Sonrası önemli

YÖN/FİKRET BİLÂ

Çerçeve yasa olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, 12 saatlik bir çalışma sonrasında Meclis’te rekor bir oyla kabul edildi.

Kanun teklifine 468 milletvekili evet oyu kullanırken, 88 milletvekili hayır oyu kullandı. Bazı milletvekilleri oylamaya katılmamayı tercih etti.

Hayır oylarının 54’ü Yeni Parti’den geldi. Yeni Parti’nin 35 milletvekili ise evet oyu kullandı.

İYİ Parti’nin 29 milletvekilinin tamamı hayır oyu verdiler.

CHP’nin 29 evet oyu gelirken, 2 hayır oyu verildi ve 14 milletvekili oylamaya katılmadı.

AK Parti’nin 268 milletvekilinden 9’u oylamaya katılmadı, katılanlar evet oyu kullandılar.

MHP’den 44 milletvekili evet oyu verirken, 2 milletvekili oylamaya katılmamayı tercih etti.

Rekor oyla kabul edilen yasa, dağdaki PKK’lıların inmesini ve Türkiye’ye dönmelerini, cezaevindeki PKK’lıların da belli koşullarda cezalarının ertelenmesi ve serbest bırakılmasını öngörüyor.

Yasanın uygulanması için PKK’nın silah bırakması ve silah bıraktıklarının MGK tarafından teyit edilmesi beklenecek.

İşin hukuki boyutu öyle.



Bu aşamada en önemli soru terör örgütü PKK-KCK’nın silah bırakmasından sonra başka talepleri olacak mı?

Yasanın adı “çerçeve” olduğuna göre ileride bu çerçeveye uygun yeni yasal ve anayasal düzenleme talepleri gündeme gelecek mi?

Şimdilik bunu bilmiyoruz.

Ancak DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Meclis’teki konuşmasında bu yönde mesajlar var.

Bakırhan, “eşit yurttaşlık, anadil, yerel yönetimde özerklik” mesajları verdi.

Türkiye’de eşit yurttaşlık Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altındadır.

Anayasa’nın 10. maddesi, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle, ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” hükmünü taşır.

Bu hüküm eskiden beri Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında yer almıştır.

Bu hüküm Anayasa’da olduğu halde, DEM Parti’nin “eşit yurttaşlık” talebi neyi içeriyor?

Türkiye’de vatandaşların anadillerini kullanmaları veya öğrenmelerine de bir engel yok.

Ancak resmi dil ve eğitim dili Türkçe’dir.

Hukuki durum böyle olduğu halde, terör örgütü PKK ve DEM Parti’nin; Kürtlerin de Türkler gibi kurucu ulus olarak anayasaya geçirilmesi, Kürtçe’nin de eğitim dili olması ve yerel yönetimlere güçlü bir özerklik verilmesi talepleri var.

Bu talepler Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine aykırıdır.

Diğer taraftan terör örgütü PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın sözleşmesini bizzat kaleme aldığı KCK’ya (Kürdistan Topluluklar Birliği) bağlı diğer terör örgütleri ne olacak?

İran’da PJAK, Suriye’de YPG (SDG), Irak’ta PÇDK ne yapacak?

Bu örgütler de silah bırakacaklar mı?

Siyasi taleplerinden vazgeçecekler mi?

Öcalan’ın liderliğinde bu örgütler Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki dört bölgenin komünal-konfederal bir Bağımsız Büyük Kürdistan devleti altında birleşmelerini öngörüyor.

PKK-KCK bu siyasi hedefinden vazgeçti mi?

Bu soruların yanıtları tam olarak ortaya çıkmadan sürecin nereye evrileceğini tahmin etmek mümkün değildir.

Halkın, Atatürk tarafından Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası laik, üniter, ulus devlet olarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bu niteliklerinden uzaklaşılmasına sandıkta izin vermeyeceği de çok açıktır.

Çerçeve Yasa TBMM