Hakan Bahçetepe 13 ay sonra hakim karşısında: Adliye ablukaya alındı, ailesine bile izin verilmedi

Son dakika haberi... Gaziosmanpaşa Belediyesi davası başladı, Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ilk kez hakim karşısına çıkacak. Erdal Celal Aksoy ise cezaevinde felç geçirdiği için boyunlukla ve oturarak savunma yaptı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'den Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı seçilen Hakan Bahçetepe, tutuklanmasından tam 343 gün sonra hazırlanan iddianameyle hakim karşısına çıktı. Bu uzun tutukluluk sürecinde belediye meclisinde yapılan oylamayla belediye yönetimi resmen AKP'ye geçerken; İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada Bahçetepe ile birlikte, cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy ve CHP PM Üyesi Baki Aydöner 'tutuklu sanıklar' olarak yargılanıyor.

Bahçetepe hakkında 24 yıla kadar hapis istenen davanın temeli, başka bir suç örgütü davasında etkin pişmanlıktan yararlanıp serbest kalan Aziz İhsan Aktaş'ın iddialarına dayanıyor. İddianamede; belediyeden alınacak kazı izni karşılığında 300 bin dolar rüşvet verildiği öne sürülürken, Bahçetepe'nin kayınpederi tarafından 3 milyon 70 bin liraya satın alınan aracın da bu haksız kazançla finanse edildiği savunuluyor.

AKTAŞ'A ETTEN DUVAR ÖRÜLDÜ

Duruşma sona erdi. Duruşma bitiminin ardından Aziz İhsan Aktaş’ın gazetecilere görüntü vermemesi için korumaları etten duvar ördü ve adliyenin ışıkları söndürüldü.

AKTAŞ'IN ORTAĞI: BEN KİMSEYE RÜŞVET VERMEDİM

Davada beyanda bulunan Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı Gürkan Dölekli ise kimseye rüşvet vermediğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Kesinlikle üstüne basarak tekrarlıyorum, ben kesinlikle kimseye rüşvet vermedim.

Ben o tarihlerde İngiltere'ye uçtum. Uçuş bilgilerini mahkemeye sundum.

Ben asla kimseye para vermedim. Ne 300, ne 200, ne 20... Hiçbir şekilde kimseye para vermedim.

Ne Baki Aydöner'e, ne Seza Büyükçulha'ya ne de Erdal Celal Aksoy'a para vermedim."

AZİZ İHSAN AKTAŞ SAVUNMA YAPTI

Gaziosmanpaşa Belediyesi Davası'nda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. Etkin pişmanlık ifadelerinin arkasında olduğunu belirten Aktaş, adaletin makam, unvan veya statüye göre değil, yalnızca maddi gerçeğe göre tecelli etmesi gerektiğine inandığını belirtti. Aktaş, hakkındaki suçlamalardan beraatına karar verilmesini talep etti.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturmasından ayrılan Gaziosmanpaşa Belediyesi dosyasında ilk duruşma bugün İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülüyor.

Dosyada Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, eski CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner tutuklu sanık olarak yer alırken; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın yanı sıra Aziz Lal, Gözde Bahçetepe, Gürkan Dölekli, Özer Ayık ve Seza Büyükçulha tutuksuz yargılanıyor.

Duruşma, ilk olarak cezaevinde felç geçirdiği halde tutuklu yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’un savunmasıyla başladı. Ciddi sağlık sorunları nedeniyle ayakta dahi durmakta zorlanan Aksoy, oturarak savunma yaptı. Aksoy’un çapraz sorgusu ve avukat savunmasının ardından tutuklu CHP PM üyesi Baki Aydöner’in savunmasına geçildi. Aydöner’in de çapraz sorgusu ve avukat savunmasının ardından duruşmaya yarım saat ara verildi.

Aradan sonra Bahçetepe’nin savunması dinlendi. Çapraz sorgusu ve avukatlarının savunması sona erdikten sonra etkin pişmanlıktan yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın savunmasına geçildi.

“ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİMİN ARKASINDAYIM”

Aktaş, savunmasında şunları söyledi:

“30 Mayıs 2025 ve 11 Haziran 2025 tarihlerinde etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde ayrıntılı şekilde ifade verdim.

O tarihlerde verdiğim beyanlar, bildiğim gerçekleri anlatma irademle ortaya konulmuş ifadelerdir. Bildiğim hiçbir olguyu gizlemedim, hiçbir olayı çarpıtmadım, hiçbir kimse hakkında haksız isnatta ya da iftirada bulunmadım. Gördüğümü gördüğüm gibi, duyduğumu duyduğum gibi, yaşadığımı yaşadığım gibi ve bildiğimi bildiğim şekilde anlattım. Bugün, aradan aylar geçmiş olmasına ve tüm yargılama sürecine rağmen, o gün söylediğim her cümlenin arkasındayım. Çünkü gerçek değişmez. Değişen yalnızca zamandır; hakikat ise aynıdır.

Bu nedenle, etkin pişmanlık kapsamında verdiğim beyanlarımı Sayın Mahkemeniz huzurunda aynen tekrar ediyor; bu ifadelerimin tamamen doğru olduğunu, hiçbir baskı veya yönlendirme altında kalmaksızın, tamamen özgür irademle verdiğimi bir kez daha ifade ediyorum.

Sayın Mahkemenizden beklentim, bu beyanlarımın, soruşturmanın ilk aşamasında verdiğim ifadelerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesidir. Zira zaman içinde değişmeyen, birbirini doğrulayan ve kendi içinde tutarlılığını koruyan anlatımlar, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından en güçlü delil kaynaklarından biridir”

Aktaş, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından belediye yönetiminde yeni görevlendirmeler yapıldığını, buna rağmen nisan ve mayıs aylarında ruhsat komisyonunun toplanmadığını, haziran ayında da işlemlerin ilerlemediğini savundu. Bu nedenle iş yerlerinin ruhsat süreçlerinin uzadığını öne süren Aktaş, benzer sorunların İstanbul’da çok sayıda işletmeyi etkilediğini iddia etti.

“ADALET MAKAMA GÖRE DEĞİL MADDİ GERÇEĞE GÖRE TECELLİ ETMELİ”

Aktaş, savunmasının sonunda Cumhuriyet Savcılığı’na ve mahkemeye herhangi bir senaryo sunmadığını belirtti. Aktaş, yalnızca bizzat yaşadığı, bildiği ve kendisine aktarılan olayları, doğrulayabildiği hususlarla birlikte ayırarak anlattığını söyledi.

Aktaş, dosyadaki HTS kayıtları ve diğer teknik verilerin, aylar önce Cumhuriyet Savcılığı huzurunda anlattığı olaylarla örtüştüğünü ileri sürdü. Söz konusu verilerin, ifadelerinin sonradan kurgulanmadığını ve kişisel husumetten kaynaklanmadığını ortaya koyduğunu iddia etti. Savunmasını tamamlayan Aktaş, adaletin makam, unvan veya statüye göre değil, yalnızca maddi gerçeğe göre tecelli etmesi gerektiğine inandığını belirtti. Aktaş, hakkındaki suçlamalardan beraatine karar verilmesini talep etti.

Aziz İhsan Aktaş devamında şunları söyledi:

İBB’nin Merter’deki binasına gittim, orada olmadığını söylediler. Bunun üzerine Saraçhane binasına gittim.

Orası resmi makamdır, kameraların kayıtları bantlanmış olamaz; benim için herhalde kayıtları kapatmazlar.

Ancak oradan da sorun çözülmedi.

Aynı gün Seza Büyükçulha ve Gürkan Dölekli ile bir araya gelerek sorunun çözülmediğini aktardım.

Sonrasında bir kez daha görüştük.

Erdal Celal Aksoy’a 200 bin dolar verildi ve ardından ruhsat sorunu çözüldü.

Parayı bizzat veren kişi ortağım olduğu için bunu ben ispatlayamıyorum; ortağım da kaygılarından dolayı konuşmuyor.

Ben susmadım; gerçeği anlatmanın bedeli neyse bunu göze aldım.

Mahkemeye bir senaryo sunmadım, bana aktarılan hususları kendi bildiklerimle harmanlayarak anlattım."

Aziz İhsan Aktaş'a rüşvet verdiğini iddia ettiği Erdal Celal Aksoy sordu:

"Para verdiğinizi iddia ediyorsunuz..
Para nerede? Kime verdiniz?"

Aziz İhsan Aktaş: "Gürkan Dölekli verdi parayı siz almadıysanız O zaman Ekrem İmamoğlu'na gitmiştir"

Duruşma Aktaş’ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

"BAZ EŞLEŞMESİ DENİLEN SAATTE VALİ GÜL İLE TOPLANTIDAYDIM"

Gaziosmanpaşa’nın seçilmiş Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, 13 aylık tutukluluğunun ardından ilk kez savunma yapmak üzere kürsüye geldi.

Siyasi geçmişinden ve daha önce parti içinde aldığı görevlerden bahseden Bahçetepe, "Allah nasip etti, doğduğum büyüdüğüm ilçeye 35 sene sonra CHP’den belediye başkanı seçildim. Kirada oturmaya devam ettim. Benim, eşimin, ailemin, sülalemin hayatında zerre değişim söz konusu değildir" diyerek savunmasına başladı.

Belediye başkanı olduğu için yargılandığını belirten Bahçetepe, "Ben belediye başkanı olmasam böyle bir iddianame olmazdı. Tek suçum, 35 sene sonra 60 bin oy farkı kapatarak belediye başkanı olmam diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Gözaltındayken TRT ekranlarında yayımlanan "Hakan Bahçetepe’nin gizli kasasından balya balya dolar çıktı" şeklindeki haberleri hatırlatan Bahçetepe, söz konusu iddiaya şu yanıtı verdi:

"O kasa benim değil, eski belediye başkanının dinlenme odasına koyduğu kasa. O kasaya bir gün elimi sürmedim. Kasanın içinden devir teslimdeki mühür çıktı. Bu akla ziyan bir şey."

Bahçetepe, iddianamede yer alan suçlamalarda ilişkilendirildiği isimleri tanımadığını belirterek, "Ben Baki Aydöner’i parti çalışmalarından hatırlıyorum. Seza Büyükçulha’yı ise burada tanıdım, şu an arkamda oturunca gördüm. Ben Aziz İhsan Aktaş’ı da tanımıyorum. Bu dosyada tanıdığım isim yok" diye ekledi.

Savcılığın, Özer Ayık ile kendisinin baz kayıtlarında eşleşme olduğuna yönelik iddianame değerlendirmesine de değinen Bahçetepe, o tarihte resmi görüşmede olduğunu açıkladı. Bahçetepe, savunmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Güya Özer Ayık ile 14.11.2024 tarihinde baz verdiğim söyleniyor. Benim o tarihte Kapalıçarşı’da bazım yok. Özer Ayık’ın baz verdiği dakikalarda ben İstanbul Valisi Davut Gül ile toplantı yapıyordum. Sonra bana farklı iki tarihte 0 metre baz verdiğimiz söylendi. Ben Özer Ayık’ı hayatımda iki kez resmi makamımda gördüm."

AYDÖNER SAVUNMASINI TAMAMLADI

Baki Aydöner, savunmasının sonunda İBB Davası kapsamında tutuklu yargılanan kardeşi Bulut Aydöner’e de seslenerek sözlerini şöyle noktaladı:

“Eğer kanunun bana yüklediği herhangi bir kusur varsa, bir kişinin malına haksız şekilde el uzatmışsam, bir kuruş dahi haram kazanç elde etmişsem, bunun hesabını hukuk önünde vermekten hiçbir zaman kaçınmam, bugün de kaçmıyorum. Ancak tek bir kişinin kendi kurtuluşu için ortaya attığı gerçek dışı iddialarla benim ve canım kardeşim Bulut’un özgürlüğünün elimizden alınması kabul edilebilir değildir.

En büyük temennim, hem onun hem de benim bir an önce özgürlüğümüze kavuşmamız, yarım kalan hayatlarımıza kaldığımız yerden devam edebilmemizdir. Ben bu inancımı ve umudumu hiçbir zaman kaybetmedim. Allah’a şükür, başımız dik yaşadık. Dürüstlüğümüzden ve onurumuzdan hiçbir zaman ödün vermedik. Haram lokmaya el uzatmadık. Senin gibi dürüst bir kardeşe sahip olmaktan gurur duyuyorum. Canım kardeşim, seni çok seviyorum. Elbette son sözü Yüce Türk yargısı söyleyecektir. Buna olan inancımı koruyorum.“

“BİNLERCE SİYASİYE SUÇ İSNADI YAPILABİLİR”

Gözaltı ve tutuklanma sürecini anlatan Baki Aydöner, savcılığın yürüttüğü soruşturmayı sosyal medya üzerinden öğrendikten sonra kendi iradesiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gittiğini vurguladı. Aydöner, “Vicdanım rahattı. Kaçmayı ya da saklanmayı hiç düşünmeden kendi irademle teslim oldum” dedi.

Aydöner, nezarethaneye girdiğinde çok sayıda belediye başkanı ve belediye yöneticisiyle karşılaştığını aktardı. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ve farklı belediyelerden isimlerin de gözaltında bulunduğunu gören Aydöner, operasyonun kapsamını o anda fark ettiğini belirtti.

Gaziosmanpaşa Belediyesi ile hiçbir ticari veya idari ilişkisinin bulunmadığını vurgulayan Aydöner, CHP’de uzun yıllardır siyaset yaptığını ancak belediyede görev almadığını, belediye meclis üyesi dahi olmadığını hatırlattı. Sadece parti üyesi olduğunu ifade eden Aydöner, savcılığın soruşturmayı neden kendisine yönelttiğini anlamakta güçlük çektiğini söyledi. Emniyet güçleri kendisini savcılığa sevk ettikten sonra burada da benzer sorularla karşılaştığını belirten Aydöner, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin kendisini 3 Haziran 2025’te tutukladığını kaydetti.

Hakan Bahçetepe ile ilişkisinin siyasi faaliyetlerden kaynaklandığını belirten Aydöner, Bahçetepe’yi belediye başkanı olduktan sonra değil, yıllar önce CHP’deki görevleri sırasında tanıdığını söyledi. Aydöner, 2015 ve 2018 yıllarında partinin farklı kademelerinde birlikte görev yaptıklarını ve İstanbul İl Başkanlığı döneminde çok sayıda il yöneticisiyle birlikte seçim çalışmalarına katıldıklarını ifade etti. Siyasi faaliyetler nedeniyle aynı ortamlarda bulunmanın ve HTS kayıtlarında birlikte görünmenin suç delili sayılamayacağını vurgulayan Aydöner, aynı dönemde görev yapan onlarca il yöneticisi ve yüzlerce belediye başkanının benzer şekilde iletişim kayıtlarında yer almasının doğal bir sonuç olduğunu belirtti.

Aydöner, “Eğer yalnızca HTS kayıtları ve baz istasyonu verileri suç delili kabul edilirse, siyasi faaliyet yürüten binlerce kişi hakkında aynı yöntemle suç isnadında bulunulabilir” diyerek savcılığın iddianamedeki değerlendirmelerini somut delillerle desteklemediğini vurguladı.

Aydöner, savcılığın 8 Mayıs 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile aynı baz istasyonundan sinyal verdiğine ilişkin iddianame değerlendirmesine de yanıt verdi. Uzun süredir mide fıtığı ve reflü rahatsızlığı bulunduğunu, tutuklanmadan önce hastanede tedavi gördüğünü ve ameliyat planlandığını belirten Aydöner, 8 Mayıs 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Medical Park Hastanesi’nde muayene olduğunu açıkladı. Avukatlarının hastane kayıtlarını dosyaya sunduğunu hatırlatan Aydöner, söz konusu tarihte Gaziosmanpaşa’da bulunmasının tek nedeninin hastane ziyareti olduğunu ifade etti.

TAHLİYE TALEBİ

Aksoy’un çapraz sorgulamasının ardından avukatı savunma yaptı. Avukat, savcılığın müvekkiline yönelttiği suçlamaların ifadelerde dahi geçmediğine dikkat çekerek iddia makamına tepki gösterdi. Ortak baz sinyali kayıtlarının tek başına delil kabul edilemeyeceğini vurgulayan avukat, mahkemenin baz kayıtlarını ancak kişilerin aynı noktada bulunduğunu kesin olarak ortaya koyan başka delillerle birlikte değerlendirebileceğini söyledi.

Avukat, “Müvekkilimin rüşvet verdiği iddia edilen kişilerle aynı baz sinyali alanında bulunduğu nasıl ispat ediliyor? Gelmiş de olabilir, gelmemiş de olabilir” diyerek, 400 metrelik baz istasyonu kapsama alanının kişilerin fiilen bir araya geldiğini göstermeye yetmeyeceğini ifade etti. Avukat, Aksoy hakkındaki iddiaları reddederek tahliyesini talep etti. Ardından dosya kapsamında tutuklu yargılanan CHP PM Üyesi Baki Aydöner savunma yapmak üzere kürsüye geldi.

"TEDAVİYE İHTİYACIM VAR, KALICI HASAR OLACAK"

Aksoy, iddianamede savcılığın yönelttiği suçlamaları reddetti. 30 yıllık kamu görevlisi olduğunu belirten Aksoy, tutuklu yargılandığı davanın iddianamesine kadar rüşvetle ilgili bir suçlamayla karşılaşmadığını vurguladı. Aksoy, “Hukuka uygun alınan bir belgenin sanki bir suçmuş gibi kaleme alınmasını takdirlerinize bırakıyorum” dedi.

2020 yılında İBB’de çalışmaya başladığını hatırlatan Aksoy, 300 bin dolar rüşvet suçlamasına dair ortada hiçbir delil bulunmadığını belirtti. İddianamede yer alan HTS-baz kayıtlarına da itiraz eden Aksoy, hazırladığı dövizleri önce heyete gösterip savunma yaptı, daha sonra incelemeleri için heyete teslim etti.

Aksoy savunmasını şu sözlerle tamamladı:

“Tutuksuz yargılanma esastır, ben neden içerideyim? Onlar tutuksuzken ben neden 14 aydır içeride bu sağlık sorunlarıyla baş etmek zorunda kalıyorum? 4 ay önce bir ameliyat oldum, sağ kolum ve bacağım felçli, çok zor şartlarda fizik tedavi görüyorum, öz bakımımı dahi yapamıyorum. Ciddi anlamda ve acil olarak tedaviye ihtiyacım var yoksa kalıcı hasar olacak. Tutuklu olduğum süre, az önce yaptığım savunma ve delil durumu göz önüne alınarak tahliyemi talep ediyorum.”

Aksoy’un savunmasını tamamlamasının ardından hakim-savcı sorgulamasına geçildi.

AKSOY KÜRSÜYE GELDİ

Yaşadığı ağır sağlık sorunlarına karşın tutukluluğu devam eden Erdal Celal Aksoy duruşmaya katılarak savunma yapmak üzere kürsüye geldi. Aksoy, boynunda boyunlukla ve oturarak savunma yapıyor

HAKAN BAHÇETEPE DURUŞMA SALONUNDA

Mahkeme heyeti, Hakan Bahçetepe'yi duruşma salonuna aldı ve duruşmaya kimlik tespiti ile başladı. Aziz İhsan Aktaş da duruşmaya katıldı. Aktaş, aylık gelirini 250 bin TL olarak beyan etti ve bu duruma malvarlıkları üzerindeki tedbiri gerekçe gösterdi

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
İBB Dava İstanbul