Son Dakika | Ömer Çelik firari foncuyla tatiline ilişkin iddiayı yalanlamadı
Son dakika... AKP Sözcüsü Ömer Çelik'e 20 milyarlık fon vurgunu yaptığı söylenen AKP'li bürokrat Osman Arıkan Nacar ile tatil yaptığı iddiası soruldu. Çelik, soruya yanıt vermedi.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik'e 20 milyarlık fon vurgunuyla yurtdışına kaçan AKP'li bürokrat Osman Arıkan Nacar ile tatil yaptığı iddiası soruldu. YENİ Parti, Nacar'ın firar etmeden kısa süre önce Çelik'le Bodrum'da tatile gittiğini iddia etmişti.
YANIT VERMEDİ GEÇİŞTİRDİ
Ömer Çelik, basın toplantısında Bengü Türk'ten gelen bu soruya yanıt vermedi. Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adalet Bakanı Gürlek ve Hazine Bakanı Şimşek ile ilgili kısımları uzunca yanıtladı.
Çelik, Bodrum tatili iddiasına ilişkin herhangi bir şey söylemedi.
Çelik şahsı ile ilgili bir tek uzun açıklamasının en sonunda şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanımızla ilgili, bakanlarımızla ilgili, bizlerle ilgili vesaire. Doğrusu ben bu borsa işinden anlamam, hiç hesabım da olmadı. Ticaretten de anlamam zaten. Ama meşru vatandaşla, meşru işlem yapan vatandaşla tamahkar ve sahtekarın birbirinden ayrılması gerektiği konusunda ilkenin titizlikle korunması gerektiğini ifade ediyoruz burada."
ŞAHSI İLE İLGİLİ BODRUM TATİLİ İDDİASINA YANIT VERMEDİ
Ömer Çelik "Özgür Özel, fon kriziyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanını, Adalet Bakanını, Hazine ve Maliye Bakanını ve sizi, şahsınızı hedef alan bazı söylemlerde, iddialarda bulundular efendim. Neler söylersiniz?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Şimdi değerli arkadaşlar, bu konuda devletin kurumlarının nasıl bir koordinasyon içerisinde ve ne kadar büyük bir süratle bu adımları attığını söyledim. Bu tip krizler dünyanın başka yerlerinde de gündeme gelmiş, siyasi tarihte var.
Kimisi bunu 5 yılda temizlemiş, kimisi 9 yılda temizlemiş, şöyle olmuş, böyle olmuş. Biz bunu, bu sermaye piyasalarının çok küçük bir kısmını ilgilendiren bir şey, bütün boyutlarıyla ortaya çıkarma konusunda son derece kararlıyız.
Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge, datayla hareket ediyoruz burada. Şimdi dün bu kişi çıkıyor, Sayın Cumhurbaşkanımıza "Bu işin merkezinde sen varsın, bu işin başında sen varsın" diye haddini aşan, haddini aşan, gayriahlaki ve hakkaniyetsiz açıklamalar yapıyor.
Ya bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Bütün bu iradesi, verdiği talimatlarla bu sıkıntının, vurgunculuğun, dolandırıcılığın, buradaki şeytanlıkların temizlenmesi talimatını veren irade Cumhurbaşkanımızdır.
Yani ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor? Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor her zaman yaptığı gibi. Bu bu işler defalarca ellerinde patladı. Buna yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık. Herkes ekranda görüyor ne olduğunu bütün her şeyin.
Yani burada, bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi, ya bu işler siyasi yankesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra "iddia edildiğine göre", "söylendiğine göre", "yapıldığına göre" birbiriyle alakası olmayan şeyleri birbirine bağlamaya çalışıyorlar.
Dolayısıyla burada bu işin de temizlenmesinin iradesinin başındaki isim Cumhurbaşkanımızdır. Onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların, vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Bu net.
Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler, kendi partisini vurgunculara, dolandırıcılara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor şeyde.
Bakın, bunu da net bir şekilde söylüyorum arkadaşlar; biz, defalarca Cumhurbaşkanımızla bu konuda toplantı yapıldı kamuoyuna yansıyan, yansımayan. Biraz evvel kapalı, MYK'nın kapalı bölümünde de konuşma yaptı ve bu konudaki iradesini bir kere daha net bir şekilde ortaya koydu. Ve burada elinde belge olan, bilgi olan alsın, getirsin. Götürsün, yargıya versin.
Diğer bir konu; Adalet Bakanımız, Adalet Bakanlığı; Anayasa'nın, yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İhbar geliyor, ihbara bakıyor. İddia oluyor, iddiaya bakıyor. Suç unsuru gördüğü zaman, devlet birimlerinden geldiği zaman bunları inceliyor. Şimdi ne zaman bunların bir yolsuzluğu, arsızlığı patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Adalet Bakanlığımızı hedef alıyor....
Yani bunlar için makbul Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı; Anayasa'yı bunlara uygulamayacak, kanunları bunlara uygulamayacak, bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak, bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler ve sürekli olarak geçmişte 'AK Parti yargı kolları' diyordu, kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor bu kişi.
Şimdi burada net bir durum var. Anayasa'nın, yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. E şimdi sen burada ne hakla Adalet Bakanını ve Adalet Bakanlığını hedef alıyorsun? Yani yargı size uygulanmasın mı? Yargısal işlemlerden muaf mı olasınız? Kendinizi hâlâ devletin sahibi mi görüyorsunuz?
Dolayısıyla şimdiye kadar ortaya koyduğu şeylerin, yani muhalefette birilerine de veriyorlar, görüyoruz yani bunu. İşte güdümlü ve sponsorlu haberler de yaptırılıyor, görüyoruz bütün bunların hepsini. Ve bütün bu neticede ortaya çıkan şey; yani CHP'lilerin CHP'lilere söylediği iddialar Adalet Bakanlığı tarafından incelenmiş ve sonuçta CHP'lilerin CHP'liler hakkında söyledikleri yolsuzluklar doğru çıkmış, bunlarla ilgili bir şey söylenmiyor —o zamanki CHP'yi kastediyorum, şimdi Yeni Parti— orada Adalet Bakanımıza saldırıyor. Burada hiçbir şekilde Adalet Bakanlığı, Adalet Bakanımız Anayasa'nın, kanunların verdiği yetki çerçevesinde görevini yapıyor. Bizim milli iradeye karşı borcumuz budur. Onun ötesinde onların söylediklerinin hiçbir önemi yoktur.
E şimdi Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. E Maliye Bakanlığı ilk andan itibaren bu konunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için Cumhurbaşkanımızın başkanlığında kurulan kurul dahil olmak üzere, ondan öncesinden itibaren üzerine düşeni yerine getirmiş, bugün de hem bundan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar bir yandan, bir yandan buradaki sıkıntıların temizlenmesi, yanlışların temizlenmesi için gayret ediyorlar, bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için bununla uğraşıyorlar.
Partimiz açısından baktığında partide de bunu net bir şekilde söylüyoruz. Siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor. Diğer konularda açıklamalar yapılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz.
Peki, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza, Maliye Bakanımıza, parti yetkililerimize bunu söyleyen kişi kim? Bunun ismini yazın Google'a, Google'a ismini yazın. Karşısına da 'Uşak Belediye...', artı 'Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım' yazın. Bakın neler söylemiş! Kendi belediye başkanı kendisi hakkında ne iddialarda bulunmuş! Ve üstelik bunlar yargısal işlem konusu olmuş.
Yine bunu söyleyen şahsın isminin karşısına artı koyun, 'Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek' yazın. Bakın nelerden bahsetmiş! Bütün bu tabloya bakın.
E şimdi bunlara bir kere cevap vermiş mi? Verememiş. Yani bu kişiler rakamlardan bahsetmiş, hangi duvarın üstüne hangi para kulesinin inşa edildiğinden bahsetmiş, hangi benzinlikte buluşulduğundan bahsetmiş, değil mi? E bütün bunlar... Herkese öneriyorum; bu kişinin ismini yazsınlar, bu Genel Başkanın, karşısına da bu isimleri yazsınlar, bakalım nasıl bir doküman çıkıyor. Ben bizim basın danışmanı arkadaşımıza dedim ki: 'Sadece 10 dakika uğraş bununla, 10 dakikada ne kadar doküman çıkıyor.' 10 dakikada şu kadar doküman çıktı. Bu kadar! Yani daha çok uğraşsan, 1 saat uğraşsan demek ki neler söylenmiş, neler olmuş, şu olmuş.
Şimdi dolayısıyla kendi partisi tarafından bunlarla suçlanan, kendi yol arkadaşları tarafından bunlarla suçlanan kişi iddiayı kendi atıyor, sonra bu iddianın üzerine hüküm inşa ediyor, bu hükmün üzerine de bir şey, siyasi tasarrufa gitmeye başlıyor. Çok enteresan mesela, bakın; son grup konuşmasında CHP Genel Başkanı, Sayın Kılıçdaroğlu bunları kastederek, bunların partiden ayrılmasını kastederek 'Cumhuriyet Halk Partisi arınmıştır' dedi. Yani oranın kendi içerisindeki tartışmada çok net bir şey ortaya çıkıyor.
Ha, şimdi bir de şu var arkadaşlar: Her şey ortada. Bakılır orada, kaç bin kişi var, kimin hesabı var, baksınlar. Hesapları incelesinler. Meşru bir şekilde işlem yapanla vurgunculuk yapanın ne olduğu orada görülür zaten. Ondan sonra da bunun üzerine istedikleri kadar konuşsunlar. Ellerinde birilerinin makamı, unvanı ve kimliği ne olursa olsun varsa bir belge, hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Yargıya intikal ettirsinler ve adliyeye başvururlar da gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Bunda bir şey yok.
Ama şimdi bunlar siyasi spekülasyon konusu değil. Burada herkes siyasetçi. Bir sürü arkadaşımız, muhalefetten de var, iktidardan da var, her gün herkes onlarca resim çektiriyor yolda yürüdüğü zaman. Birçok insanla temas ediyor. Bir sürü şey oluyor. Dolayısıyla burada net bir ilke koyulması lazım. Biz bu ilkeyi koyduk, dedik ki: Herhangi bir arkadaşımızın, herhangi birimizin arkadaşı olsun arkadaşı olmasın, akrabası olsun akrabası olmasın, sevdiği bir kişi olsun olmasın, tanıdığı olsun olmasın, mesai arkadaşı olsun olmasın, her kim olursa olsun bu kişilerin siyasi linç kampanyalarıyla mahkûm edilmesine de müsaade etmeyiz, bu kişilerin hakkında bir iddia varsa bu iddiaların siyasi himaye ile örtbas edilmesine de müsaade etmeyiz. Kim olursa olsun. Yani birisinin arkadaşıdır, değildir; ötekinin tanıdığıdır, değildir; sevdiğidir, değildir; akrabasıdır, değildir. Bizim ilkemiz budur.
Ha, ama burada mevzu şudur: Gerçek bilgiye dayanacak. Yani biz siyasi linç kampanyalarının neticesi olarak insanların hedef gösterilmesine, sosyal medya mahkemelerinde mahkûm ettirilmesine de müsaade etmeyiz.
Herhangi bir şekilde birilerinin siyasi himaye yoluyla birileri hakkındaki iddia ve incelemeler örtbas ediliyorsa ona da müsaade etmeyiz. Hem siyasi lince karşıyız hem siyasi himayeye karşıyız. Bu kadar net prensipleri burada net bir şekilde koyduk. İlke açıktır. Ya bu zaten birçok kimsenin gözü önünde gerçekleşen bir şey. Adımlar atılacak. Adalet Bakanlığı atacak, Maliye Bakanlığı atacak, bunda hiçbir şey yok. Elinde bilgi, belge olan Adalet Bakanlığına da göndersin, Maliye Bakanlığına da göndersin.
Dolayısıyla böyle her gün bir şey söylüyorlar. Data varsa, bilgi varsa, belge varsa hemen incelensin. Hep beraber gidelim üstüne, hep beraber konuşalım. Ama böyle bu meseleleri siyasi linç kampanyalarıyla, siyasi himaye tartışmaları arasında gitmez bu. Burada ilkelerin işletilmesi lazım. Ha onunla ilgili olarak bir şey varsa da her şey açık bir şekilde koyulur. Yani şimdi sosyal medya mahkeme yeri değil ki suçlu ilan ediyorsun. Siyasi linç bir yargılama usulü değil ki. Ha bunun dışında da olayı kaçırmak için, örtbas etmek için bir siyasi himaye söz konusuysa, siyasi lince ne kadar karşıysak onun 10 katı da siyasi himaye ile mücadele ederiz. Biraz evvel Sayın Cumhurbaşkanımız da konuşmalarını yaptılar, burada bütün bunları net bir şekilde kullandık.
Ha, bu çerçevede muhalefetten birileri gerçekler açığa çıksın diye elinde bilgi, belge varsa bunu getirecek, ortaya koyacak. Konu bu vurgunculukla ilgili, bu tamahkarlıkla ilgili, bu sahtekarlıkla ilgili. Ha onun ötesinde buradan bir siyasi operasyon çıkarmaya çalışıyorlarsa bu bize işlemez. Bizim partimize işlemez. Cumhurbaşkanımıza dönük böyle bir siyasi operasyona, bakanlarımıza dönük böyle bir siyasi operasyona... Bizim ilkelerimiz üzerinden bize temeli olmayan hesap sormaya kalkıyorlar. Biz ne ona ne siyasi operasyona ne kaos siyasetine hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğimizi şimdiye kadar söyledik.
Bizim bunlara söylediğimiz şey şudur: Bakın, orada herkes kendi adına hesabı olan meşru bir işlem yapıyorsa ona diyecek bir şey yok. Bunları da birbirine karıştırmamak lazım. Meşru işlem yapan vatandaşla orada dolandırıcılık yapanı da birbirine karıştırmamak lazım. Bakarsın, görürsün orada. Varsa böyle bir şey bununla ilgili olarak da şeyini yaparız.
Ama problem şu: Yani mevzu her seferinde bilgiye, belgeye... Yani burada bir dolandırıcılık yapılmış mı? Burada bir sahtekarlık yapılmış mı? Yok. Eline bir belge veriyorlar, okuyor. Kaç kere aynı şeyle karşı karşıya kaldık. Şimdi bu şahsın yıllar evvel bir şeyi var biliyorsunuz.
Bekçilerle ilgili bir düzenleme yapılacağı zaman dedi ki; 'Herkes, ben' dedi, 'işte Orhan Kemal'in romanını okudum, bütün bekçiler Bekçi Murtaza gibi olsun' dedi. O romandaki Bekçi Murtaza da biliyorsunuz olumsuz bir karakter. Okumadığı kişiyi... Kitabı okumamış, yalan. Okumuş anlamamışsa o daha vahim, ki genelde böyle oluyor. Yanlış bir kişiliği topluma örnek olarak gösteriyor. Ya okuduğunu anlamayan kişinin şeyiyle mi uğraşacağız?
Eskiden birilerinin operasyon aleti vardı, ellerine verilen metni okurlardı,... Yani siyasi konuşma mı yapıyorsun, Samanyolu TV'nin ana haber sunuculuğunu mu yapıyorsun?
Şimdi burada ilkeleri ortaya koyalım. Bakın, bilgilendirme yapılıyor, bütün bu hususların üzerine gidiliyor net bir şekilde. O sebeple biz, bundan hiçbir çekincemiz yok, ne varsa açığa çıksın. Biz kamera bantlama partisi değiliz. Bizim siyasi meşrebimizde kamera bantlama yok. Biz her şeyin şeffaf yürütülmesinden yanayız. Ama dediğim gibi; siyasi linç de olmayacak, siyasi örtbas etme faaliyeti, siyasi himaye etme faaliyeti de olmayacak. Yani kendileri otursunlar, Sayın Kılıçdaroğlu'nun 'Bunlar gitti, arındık' cümlesi üzerinde bir şeyde bulunsunlar, tefekkürde bulunsunlar.
Bir diğer konu; bakın, siyasetin seviyesini ne olursa olsun korumamız lazım. Bu kürsüden aslında öyle şeyler söyleriz ki günlerce manşet oluruz ama siyasete yazık olur, genç insanlara siyaset açısından kötü örneklik yapılmış olur. Bu kendisi; yüksek makamlardaki arkadaşlarımıza, bakanlarımıza, parti yöneticilerimize lakap takmayı çok seviyor. Fakat biz bunların hiçbirini dile getirmeyiz. Biz sadece ona şunu söylüyoruz, hatta size sorsunlar: Meclis kulisinde kendi arkadaşlarının kendilerine taktığı lakaplarla uğraşsınlar. Yani bu bir zeka göstergesi değil ki ya. Siyasi zekayla ve siyasi argümanla yaparsın siyaseti. Öbür türlüsünü herkesin rahatlıkla yapabileceği bir şey.
Burada şimdi bir sürü şey söylüyor; Cumhurbaşkanımızla ilgili, bakanlarımızla ilgili, bizlerle ilgili vesaire. Doğrusu ben bu borsa işinden anlamam, hiç hesabım da olmadı. Ticaretten de anlamam zaten. Ama meşru vatandaşla, meşru işlem yapan vatandaşla tamahkar ve sahtekarın birbirinden ayrılması gerektiği konusunda ilkenin titizlikle korunması gerektiğini ifade ediyoruz burada. Ama bir de siyasi hayatta borsayla ilgili başka kavramlar var. Hani ben hiç hesabım olmadı, hiç anlamam bu işlerden ama diyorlar ki bir siyaset borsası var ve bu siyaset borsasından bir milletvekili borsası var, bir belediye başkanları borsası var, daha doğrusu birilerini genel başkan yapan bir kurultay borsası var diyorlar.
E şimdi bununla ilgili iddiaları kim söylemiş? Dediğim gibi yazın bu konuşmaları yapan kişinin isminin karşısına 'Özkan Yalım' diye, 'Muhittin Böcek' diye ya da başka CHP'li CHP'de görev yapmış belediye başkanlarını; bu borsa düzeninin nasıl çalıştığını orada açık kaynaklarda görüyorsunuz. E bununla ilgili konuşması, bununla ilgili hesap vermesi gereken kişi başkasına hesap sormaya kalkıyor. Yani Cumhurbaşkanımızı hedef alacağına siyaset borsasının hesabını ver, bakanlarımızı hedef alacağına milletvekili ve belediye başkanı borsasının hesabını ver, partimizi hedef alacağına —biz zaten gereğini yapıyoruz— kurultay borsasının hesabını ver.
Dolayısıyla biz, dediğim gibi, yani bu seviye düşmesin diye büyük bir hassasiyetle bu meseleyi... Bunların üslubuyla konuşsak söylenecek çok şey var. Ha, bir 6 ay 7 ayda sadece bir konuşmada 6-7 aylık manşet de çıkartırız, o ayrı mesele. Ama bu devletin emanetidir, milletin emanetidir. Devletin milletin emaneti olan konularda dünyanın her yerinde böyle bir yolsuzluk yapıldığı zaman, böyle bir arsızlık yapıldığı zaman, bakın müdahale edilme biçimlerine, müdahale edilme süreçlerine ya da bir siyasi partinin aldığı tedbirlere bakın; yıllara yayılanlar yerine biz bunu günler içerisinde bu tedbirleri almışız, üzerine gitmeye başlamışız.
İnşallah vatandaşlarımız müsterih olsun: Ne siyasi linç kampanyasına teslim oluruz ne de herhangi bir gerçeğin üzerinin örtülmesi için bir siyasi himayeye müsaade ederiz. Her şey açığa çıkacak. Burada dolandırıcılık, vurgunculuk yapanlar bu yaptıklarının bedelini ödeyecek ve bunların bu yaptıkları vurgunlarla haksızlığa uğrayanların hakkı teslim edilecek. Devletin cebinden de bir şey çıkmayacak, vatandaşımızın da cebinden bir şey çıkmayacak. Bu irade Cumhurbaşkanımızın iradesidir, devlet başkanı olarak iradesidir ve bütün kurumlara bu talimatlar net bir şekilde verilmiştir. Bir daha olmaması için de bütün tedbirleri alacağız.
Son Dakika | Fon vurguncusu AKP'li bürokrat Ömer Çelik'le Bodrum tatili yapmış! YENİ Parti iddia etti