Özgür Çelik'in savcılık ifadesi ortaya çıktı: Süreçteki çelişkileri böyle anlattı
Savcılık ifadesinde "Hukuk herkese her kuruma eşit işlemelidir" vurgusu yapan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, taraf değiştiren meclis üyelerinin de araştırılmasını talep ederek "Bu işin gerçek mağduru Üsküdar halkıdır" dedi.
Umut Taştan - Özel Haber
Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçimi sürecinde meclis üyelerine yönelik tehdit ve menfaat iddialarını kamuoyuna duyurmasının ardından hakkında resen soruşturma açılan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, savcılıkta 1,5 saat boyunca kapsamlı bir ifade verdi. Çelik, savcıya sunduğu savunmasında taraf değiştiren meclis üyelerinin arkasındaki iddiaları, yapılan temasları, tanıkları ve diğer ilçelerde yaşanan benzer süreçleri aktardı.
SAVCI TEHDİDİ İDDİASINA BEŞ AYRI TANIK VE KORİDORDAKİ KONUŞMA
Savcılık ifadesinde Meclis Üyesi Ayhan Aydın ile yaşanan görüşme trafiğini aktaran Özgür Çelik, Aydın'ın bir savcı tarafından tutuklanmakla tehdit edildiğini söylediği anlara beş kişinin bizzat şahit olduğunu belirtti. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş'ın belediyede bulunduğu sırada meclis üyesi Necdet Ay'ın Ayhan Aydın ile telefonla görüştüğünü kaydeden Çelik, telefonun hoparlöre alınmasıyla birlikte Özçağdaş ve Ay'ın, Aydın'ın ağlayarak "Savcı beni tutuklama ile tehdit etti, tutuklandığım takdirde sara hastası olan engelli eşim ve çocuğuma kim bakacak, onlara bakacak kimse olmadığı için bunlara teslim oldum" dediğini bizzat duyduklarını ifade etti.
Bu görüşmenin ardından belediyede genel durum değerlendirmesi yapılırken meclis üyesi Nihat Doğan'ın odaya girerek telefondaki Aydın'ın kendisiyle görüşmek istediğini ilettiğini aktaran Çelik, belediyedeki iki makam odası arasındaki koridorda telefonu devraldığını söyledi.
Yanlarında tutuklu Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın eşi Barış Dedetaş ve meclis üyesi Nihat Doğan bulunurken gerçekleşen görüşmede Aydın'ın aynı tehdit ve korkuları kendisine de aktardığını belirten Çelik, olası bir olumsuzluk halinde ailesine ve çocuğuna bizzat sahip çıkacağını söyleyerek telkinde bulunduğunu dile getirdi. Sürece partili emekli öğretmen Uğur Ural'ın yaptığı dayanışma görüşmesinde de tanık olunduğunu belirten Çelik, adliyede hazır bulunan bu isimlerin savcılıkça dinlenmesini talep etti ancak savcılık tanıkların ilerleyen aşamalarda gerek görülmesi halinde dinleneceğini kaydetti.
BAKANLIK SÖZÜNDEN SAVCILIK GÖRÜŞMESİNE: MECLİS ÜYELERİ HAKKINDAKİ İDDİALAR
İfadesinde soruşturmanın sadece Ayhan Aydın üzerinden yürütülerek daraltılamayacağını vurgulayan Çelik, Anadolu Başsavcılığı'na yaptıkları suç duyurusunda yer alan diğer meclis üyelerine ilişkin iddiaların da araştırılmasını istedi. Üsküdar'da parti değiştiren dört ve grup kararına aykırı oy veren iki olmak üzere toplam altı meclis üyesinin bulunduğunu hatırlatan Çelik; Ayhan Aydın, Ahmet Başbaydar, Onur Bayav, Tahsin Usta, Tahsin Epli ve Hüseyin Kazan isimlerini vererek dosyanın genişletilmesini talep etti.
Meclis üyelerinden Ahmet Başbaydar'ın 5 Ağustos tarihindeki üçüncü ve dördüncü turlar arasında meclis grup odasında açıkça konuştuğunu belirten Çelik, Başbaydar'ın İngiltere'de bulunan ve örgüt üyeliği suçlamasından ceza alan oğlunun Türkiye'ye dönmesi önündeki engellerin kaldırılacağı yönünde bir Bakanlık tarafından kendisine söz verildiğini, bu sebeple AKP'ye oy verdiğini söylediğini kaydetti. Çelik savcıya, Bakanlık adına bu vaadi kimin verdiğinin ve hangi kamu görevlilerinin sürece dahil olduğunun araştırılması gerektiğini söyledi. Bir diğer meclis üyesi Onur Bayav'ın çalıştığı işyeri sahibinin 8 Eylül'deki seçimden iki gün önce savcılığa çağrılarak telkinde bulunulduğunu ve Bayav'ın da seçimden bir gün önce doğrudan savcılığa davet edildiğini hatırlatan Çelik, bu görüşmelerin mahiyetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Tahsin Usta ve Tahsin Epli isimli meclis üyelerine ise maddi menfaat, iş, makam, ihale veya adli kolaylık sağlanıp sağlanmadığının tespiti için kamu görevlileri ve siyasi temsilcilerle yaptıkları görüşmelere dair telefon, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesi talep edildi. Ayrıca seçimi yöneten Üsküdar Belediye Meclis Başkanvekilinin Anadolu Adliyesi'ne avukatsız gelmesi yönünde telkinde bulunularak çağrılmasının da incelenmesi gerektiği savunmaya eklendi.
"AYHAN AYDIN MÜŞTEKİ DEĞİL ŞÜPHELİ OLMALIDIR"
Çelik'in avukatları müvekkillerine yöneltilen "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını kaydetti. Aydın'ın savcı tehdidi iddialarını dile getirdiğinin beş tanıkla sabit olduğunu hatırlatan avukatlar, tehdit edildiğini söyleyen bir kişinin sonradan baskı görmediğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.
Ortada gerçeğe aykırı bir bilgi varsa bu bilginin sahibinin ve kaynağının bizzat Ayhan Aydın olduğunu ifade eden müdafiler, Aydın'ın dosyada müşteki değil asıl şüpheli olarak yer alması gerektiğini, Özgür Çelik'in ise yalnızca kendisine aktarılan bir iddiayı kamuoyuna duyurduğunu ifade etti. Açıklamaların kamu barışını bozmadığını ve herhangi bir infiale yol açmadığını dile getiren avukatlar, Çelik hakkında derhal kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde ise Üsküdar'daki tüm meclis üyelerini kapsayan suç duyurusu dosyası ile mevcut soruşturmanın birleştirilmesini talep etti. Çelik de savcılığa yaptığı uyarıda, seçmen iradesinin ve temsil hakkının çiğnendiğini, sürecin basit bir siyasi tercih denilerek kapatılamayacağını vurguladı.
ADLİYE ÇIKIŞINDA İKİLİ HUKUK VURGUSU: BİZE DAVA, DİĞERLERİNE MAKAM"
İfade işleminin ardından adliye önünde açıklama yapan Özgür Çelik, yaşanan sürecin son iki yılda yerel yönetimler üzerinde kurulan baskı politikasının bir devamı olduğunu dile getirdi. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinde seçilmiş yöneticilerin hiçbir dönemde bu kadar ağır bir yargı baskısıyla karşılaşmadığını ifade eden Çelik, Ekrem İmamoğlu ile birlikte sadece İstanbul'da 16 belediyeye yönelik operasyonlar yapıldığını, tutuklu belediye başkanları, meclis üyeleri ve bürokratlar bulunduğunu vurguladı.
Yargının muhalefet ile iktidar partisine mensup isimler karşısındaki tutumunu eleştiren Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Bayrampaşa örneğini verdik. Bayrampaşa'da belediye başkanı Hasan Mutlu, AK Parti'ye geçmesi konusunda tehdit ve baskı yoluyla talepler geldiğini direndiğini kamuoyuna açıkladı ve tutuklandı. Sonrasında Bayrampaşa'da yapılan seçimde taraf değiştiren meclis üyelerinin iki tanesinden biri başkan yardımcısı, diğeri koordinatör yapıldı. Bir makam karşılığında parti değiştirdikleri ortaya çıkmış oldu. Çekmeköy, Tuzla ve Şile belediye başkanlarının da parti değiştirmeden önce yargı baskısı altında oldukları, tutuklanmayla tehdit edildikleri konuşuldu. Şimdi burada bir ikili hukuk sistemine dikkat çektik. Ben bu soruşturmanın dışında üç ayrı davayla 22,5 yılla yargılanıyorum. Kurultay davasında, ön seçimle meclis üyesi seçilmiş kurultay delegelerimiz 'Siz meclis üyesi olmak için mi değişim oyu verdiniz' diye Ankara'ya ifadeye çağrıldı. Genel merkezimize plastik mermilerle girildi, il binamıza 5 bin polis geldi. Sıra bize gelince 'meclis üyesi olma karşılığında oy değiştirdi' diye partimiz yargı eliyle alınmak istenirken, Bayrampaşa'da ya da Üsküdar'da taraf değiştirenler neden araştırılmıyor? Hangi baskılarla, hangi tehditlerle parti değiştirildiği neden soruşturulmuyor?"
"ASIL MAĞDUR ÜSKÜDAR HALKIDIR" VE MEYDAN ÇAĞRISI
Üsküdar'da meclis üyelerine yönelik suç duyurusu dosyası ile mevcut soruşturmanın birleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, yerel yönetimlerin seçimle kazanılıp kaybedilmesinin demokrasinin doğal bir parçası olduğunu ancak halkın iradesine müdahale edilemeyeceğini söyledi:
"Günün sonunda önemli olan Üsküdar halkının iradesidir. Önemli olan milletin iradesidir ve bu işin gerçek mağduru Üsküdar'da yaşayan yurttaşlarımızdır. Çünkü onlar bir belediye başkanı seçtiler, Sinem Dedetaş tutuklandı. Onların seçtiği meclis üyeleri bir başkanvekili seçti, Sibel Tan Çetinkaya, hukuksuz bir biçimde seçim iptal edildi ve günün sonunda Üsküdar halkının iradesine bu tür uygulamalarla darbe yapılmış oldu. Millet iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."
Çelik, milletvekilleri Türkan Elçi ve Ali Gökçek'in dayanışma amacıyla adliyede bulunduğunu, Silivri'de duruşması olan Ekrem İmamoğlu için adliyeye kitlesel bir çağrı yapmadıklarını belirterek tüm yurttaşları hafta sonu yapılacak buluşmaya çağırdı:
"Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel öncülüğünde bu cumartesi günü saat 19.00'da Üsküdar İskele Meydanı'nda bir buluşma gerçekleştireceğiz. Genel Başkanımız Üsküdar'ın tüm gerçeklerini bütün Türkiye kamuoyuyla paylaşacak."
NE OLMUŞTU
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Çelik, Ayhan Aydın ile olan temasını aktararak kendisinin Aydın'ı doğrudan aramadığını, koridorda telefonu kendisine uzatan meclis üyesi aracılığıyla kısa bir konuşma yaptığını ve sonrasında hiçbir temas kurmadığını açıkladı.
Aydın'ın savcılık ifadesi ile kamuoyuna yansıyan beyanları arasındaki çelişkiye dikkat çeken Çelik, "Ayhan Aydın savcılık ifadesinde 'Aramalar sebebiyle manevi huzurum bozuldu, panik atak krizleri yaşayacak noktaya sürüklendim, ne söylendiğini dahi hatırlayamaz noktaya geldim' diyerek konuştuklarını kapatmaya çalışıyor. Bugün kamuoyuna verdiği demeçte ise 'Savcı beni tehdit etmedi, baskılardan kurtulmak için o konuşmayı yaptım' diyor. Bu iki cümle arasındaki çelişki bir itiraftır. Eğer partiden rahatsızdıysa neden birinci seçimden önce veya belediye başkanı tutuklanmadan önce parti değiştirmedi de ikinci seçim ertelenmeden bir gün önce yaptı?" diye sordu.
Soruşturmaya konu olan süreç, 8 Eylül'de yapılan Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçiminin ardından başlamıştı. Özgür Çelik, seçimin ardından Meclis Üyesi Ayhan Aydın'ın kendisini ağlayarak aradığını ve "Beni savcı tutuklamayla tehdit etti, benim oğlum ve eşim engelli, bunlara kim bakacak? Onlara bakacak kimse olmadığı için teslim oldum" dediğini kamuoyuna açıklamıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu açıklamaların ardından resen soruşturma başlatmış, savcılıkta ifade veren meclis üyesi Ayhan Aydın ise seçim öncesinde Çelik'in ricasıyla kendisiyle çok sayıda telefon görüşmesi yapıldığını ve üzerinde baskı kurulduğunu iddia etmişti.