diye suçlanan İBB başkanının savunmasına gelince, birden “9 Temmuz’da bitecek” talimatı karşınıza çıkacak.
İddianameye kalırsa ömür boyu hapisten çıkartılmayacak olan İmamoğlu’na “son tarih olarak açıkladıkları 8 Temmuz’da yarım gün” savunma hakkı verilecek.
O YARIM GÜNDE de şunlar yaşanacak..
SALONDAN NAKLEN..
“Mahkeme Başkanı” Biz 9 Temmuz’da bitireceğimizi söyledik. Programda değişiklik yapmayacağız. Savunma yapıp yapmamak sizin takdiriniz. Susma hakkınızı kullanabilirsiniz.
“İmamoğlu” Ben susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak insan Allah..
“Mahkeme Başkanı” Susma hakkını kullanmıyorsa kimlik tespitine geçelim.
“İmamoğlu” Sayın başkan ilk celseyle ilgili beni suçladınız 9 Mart’ta başladığı zaman ilk konuşmacı olmak istedim, reddettiniz. Sonra listenin yanlış olduğunu söyledim. Ben suç örgütü lideriyim bir tek Fatih bey benden sonraya konmuş, bunun hukuka aykırı olduğunu söyledim. siz de bunu kabul ettiniz. Sonra İnan bey eklendi. İnan bey de benden önce dinlenmeli dedim. sonra 9’u diye açıklama yaptınız, ben size dedim ki son konuşmacı olmamın doğru olacağını düşünüyorum, siz de tamam dediniz. ama perşembe günü hayır siz en son konuşmayacaksınız Fatih bey sona kalacak, uzarsa sonra alırız dediniz. Karar değiştiren sizsiniz.
“Mahkeme Başkanı” Bizim burada sizi susturma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Israrla 2 gün kaybettik bu pazarlıklarla.
“İmamoğlu” Hangi pazarlık sayın başkan?
“Mahkeme Başkanı” Yargılamanın usulü var, isnatlar belli. Burada şu an ya savunmanızı alacağız ya da susma hakkınızı kullanacaksanız, celseyi kapatacağız. Savunma hakkım kısıtlandı algısı yaratmayın. Hangi soruyu engelledik. Israrla bu takvimi bu hale getirmek için elinizden geleni yaptınız. İddianame dışı ses kayıtları mı dinletilmedi, savunma hakkı bu kadar sınırsız değil. Buraya pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.
“İmamoğlu” Ben savunma yapmaya değil, yargılamaya geldim.
“Mahkeme Başkanı” Burası senin yargılayacağın ortam değil, sen yargılanmaya geldin. Biz senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. CMK 203 uyguluyorum, çıkarın salondan.
“İmamoğlu” (Salondan zorla çıkartılırken) Ankara'da yargılayacaklarım buradaki yargıyı yürütmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı bir çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir. Ben millete konuşuyorum. Milletin iradesini kapalı kapılar ardında, talimatlı mahkeme salonlarında boğamazsınız.
*. *. *
Silivri’de Saray Rejiminin fotoğrafı çekilirken..
Ankara’da da NATO liderleri ABD emperyalizminin kuşatmasında aile fotoğrafı veriyordu.
Onlar poz verdi, Trump konuştu!
Konuşmakla yetinmedi, NATO Zirvesi sırasında Türkiye’nin komşusu İran’ı bombalattı. Kim bilir kaçıncı kez ateşkesin sona erdiğini söyledi. Dahası Türkiye’den ayrılmadan önce bir tehdit daha savurup “Bu akşam İran’ı çok sert vurabiliriz” dedi.
Bu arada -doğrusu alay eder gibi- şu ifadeyle duygularını dünyaya açtı:
“Erdoğan’ı da Netanyahu’yu da seviyorum. İspanya ise umutsuz vaka. Hiç memnun değilim..”
*. *. *
Biliyoruz ki Erdoğan da Trump’ın sevgisine fazlasıyla karşılık veriyor.
Netanyahu ile aynı kefeye konsa bile.. Komşusuna bombalar yağdırırken bile..
Trump ne derse onu yapıyor..
Nitekim, dilini tutamamakla ünlü Trump basın toplantısında durumu şöyle netleştirdi:
“Erdoğan’ı seviyorum. Kırmızı halı serdi, harika biri. Bibi’yi de (Netanyahu) severim, o harika savaş dönemi başbakanı. Bibi dün Türkiye ve Erdoğan hakkında bazı şeyler söyledi. Ben de biliyorsunuz, onunla konuştum ve dedim ki: ‘Savaşa girebilirdi çünkü İsrail’i pek sevmiyor, Bibi’yi de pek sevmiyor’.
Benim sayemde (savaşa) girmedi. Büyük bir askeri güç, milyonlarca asker; Türkiye çok güçlü. En iyi ekipmanlarımızın birçoğuna sahipler. F-35’leri de almaya çalışıyorlar. Ama (savaşa) girmedi.
İstiyordu, eğer ben olmasaydım girerdi ve diğer tarafta yer alırdı. Her ne kadar diğer tarafı da sevdiğini düşünmesem de. Çünkü kendisi son derece aklı başında biriyken onlar (İran) son derece çılgın..”
Trump doğal olarak gündemin de bu yazının da ana karakteri oldu.
Ama İzlanda’nın kadın başbakanını anmadan geçmeyelim. 38 yaşındaki Frostadottir NATO resepsiyonu için geldiği Beştepe Külliyesi’ndeki ifadesiyle dikkati çekti.
2026 yılı küresel refah, yaşam kalitesi ve güvenlik endeksinde dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer alan İzlanda’nın genç başbakanı, arabasından indiği anda adeta donup kaldı. Saray’ın o akıl ötesi ihtişamından gözlerini alamadı!

NATO Zirvesi için “tarihi” yakıştırmasını yapanlar, böyle görüntüleri hayra yorup överken, Silivri’deki asıl “tarihi” günü görmezden geldi.
Sözün gelişi değil. 8 Temmuz’da gerçekten tarihe geçecek bir gün yaşandı.
• Mahkeme başkanı, yarım günlük savunma süresine itiraz eden İmamoğlu’nu salondan zorla çıkardı.
• Yetmedi, İmamoğlu ısrarla aksini söylese de “susma hakkını kullandığını” zapta geçirdi.
• Yetmedi, İBB davasında 2 bin 400 yıl hapis istemiyle yargılanan Başkan hakkında bir de “kamu görevlisini tehditten” soruşturma başlatıldı.
Yargının geldiği yeri gösteren böyle tarihi bir günün sonunda da yorum,mahkemeyi Silivri’de duruşma salonundan izleyen CHP lideri Özgür Özel’den şöyle geldi:
“Mahkeme taklidi bile yapmaya çalışmayan düzmece bir kurguyla karşı karşıyayız..”
Bence de..
O yüzden bu ortaokul müsameresini andıran kurgu yerine, “acaba kararları doğrudan Saray verip TRT’de yayınlanacak bir bildiri ile tebliğ etse mi” diye düşünmeden edemiyorum. Hani 12 Eylül sonrasında görüp alıştığımız gibi!!
Hiç değilse millet gerçekte ne yaşandığını anlar.
Savcılar iddianame yazayım derken akla karayı birbirine karıştırmaz.
Tahliye vaadiyle insanların malına mülküne çökülmez.
Memlekette adalet var-MIŞ, yargı da bağımsız-MIŞ GİBİ yapılmaz.
Bir de mahkeme masrafından kurtulmuş olurlar.
Gün bitti…
Yazıya gece yarısından sonra, yani tarih 9 Temmuz’a döndüğü sıra nokta koyuyorum. Bakalım, kıyamet tellallarının 9 Temmuz kehaneti tutacak mı?
Erdoğan’ın ve elbette yanı sıra Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş’ın yolunu gözlediği haberler gelecek.. Özgür Özel ve yol arkadaşlarının yolu kesilecek mi?