Erdoğan'ın eski metin yazarı Aydın Ünal'dan fon krizine darbe diyenlere yanıt: Süreç uzadıkça...
Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına atanan Yusuf Emre Akgündüz'ün babası Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün fon krizinin arkasında MOSSAD var iddiası gündemde. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski metin yazarı Aydın Ünal iddiaları sert dille yalanladı.
Türkiye günlerdir fon krizini konuşuyor. İktidara yakın medya ve AKP’de geçmiş dönemlerde milletvekilliliği ve yöneticilik yapmış isimler krize ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunmaya devam ediliyor.
Krizin iktidar ayağının araştırılması YENİ Parti ve muhalif vekiller tarafından istense de sosyal medyada iktidara yakın bürokratlar fon krizini yine darbeye bağladı.
Onlardan biri de Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına atanan Yusuf Emre Akgündüz'ün babası Prof. Dr. Ahmet Akgündüz...
Akgündüz, fon soruşturmasının ve krizinin arkasında İsrail istihbaratı MOSSAD ile ABD'nin bulunduğunu öne sürdü. Bu iddialar sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.
AKP’li Şamil Tayyar bu iddiaların yüksek sesle konuşulmasından sonra sosyal medya hesabından açıklama yaparak iddiaları yalanladı ve “Milletin aklıyla dalga geçmeyin” ifadeleri kullandı.
Tüm bu tartışmalar devam ederken İktidara yakın Yeni Şafak’a yazan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski metin yazarı Aydın Ünal da bu iddialara sert tepki gösterdi.
Aydın Ünal’ın “Bu bir darbe mi?” başlıklı yazısında “Fon krizinin arkasında CIA, MOSSAD, KGB, MI6, BND, FETÖ, Siyonistler, Masonlar, Soros, dünyayı yöneten 5 zengin aile mi var? Bu bir darbe girişimi mi?” sorusunu yöneltti.
DARBE GİRİŞİMİ DEĞİL
Aydın Ünal iddialar üzerine kendi sorduğu sorulara şöyle yanıt verdi:
“Fon krizi tamamen ‘doğal’ nedenlerle ortaya çıktı. Cılız bir setin arkasında tatmin olmayan iştiha, hırs, tamahkarlık, açgözlülük, dolandırıcılık, hırsızlık, yağmacılık biriktikçe birikti. Set, arkasında biriken bu günah yığınına dayanamadı, çatırdayarak yıkıldı, şimdi önü sıra her şeyi yıkarak ilerliyor. Setin ardındakiler kadar yanındaki borsa yatırımcıları, dar gelirliler, emekliler, esnaf, şirketler, Türkiye ekonomisi, iktidar ve muhalefetiyle siyaset selin önünde sürükleniyor.
Başından sonuna kadar her şey doğal. İç ya da dış mihraklar yok. Bu bir darbe girişimi de değil.”
SÜREÇ UZADIKÇA...
“Ama bu sel durdurulmazsa, önüne set çekilmezse, bu cenaze hızla kaldırılıp gömülmezse, işte o zaman bir darbe girişimine dönüşebilir” diyen Aydın Ünal yazısını şöyle sürdürdü:
“Süreç ne kadar uzarsa yıkım o kadar artacak; cenaze ne kadar ortada kalırsa, koku artacak, etrafını da enfekte edecek.
Gezi olayları, basit bir protesto eylemiyle başlamıştı. Saman aleviydi, parlayıp sönecekti. İşin içine siyasetçiler girdi, medya girdi, sosyal medya girdi ve kurgu, plan, tasarım, uluslararası medya, iç ve dış mihraklar ardından geldi. Saman alevinin üzerine benzin döküldü ve sonradan bir darbe tasarımına dönüştürüldü.
Fon krizi, önüne kattığını alıp götüren bir sel olarak, ortada yatan bir cenaze olarak, Hükümete ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik darbe tasarımına dönüşme potansiyeli taşıyor.
Öncelikle, süreç uzadıkça söylentiler artıyor. Yalan ile hakikat birbirine karışıyor. İftiralar, ithamlar için uygun bataklık oluşuyor. Dedikodu ayyuka çıkıyor. Sapla saman, at izi ile it izi birbirine karışıyor.
Yine süreç uzadıkça, homurtular artıyor. Yerli yersiz çıkışlar yaşanıyor. Güveni sarsacak, moralleri bozacak, insicamı dağıtacak adımlar atılıyor.
Süreç uzadıkça komplo teorilerinin yeşereceği uygun zemin oluşuyor. Dış mihrak bahaneleri, iç hesaplaşma iddiaları, felaket senaryoları, tuzak tasarımları, iktidar kurguları havalarda uçuşuyor.
Süreç uzadıkça mağduriyetler artıyor, katlanıyor.
Süreç uzadıkça ekonomi ve siyaset zehirleniyor, virüs kapıyor, kontrol zorlaşıyor, güven aşınıyor, çöküntü derinleşiyor.
Süreç uzadıkça kriz yönetimi zorlaşıyor, iletişim iletişimsizliğe dönüşüyor.
Süreç uzadıkça kriz derinleşiyor, yıkım yaygınlaşıyor, maliyet yükseliyor.
Daha fazla vakit kaybetmeden bu krizin bütün ülkeyi tatmin ve mutlu edecek şekilde çözülmesi, dosyanın kapağının kapatılması, rafa kaldırılması, Türkiye’nin gündeminden artık çıkarılması gerekiyor.
Sorumlular bir an önce bütünüyle ortaya çıkarılmalı, adalet hızla tecelli etmeli, adli ve siyasi cezalar verilmeli, mağduriyetlerin giderilmesi için plan hemen açıklanmalı.
Bu istismar, dedikodu, homurtu, komplo, söylenti, hesaplaşma, yıpratma, iftira, itham bataklığı hepimizi, tüm Türkiye’yi içine çekecek. Artık her saniye kayıptır. Selin önüne hemen şimdi set çekilmeli, cenaze kaldırılmalı ki Türkiye yoluna kararlılıkla devam edebilsin.
Fon krizi bir darbe girişimi değil ama süreç uzadıkça içerden dışardan omuz verilecek bir darbe girişimine dönüşme potansiyeli de artıyor. Acilen önlemi alınmalı.”
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı'nın profesör babası fon skandalını İsrail'e bağladı