Fon krizinden aylar önce Meclis'te defalarca uyarmıştı! Dervişoğlu'nun o sözleri yeniden gündem oldu

Fon krizinden aylar önce Meclis kürsüsünden peş peşe uyarılarda bulunan Müsavat Dervişoğlu'nun 500 milyar liralık manipülasyon ve denetimsizlik iddialarına dikkat çektiği konuşmaları, 455 bini aşkın yatırımcının mağduriyetiyle yeniden gündeme geldi.

Fon krizinden aylar önce Meclis'te defalarca uyarmıştı! Dervişoğlu'nun o sözleri yeniden gündem oldu

Türkiye'de yüz binlerce yurttaşın birikimlerini kaybetmesiyle patlak veren fon krizi kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun krize ilişkin aylar öncesinden yaptığı uyarılar yeniden gündeme geldi.

Dervişoğlu, 22 Ekim 2025 tarihli grup toplantısında iktidarın ekonomi yönetimini ve piyasadaki denetimsizliği şu sözlerle kayda geçirmişti:

"Ekonomiyle ilgili sözlerime son vermeden bir hususa daha işaret etmek istiyorum. Takip ettiğimiz bir meseleye de değinmek istiyorum. Bakın şimdilik kısaca değiniyorum ama milletvekili arkadaşlarımızla, uzmanlarımızla bu konuyu takip ediyoruz. Yakinen takip ediyoruz. Burada da çevirdiğiniz fırıldakları milletle buluşturacak ve bunun hesabını soracak bir zemin oluşturacağız. Biliyorsunuz bu talan ve oligark ekonomisi içerisinde vatandaş tabiri caizse kefenlik parasını korumaya çalışıyor. Kimisi altına yatırım yapıyor, kimisi dövize yatırım yapıyor. Kimisi de az parasıyla borsalara yatırım yapıyor. Mevduat faizine yatırıyor, işte orada alengirli bir iş var diye döndürüp faizlerle oynadıklarını görünce farklı farklı alanlara kaçıyor. Döviz alıyor, orada da bir film çeviriyorlar, oradan da kaçıyor. Ev almaya kalkıyor piyasayı altüst ediyorlar. Altın alıyor yetkililer diyor ki işte 'Sizin yüzünüzden altın yükseliyor, ekonomi krize giriyor.' Haliyle vatandaşın bir yatırım aracı da borsa.

Türkiye'de bugün 6,5 milyon insan hisse senedine yatırım yapıyor. Bakın bu sıradan bir rakam değil. 6,5 milyon insan. Aileleriyle birlikte ne kadarlık bir nüfusu kapsıyor siz düşünün. Bu kadar insan emeğiyle biriktirdiğini borsaya koyuyor. Öyle ayılardan balinalardan falan bahsetmiyorum. Yani normal vatandaştan bahsediyorum. İşinde gücünde, namuslu, vergisini veren orta direk vatandaşımızdır bunların çoğu. Gerçi orta direk falan bırakmadılar memlekette ama bu vatandaşlarımız güvenli buldukları bir alan olarak görüyor ve borsadan hisse senedi alıyor, o alana yatırım yapıyor. Bunların hayalleri var. Bir kısmı belki bir ev alabilirim, bir kısmı araba sahibi olurum, belki buradan para kazanırım çocuğuma üniversite parası biriktiririm falan diye düşünüyor. Umudunu üretime, büyümeye, bu ülkenin şirketlerine bağlamış milyonlarca küçük yatırımcıdan bahsediyorum.

Ama ne oluyor? Hop manipülasyon, spekülasyon, türlü türlü oyunlar. Her seferinde olan gariban vatandaşa oluyor. Rakamlar ortada. Borsadaki şirketlerin yarısı zarar açıklamış. Yani borsamız ucuz dedikleri şey aslında reel sektörün alarm veren bilançolarının üzerini örten bir yalandan ibaret. Ve daha 1,5 ay önce Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan çıktı 'Borsada yükseliş hız kazanıyor' dedi. Peki ondan sonra ne oldu? Bunların maşallah dediği üç gün yaşamadığı için o günden beridir borsa yerle bir oldu. Halkın birikimi eridi, umutları yok oldu.

Gelinen aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ivedilikle bir Meclis Araştırma Komisyonu kurarak başta Türkiye Varlık Fonu olmak üzere Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezi, Rekabet Kurumu, kamu bankaları, Sermaye Piyasası Kurulu gibi tüm aktörlerin iş ve işlemleri denetlenmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki milletvekillerimizin bu haftaki en önemli görev ve sorumluluğundan biri de budur. Bunu da burada ilan ediyorum. Kamu gücünü kullanarak manipülasyon yapan her kim varsa mutlaka hesap vermelidir. Denetimin her aşaması da milletimizle paylaşılmalıdır. Bu ülkenin kurumları yıpranırsa itibarı da yıpranır. Bu yüzden yolsuzluğu değil, uğursuzluğu ve hırsızlığı değil denetimi büyütmeye çaba sarf edelim. Kamu yönetiminde korkuyu ve suç ortaklığını değil; şeffaflığı, hukuku ve hesap verilebilirliği hâkim kılalım."

"BİLİYORLARMIŞ AMA ÖNLEMEMİŞLER: BU SESSİZLİK SUÇA AÇIK BİR İZİNDİR"

Dervişoğlu, ilk uyarısından üç hafta sonra, 12 Kasım 2025'teki Meclis grup toplantısında bu kez doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül’ün açıklamalarını hedef alarak şu ifadeleri kullandı:

"Kurumlar ve kurallar da iflas etmektedir. Güven ilişkisi iflas etmektedir. İki hafta önce de dile getirdik. Bu ülkenin borsasında manipülasyon bizzat kamu gücü kullanılarak, devletin verdiği makamlar kullanılarak yapılıyor. Mehmet Şimşek geçen hafta çıktı, 'Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz' dedi. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Ömer Gönül, 'Piyasa dolandırıcılarını biliyoruz' dedi. Bunca zamandır biliyorlarmış ama susmuşlar. Yani biliyorlarmış ama önlememişler. Bu suskunluk, bu sessizlik suça verilmiş açık bir izindir.

Ve şimdi yeni bir skandal daha ortaya çıktı. Bir yatırım bankasının geçen hafta gözaltına alınan genel müdürü özel bir bankanın davasında da yargılanmış. Evet, yanlış duymadınız. Piyasa dolandırıcılığı iddialarının ortasındaki bir banka yöneticisi meğerse zaten davalıkmış. Kim korudu bu insanları? Kim izin verdi bu düzenin sürmesine? Tabii ki iktidar.

Açıkça söylüyorum: Bu artık bireysel bir suç değildir. Organize bir suç vakasıyla karşı karşıyayız. Bu, çürümeden kokuşma aşamasına geçmektir. Bu ülkenin borsasında dolandırıcılık yapılırken iktidarın yapması gereken şey neydi diye düşünüyorum. Ne yapmalıydı iktidar? Vatandaşı korumaktı görevi. Peki ne yaptılar? Rant çevrelerini ve borsa çetelerini korudular.

Bugün Türkiye'de küçük yatırımcı kaybediyor. 6,5 milyon insan, aileleriyle birlikte 15-20 milyon insan mağdur ediliyor; manipülatörler ise kazanıyorlar. Vatandaşın birikimi eriyor, rant çeteleri büyüyor. İktidar koruyor, kurumlar sessiz kalıyor. Bu düzen böyle gitmez değerli dava arkadaşlarım ve gitmemelidir. Sözlerim açık ve net: Mehmet Şimşek de Sermaye Piyasası Kurulu yönetimi de hiç zaman kaybetmeden derhal istifa etmelidir.

Önerimi tekrarlıyorum: Meclis'te Öcalan canisini cezaevinden çıkartmak için komisyonla uğraştığınız kadar küçük yatırımcının haklarıyla uğraşın. Kuracaksanız bunun için bir komisyon kurun. Başta Borsa İstanbul olmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Merkez Bankası, Rekabet Kurumu, kamu bankaları gibi tüm aktörlerin iş ve işlemlerini denetleyin. Hukukun, devlet olmanın, hukuk devleti olmanın gereği budur. İktidarlarının diyetini milli iradeye değil, yandaşın idamesine adayanlar için bu haykırışımız nafiledir. Ama bilsinler ki cevabını milli iradeden alacakları gün anbean yaklaşmaktadır. Herkes bunu bilmek durumundadır. Biz konuşuyoruz, anlatıyoruz ama sesimize kulak veren yok. Sandık gelince görüşürüz, sandık gelince hesabı millet soracak."

BAKAN ŞİMŞEK "BİLİYORUZ" DEDİKTEN SONRA VURGUN 500 MİLYAR LİRA BÜYÜDÜ

Dervişoğlu'nun işaret ettiği çelişkiyi TEFAS verileri somut biçimde ortaya koydu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihinde "Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz" açıklamasını yaptığı dönemde, tasfiye kapsamına alınan 131 fondaki toplam büyüklük 297 milyar lira düzeyindeydi. Kamu otoritelerinin bildiklerini beyan etmelerine karşın herhangi bir önleyici müdahalede bulunmaması sonucunda, söz konusu fonların büyüklüğü Eylül 2026 itibarıyla 800 milyar liranın üzerine fırladı ve sistemde 500 milyar liralık ilave bir büyüklük manipülasyona açık hale geldi.

Krizin temelinde şirketlerin sahip olmadığı değerlerle yapay olarak şişirilmesi yer aldı. Örnek olarak gösterilen TLY fonunun 2021 yılından Ağustos 2026'ya kadar olan süreçte 524 kat artış gösterdiği belirlendi. Başka bir deyişle, sisteme yatırılan 1 milyon lira, piyasa dinamikleriyle izah edilemeyecek şekilde 524 milyon liraya ulaştı. 2021-2025 yılları arasında kapalı kalan ve yalnızca 12 kişinin dahil olduğu bu fon, daha sonra halka arz edildi. Şişirilmiş fiyatlar üzerinden parasını çekmek isteyen binlerce küçük yatırımcı işlemlerini gerçekleştiremezken, fon halka açılmadan önce sistemde bulunan ve sonrasında yüklü miktarda para çeken isimler soruşturmanın odak noktalarından biri haline geldi.

Fon krizinin fitili, Pusula Portföy fonlarından 28 Ağustos tarihinden itibaren gelen yaklaşık 132,7 milyar liralık para çekme talebiyle ateşlendi. Pusula Portföy, 15 Eylül'de yatırımcılara yönelik iade ödemelerinde temerrüde düştüğünü bildirdi. Tera Portföy bünyesindeki iki fonda da benzer likidite krizinin patlak vermesi piyasada satış baskısını tetikledi ve sistem kilitlendi.

Gelişmeler üzerine SPK, 17 Eylül’de Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy olmak üzere 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarında alım-satımı durdurarak 131 fon hakkında tasfiye kararı aldı. SPK daha önce 28 Ağustos’ta temel finansal büyüklüklerle açıklanamayan fiyat hareketleri nedeniyle yeni bir yatırım fonu rehberi hazırlamıştı. Kurul, tasfiye edilen 131 fondaki Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğunu duyurdu.

Piyasa uzmanları ise SPK denetim mekanizmasındaki boşluklara dikkat çekti. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yiğit Atılgan, SPK’nın TEFAS izni verirken fonları niteliksel bir teste veya likidite analizine tabi tutmadığını, kırmızı alarm veren fonların platforma kabul edilmesinin mevzuat eksikliğinden kaynaklandığını ve müdahalede geç kalındığını ifade etti. Bloomberg'e konuşan eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak yaşananları "bir düzenleme başarısızlığı" olarak tanımlarken, World Rating Başkanı Orhan Ökmen son 2-3 yıldır fonlardaki suni fiyatlama riskinin bilinmesine rağmen SPK'nın düzenleme yapmakta geciktiğini vurguladı.

MECLİS AÇILIŞINDA SERT ÇIKIŞ: 15 SANİYEDE ÖĞRENEBİLİRLER AMA VERİLER GİZLENİYOR

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, Meclis'in 28. Dönem 5. Yasama yılı açılışı kapsamında 3 Ekim 2026'da TBMM'ye gelişinde gazetecilere yaptığı açıklamada fon krizine değinerek tepkisini sürdürdü:

"Münferit bir olayla karşı karşıya değiliz. Magazinel bir olayla da karşı karşıya değiliz. Yani elimizde de veri yok. Bu hükümetin içinde görev yapan bazıları tuşlara basarak, düğmelere basarak kim ne yaptı, kim ne aldı, kim ne kazandı, kim ne kaybetti, 15 saniye içinde bunu öğrenebilme imkânına sahiptir. Kamuoyuyla hiçbir veri şeffaf bir biçimde paylaşılmıyor.

Her gün de başka bir şeye uyanıyoruz. Türkiye, Cumhuriyet tarihinin bu en büyük soygunuyla karşı karşıya iken kamuoyunda farklı gündem maddeleri ortaya atılarak birtakım örtüler oluşturulmaya çalışılıyor. Bizi doğrulardan ve gerçeklerden kimse uzaklaştıramaz. Bu zamana kadar bazı şeyleri püskürtüp bertaraf etmiş olabilirler. Ama biz doğru yerden bakarak, çözümü de doğru yerde arayarak bu sürecin aydınlanmasına katkı sağlayacağız."

Fon krizinden aylar önce Meclis'te defalarca uyarmıştı! Dervişoğlu'nun o sözleri yeniden gündem oldu - Resim : 2

Genel Kurul açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, "Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, 28 Eylül'deki Kabine Toplantısı sonrasında da fon piyasasında manipülasyon ve yolsuzluk yapanların karşısında devletin olacağını söylemişti.

YURTDIŞINA MİLYONLARCA DOLAR KAÇIRILDI, TUTUKLU SAYISI 65'E YÜKSELDİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19 Ağustos 2026 tarihli müzekkeresiyle hisselerdeki olağandışı hareketlere yönelik başlattığı soruşturma derinleşti.

Dosyaya yansıyan finansal tespitler uluslararası para transferlerini ortaya çıkardı:

* Tutuklanan Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın İsviçre’deki bir hesaba yaklaşık 25 milyon euro transfer ettiği belirlendi.

* Yarız’ın hesabı ile İsviçre’deki Edmond de Rothschild Bankası’ndaki bir hesap arasında 1 Eylül’de yaklaşık 2 milyar 889 milyon TL tutarında transfer gerçekleştiği saptandı.

* Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın ise İsviçre’deki bir hesaba 15 milyon dolar aktardığı tespit edildi.

* Mahkeme kararıyla fon hesaplarındaki 387 milyon 461 bin 359 lira donduruldu.

* Muhammed Yarız’a ait 105 milyon liralık varlığa el konulurken, QNB Finansbank nezdinde TERA Portföy üzerinden aktarılmak istenen 257 milyon lira için de el koyma tedbiri uygulandı.

Operasyonlar kapsamında Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Holding yöneticileri Bülent Uygun, Abdülkadir Özkan, Erdin Özel, Emir Münir Sarpyener, Destek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova ile gazeteci Fatih Ergin tutuklandı. 1 Ekim’de mahkemeye sevk edilen şüphelilerle birlikte dosyadaki toplam tutuklu sayısı 65’e ulaştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 60 kişi hakkında adli işlem yapıldığını, 51 kişiye yurtdışı çıkış yasağı getirildiğini ve şüphelilerin malvarlıklarına tedbir konulduğunu duyurdu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 28 Eylül'de yaptığı açıklamada, sistemin etkilenmemesi için likidite tedbirlerinin sürdüğünü belirtirken, SPK iptal edilen talimatlara tasfiye bakiyesinden ödeme yapılacağını duyurdu.

SORUŞTURMA KAPSAMINDAKİ ŞİRKETLERİN DOSYASI

Soruşturmada adı geçen ve malvarlıklarına tedbir uygulanan holding ve portföy yönetim şirketlerine ilişkin veriler şöyle:

Tera Holding: 2005 yılında eski Bakan Oğuz Tezmen’in oğlu Emre Tezmen tarafından kuruldu. Toplam kaynakları 2023 sonundaki 1,5 milyar TL'den Haziran 2026'da 26 milyar TL'ye fırladı. Tera Menkul payları halka arzından Nisan 2026'ya kadar yüzde 40 bin değer kazandı ve şirket 4,5 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı. Tezmen, sürecin organize bir spekülatif atak olduğunu öne sürdü.

Pusula Holding: Kasım 2025'te bünyesinde Katılımevim ve Birevim'i toplayarak kuruldu. Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan 22 Eylül'de tutuklandı. Daha önce SPK'dan piyasa bozucu eylem cezası alan Muhammed Yarız, Bodrum'da tutuklandı. Pusula Portföy'ün 31 Ağustos itibarıyla 633 milyar liralık portföy yönettiği bildirilmişti.

Hedef Holding: Yönetim kurulu başkanlığını yürütürken gözaltına alınan Namık Kemal Gökalp 18 Eylül'de istifa etti. Şirket payları 2026'da 396 TL'den 20 TL seviyesine çakıldı. Tasfiye edilen fonların büyüklüğünün 31 milyar TL olduğu, bunun 29,8 milyar TL'sinin likit fon olduğu savunuldu.

Destek Holding: Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova tutuklandı. Kumova ifadesinde Destek Faktoring değerinin 15 milyar TL'den 1,3 trilyon TL'ye çıkmasını anormal bulduğunu ancak hisse alım satımı yapmadığını savundu.

Bulls Yatırım Holding: Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya ve Lydia Holding Başkanı Enver Çevik gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakıldı. Şirketin ortaklarından Neslihan Mumcu eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı olarak biliniyor.

Atlas Portföy: FT verilerine göre Tera ve Pusula ile birlikte yaklaşık 29 milyar dolarlık varlık yönettiği belirtilen şirketin TEFAS fonları işleme kapatıldı ve tasfiye için Ziraat Bankası yetkilendirildi.

A1 Capital ve Pardus Portföy: Güler Yatırım Holding bünyesindeki Pardus'un 42 fonu, A1 Capital'in ise 7 fonu tasfiye kapsamına alındı. Kredi derecelendirme kuruluşu Turkrating, şirketleri izlemeye aldığını duyurdu.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Fon Skandalı Müsavat Dervişoğlu