Süleymancıların varisiyle Erdoğan'ın eski danışmanı arasında Denizolgun otopsisi atışması! Tayyar da katıldı

Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tartışması başladı. İzzet Özgenç rapora “mizansen” derken, Fatih Süleyman Denizolgun sert tepki gösterdi. Şamil Tayyar, Adli Tıp Kurumunu delil saklamakla suçladı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Süleymancıların varisiyle Erdoğan'ın eski danışmanı arasında Denizolgun otopsisi atışması! Tayyar da katıldı

Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un fethi kabir işleminin ardından çıkan bilirkişi raporuna Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski danışmanı İzzet Özgenç 'Mizansen' dedi. Denizolgun'un torunu ve eski AKP vekili Fatih Süleyman Denizolgun da sert bir yanıt verdi. Süleymancıların tutuklanan lideri Alihan Kuriş'ten şikayetçi olan AKP'li Denizolgun'a destek de eski AKP vekili Şamil Tayyar'dan geldi. Tayyar, Adli Tıp Kurumu'nun delil sakladığını belirtip 'yıkılıp baştan' yapılanması gerektiğini söyledi. İzzet Özgenç, Süleymancılara yapılan ilk operasyonda Ahmet Gökçen'in gözaltına alınmasın da tepki göstermişti.

Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada hazırlanan bilirkişi raporu yeni bir tartışma başlattı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı ve ceza hukuku profesörü Özgenç, bilirkişinin eski otopsi görüntülerinden hareketle Denizolgun’un nefessiz bırakılarak öldürüldüğü yönünde “mizansen” oluşturduğunu iddia etti.

AÇIK AÇIK "MİZANSEN" DEDİ

Özgenç, raporun basına yansımasının soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiğini ve yargılama sürecini etkilediğini ileri sürdü:

"Şüpheli ölüm dolayısıyla açılan mezardaki cesetten alınan örnekleri bilimsel yöntemle inceleyerek ölüm sebebini açıklığa kavuşturmakla görevlendirilen “bilirkişi”nin yıllar önce yapılmış otopsi faaliyetine ilişkin görüntüler üzerinden “KİŞİNİN AĞZININ VE BURNUNUN BİR YASTIKLA KAPATILARAK NEFESSİZ BIRAKILMASI" sonucu öldürüldüğü yönünde MİZANSEN oluşturması ve soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek, sanki maddi gerçek “tespit” edilmiş gibi bunun medya organlarına servis edilmesi, yürütme gücünün nüfuzunu kötüye kullanarak yargılama faaliyetini etki altına alması bakımından tarihe geçecek bir örnek oluşturmaktadır."

Özgenç, Süleymancılara yönelik ilk operasyonda Ahmet Gökçen’in gözaltına alınmasına da tepki göstermişti.

DENİZOLGUN'DAN ÖZGENÇ'E SERT SUÇLAMALAR

Arif Ahmet Denizolgun’un torunu ve eski AKP milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, Özgenç’in açıklamasına sert tepki gösterdi. Alihan Kuriş ve beraberindekilerden şikâyetçi olan Denizolgun, Özgenç’in soruşturmanın farklı aşamalarında “paniklediğini” ileri sürdü.

Denizolgun, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın otopsi görüntülerini Adli Tıp Kurumu'ndan üç kez istediğini belirtti. Görüntülerin önce bulunamadığını, feth-i kabir kararı sonrasında ise kesik şekilde gönderildiğini savundu:

"Sayın İzzet Özgenç Hoca;

Ahmet gökçen gözaltına alındı paniklediniz, amcamın cinayet dosyası açıldı yine paniklediniz, dosya bilirkişiye gitti yine paniklediniz. Her olayda da gerçek dışı yazılar yazdınız ve suç işlediniz.

Gerçekten hayrdır, yoksa cinayete kurban giden bizim değil de, sizin mi amcanız?

Ahmet Gökçen ile Kurişiilerle ve bu dosyayla, nasıl bu kadar derin bir bağınız oluşabiliyor?

İnsan gerçekten aranızdaki ilişkiyi merak ediyor...

Neden; halkımıza yalan ve yanlış bilgiler vererek, Kurişiilerin safında yer alarak, üstüne yargıya müdahale etmeye kalkışıyorsunuz?

Halkımıza yanıltıcı bilgi vermek pahasına, suç işlemeyi göze almak pahasına; mütemadiyen gerçek dışı yazılar yazarak, alenen yargı kurumlarımıza hakaret etmeye nasıl cüret edebiliyorsunuz?

Size daha önceki yazımda da, manipülasyon yaptığınızı, sizin dediğiniz gibi KYOK kararı verilmediğini, bizim Bakırköy'de açtığımız dosyanın derdest olduğunu, ayrıca 13 Ağustos 2026 tarihinde Bakanlığımızdaki faili meçhul suçlar bürosuna başvurduğumuzu sosyal medya üzerinden yazmıştım. O zaman da hatanızı yüzünüze vurmuştum.

Bakırköy Başsavcılığımızdaki savcı tarafından ATK'ya defalarca müzekkere yazıldığı halde; Adli Tıp Kurumu tarafından yok denilen videoyu, fethi kabir kararı sonrası Adli Tıp Kurumu ne hikmetse, aylardır yok dediği halde hemen bulmuş, videoyu da ATK değişik şekilde, kesik kesik şekilde gönderdi.

Bu durum başlı başına şaibeli değil mi?

Haliyle, bu durumu da şüpheli bulan Bakırköy Başsavcılığımız, aylardır gelmeyen videoyu bilirkişiye gönderdi. Uzman bilirkişiler de bu konuda raporunu yazdılar. Bakırköydeki bu dosyada, şüpheli olarak görülenler, zaten o dönemdeki Adli Tıp Kurumu yetkilileri veya çalışanlarıdır.

Bakırköy Adliyemizdeki savcı; 3 kere video kaydını isteyen müzekkere yazmak zorunda kaldı, adli tıp kurumu çok direndi, adli tıp kurumu ilk cevap yazısında fotoğrafları istersen göndereyim diye savcılığa yazdı, savcılık 2. Defa video kaydını da gönder diye yazınca, fotoğrafları gönderdim diye adli tıp kurumundaki yetkili 2. Cevap yazısını yazıyor, Savcılık 3. müzekkeresinde şu kadar sayıda foto gönderdin, video kaydı var mı yok mu bunun cevabını ver, varsa gönder diye bir daha müzekkere yazıyor. Onun üzerine adli tıp kurumu, 16 Temmuz 2026 tarihinde otopsi anına ait video yok diyor yazıyor.

Akabinde, Bakırköy Başsavcılığımız fethi kabir kararı aldığı anda video geliyor, fakat kesik kesik değişik şekilde geliyor.

Siz bu süreçlerin hiçbirine vakıf olmadan, nasıl yargı kurumlarımızı töhmet almaya çalışırsınız?

Bir ceza profesörü olarak, Ahmet Gökçe'nin gözaltına alındığı günden beri yazdığınız yazılarda; pervasızca kaç suçu birden işlediğinizi biliyor musunuz?

Eğer cesaretiniz veya özgüveniniz varsa, yazılarınızın altına yorum yazılmasını neden kısıtlıyorsunuz?

Lütfen; yorumlarınızı halka açında, halkımız size neler yazıyor, hangi tepkileri veriyor görelim?

Gene de, Saygılar, Selamlar

ŞAMİL TAYYAR'DAN DENİZOLGUN'A DESTEK

Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar da tartışmaya katıldı. Tayyar, otopsi görüntülerinin feth-i kabir kararından sonra savcılığa gönderildiği iddiasının çok vahim olduğunu belirtti. Adli Tıp Kurumu'nun baştan sona değiştirilmesi gerektiğini savundu:

"Çok vahim bir iddia. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 kez Adli Tıp Kurumu’ndan otopsi videosunu istiyor, her seferinde ‘video yok’ deniyor. Mezarın açılmasına karar verilince bir anda video savcılığa ulaştırılıyor. O da tahrip edilmiş şekilde. Ceza dosyalarında çok kritik misyonu olan Adli Tıp Kurumu’nun bu devirde hâlâ “suç örtme” cesaretini göstermesi, ciddi sorundur. 15 Temmuz’dan sonra değiştirdiğimizi düşündüğümüz bu kurum belli ki mutasyona uğramış, revizyonla düzeltilmesi mümkün gözükmüyor. Herhalde yıkıp yeniden inşa etmek, bırakın uzmanları, güvenlik görevlisine, hizmetliye kadar değiştirmek gerek."

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Süleymancılar Operasyon