Hüseyin Özkahraman yazdı: Etle tırnak arasına girenlere inat et tırnaktan ayrılmaz
CHP 27. Dönem Milletvekili Adayı Hüseyin Özkahraman "Etle tırnak arasına girenlere inat et tırnaktan ayrılmaz" başlıklı yazı kaleme alarak karar sonrası yaşananları değerlendirdi.
CHP 27. Dönem Milletvekili Adayı Hüseyin Özkahraman, mutlak butlan kararıyla müdahale edilen CHP'ye dair bir yazı kaleme aldı. "Etle tırnak arasına girenlere inat
et tırnaktan ayrılmaz" başlıklı yazısında Kahraman, mutlak butlan kararı sonrası yaşananlaarı değerlendirdi.
Kahraman'ın ilgili yazısı şöyle:
"İstemeye istemeye de olsa Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi iki ayrı siyasi yapıya bölündü. Ortaya çıkan tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Ancak bugün üzerinde durulması gereken asıl soru şudur: Bu ayrışma kime yaradı?
Açık konuşmak gerekirse, bu bölünmenin ne CHP tabanına ne de demokrasi mücadelesi veren milyonlara bir fayda sağladığını söylemek kolay değildir. Siyasette sıkça kullanılan bir söz vardır: 'Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz' Muhalefetin dağınıklığından yararlanmak isteyenler açısından ortaya çıkan tablo, tam da böyle bir sonuç doğurmuştur.
Ne yazık ki bugün geriye dönüp baktığımızda, siyasi ayrışmanın ötesine geçen kırıcı bir dilin hâkim olduğunu görüyoruz. Sosyal medyada, televizyon ekranlarında, köşe yazılarında ve çeşitli platformlarda birbirine ağır sözler söyleyen, karşı tarafı suçlayan, hatta vicdan ve ahlak sınırlarını zorlayan ifadeler kullanan insanlar var.
Oysa siyasetin doğasında farklı görüşler, farklı yöntemler ve farklı kadrolar her zaman olmuştur. Parti içi demokrasi yalnızca iktidarın varlığını değil, muhalefetin de varlığını gerekli kılar. Geçmişte bunun çok sayıda örneğini yaşadık.
SHP İstanbul İl Başkanlığı döneminde Ercan Karakaş’ın iki kez görevden alınmasına rağmen arkadaşlarıyla birlikte yeniden örgütlenerek il başkanlığını kazanması bunun önemli örneklerinden biridir. Demokratik mücadeleler bazen kaybetmeyi, bazen yeniden başlamayı gerektirir. Ancak bütün bunlar aynı çatı altında kalınarak da yapılabilir.
Bugün yaşanan ayrışmada herkesin kendince gerekçeleri olabilir. Kimileri yaşanan süreçleri eleştirir, kimileri alınan kararları savunur. Ancak karşılıklı suçlamalar ne geçmişi değiştirmekte ne de geleceği inşa etmektedir. Tam tersine, ortak enerjiyi tüketmekte ve toplumsal umudu zayıflatmaktadır.
Daha da üzücü olanı ise meydanlarda, sosyal medyada ve çeşitli platformlarda siyasetçilerin isimleri üzerinden üretilen hakaret dilidir. Bir dönem aynı hedefler için mücadele eden insanların birbirlerine karşı kullanılan bu ağır ifadeleri normalleştirmesi, yalnızca siyasal kültürümüze zarar vermektedir. Birbirimizi dinlemek yerine birbirimize bakar kör olduk. Aynı geçmişi paylaşan insanlar adeta birbirlerine yabancılaştı.
Sonuçta kazanan kim oldu? Muhalefet mi, demokrasi mücadelesi mi, geniş toplum kesimleri mi? Bu soruların cevabını herkes kendi vicdanında verecektir. Ancak görünen odur ki ayrışmalar, kırgınlıklar ve karşılıklı öfke hiç kimseye beklenen faydayı sağlamamıştır.
Unutulmamalıdır ki siyasette kişiler geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Genel başkanlar gelir, genel başkanlar gider. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü siyasi kurumlarından biridir. Bu nedenle kişileri merkeze koyan değil, kurumsal hafızayı ve ortak değerleri önceleyen bir yaklaşım geliştirmek zorundayız.
Artık birbirimizi daha fazla yıpratmanın, kırmanın ve rencide etmenin kimseye faydası yoktur. Yeterince yara aldık, yeterince güç kaybettik. Bundan sonra yapılması gereken, ayrılıkları derinleştirecek yeni tartışmalar üretmek değil; yeniden nasıl yan yana gelebileceğimizi konuşmaktır.
Elbette bu dönüş geçmişteki hataları görmezden gelerek gerçekleşemez. Tam tersine, yaşananlardan ders çıkararak, eski hastalıkları geride bırakarak ve daha demokratik bir siyasal kültür oluşturarak mümkün olabilir. Aynı köklerden beslenen insanların yeniden omuz omuza durabilmesinin yolları aranmalıdır.
Çünkü bu mücadelede hiç kimse bütünüyle yok sayılamaz. Kemal Kılıçdaroğlu da bu hareketin bir değeridir, Özgür Özel de bu hareketin bir değeridir. Farklı dönemlerde sorumluluk üstlenmiş, emek vermiş, bedel ödemiş insanların birbirlerini düşmanlaştırması kimseye kazanç sağlamaz.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni kırgınlıklar değil, yeni köprüler kurmaktır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokrasi, hukuk ve sosyal adalet mücadelesini büyütebilmenin yolu da buradan geçmektedir.
Çünkü etle tırnak nasıl birbirinden kolayca ayrılamıyorsa, aynı siyasal geleneğin içinden gelen insanların da er ya da geç ortak bir zeminde buluşma ihtimali her zaman vardır. Önemli olan, o gün geldiğinde birbirimizin yüzüne bakabilecek sözler bırakmaktır.
Zaman çabuk geçer…
Bugün söylenen sözler, yapılan eleştiriler, yaşanan kırgınlıklar yarın tarihin sayfalarında birer anı olarak kalacaktır. Ancak geride bırakacağımız dostluklar, mücadele anıları ve ortak değerler kalıcı olacaktır.
Bu nedenle büyük laflar etmek yerine biraz sabretmekte yarar var. Siyaset uzun soluklu bir yolculuktur. Gün gelir yollar ayrılır, gün gelir yeniden kesişir. Dün yan yana yürüyenler yarın yeniden aynı hedef için omuz omuza verebilirler.
Gün doğmadan neler doğar…
Bekleyelim, görelim"
AKP'ye geçeceği iddia edildi: YENİ Parti'li Helil Kınay'dan 'net' yanıt
Fon vurguncusu firari Cengiz Avcı Kılıçdaroğlu'nun en yakınındaymış! KRT'nin finansmanı ona emanet
Son Dakika | Sosyalist Enternasyonalden butlan CHP'sine kötü YENİ Parti'ye iyi haber
Butlan CHP'si Meclis resepsiyonu kararından vazgeçti