Bülent Arınç Süleymancılar operasyonunu eleştirdi! Kendisine sorulan soruyu iki bakana yöneltti
Süleymancılar soruşturmasında Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi'ye “AKP’yi destekleselerdi operasyon yapılır mıydı?” diye soran Bülent Arınç, gizlilik ve masumiyet karinesi çağrısı yaptı. Arınç, CMK’ye aykırı uygulamalar olduğunu iddia etti.
AKP kurucularından Bülent Arınç, Süleymancılar yapılanması hakkındaki soruşturmada Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırı uygulamalar bulunduğunu iddia etti. Arınç, kendisine gelen, "Süleymancıların AKP'yi destekleseydi operasyon yapılır mıydı?" sorusunu da Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye yöneltti. Arınç, soruşturmanın gizliliğine ve masumiyet karinesine uyulması çağrısı yaptı. Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla da mezarı açılan Süleymancıların eski lideri Ahmet Arif Denizolgun'dan 2011'de partisi adına siyasi destek istediğini de anlattı.
AKP kurucularından Bülent Arınç, kamuoyunda Süleymancılar soruşturmasına ilişkin açıklama yaptı. Adalet ve İçişleri bakanlarının soruşturmanın cemaate değil, adi suç işlediği öne sürülen kişilere yönelik olduğu yönündeki açıklamalarına güvendiğini belirten Arınç, sürecin yürütülme biçimine tepki gösterdi.
Arınç, soruşturma aşamasında Ceza Muhakemesi Kanunu’na açıkça aykırı uygulamalar bulunduğunu öne sürdü:
“Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte.”
"SOSYAL MEDYADA KİŞİLER İNFAZ EDİLİYOR"
Soruşturmanın gizli yürütülmesi gerektiğini hatırlatan Arınç, iddianame mahkeme tarafından kabul edilmeden kişilerin suçlu ilan edilemeyeceğini vurguladı. Sosyal medya ile yazılı ve görsel basında soruşturmada adı geçenler hakkında hüküm verildiğini söyleyen Arınç, şu ifadeleri kullandı:
“Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır.”
Basın özgürlüğü ile halkın haber alma hakkının önemli olduğunu belirten Arınç, adil soruşturma ve yargılanma hakkının da korunması gerektiğini kaydetti:
“Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir.”
CEMAAT VE TARİKAT TARTIŞMASINA BÖYLE GİRDİ: CHP'Lİ ZİHNİYETE...
Soruşturmanın ardından cemaat ve tarikatların kapatılması yönünde yapılan çağrıları da eleştiren Arınç, bu yapıların sosyolojik bir gerçek olduğunu savundu:
“Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Süleymancılar söz konusu olduğunda, içlerinde kin ve garaz taşıyan bir kısım “CHP'li zihniyete sahip insanlar” "Cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye bir koro halinde konuşmaya başladılar. Bu çok yanlıştır. O kadar yanlıştır ki, cemaat ve tarikatlar sosyolojik yapılardır. Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur.”
Arınç, Atatürkçü Düşünce Derneğinin eski başkanı Muammer Aksoy’un, 12 Eylül sonrasında yargılanan cemaat lideri Kemal Kaçar’ın avukatlığını yaptığını da hatırlattı. Aksoy’un Süleymancılar hakkında şu sözleri söylediğini aktardı:
“Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum”
"İNSANLAR DAMGALANIYOR"
Mezar açma işlemine kadar uzanan soruşturmanın özensiz yürütüldüğünü öne süren Arınç, hukuk ve adli tıp alanında bilgisi olmayan kişilerin yeni suçlular bulmaya çalıştığını söyledi:
“Soruşturmaya yeniden dönmek gerekirse süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar.”
Süleymancılar yapılanmasını uzun yıllardır tanıdığını anlatan Arınç, Kemal Kaçar ile hukuk fakültesinde okuduğu dönemde tanıştığını ancak hiçbir zaman cemaat mensubu olmadığını belirtti. Arınç, yapılanmanın Süleyman Hilmi Tunahan döneminden itibaren Kur’an eğitimi verdiğini iddia edip ve farklı şehirlerde cemaat mensuplarıyla dostane ilişkiler kurduğunu söyledi.
"ERDOĞAN'IN BİLGİSİ DAHİLİNDE DENİZOLGUN'DAN DESTEK İSTEDİM"
Arınç, fethi kabir yapılan Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun ile aynı yıl milletvekili olduklarını, 2011 seçimleri sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bilgisi dâhilinde kendisiyle birkaç kez özel görüşme yaptığını da açıkladı. Bu görüşmelere rağmen Denizolgun’dan AKP’ye destek sağlayamadığını ifade etti.
"KUZENLER ARASINDAKİ MAL KAVGASINA DÖNÜŞTÜ"
AKP ile Süleymancılar arasındaki mesafenin, iki kardeşten birinin AKP’den milletvekili olması ve diğerinin buna karşı çıkmasıyla açıldığını söyleyen Arınç, daha sonra yaşananların kuzenler arasındaki mal varlığı anlaşmazlığına dönüştüğünü belirtti:
“Süleymancılarla aramızdaki mesafenin açılması, iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin de buna karşı çıkması ile oldu. Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü. Biz, bunlarda taraf olamayız.”
Hukuka aykırı eylemlerin yargı önüne çıkarılması gerektiğini vurgulayan Arınç, buna karşın soruşturmada adı geçen bazı kişilerin kamuoyunda haksız biçimde yıpratıldığını savundu. Savcıları, hâkimleri ve kolluk kuvvetlerini soruşturmanın gizliliğine uymaya çağırdı.
İKİ BAKANA BU SORUYU YÖNELTTİ
Arınç, kendisine Süleymancılar AKP’yi destekleseydi bu soruşturmanın yapılıp yapılmayacağının sorulduğunu açıkladı. Bu soruya devletin cemaatlere siyasi tercihlerine göre yaklaşmadığını söyleyebilmesi gerektiğini belirten Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bana bugün sorulan bir soru var. Ben bu sorunun cevabını açık yüreklilikle vermek istiyorum. O da şudur: 'Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?'. Ben onlara rahatlıkla şunu söyleyebilmeliyim: “Hayır, bizim şu veya bu cemaate, şu veya bu tarikata peşin hükümlü bir düşmanlığımız yok. AK Parti'yi desteklesin veya desteklemesin. Kendi işlerine iyi baksınlar, kendi işlerinde iyi olsunlar, ülkeye, millete faydalı hizmetler yapsınlar. Ama bunlardan hangisi olursa olsun eğer kanuna göre açıkça suç teşkil eden işler yapıyorlarsa biz bunların üzerine gideriz, gitmeye mecburuz.” diyebilmeliyim. Adalet Bakanımızdan ve İçişleri Bakanımızdan bu hassasiyeti bekleme hakkını kendimde görüyorum."


Süleymancıların varisiyle Erdoğan'ın eski danışmanı arasında Denizolgun otopsisi atışması! Tayyar da katıldı
Süleymancılar soruşturmasında Mehmet Akay yakalandı: Tutanaklarının saklanması sürecinde rol almıştı!