AKP'ye yeni fon skandalı soruları! "Mustafa Yazıcı o isimle ortak mı?"

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, MYK sonrasında açıklamalarda bulundu. Emre, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'ya dair üç soru sordu.

AKP'ye yeni fon skandalı soruları! "Mustafa Yazıcı o isimle ortak mı?"

Yeni Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Toplantının ardından Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre açıklamalarda bulundu. Emre kamuoyunda uzun süredir tartışılan fon skandalının yanı sıra T24'ün kapatılmasını ve gündemdeki diğer gelişmeleri değerlendirdi.

AKP'YE ÜÇ ZOR 'MUSTAFA YAZICI' SORUSU

Emre, açıklamalarında AKP'ye fon skandalı ve Mustafa Yazıcı'ya dair 3 yeni soru yöneltti. Zeynel'in soruları şöyle:

"Soru 1: Türk hukuk tarihinde, yargı tarihimizde gece yarısı böyle bir el koyma işlemi yapılıp da bir saat geçmeden bundan vazgeçildiği başka bir örnek var mı? Tedbirin kaldırıldığı, bir saat arayla. Bakın arada bir hafta olsa, 10 gün olsa bile tartışma konusu yapılır. Çünkü genelde bir soruşturmada tedbir kararı konulduğunda soruşturma sonucuna kadar genelde kalır o. Çünkü güçlü delillerle savcılar tedbir koyar, soruşturma sonuna kadar o tedbiri orada tutar; dava açarsa dava sonuna kadar bakar. Çünkü olası bir mahkumiyet halinde aynı zamanda suç gelirlerinin aklanması kanunu kapsamında işlem yapılacağından ilgili mal varlığı ortadan kaçırılmasın diye. Şimdi bizde, Allah aşkına yani aynı gün gece yarısı iki işlem. Bu kendiliğinden olamaz.

Birinci sorumuz bu: Böyle bir örnek başka var mı? Arada ne gerçekleşti, hangi işlemler oldu, hangi belge bilgiler oldu da geri savcılık bunu kaldırdı?

İKİNCİ SORU

ikinci sorumuz: Bizim bahsettiğimiz şekilde Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı şahıslar ortaklığı var mı? İlişki ağı var mı? HTS kayıtları, görüşme trafiği, birlikte ticaret; bunlar var mı?

ÜÇÜNCÜ SORU

Bu verdiğimiz rakamlar özelinde baktığımızda da Ali Emre Ballı'nın 9 milyara yakın bir işlem yaptığı, yine Mustafa Yazıcı'nın da, üçüncü olarak da onu soralım, 600 milyonluk bir alım yaptığı doğru mudur, değil midir?"

ZEYNEL EMRE'NİN AÇIKLAMALARI

Emre açıklamalarının tamamı şöyle:

"Bildiğiniz üzere fon krizi ilk patlak verdiği zaman yapmış olduğumuz basın toplantılarında hemen dedik ki: Bu fon krizinin merkezi, sorumlusu Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi'dir. Yöneticilerin içinde bulunduğu büyük bir dolandırıcılık vardır, örgütlü bir şekilde yapılmıştır. Bu konuda bir çalışma grubu oluşturduk, sürekli bilgi akışı içerisinde
değerlendiriyoruz uzmanlarla birlikte, bilirkişilerle birlikte. Geldiğimiz noktada görülüyor ki, ülkemize vermiş olduğu zarar en az bundan dört yıl önceki gerçekleşen depremler kadar bir maddi zarar söz konusu. Yani 90 milyar dolarlık, gerek borsadaki kayıplar gerek vatandaşlarımızın direkt mağduriyetleri; bu rakamları topladığınızda 90 milyar dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda bu, ülkemizdeki vatandaşlar açısından hakikaten önümüzdeki dönemin ekonomik açıdan çok daha büyük bir darboğaza gireceğinin işareti aynı zamanda"

"ERDOĞAN SANKİ İÇ DENETİMİ YAPMIŞ GİBİ BİZİ SUÇLUYOR"

"Burada hep dedik ki: Vurgunu yapanlarla ilgili isimleri paylaşın, küçük yatırımcının zararını karşılayacak önlemler alın. Bakıyorsunuz, bizim bütün açıklamalarımız ve ortaya çıkan gerçekler, bizim açıklamalarımız sonrasında istifa ettirilen isimler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısının içinde bulunduğu birçok kişinin istifası ve buna karşın sayın Erdoğan çıkıyor, bizim partimize, Yeni Parti’ye yönelik kabul edilemeyecek ithamlarda bulunuyor, suçlamalarda
bulunuyor. Kendi içlerinde olan bir usulsüzlük bulduklarında kendilerinin bunun sanki kendi iç denetim sonrasında çıkartılıp gerekli işlemler yapılmış gibi konuşuluyor"

MUSTAFA YAZICI'NIN TEDBİRİNİN KALDIRILMASI: "AÇIK BİR MÜDAHALE YOK MU"

Açıklamada, 30 Eylül 2026 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığı yazısına da değinen Emre, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın da aralarında bulunduğu bazı kişilerin mal varlıklarına yönelik tedbir işlemlerinin kaldırılmasına dair şunları söyledi:

"Bakın değerli arkadaşlar, bizim yargı tarihimizde öyle şeyler oldu ki, bizim yargı tarihimizde görmediğimiz örnekleri yaşıyoruz. Dün akşam Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde çok önemli pozisyonda bulunan bir genel başkan yardımcısının oğlunun da içinde bulunduğu bir takım kimselerin bütün mal varlıklarına yönelik bazı tedbir işlemleri ve yine ek listeler halinde Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasından görüyoruz ki, ek liste halinde çok sayıda banka, fon, kuruluş vesairenin lehine işlem yapılmasına ilişkin yazı... Bu yazı elimde; bu yazıda ne
diyor? Diyor ki: Normal hisse değerinin 100 katına varacak şekilde artışlar olduğu, olağanüstü artışlar olduğunu ve özetleyerek gidiyorum, bu piyasadaki bu manipülasyon işlemlerinin 6362 sayılı kanun 107. maddesine göre piyasa dolandırıcılığı suçunun sermaye piyasası araçlarını kullanarak yapıldığını... Yani Cumhuriyet Savcılığı'nın üstelik de hangi bürosu? Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu. Tarih ne? 30.09.2026. Dün basına düştü değil mi? Ve bir takım önlemler aşağıda dağıtım yerleri ve bahsettiğimiz gibi isimler.

Şimdi bunun daha mürekkebi kurumadan, üzerinden bir saat geçmeden, içinden beş
isim ayıklanıyor ve efendim 'yeniden yapılan inceleme sonrasında aşağıdaki tedbir ve şeylerin kaldırılması' deniyor. Allah aşkına gecenin bir vaktinde bu firmalarla ilgili tedbir konulup da hangi yeni delil, belge, bilgiye ulaştınız, amaç hasıl oldu da ilgili firmalar üzerindeki ve şahıslar üzerindeki tedbir kararını kaldırdınız? Hani ucu nereye dokunursa dokunsundu? Açık bir müdahale yok mu burada? Nereye varırsa varsındı, herkesin üstüne gidilecekti değil mi?
Açıklamalar böyle. Ama durduruluyor. Ve bu durdurma işlemiyle birlikte de şimdi
arkadaşlarımızla birlikte değerlendirdiğimizde, edindiğimiz bilgilerden şöyle
bir sonuç çıkıyor:

Burada durdurma işlemi ve beş ismi ayırarak (diğer ilk yapılan açıklamada
oldukça fazla isim var) beş ismi ayırarak bunlar üzerindeki tedbirin
kaldırılması... Bu beş isimden Mustafa Yazıcı; Hayati Yazıcı Bey'in oğlu. Ha,
elbette suçun şahsiliği ilkesi esastır, oğlundan ötürü biz babasını salt bundan
ötürü suçlayacak değiliz. Ama ve lakin bu yapılan iş ve işlemlerde babasının
nüfuzunun kullanılması ve bugün geldiğimiz noktada da yine babasının nüfuzuyla
yargıya yönelik bir müdahale söz konusuysa ki öyle görülüyor, bu çok daha büyük
bir skandala işaret ediyor"

AKP'YE ZOR SORULAR

Emre, Hayati Yazıcı’nın yalnızca oğlunun durumundan hareketle suçlanamayacağını ifade ederken soruşturma kapsamında Mustafa Yazıcı hakkında babasının nüfuzunu kullanarak yargıya müdahale edildiği yönünde iddialar bulunduğunu kaydetti.

Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı arasında ortak faaliyet bulunduğuna ilişkin kendilerine ciddi iddialar ulaştığı belirt Zeynel Emre, şunları söyledi:

SORU1: BAŞKA ÖRNEK VAR MI?

Şimdi değerli yurttaşlarımız, kıymetli basın mensupları; öyleyse biz buradan üç soruyu yöneltelim gerek soruşturmayı yürüten yetkililere gerekse iktidar partisine.

Soru 1: Türk hukuk tarihinde, yargı tarihimizde gece yarısı böyle bir el koyma işlemi yapılıp da bir saat geçmeden bundan vazgeçildiği başka bir örnek var mı? Tedbirin kaldırıldığı, bir saat arayla. Bakın arada bir hafta olsa, 10 gün olsa bile tartışma konusu yapılır. Çünkü genelde bir soruşturmada tedbir kararı konulduğunda soruşturma sonucuna kadar genelde kalır o. Çünkü güçlü delillerle savcılar tedbir koyar, soruşturma sonuna kadar o tedbiri orada tutar; dava açarsa dava sonuna kadar bakar. Çünkü olası bir mahkumiyet halinde aynı zamanda suç gelirlerinin aklanması kanunu kapsamında işlem yapılacağından ilgili mal varlığı ortadan kaçırılmasın diye. Şimdi bizde, Allah aşkına yani aynı gün gece yarısı iki işlem. Bu kendiliğinden olamaz.

Birinci sorumuz bu: Böyle bir örnek başka var mı? Arada ne gerçekleşti, hangi işlemler oldu, hangi belge bilgiler oldu da geri savcılık bunu kaldırdı?

SORU 2: ALİ EMRE BALLI VE MUSTAFA YAZICI OTAKLAR MI

İki, ikinci sorumuz: Bizim bahsettiğimiz şekilde Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı şahıslar ortaklığı var mı? İlişki ağı var mı? HTS kayıtları, görüşme trafiği, birlikte ticaret; bunlar var mı?

SORU 3: YAZICI 600 MİLYONLUK ALIM YAPTI MI

Bu verdiğimiz rakamlar özelinde baktığımızda da Ali Emre Ballı'nın 9 milyara yakın bir işlem yaptığı, yine Mustafa Yazıcı'nın da üçüncü olarak da onu soralım, 600 milyonluk bir alım yaptığı doğru mudur, değil midir? Biz bu sorularımıza cevap bekliyoruz.

"TEKNOLOJİ ÇAĞINDA HİÇBİR ŞEY GİZLENEMEZ"

Değerli arkadaşlar bakın, buradan bir kez daha ifade edeyim; bugünkü teknoloji çağında hiçbir şey gizli kalmaz. Sadece ertelenebilir. Yani kapatmaya çalışırlar, kapatamazlar. Biz bunları öğrendikçe halkımızla paylaşırız ama ve lakin toplamda da bu işin içinde kim varsa yargı önünde bunun hesabı sorulur. Çünkü her şey kayıt altında, iletişim çağında yaşıyoruz, teknoloji çağında yaşıyoruz. Dolayısıyla buralara yönelik hiçbir siyasi müdahale olmadan şeffafça soruşturmaların yürütülmesinin, sorumluların da yargı önüne çıkartılmasının,
aynı zamanda da her seferinde tekrar ediyoruz; bu işe sebebiyet verenlerin mal varlığından karşılanmak üzere mağdurların mağduriyetinin giderilmesi (450 binden fazla direkt olarak işlem yapan, dolaylı 2 milyon insanın mağduriyeti söz konusu)"

"KURULAN KURULDA BU İŞE DAHLİ OLANLAR VAR"

"Şimdi gelelim bu açıkladıklarımızdan sonra oluşturulan bir kurul var. Burada da Allah aşkına nasıl olacaksa oluşturulan kurul fon krizi ile ilgili süreci yönetecek ve Devlet Denetleme Kurulu görev yapacak. Şimdi bu kurul içerisinde baktığımızda kimler var dediğinizde: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz var, Hazine Maliye Bakanı var, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı var, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı var, Borsa İstanbul'un Başkanı ve Devlet Denetleme Kurulu Başkanı'nın katıldığı toplantı. Ve Devlet Denetleme Kurulu'na bu olayı araştırması için görev verildiği açıklanıyor. Şimdi bir defa buradaki
insanların direkt olayla hepsinin bu işe dahli var. Kendi onaylarıyla verilen işlemler var, izinleri var ilgili işlemlere. Ta 10 ay öncesinden 'Burada gariplikler var' diye açıklama yapılmasına rağmen yapılmayan işlemler var, ilgili kişiler bunlar. Mesela Borsa İstanbul Başkanı bu manipülasyonların yapıldığı ve bu vurgun fonlarının işlem yapmasına onay veren kimselerden biri. Toplantıya katılan eski bakan Şahap Kavcıoğlu, Katılımevim Katılım Bankası'nın kurulmasına onay veren BDDK Başkanı. Devlet Denetleme Kurulu'na görev vermişler, o da aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi. Demin izah ettim Borsa İstanbul'un buradaki fonksiyonunu. Yani sözüm ona bu görevi verdikten sonra ötekinden istifa edecekmiş. İstifa etsen ne olur? Zaten işin başından sonra geldiği noktaya baktığımız zaman aynı isimler. Dolayısıyla buradan görülüyor ki amaç fon mağdurlarının çözümünü değil, bu işi en az siyasi zararla biz nasıl atlatırız çabası.

"YENİ PARTİ BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAK"

Biz Yeni Parti olarak bu işin peşini bırakmayacağız. Vatandaşımızın dolandırılan her kuruşunun alınması için ve yetkili kim burada sorumluysa gerekli müeyyideyi alması için gerekli çalışmayı yapmaya devam edeceğiz. Ve tek tek belgeleriyle de somutlaştıkça sizlerle paylaşacağız"

DENİZ YAVUZYILMAZ HAKKINDAKİ İDDİALAR

"Şimdi değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, iki temel görevi vardır milletvekillerinin; birisi yasama, ikincisi denetimdir. Bu yetkiyi milletten aldığı iradeyle yapar. Ve bizim milletvekillerimizden Sayın Deniz Yavuzyılmaz, biliyorsunuz gerek Sayıştay raporları, oradaki yolsuzluklar gerekse de fon meselesi üzerinde ciddi çalışma yapan arkadaşlarımızdan biri. Önemli belgeleri açıklamıştır. Kendisinin açıklamalarından ve söylediklerinden ötürü bir haksızlık, bir hukuka aykırılık iddiasında bulunan varsa gider yargıya tazminat davası açar, ilgili suç duyurularında bulunur. Ancak ve ancak biz yine tarihimizde görmediğimiz bir uygulama gördük. Bu tartışmaların en ateşli olduğu ve en yoğun çalışmaların yapıldığı zamanda Sayın Deniz Yavuzyılmaz'ın eşi Serpil Yavuzyılmaz hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından, Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından (basına geçildiği kadarıyla, bilgi geçildiği kadarıyla söylüyorum): 'Yağma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık'. Burada da deniyor ki: Bir süre yanında danışmanlık yapan kişilerden birinin bir ifadesinden bahsediliyor. İfadeyi de aldım yanıma getirdim buradan size göstereyim. İfadenin bir kısmında: 'Efendim' diyor 'ben' diyor 'duyduğum kadarıyla eşi, Deniz Bey'in eşi danışman maaşlarının bir kısmını alıyordu, öyle duydum' diyor. Şimdi bu, bunun bir defa hukuk karşısında bir dedikodudan öteye giden tarafı yoktur. Çünkü belge yok, delil yok, görmemişsin, etmemişsin, duyan yok, para transferi yok, dekont yok, konuşma yok vesaire hiçbir şey yok. Ama siz buna dayanak bir milletvekilinin eşine gidiyorsanız, hele böyle bir süreçte önemli açıklamalar yapan... O Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin meselesidir. Meclis Başkanı'na buradan çağrı yapıyorum: Bu bize özel bir durum olarak değerlendirilmemelidir, bizim partimize Yeni Parti’ye özel bir olay olarak değerlendirilmemelidir; Meclis'in faaliyetlerine yönelik bir yargı tacizi olarak görülmesi gerekir. Ne demek ailesi üzerinden gidersiniz? Ne demek eşine yönelik böyle bir iddiada bulunursunuz sudan sebeplerle? Tabii biz hesap sordukça bu tür saldırılar da gelecektir, bunu da biliyoruz. Ama biz milletimizin, milletimizden aldığı yetkiye istinaden milletimizin huzuru, refahı, güvenliği ve hakkını savunmak için büyük mücadele veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Kimse bizim kararlı bu yöndeki çalışmamızı durduramaz. Bunun da altını çizelim"

T24’E ERİŞİM ENGELİ

"Şimdi diğer bir konu değerli arkadaşlar; son dönemde hiç yaşamadığımız kadar hesap kapatma, erişim engellenmesi, internet sitesinin kapatılması... En sonunda gördüğümüz T24'ün kapatılması. Bakın Türkiye öyle bir dönemden geçiyor ki ülkedeki emeklinin durumu, asgari ücretlinin durumu, işsizlerin problemi, kutuplaşmanın geldiği nokta, suç oranının yüksekliği, basının böylesine baskı altına alındığı bir durumda insanlar patlama noktasına gelmiş durumda. Yani düşünebiliyor musunuz 15 yaşında bir evladımız geçtiğimiz Salı Ankara'da kendisini metro raylarına atarak canına kıyacağı bir atmosfer. Okullarda daha
önce hiç görmediğimiz şiddet olayları, silahlı baskınlar. Bu toplumun geldiği noktayı göstermesi açısından ibretlik. Bunlar sonuçlar, kötü yönetimin sonuçlarıdır. Huzur ve refah içerisinde yaşayan bir toplumda bu tip olayları çok az görürsünüz. Ama ne zaman ki yönetim adaletsiz yönetiliyorsa, ekonomik darboğaz varsa, eşitsizlik her alanda hakim olmuş, adam kayırmacılık varsa; işte böyle gençler de tükenmişlik sendromu da yaşar, intihar eğilimi de olur maalesef ve başka elim hadiseler de görürüz. Şimdi bütün bunların ortaya çıkartılması... Yani aile nasıl güvende olur dediğinizde, ailenin güvenliği işte o çocukların güvenliği. Kadınlara yönelik kadın cinayetlerinin, saldırıların önlenmesi; aile güvenliği dediğinizde en başta bu gelir değil mi? Aile güvenliği, ailenin işte evde çalışan memur varsa yeterli zammı alıp almaması ailenin huzurudur. Emekli varsa emeklinin geçimi, asgari ücretlinin ailesi... Yani aile huzuru nasıl sağlanır? Buradaki kalemleri düzelttiğinizde aile huzuru sağlanır. Aile huzuruna ve güvenliğine tehdit oluşturan T24 değildir, bizzat Adalet ve Kalkınma Partisi
iktidarıdır.

ERİŞİM ENGELLERİ İÇİN AYM'YE ÇIKARMA

"Şimdi bir soruşturma kapsamında T24 internet sitesi de kapatılıyor. Biz Merkez Yönetim Kurulu'nda bu konuda almış olduğumuz bugünkü kararı da sizlerle paylaşayım: Biliyorsunuz bu erişim engellenmesine yönelik kanun teklifi Meclis'te görüşüldüğünde biz bunun sakıncalarını dile getirmiştik ve Anayasa Mahkemesi'ne bir başvuru yapmıştık. Anayasa Mahkemesi'nde de bu konu şu anda duruyor. Önümüzdeki hafta Çarşamba günü saat 12'de Yeni Parti olarak Anayasa Mahkemesi önüne gideceğiz ve orada partimizin yapmış olduğu bu Anayasa Mahkemesi başvurusunun görüşülmesini talep edeceğiz, bir an evvel görüşülmesini talep edeceğiz. Son dönem her ne kadar çok uygulamazsa da yürütme durdurma mekanizmasını işletmesini talep edeceğiz. Ve bizim bu açıklamamızla da hesabı erişime kapatılanlar ki bakın sadece son bir haftada erişim engeli nedeniyle 12 milyon takipçiye varan hesap engellemeleri gerçekleşti. Yani biz sivil toplum kuruluşlarını, hesabı engellenenleri, kapatılanları, diğer siyasi partileri, hesabı kapatılan akademisyenleri yapacağımız oradaki açıklamaya Anayasa Mahkemesi önüne önümüzdeki Çarşamba 12'de davet ediyoruz. Anayasa Mahkemesi'nin önündeki bu dosyayı bir an evvel karar vermesini, buradaki sorunun da kökten çözülmesini talep edeceğiz"

BELEDİYELERE YÖNELİK OPERASYONLAR

"Şimdi son son olarak arkadaşlar, bir başlıktan daha bahsedip konuşmamı tamamlayacağım. Son bir buçuk yıldan beridir esasında 31 Mart'taki yerel seçim zaferimizi kabullenemeyen, milli iradeyi kabul etmeyen, milli iradeye karşı savaş açan iktidarın bize yönelik sistemli bir şekilde operasyonlarıyla karşı karşıya kaldık. İşte belediyelere yönelik aynı açıklamalar, aynı sudan gerekçelerle operasyonlar; seçilmişlerin cezaevine atılması, baskıyla belediyelerin el değiştirilmesi vesaire gibi olaylarla karşılaştık. Şimdi tüm bunlar içerisinde baktığınız zaman elle tutulur gözle görülür işte o büyük iddiaların nasıl çürüdüğünü gördük. Elle tutulur gözle görülür bir şey ortaya konmadı ama ve lakin bakın geçtiğimiz hafta Adalet ve Kalkınma Partisi'ne ait Yahşihan Belediyesi'ne yapılan bir operasyon var; belediyenin nüfusu 39 bin,
bütçesi 120 milyon, oradaki sadece bir müdürün üzerinden çıkan (İmar Müdürü'nün
üzerinden çıkan) mal varlığının toplam değeri 540 bin milyon lira değil mi? İmar, imara bakan müdür. Bakın İBB dosyalarında dünya iftiralar attılar; içeri atılanlardan biri de İBB Şehircilik ve İmar Dairesi Başkanı Ramazan Gülten. Maltepe Fındıklı'da krediyle aldığı bir tane dairesi var, başka da hiçbir şey yok. Üstelik Üsküdar sahilde kamuya ait alanlara kurulan onlarca yerin
yıkılmasında öncü olmuş ve saldırıya uğramış, mücadele etmiş bir isim; üstünden çıkan bir tane daire. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin İmar Dairesi Başkanı'ndan bahsediyoruz. Bir de Yahşihan Belediyesi'nin imar müdürüne bakın. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi ve bizim aramızdaki temel farkı ortaya koyan, bakış açısını ortaya koyan ve bizle ilgili de suçlamaların ne kadar orantısız olduğunu gösteren örneklerden biri. Bu iki bürokrat profili esasında son dönemde bizim uğradığımız butlan dahi kumpasların nedenini bir kez daha hatırlatmayı ve
hatırlatmayı elzem görüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir şahsın özel devleti değildir. Bu devleti yönetmeye insanlar, partiler belli sürelerle milletin iradesiyle oy alarak gelirler. Milli irade böyle oluşur. Eğer siz halkınızdaki arkanızdaki halk desteğini kaybedip metezoruyla iktidarda kalmaya çalışırsanız tarihimizde nice örnekleri vardır ki milletimiz bunu kabul etmez.

DEMOKRASİ MÜCADELESİ VURGUSU

Bu mücadele, bizim mücadelemiz bizi aşan, bir partiyi aşan bir demokrasi mücadelesidir, milli iradeyi savunmadır. Önümüzdeki dönem insanların seçme seçilme hakkına sahip çıkma ve sandıkla ülkedeki yönetimin değişeceğine yönelik bir çabadır bizim çabamız özünde. Ve karşımızdaki organize kötülük de tamamen seçimleri formalite haline getiren bir anlayışı egemen kılmaya çalışmaktadır. Bunun karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz değerli arkadaşlar"

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Fon Skandalı AKP