Trump'ı devre dışı bırakan plan! Gizli savaş raporları sızdırıldı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in komutanlarla yaptığı görüşmeler, İran savaşında kamuoyuna açıklanandan çok daha ağır bir tabloyu ortaya çıkardı. Komutanlar, kritik mühimmat stoklarının tükendiğini ve İran’ın beklenenden dirençli olduğunu bildirdi.
ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta kamuoyuna yansıtılan tablo ile Washington’ın kapalı kapılar ardında yaptığı değerlendirmeler arasında dikkat çekici bir fark bulunduğu ortaya çıktı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşın aylar boyunca uzaması üzerine Pentagon’un kurumsal değerlendirmeleriyle yetinmeyerek dünyanın farklı bölgelerindeki Amerikan askeri komutanlarına doğrudan ulaşmaya başladı. New York Times’ın (NYT) birden fazla mevcut ve eski yetkiliyle yaptığı görüşmelere dayandırdığı haberine göre Vance, Ortadoğu, Avrupa ve Asya’daki komutanlardan savaşa ilişkin doğrudan ve süzgeçten geçirilmemiş değerlendirmeler istedi.
MÜHİMMAT BİLGİSİ ALDI
Vance’in bu girişiminin arkasında savaşın başından itibaren taşıdığı şüpheler bulunuyordu. Başkan Yardımcısı, İran’a karşı operasyon başlamadan önce savaşın risklerine ilişkin Trump’la yaptığı görüşmelerde çekincelerini dile getirmişti. Ancak Trump’ın operasyon kararını vermesinin ardından yönetimin savaş politikasını kamuoyu önünde savundu.
Trump daha sonra Vance’i İran’la çatışmayı sona erdirecek diplomatik çabaların yürütülmesinde görevlendirdi. Vance’in önceliği ise yalnızca savaşın nasıl ilerlediğini öğrenmek değildi. Komutanlardan ABD’nin elinde gerçekte ne kadar mühimmat kaldığını ve Ortadoğu’ya gönderilen silahların Çin, Rusya ve Kuzey Kore gibi rakiplere karşı Amerikan caydırıcılığını nasıl etkilediğini öğrenmeye çalıştı.
“ŞİMDİYE KADARKİ EN DÜŞÜK SEVİYEDE”

Vance’in komutanlarla yaptığı görüşmelerden çıkan en kritik başlıklardan biri Amerikan hava savunma mühimmatının durumu oldu.
Komutanlar, özellikle Patriot önleme füzelerindeki düşüş konusunda açık uyarılarda bulundu. NYT’nin aktardığına göre ilkbaharın sonlarına doğru bazı harekât bölgelerinde kullanılabilir Patriot sayısı 100’ün altına kadar gerilemişti.
STOKLARIN NEREDEYSE TAMAMI KULLANILDI

Aynı dönemde ABD ordusunun uzun menzilli vuruş kabiliyetinin önemli unsurlarından olan ATACMS füzeleri ile bunların yerini alması planlanan Precision Strike Missile (PrSM) stokları da ciddi biçimde tüketildi. Komutanlar, kritik mühimmat stoklarının kendi kariyerlerinde gördükleri en düşük seviyelere indiğini Vance’e bildirdi.
Bu tablo daha sonra farklı Amerikan kaynaklarının haberleriyle de desteklendi. CBS News, ağustos ayında ABD’nin İran savaşında ATACMS ve PrSM stoklarının neredeyse tamamını kullandığını aktarmıştı. Aynı haber, Patriot ve THAAD önleyicilerinin de üretim hızından daha hızlı tüketildiğine dikkat çekmişti.
STOKLARIN YENİLENMESİ YILLAR SÜRECEK
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) hesaplamalarına göre ise temmuz sonu itibarıyla ABD'nin Patriot stokları 1.000’in altına gerilemiş, THAAD stokları da yaklaşık 250 seviyesine düşmüştü. Kurum, stokların yeniden savaş öncesi seviyelere çıkarılmasının yıllar sürebileceği uyarısında bulundu.
Daha geniş tabloyu değerlendiren Council on Foreign Relations da savaş sırasında 1.500’den fazla Patriot önleyicisinin kullanıldığını ve ABD envanterinde 830’dan az Patriot kaldığını bildirdi. Kurum, ATACMS ve PrSM stoklarının da neredeyse tükendiğini belirtti.
ASIL ENDİŞE VEREN İRAN DEĞİL
Vance’in komutanlarla yaptığı görüşmelerde mühimmat meselesi yalnızca İran’a karşı operasyonun sürdürülebilirliği açısından ele alınmadı.
Komutanların temel kaygılarından biri, Ortadoğu’ya sürekli silah ve mühimmat aktarılmasının ABD’nin Avrupa ve Asya-Pasifik’teki olası çatışmalara hazırlığını zayıflatmasıydı.
Washington aynı anda Çin, Rusya ve Kuzey Kore kaynaklı tehditleri caydırmak zorundaydı. Bu nedenle İran’a gönderilen her Patriot, uzun menzilli füze veya başka bir kritik mühimmatın küresel Amerikan askeri planlaması açısından da bir karşılığı bulunuyordu.
ÇİN VE RUSYA TEHDİDİ
Wall Street Journal da savaşın Amerikan mühimmat stokları üzerindeki baskısının özellikle Çin ve Rusya karşısında caydırıcılık kapasitesine ilişkin endişeleri artırdığını yazdı. Avrupa’daki bazı stokların da kritik seviyelerin altına indiği ve bunun NATO ile ABD’nin başka bölgelere yönelik planlarını etkileyebileceği bildirildi.
İRAN YÖNETİMİ BEKLENENDEN DAYANIKLI

Vance’in komutanlardan aldığı bir diğer kritik mesaj ise İran yönetiminin savaş karşısındaki dayanıklılığıydı.
Washington'daki ilk hesap, İran yönetiminin ağır bombardıman ve saldırılar sonrasında kısa süre içinde çökeceği yönündeydi. NYT’ye göre Trump, savaş başlamadan önce Tahran yönetiminin günler içinde yıkılabileceğini düşünüyordu. Bu beklentide daha önceki hızlı Amerikan operasyonları ve ABD ile İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik 12 günlük saldırılarının etkili olduğu belirtildi.
WASHINGTON'DA SORU İŞARETLERİ
Ancak savaş Pentagon planlamacılarının öngördüğü yaklaşık altı haftalık sürenin de ötesine geçti. İran yönetimi ağır kayıplara rağmen ayakta kalırken, Tahran’ın savaşı sürdürmek için beklenenden çok daha büyük bir bedeli göze aldığı görüldü. Bu durum Washington’daki savaş hedefleri konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.
Vance’in doğrudan komutanlardan aldığı değerlendirmeler, ABD’nin bir yandan İran’ın misilleme saldırılarını durdurmaya çalışırken diğer yandan dünyanın başka bölgelerinde ortaya çıkabilecek tehditlere karşı kullanabileceği savunma mühimmatının giderek azalmakta olduğunu gösteriyordu.
TRUMP KAMUOYUNA FARKLI BİR TABLO ÇİZDİ
Washington’daki asıl dikkat çekici noktalardan biri de burada ortaya çıktı. Trump kamuoyu önünde ABD’nin savaşı kazandığını ve İran’ın askeri kapasitesinin ağır biçimde tahrip edildiğini savunurken, kapalı toplantılarda Amerikan mühimmat stokları ile İran’ın beklenenden yüksek direnci giderek daha fazla gündeme gelmeye başladı.
Vance de kamuoyu açıklamalarında çatışmanın boyutunu zaman zaman küçümseyen bir dil kullandı. Eylül başında İran'la yaşanan çatışmayı “savaş” olarak nitelendirmeyeceğini söyleyen Vance, aktif çatışmanın bulunmadığını savundu. Associated Press, bu açıklamaların savaşın altıncı ayına girdiği ve İran’ın hâlâ Amerikan hedeflerine ve bölgedeki ABD müttefiklerine yönelik saldırılar düzenlediği bir dönemde geldiğine dikkat çekti.
Trump da çatışmayı “küçük patates” anlamına gelen “small potatoes” ifadesiyle küçümserken, Vance’in “savaş değil” değerlendirmesini destekledi.
PENTAGON'DA BİLGİ SIZINTISI ALARMI
Mühimmat stoklarının durumuna ilişkin haberlerin kamuoyuna yansıması ise Trump yönetiminde ciddi rahatsızlık yarattı. NYT’ye göre Trump, Amerikan mühimmat stoklarının azaldığına ilişkin haberleri yapan gazetecileri sert biçimde hedef aldı. Ardından Pentagon’da bilgi sızıntısının kaynağını belirlemek amacıyla çok sayıda üst düzey askeri yetkiliye yalan makinesi testi uygulandı.
Yetkililerin bir bölümü ise yalnızca Washington’daki siyasi sonuçlardan değil, bu bilgilerin Çin ve Rusya tarafından dikkatle izlenmesinden endişe ediyordu.
Çünkü Amerikan mühimmat stoklarının ne kadar azaldığının bilinmesi, ABD’nin rakipleri açısından yalnızca bir lojistik veri değil, aynı zamanda Washington’ın hangi büyüklükte yeni bir savaşı sürdürebileceğine ilişkin stratejik bir gösterge anlamına geliyordu.
SAVAŞ PLANI DAR BİR KADROYLA HAZIRLANDI
İran operasyonunun hazırlık süreci de dikkat çekici ayrıntılar içeriyordu. NYT’ye göre Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, 28 Şubat’ta başlayan operasyonun planlamasını Pentagon ve ABD Merkez Komutanlığı’nda normalden çok daha küçük bir subay grubuyla yürüttü.
Operasyonel güvenlik gerekçesiyle bazı üst düzey kabine üyeleri dahi savaş öncesi planlama sürecinin dışında bırakıldı.
Dünyanın farklı bölgelerindeki Amerikan komutanlarına ise operasyonun başlamasına yaklaşık bir hafta kalana kadar yalnızca belirli miktarlarda mühimmatın Ortadoğu’ya aktarılmasını emreden şifreli mesajlar gönderildi. Bu sevkiyatların gerçek amacı ve kapsamı hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi.
Bu gizlilik, operasyonun ilk aşamalarında bilgi sızıntısını engellemek açısından Washington tarafından gerekli görülse de savaş uzadıkça mühimmat yönetimini ve küresel askeri hazırlığı daha karmaşık hale getirdi.
VANCE, İSTİHBARATIN HAM HALİNE ULAŞMAYA ÇALIŞTI
Vance’in savaş sırasında izlediği yöntem yalnızca askeri komutanlarla görüşmekle sınırlı kalmadı. CIA Direktörü John Ratcliffe, Başkan Yardımcısı'na teşkilat analistlerine doğrudan erişim imkanı sağladı. NYT’ye göre Vance bazı istihbarat analistlerini isimleriyle tanıyor ve sabah brifinglerinde sunulan bilgilerin ham haline ulaşmak için doğrudan analistlerin masalarını arıyordu.
Pentagon’un talimatıyla Deniz İstihbarat Ofisi de Vance için Hürmüz Boğazı’na ilişkin günlük özel raporlar hazırlamaya başladı. Bu raporlarda boğazdan geçen gemilerin rotaları, bayrakları ve taşıdıkları yükler gibi ayrıntılar yer aldı. Vance böylece İran’ın dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından birindeki hamlelerini daha yakından takip edebildi.
Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in de Vance’e normalde yalnızca operasyonu yöneten askeri personelin erişebildiği saldırı ön izlemeleri ve harekât özetlerini aktardığı bildirildi. Caine ayrıca çatışma bölgelerindeki üst düzey CIA yetkilileriyle doğrudan temas kurarak sahadaki değerlendirmeleri toplamaya başladı.
GİZLİ GÖRÜŞMELER TRUMP'I ETKİLEDİ Mİ?
Vance’in komutanlardan aldığı değerlendirmeleri daha sonra Trump ve Beyaz Saray’ın en yakın danışmanlarıyla yaptığı özel görüşmelere taşıdığı belirtildi. Ancak NYT’nin ulaştığı yetkililer, Vance’in aktardığı bu bilgilerin Trump’ın savaş stratejisindeki değişimde ne ölçüde etkili olduğunu kesin olarak ortaya koyamadı.
Bilinen ise Washington’ın savaşın ilk günlerindeki hesaplarının zaman içinde ciddi biçimde değiştiği. Trump’ın birkaç gün içinde çökeceğini düşündüğü İran yönetimi ayakta kaldı. Pentagon’un yaklaşık altı haftalık savaş öngörüsü aşıldı. Amerikan uzun menzilli füze ve hava savunma mühimmatı hızla tüketildi. Hürmüz Boğazı savaşın en kritik cephelerinden biri haline geldi ve ABD’nin Ortadoğu’ya aktardığı silahların Çin, Rusya ve Kuzey Kore karşısındaki caydırıcılık kapasitesine etkisi Washington’da başlı başına bir güvenlik sorununa dönüştü.
Trump 'İran savaşından pişman mısınız?' sorusunu yanıtladı