YENİ Partili Karabat ve Tanrıkulu'ndan fon krizi tepkisi: 525 milyarlık bir zarara göz yumulmuş!
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, borsada son birkaç ayda 525 milyar liralık bir zararın yaşanmasına göz yumulduğunu belirterek yaşananlardan 500 biden fazla küçük yatırımcının etkilendiğini belirtti.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, borsada yaşanan "fon krizinin" yalnızca finansal değil, kurumsal bir güven sorunu olduğunu belirterek “Sorun biliniyordu, neden bu noktaya gelmesi engellenemedi? Türkiye’nin ihtiyacı şeffaflık, hesap verebilirlik, bağımsız ve zamanında denetimdir” dedi. Sermaye piyasasının temel ham maddesinin güven olduğunu belirten Karabat, 131 fonun tasfiye sürecine girmesine ve uluslararası yatırımcıların Türkiye piyasasına ilişkin şeffaflık endişelerine dikkati çekti.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabından sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Karabat, "Yolsuzluk, eşitsizlik, hukuksuzluk, fon skandalı... Türkiye'nin asıl sorunu güven" başlıklı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
"Türkiye zaten yolsuzluk algısı, gelir adaletsizliği ve hukuk güvenliği sorunlarıyla boğuşuyordu. Şimdi bunlara bir de fon skandalı eklendi. Bu yalnızca bir borsa krizi değil, Türkiye'nin güven krizidir. ‘Kimsenin haberi yoktu’ denilebilecek bir olaydan söz etmiyoruz. Mehmet Şimşek, Kasım 2025'te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığının bilindiğini kamuoyu önünde açıklamıştı. Aradan 10 ay geçti. Sonra ne oldu? Fonlarda ödeme krizi çıktı, borsa sarsıldı, 131 fon tasfiye sürecine girdi. Madem sorun biliniyordu, neden bu noktaya gelmesi engellenemedi?

"AKP TÜRKİYE'SİNİN GÜVEN SİCİLİ ZATEN PARLAK DEĞİL"
Fonlarda 20 milyar doları aşan bir büyüklükten bahsediyoruz. Çarpan etkisiyle çok daha fazla zararı olacak bir kriz bu. AKP Türkiye'sinin güven sicili zaten parlak değil. Transparency International'ın 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde, Türkiye 182 ülke içinde 124'üncü sırada. Daha çarpıcısı, Transparency International, Türkiye'yi 2012'den bu yana yolsuzluk algısı puanı en fazla gerileyen ülkeler arasında gösteriyor. Yani bu ülkenin bir de sermaye piyasasında güven skandalı yaşamaya tahammülü yok. Gelir dağılımında da tablo farklı değil. World Inequality Report 2026'ya göre Türkiye'de en zengin yüzde 10, toplam gelirin yüzde 53,3'ünü alıyor. Nüfusun en yoksul yüzde 50'sinin payı yalnızca yüzde 15,2.

"KÜÇÜK YATIRIMCI BİRİKİMİNİ KORUMAK İÇİN FONLARA YÖNELİYOR”
Servette uçurum daha büyük. En zengin yüzde 10, servetin yüzde 68,4'ünü elinde tutuyor. OECD verileri de aynı yarayı gösteriyor. Türkiye'nin Gini katsayısı 0,427. OECD karşılaştırması: 0,316. OECD ayrıca Türkiye'deki vergi ve sosyal yardım sisteminin piyasa gelirlerindeki eşitsizliği azaltma kapasitesinin çok sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Yani bir tarafta servet giderek yukarıda yoğunlaşıyor, diğer tarafta küçük yatırımcı birikimini koruyabilmek için borsaya ve fonlara yöneliyor.

"BİRKAÇ FON SORUN YAŞADI' HİKAYESİ DEĞİL"
Şimdi o küçük yatırımcıya sermaye piyasasında ne yaşatıldı? Bazı fonlar ödeme yükümlülüklerini yerine getiremedi. BIST 100 bir günde yüzde 5'ten fazla düştü. Merkez Bankası repo fonlamasını 300 milyar TL'ye yükseltti. Bankaların bankalar arası para piyasası borçlanma limitleri 10 kat artırıldı. Bunlar sıradan bir 'Birkaç fon sorun yaşadı' hikayesinin görüntüleri değil. Üstelik uluslararası yatırımcıların Türkiye borsasına ilişkin soru işaretleri bu krizden önce de vardı. MSCI, haziran ayında Türkiye hisse piyasasında pay sahipliği şeffaflığı ve koordineli işlemler konusunda endişelerini dile getirmiş, yeterli reform yapılmazsa Türkiye piyasasının değerlendirilmesinin yeniden ele alınabileceğini belirtmişti. Şimdi üzerine on milyarlarca dolarlık fon krizi geldi. Bunun sermaye piyasasının uluslararası itibarı açısından maliyetini küçümsemek mümkün değil.

"PARA, GÜVENİN ARKASINDAN GELİR"
World Justice Project'in 2025 Hukukun Üstünlüğü çalışması da Türkiye'de yargının yürütmeyi sınırlaması, yargı üzerindeki uygunsuz kamu etkisi ve sivil adalet gibi alanlarda gerileme kaydediyor. Yani sorun yalnız ekonomi değil. Hukuka, kurumlara ve piyasaya güven birbirine bağlı. Sermaye piyasasının temel ham maddesi paradır sanılıyor. Hayır. Sermaye piyasasının temel ham maddesi güvendir. Para güvenin arkasından gelir.

"TÜRKİYE’NİN İHTİYACI ŞEFFAFLIKTIR”
Türkiye'nin artık önünde çok ağır bir bilanço var: Yolsuzluk algısında 124/182. Gelirin yüzde 53'ü en zengin yüzde 10'a gidiyor. Servetin yüzde 68'i en zengin yüzde 10'un elinde. Gelir eşitsizliği OECD ortalamasının belirgin üzerinde. Uluslararası yatırımcılar borsadaki şeffaflık ve işlem pratiklerini sorguluyor. Ve şimdi 131 fon tasfiye ediliyor. Türkiye'de yatırımcı parasını hangi kuruma, hangi denetime, hangi kurala güvenerek yatıracak? Bir ülkede insanlar enflasyona karşı parasını koruyacağına, piyasada kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını düşünmeye başlıyorsa sorun artık finansal değil, kurumsaldır. Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir hikaye değil, şeffaflıktır. Hesap verebilirlik, bağımsız ve zamanında denetim, herkes için aynı kural. Çünkü bunlar yoksa yabancı yatırımcı da yerli yatırımcı da aynı soruyu sorar: 'Ben paramı neden bu piyasaya yatırayım?"

TANRIKULU: BORSADA YAŞANANLARIN HESABI, SİYASETEN DE İDARETEN DE HUKUKEN DE SORULACAK
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, borsada son birkaç ayda 525 milyar liralık bir zararın yaşanmasına göz yumulduğunu belirterek, yaşananlardan 500 binden fazla küçük yatırımcının etkilendiğini belirtti. Tanrıkulu, “Bunun hesabı mutlaka sorulacak, hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Hem siyaseten hem hukuken hem de idari olarak sorulacak. Herkes bunu bilsin" dedi.
Tanrıkulu, borsadaki fon krizine ilişkin videolu bir açıklama yaptı. Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Borsadaki gelişmeleri, batan paraları, kamunun zararını hep birlikte takip ediyoruz. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu birçok düzenleme içeriyor. Cezai sorumluluklar var. Ama aynı zamanda hukukta bu tür eylemler ve kamu zararları bakımından idari ve siyasi sorumluluk var. Neden bunları ifade ediyorum? Sonuçta borsa, sermaye piyasası Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, devletin, hükümetin denetimi altındadır. O nedenle siyasi sorumluluk var.
"525 MİLYARLIK ZARARIN OLUŞMASINA GÖZ YUMULMUŞ"
Maliye Bakanı, 4 Kasım 2025 tarihinde, borsadaki bu anormal gelişmelere dikkat çekmiş, takip ettiklerini ifade etmiş. Peki, o tarihte şu anda takibe alınan ve tasfiye edileceği ifade edilen 131 fon şirketinin değeri ne kadardı? 297 milyar lira. Peki, eylül ayındaki değeri ne kadar? 822 milyar lira. Aradaki fark 525 milyar lira. Yani o zamandan bu zamana, 525 milyarlık bir zararın oluşmasına göz yumulmuş. Burada hem siyasi hem idari sorumluluk var.
"SİYASİ SORUMLULUK TABİİ Kİ AK PARTİ'DEDİR"
Siyasi sorumluluk tabii ki hükümette, AK Parti'dedir. İdari sorumluluk kimde? Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca orayı idare eden başkan ve yönetim kurulu üyelerinde. Peki, bu kişilerle ilgili bir gelişme görüyor muyuz? Hayır. Her gün Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmada, kamuoyunun yakından tanıdığı, hatta önemli görevlerde bulunmuş akademisyenlerin ve iş insanlarının gözaltına alındığını görüyoruz.
Bu kadar artışlar nasıl dikkat çekmez? Mesela Yalova’da bir gemi bakım şirketinin değeri 30 Haziran'da 4,5 milyar liraymış. 35 gün sonra değeri, 282 milyar liraya çıkmış. O tarihte Türkiye'nin en büyük otomotiv şirketlerinden Otokar'ın değeri 292 milyar lira. Bunlar olamaz. Bazı fonların değeri yüzde 4 bin artmış. Gözaltına alınan fonun başkanı diyor ki 'Vallahi ben de şaşırdım ama aslında sermaye sahibi olarak da hoşuma gitti.' Bunlar olmuş, 500 binden fazla küçük yatırımcı zarar görüyor. Hükümetten tık yok. Siyasi sorumluluk yok ve bunu üstlenme yok. Bunun hesabı mutlaka sorulacak, hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Hem siyaseten hem hukuken hem de idari olarak sorulacak. Herkes bunu bilsin."
Fon soruşturmasında yeni gelişme: Hesap hareketleri 'ivedi' olarak istendi
Son Dakika | Fon soruşturmasında yeni dalga: Tera ve Pusula Holding'ten 5 kritik isim gözaltında