Annesi evinden kaçırdı Fenerbahçe alıp İstanbul'a getirdi
Sedat Kaya, Fenerbahçe'nin yeni transferi Kojo Peprah Oppong'un hayat hikayesini yazdı...
Sedat Kaya - halktv.com.tr
Fenerbahçe'nin yeni transferi Kojo Peprah Oppong'un hikayesi milyon euroluk sözleşmelerle değil, Gana'da bir evin kapısından gizlice çıkmasıyla başladı.
Çünkü evde küçük bir futbol meselesi vardı.
Babası oğlunun okumasını, eğitimine ağırlık vermesini istiyordu.
Oppong ise topun peşinden koşmak istiyordu.
Annesi oğlunun tarafındaydı.
Oppong'un yıllar sonra anlattığına göre, arkadaşlarıyla sokakta futbol oynayabilmesi için annesi zaman zaman onun evden gizlice çıkmasına yardım ediyordu.
Belki o günlerde hiçbiri o kapıdan çıkan çocuğun yıllar sonra Avrupa'nın önemli liglerinden birinde oynayacağını bilmiyordu.
Üstelik Oppong'un hikayesinde bir başka sürpriz daha vardı.
SANTRFORDU, STOPER OLDU
Bugün Fenerbahçe'nin geleceğin stoperlerinden biri olarak kadrosuna kattığı Oppong, futbola savunmacı olarak başlamadı.
10 yaşındayken santrfordu.
Kendi anlatımına göre sahada nerede duracağını bile tam olarak bilmiyordu. Bir gün antrenörü onu savunmaya çekti.
Oppong orayı sevdi.
Bir daha da ön tarafa dönmedi.
12 yaşına geldiğinde futbol için ailesinden ayrılarak Gana'daki De Visser Akademisi'ne gitti.
Asıl yolculuk ise daha sonra başladı.
GANA'NIN SICAĞINDAN İSVEÇ'İN KARINA
Afrika'nın sıcağında büyüyen genç futbolcunun Avrupa'daki ilk durağı İsveç oldu.
Kar onun için neredeyse futbol kadar yeni bir şeydi.
Yoğun kar altında antrenman yaptı. Soğuktan korunabilmek için kalın botlarla dolaştı. Daha sonra İsveç yıllarını, gözlerden uzakta kendisini geliştirebilmesi açısından kariyerinin en önemli dönemlerinden biri olarak anlatacaktı.
GIF Sundsvall ve IFK Norrköping...
Ardından Fransa.
Nice.
Oppong artık Avrupa'nın beş büyük liginden birindeydi.
Ama onun yükselişindeki belki de en ilginç ayrıntı saha dışında saklıydı.
ANTRENMAN BİTİNCE ONUN İÇİN ANTRENMAN BİTMİYOR
Oppong sadece maçlarını değil, antrenmanlarını bile yeniden izleyen bir futbolcu.
Norrköping döneminde bunu açıkça anlatmıştı:
Her antrenmandan sonra görüntüleri açıyor, pozisyonlarını seyrediyor, yaptığı hataları ve doğruları inceliyordu.
Bir anlamda önce futbol oynuyor, sonra kendi futbolunun öğrencisi oluyordu.
Nice'e geldiğinde önünde güçlü bir rekabet vardı. Ancak savunmadaki sakatlıklarla gelen fırsatı değerlendirdi ve kısa sürede takımın önemli isimlerinden biri haline geldi.
Bir süre önce İsveç'te kendisine yol arayan Ganalı çocuk artık Ligue 1'de oynuyor, Gana Milli Takımı'nın formasını giyiyordu.
Şimdi yolculuğun yeni durağı İstanbul.
Fenerbahçe.
Henüz 22 yaşında.
Üstelik sarı-lacivertlilerin kadro yapılanmasında U23 kontenjanına yazılabilecek bir futbolcu.
Ake ve Skriniar'ın tecrübesinin yanına süratini, atletizmini ve geleceğini getiriyor.
Ama bütün rakamları, transfer bedellerini ve futbol analizlerini bir kenara bırakırsanız Oppong'un hikayesinin başlangıcında çok daha güzel bir görüntü kalıyor:
Gana'da futbol oynamak isteyen küçük bir çocuk...
Okumasını isteyen bir baba...
Ve oğlunun hayaline inanan bir anne.
Anne yıllar önce kapıyı sessizce açtı.
Oğlu arkadaşlarıyla top oynamaya koştu.
O kapıdan çıkan çocuk şimdi Fenerbahçe forması giymek için İstanbul'a geldi.