Beştepe Anayasa değişikliği için olmazsa olmazını açıkladı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, yeni anayasa sürecinin “olmazsa olmaz” şartını açıkladı. Uçum, Mecliste 400’den fazla oyla kabul edilse bile yeni anayasanın referanduma götürülmesi ve halkın onayını alması gerektiğini vurguladı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Beştepe Anayasa değişikliği için olmazsa olmazını açıkladı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, İmralı süreci kapsamında çıkarılan kanuna ilişkin tartışmalara girdi. Kanunun AYM tarafından iptal edilmesi ihtimalini düşük gören Uçum, yeni bir infaz düzenlemesinin gündeme gelebileceğini ancak FETÖ ve diğer örgütlere alan açılmayacağını söyledi. Süreçte kullanılan siyasi dile de tepki gösteren Uçum, yeni anayasanın Meclisten 400’ün üzerinde oyla geçse bile mutlaka referanduma sunulması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, PKK’nın silah bırakmasıyla bağlantılı İmralı süreci kapsamında çıkarılan 7595 sayılı Kanun’u değerlendirdi.

Uçum, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda “Çerçeve Yasa” olarak da anılan düzenlemeye ilişkin tartışmaları ele aldı. Anayasa Mahkemesine başvuru ihtimali, infaz sistemi, süreçte kullanılan siyasi dil, demokrasi reformları ve yeni anayasa konularında açıklamalarda bulundu.

AYM İHTİMALİNİ DÜŞÜK GÖRDÜ

Uçum, kanun teklifinin 367 milletvekilinin imzasını taşıdığını ve düzenlemenin 467 oyla kabul edildiğini hatırlattı. Bu destek nedeniyle kanunun doğrudan Anayasa Mahkemesine götürülme ihtimalinin düşük olduğunu savundu.

Anayasa’ya göre kanunun iptali için Mecliste en fazla üyeye sahip iki parti veya en az 120 milletvekili AYM’ye başvurabiliyor. Uçum, AKP’nin başvuru yapmayacağını, süreci destekleyen Yeni Parti yönetiminden de böyle bir adım beklenmediğini belirtti.

Kanuna "hayır" oyu veren milletvekili sayısının 87 olduğuna dikkati çeken Uçum, 120 imzaya ulaşılmasının da neredeyse mümkün olmadığını ileri sürdü. Kanunun doğrudan iptali için AYM’ye başvurulabilecek son tarihin 17 Ekim 2026 olduğunu kaydetti.

Uçum, düzenlemenin ileride görülecek bir dava üzerinden AYM’nin önüne taşınabileceğini de belirtti. Ancak böyle bir başvurunun zamanı ve sonucu belirsiz olduğu için süreç üzerinde etkili olmasını beklemediğini ifade etti.

EŞİTLİK İLKESİ TARTIŞMALARINA GİRDİ

Uçum’a göre kanun AYM’nin önüne gelirse temel tartışma eşitlik ilkesi üzerinden yürütülecek. AYM kararlarında eşitliğin, herkesin her durumda aynı kurallara tabi tutulması anlamına gelmediğini hatırlatan Uçum, farklı hukuki durumdaki kişiler için farklı düzenlemeler yapılabileceğini belirtti.

Kamu yararı, zorunluluk ve nesnel gerekçelerin bulunması durumunda farklı uygulamaların eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceğini savundu. Terör suçları için geçmişte getirilen bazı istisnaların da "haklı bir nedene" dayandığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulunmadığını aktardı.

Uçum, 7595 sayılı Kanun’un diğer terör örgütleri açısından eşitlik sorunu yaratmadığını öne sürdü. Düzenlemenin sistematik terörün kalıcı biçimde sona erdirilmesini amaçladığını ve kamu yararına dayandığını söyledi. Kanunun kapsamının belirlenmesinin de Meclisin takdir yetkisinde olduğunu ifade etti.

"EMSAL DEĞİLDİR" DEDİ

Uçum, 7595 sayılı Kanun’un geçici ve özel bir düzenleme olduğunu vurguladı. Kanunun yalnızca terörün tasfiyesi sürecinde kullanılacağını belirterek, buradan hareketle genel infaz taleplerinin gündeme getirilmesini doğru bulmadığını söyledi.

Uçum, “7595 sayılı Kanun emsal oluşturacak bir kanun değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte infaz sisteminde reform ihtiyacının sürekli gündemde olduğunu belirtti. Mağdurları tatmin eden, mahkûmlar açısından adil olan ve hükümlüleri topluma kazandırmayı amaçlayan bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti. Cezaevlerindeki yoğunluk nedeniyle yeni bir infaz düzenlemesinin tartışılabileceğini de kaydetti.

Uçum, hazırlanacak olası düzenlemelerin FETÖ ve diğer terör veya suç örgütlerine alan açmaması gerektiğini savundu. Meşruiyeti zedeleyecek taleplere olumlu yaklaşılmayacağını belirtti.

SÜREÇTE DİL UYARISI

Geçiş sürecinde kullanılan siyasi dilin büyük önem taşıdığını belirten Uçum, devletin diyalog yürüttüğü tarafların daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Uçum, bu konudaki değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Devlete karşı ‘düşman’ dili kurup sonra da devletle ve milletle bütünleşme süreci yürütülemez. Artık bilinmelidir ki yurt dışındakiler ‘sürgün’ değildir. Tutuklu ve hükümlüler ‘tutsak’ değildir. Türkiye Cumhuriyeti ‘düşman’ değildir, hepimizin tek ve meşru milli devleti Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’nin Kürtleri Gazze’deki Filistinlilere benzetilemez. Türkiye Cumhuriyeti soykırımcı İsrail Devleti ile eş tutulamaz. Sapma olarak kullanılan bu zehirli dilin bir an önce ve tamamen geride kalması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.”

Uçum, Öcalan’ın tutumu da dikkate alınarak bağlantılı unsurların ve yasal yapıların terör ile şiddet siyasetini açıkça gayrimeşru ilan etmesi gerektiğini savundu. Silaha dönüşü çağrıştıran açık veya örtülü söylemlerin tamamen terk edilmesini istedi.

Etnik siyasetin Türkiye’nin bütünlüğünün önüne çıkarılmaması gerektiğini belirten Uçum, kullanılan dilde toplumun hassasiyetlerinin dikkate alınması çağrısı yaptı.

DİYALOĞUN AMACINI AÇIKLADI

Uçum, devletin sürecin muhataplarıyla yürüttüğü görüşmelerin amacının terörün bütün alanlardan kalıcı biçimde tasfiye edilmesi olduğunu belirtti. Diyaloğa farklı anlamlar yüklenmesinin sürece zaman kaybettireceğini savundu.

Sürecin tespit, teyit ve taahhüt aşamalarıyla tamamlanabileceğini ifade eden Uçum, bu konudaki sorumluluğun öncelikle Öcalan ile feshedilen örgütün mensuplarında olduğunu söyledi. Güven ilişkisinin ancak uygulamadaki karşılıklı adımlarla güçlenebileceğini kaydetti.

Uçum, süreç tamamlandıktan sonra hukuki statüsü uygun olan kişilerin demokratik siyasette daha etkin olabileceğini belirtti. Bu kişilerin Türkiye’nin tamamına yönelik politikalar geliştirmesi ve demokratik süreçlerde meşru aktörler olarak yer alması gerektiğini ifade etti.

KOMİSYON RAPORUNU REFERANS GÖSTERDİ

Uçum, geçiş sürecinin demokratik siyaset alanını genişleteceğini savundu. Kapsamlı demokrasi ve hukuk reformları için gerekli şartların ise sürecin tamamlanmasının ardından oluşacağını belirtti.

Meclis komisyonunun raporunda yer alan demokrasi önerilerinin yeni yasal düzenlemelerde etkili olabileceğini kaydetti. Komisyonun yüksek temsil gücü nedeniyle raporun TBMM açısından önemli bir referans belge olduğunu ifade etti.

Rapordaki bütün öneriler üzerinde uzlaşma sağlanamayabileceğini belirten Uçum, buna rağmen belgenin demokrasi alanındaki düzenlemeleri teşvik edebileceğini söyledi.

YENİ ANAYASA İÇİN REFERANDUM ÇAĞRISI

7595 sayılı Kanun’un 467 oyla kabul edilmesinin yeni anayasa tartışmalarını yeniden öne çıkardığını belirten Uçum, bu desteğin referandumsuz anayasa yapmak için kullanılamayacağını vurguladı.

Mevcut Anayasa’ya göre anayasa değişiklikleri 400 veya daha fazla oyla kabul edildiğinde zorunlu referandum yapılmıyor. Cumhurbaşkanı isterse düzenlemeyi halkoyuna sunabiliyor.

Uçum, ancak bu kuralın bütünüyle yeni bir anayasa için uygulanamayacağını savundu. Mevcut Anayasa’daki “400 veya daha fazla oyla kabulde referanduma sunmadan anayasa değişikliğini yürürlüğe koyma imkanını” yeni anayasa için kullanmanın, halkın doğrudan onayını devre dışı bırakacağını belirtti.

Yeni anayasa ile sınırlı bir anayasa değişikliğinin aynı olmadığını vurgulayan Uçum, yeni anayasanın mutlaka halkoyuna sunulması gerektiğini ifade etti. Referandumu demokratik meşruiyetin ve millî egemenliğin şartı olarak nitelendirdi.

Yeni anayasanın mevcut yasama döneminde tamamlanmasını güç gören Uçum, çalışmanın muhtemelen 29. Dönem TBMM tarafından sonuçlandırılacağını belirtti.

Uçum, Meclisin “temsili kurucu irade” olarak hazırlayacağı yeni anayasaya halkın “asli kurucu irade” olarak onay vermesi gerektiğini söyledi. Yeni anayasa Mecliste 400’den fazla oy alsa bile referanduma götürülmesi ve yüzde 50’nin üzerinde destek alması gerektiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AKP yönetiminin yaklaşımının da başından beri referandum yönünde olduğunu ifade etti.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Mehmet Uçum Saray Anayasa