Babacan'dan İmamoğlu tepkisi: Bu kararların hiçbirisine güvenemiyoruz
Silivri'de Ekrem İmamoğlu'na verilen hapis ve siyasi yasak kararını değerlendiren Ali Babacan, "Bu kararların hiçbirisine güvenemiyoruz" dedi. Babacan, sandık iradesinin dışına çıkıldığını ve hukuk güvenliği olmadan enflasyonun düşmeyeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri gerekçesiyle açılan davada Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde 2 yıl 1 ay hapis ve TCK'nın 53. maddesi uyarınca siyasi yasak kararı verildi. Daha önce aynı davada iki kez beraat eden İmamoğlu hakkında verilen mahkûmiyet kararı kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Sakarya Sapanca'da konuya ve belediyelere yönelik yargı süreçlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
SİLİVRİ'DE İKİ BERAATİN ARDINDAN GELEN CEZA
Silivri Cezaevi duruşma salonunda görülen davada mahkeme heyeti, cumhuriyet savcısının mütalaası doğrultusunda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak getirdi. Kararın kesinleşmesi halinde İmamoğlu görevden uzaklaştırılacak ve İBB Başkanlığı için meclis üyeleri arasında seçim yapılacak. Kararın ardından duruşma salonundan çıkan İmamoğlu, "Yere düşen Türk yargısına sağlam bir tekme vurulmuştur. Hakimler yok hükmündedir. Moralinizi yüksek tutun" ifadelerini kullandı.
"2024 YEREL SEÇİMLERİ TAMAMEN ANLAMSIZ HALE GELDİ"
Silivri'den çıkan kararın ardından Sakarya Sapanca'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yerel yönetimlere yönelik davaların sandık iradesini geçersiz kıldığını belirtti. Babacan, şu ifadeleri kaydetti:
"Şimdi değerli arkadaşlar, bu pek çok belediye ile ilgili yürütülen süreçlerin ne kadarı gerçek yargı süreci, ne kadarı tamamen siyasi gerekçelerle yapılmış işler, bunlar artık birbirine tamamen karışmış durumda. Şöyle bir baktığımızda gerçekten yerel seçimlerin, 2024 yerel seçimlerinin tamamen anlamsız hale geldiği, vatandaşımızın sandık başında kullandığı iradenin tamamen dışında pek çok ilde, ilçede gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz maalesef."
"BU ALINAN KARARLARIN HİÇBİRİSİNE GÜVENEMİYORUZ"
Yargı süreçlerindeki tarafsızlık sorununa değinen ve dosyaların bağımsız bir gözle incelenmesi gerektiğini söyleyen Babacan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Dolayısıyla bütün bu dosyalar, bütün bu dava konuları tek tek, tek tek bağımsız bir şekilde, tarafsız bir şekilde gözden geçirilmesi lazım. 'At izi it izine' denen bir mesele vardı biliyorsunuz, bunlar birbirine maalesef karışmış durumda Türkiye'de. Bağımsız bir yargı olmadıktan sonra, tarafsız bir yargı süreci işletilmedikten sonra bu alınan kararların hiçbirisine güvenemiyoruz. Ve bu kararların da önemli bir kısmının, yani belediyelerle ilgili alınmış olan yargı kararlarının önemli bir kısmının siyasi motivasyonla ya da siyasi yönlendirmeyle alınmış kararlar olduğunu da hukukçu arkadaşlarımız söylüyor."
Yargının siyasetten arındırılması çağrısında bulunan Babacan, "Dolayısıyla dosya dosya bir şey demem mümkün olmasa da şu yargının üzerinden siyasetin elinin çekilmesi lazım. Yargının hem siyasetten bağımsız olması lazım hem de tarafsız çalışması lazım. Bazen yargı bağımsız olur ama kendi içinde taraf tutabilir ya da hükümet etki etmez başkaları etki edebilir yargıya. Onların da olmaması lazım. Yani öncelikle bağımsız ama hemen arkasından da tarafsız bir yargı ancak bu ülkenin sorunlarını çözer" dedi.
"HUKUK GÜVENLİĞİ OLMADAN ENFLASYON DÜŞMEZ"
Adalet sistemi ile Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik tablo arasındaki doğrudan bağı aktaran Babacan, hukuk güvenliği tesis edilmeden krizin aşılamayacağını vurguladı:
"Bunlar olmadan zaten ilk sorunuza dönelim; enflasyon da düşmez, ülkenin ekonomisi de düzelmez. Çünkü ekonomi demek güven demektir. Güvenin de en önemli bileşeni hukuki güvenliktir, hukuk güvenliğidir. Hukuk güvenliği olmadan güven olmaz, güven olmayınca da ekonomi düzelmez, enflasyon düşmez. Ve milyonlarca insan bu ağır enflasyon ve hayat pahalılığı şartları altında bu büyük zorlukla karşı karşıya kalır."
Ekonomik toparlanmanın reçetesini de sunan Babacan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Ama düzelmesi de bir o kadar kolay. Bir o kadar kolay. Yani Türkiye'nin ekonomisi, bakın ben açık söylüyorum, 1 ayda bütün kurumlar ayağa kalkar, 6 ayda ülke nefes alır. En geç 1-2 yıla da enflasyon tekrar tek haneye düşer. Bu mümkün. Dürüst ve ehil kadrolarla mümkün, iyi bir ekonomi programıyla mümkün, istişareyle mümkün ama en önemlisi de adaletle mümkün."