Formülünü casuslar çalmıştı: Yüzyılların 'Türk kırmızısı' asırlık tezgahlarda yeniden doğdu
15. yüzyılda Edirne'de üretilen ve formülü casuslukla Avrupa'ya kaçırılan tarihi "Türk kırmızısı", asırlık Yağcıbedir halılarına hayat verdi. Çift düğümle dokunan kültürel miras, kök boyanın parlak tonlarıyla genç kuşaklara aktarılıyor.
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde kuşaklar boyunca yaşatılan geleneksel Yağcıbedir halıları, Osmanlı döneminden miras kalan büyüleyici Edirne kırmızısı ile yeniden hayat buldu. Anadolu'nun asırlık dokuma sanatı ile Edirne'nin tescilli renk mirası bu özel çalışma sayesinde tek bir gövdede birleşti.
Tamamen doğal yöntemler uygulanarak kök boyalarla renklendirilen yün iplikler, ustaların maharetli ellerinde geleneksel tezgahlara taşındı. Anadolu insanının kadim dokuma kültürü ile serhat kentinin benzersiz renk mirası tezgahlardaki her ilmekte yeniden canlandı.
Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Yağcıbedir halıları, uluslararası literatürde Türk düğümü adıyla bilinen çift düğüm tekniğiyle dokunuyor. Doğal kökboyalarla renklendirilen saf yün iplikler, halılara benzersiz bir dayanıklılık ve karakteristik bir yapı kazandırıyor.
Geleneksel dokumalarda Edirne kırmızısının yanı sıra ağırlıklı olarak lacivert ve koyu mavi tonları hakimiyet kuruyor. Halıların yüzeyindeki her bir motif doğrudan Yörüklerin göçebe yaşamından, doğadan ve köklü Anadolu kültüründen derin izler taşıyor.
Halıların ana gövdesini süsleyen efsanevi renk, geçmiş yüzyıllarda Avrupa kıtasında "Türk kırmızısı" adıyla büyük bir şöhrete kavuştu. Edirne ve çevresindeki topraklarda yetiştirilen özel kökboya bitkisinden elde edilen bu tescilli ton, yüzyıllar boyunca kentin en değerli simgelerinden biri oldu.
Dünya tekstil sanayisinde çığır açan Edirne kırmızısı, 15'inci yüzyılda iki boya ustası tarafından üretildi. Kiremit kırmızısının en parlak tonu sayılan formül, yabancı casusların gizli yöntemleriyle kentten kaçırılarak Fransa'ya taşındı.
Çalınan özel formül 1740'lı yıllarda Fransa'daki atölyelerde üretilerek Avrupa pazarında hızla yayıldı. Dünya çapında Rouge d'Adrinople adıyla anılan renk, zamanla doğduğu topraklarda ve tarihi yapı süslemelerinde unutulmaya yüz tuttu.
Tarihi rengin kullanım alanını genişletmek amacıyla atılan bu adım, asırlık Yağcıbedir zanaatını yeni nesillere tanıtmayı hedefliyor. İki büyük tarihi değerin buluşması, unutulmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarına taze bir soluk kazandırıyor.
Sektörde 35 yıllık deneyimi bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Sanatçısı Ekrem Yavaş, Türklerin köklü bir sanat geçmişine sahip olduğunu vurguladı. Yavaş, "İstikbal köklerdedir diyoruz. Kökümüze sahip çıkarsak göklere de çıkarız, ileriye de gideriz" sözleriyle kültürel hafızaya sahip çıkma çağrısı yaptı.
Edirne kırmızısıyla yeniden hayat bulan dokumaların özellikle üniversite öğrencileri ve gençler arasında büyük ilgi gördüğü açıklandı. Türk sanatının gücünü dünyaya göstermeyi amaçlayan ustalar, üretim sürecini yeni nesillere aktarmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Göz alıcı motiflerle işlenen özel halılar, Rüstempaşa Kervansarayı avlusunda açılan Edirne Kırmızısından Yağcıbedir Halısına sergisinde sergilenmeye başlandı. Kültür meraklıları ve sanatseverler bu eşsiz sergiyi 13 Eylül tarihine kadar yerinde görebilecek.
(AA)