Sürecin siyasi boyutu
YÖN/FİKRET BİLÂ
Çerçeve Yasa’nın çıkmasıyla uygulamaya geçen sürecin siyasi boyutu büyük önem taşıyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında ilk toplantısını yapan kurul alt kurulların da oluşturulması gerektiğine karar verdi.
Önümüzdeki günlerde yeni kurullar da oluşturulacak.
DEM Parti bu kurullardan birine Abdullah Öcalan’ın başkanlık yapması gerektiğini açıkladı.
“Terörsüz Türkiye” amacıyla başlatılan süreç gereği terör örgütü PKK’nın silah bırakacağı duyuruldu.
PKK’nın nasıl, ne zaman silah bırakacağı, silahları nereye teslim edeceği henüz belli değil.
Çıkarılan çerçeve yasa ile PKK’lıların dağdan inmeleri ve ülkeye dönmeleri öngörülüyor. Ayrıca Avrupa’daki PKK’lıların da ülkeye dönmeleri bekleniyor.
Dağdan ineceklerin ve Avrupa’dan döneceklerin Türkiye’de ne yapacakları konusunda bir açıklık yok.
Süreçle birlikte İmralı’da terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan ve DEM Parti yetkililerinin yaptığı açıklamaların siyasi boyutları var.
İktidardan ise siyasi boyutla ilgili yapılan açıklamalarla ilgili bir yorum gelmiyor.
Oysa sürecin siyasi boyutu çok önemli.
Bu süreç sadece PKK’lıların siyasi taleplerde bulunmadan silah bırakacakları bir süreç değil.
Nitekim Öcalan’ın ve DEM Parti’nin açıklamalarına bakıldığında yasal düzenlemelerin yanı sıra anayasa değişikliği talepleri de var.
Bu talepler Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’nın ilk üç maddesinde sayılan ve dördüncü madde de değiştirilmesi teklif dahi edilemeyeceği belirtilen temel niteliklerle ilgili.
Öcalan, “Anayasa’da yerimizi alacağız” derken, DEM Parti sözcüleri Kürtçenin ikinci dil olarak anayasada yer almasını, Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesini de dillendirdiler.
Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini değiştirecek siyasi taleplerdir.
İktidar ve süreci destekleyen muhalefet partilerinin bu talepler üzerinde durmaları gerekir.
Bu süreçte iktidar Öcalan’ın “siyasi lider” konumuna taşımış oldu. Öcalan’ın söyleminden kendisini Türkiye’deki ve bölgede ülkelerdeki tüm Kürtlerin lideri olarak gördüğü anlaşılıyor.
Öcalan’ın ve DEM Parti sözcülerinin yaklaşımı ve talepleri Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerine ve dolayısıyla Anayasa’ya aykırıdır.
Öcalan’ın ve DEM Parti sözcülerinin açıklamaları “Türkiye Cumhuriyeti yeniden mi kuruluyor?” sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün liderliğinde Ulusal Kurtuluş savaşı sonrası kurulmuş üniter bir ulus devlettir.
Bu niteliklere aykırı yasal ve anayasal düzenlemeler Anayasa’ya aykırılık oluşturur.
Türkiye’nin bölünmesine yol açar.
İktidarın bu söylemlere daha net ve daha detaylı bir karşılık vermesi gerekir.
Bu tür yasal ve anayasal değişiklikler yapılacaksa bunun mutlaka referanduma götürülüp halka sorulması gerekir.