Silivri'de mahkeme başkanı, Suat Özçağdaş'a 'Soytarı' dedi: Tepki çok sert oldu!

İBB davasında mahkeme başkanının, "Milletvekili diye burada her türlüğü soytarılığı yapamazsınız" sözüne Suat Özçağdaş'tan ilk tepki geldi. Özçağdaş, "O lafının hesabını hukuk karşısında vereceksin. Haddini bil, haddini! Haddini bileceksin" dedi.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin

İBB davasında mahkeme başkanının, kendisine yönelik "Soytarı" sözüne CHP'li Suat Özçağdaş tepki gösterdi. Özçağdaş, "Sen cüppene saygı duymuyor olabilirsin, yetkilerini bilmiyor olabilirsin, bir mübaşire teslim olmuş olabilirsin. Ben olmadım! O lafının hesabını hukuk karşısında vereceksin. Haddini bil, haddini! Haddini bileceksin" diye konuştu.

İBB davasının 61. gününde duruşmaya başlamadan ara verildi. Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasından çıkan savunma sırası ve 9 Temmuz tartışmasının ardından salon boşaltıldı. Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’a yönelik, "Jandarma arkadaşlar ne bekliyorsunuz? Milletvekili ya da izleyici hiç fark etmez. Dışarı çıkartın. Milletvekili diye burada her türlüğü soytarılığı yapamazsınız" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve Sezgin Tanrıkulu tartışmanın ardından açıklamada bulundu.

Mahkeme başkanına tepki gösteren Suat Özçağdaş, "Sen cüppene saygı duymuyor olabilirsin, yetkilerini bilmiyor olabilirsin, bir mübaşire teslim olmuş olabilirsin. Ben olmadım! Bu milletvekilleri de olmadılar. O lafının hesabını hukuk karşısında vereceksin" dedi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise "Darbe dönemlerinde bile böyle bir yargı düzeni görülmedi. Mahkeme başkanı okey masasında mı oturuyor? Türkiye adına utanç vericidir" dedi.

"MAHKEME BAŞKANININ KİM OLDUĞU BELLİ DEĞİL"

Duruşmada yaşananları anlatan Suat Özçağdaş'ın mahkeme başkanına tepki gösterdiği açıklaması şöyle:

"Burada son derece ukala bir mübaşir var. Mahkeme başkanının kim olduğu belli değil. Bunu ilk günden itibaren bütün basın da biliyor, izleyiciler de biliyor. Buraya AK Parti'nin yargı kolları olarak gelmiş. Tam karşımda duruyordu iki metre ileride. Kafasını kaldırdı, jandarmaya döndü dedi ki, 'Salonun kapılarını açın, salonu boşaltın' dedi.

Ya arkadaşlar, mahkeme başkanı mı salonu yönetiyor, mübaşir mi salonu yönetiyor? Ben de dedim ki; 'Bir dakika, mahkeme başkanının böyle bir kararı yok.' 'Boşaltın salonu' dedi. Onun yüzünü, surat ifadesini Silivri'deki herkes biliyor.

Ben de bunun üzerine mahkeme başkanına, 'Sayın Başkan, mahkemeyi... salonu boşaltma kararınız mı var?' diye sordum defalarca. Mahkeme başkanı oradan, 'O bağıranı oradan çıkarın, o bağıranı oradan çıkarın...' Ya ben bağırmıyorum. Geleceğim oraya. Ben sonuçta sana bağırmıyorum, sesimi duyurmaya çalışıyorum.

Mahkeme başkanı; mahkemeyi sen mi yönetiyorsun, mübaşir mi yönetiyor? Şimdi sana gene soruyorum buradan, sorum da buydu zaten. Mahkemeyi sen mi yönetiyorsun, mübaşir mi yönetiyor? Sen salonu boşaltma kararı vermeden mübaşir sinirlenip nasıl salonu boşaltıyor?

Ve üstelik, il başkan yardımcımız burada, biz oradayız, salonda tek bir kişi bırakın ses çıkarmak ayağa bile kalkmadı ailelerden. Bakın, ayağa bile kalkmadı. Kamera görüntüleriyle sabit. Hiç kimse ayağa kalkmadı. Ben bunu duyurmak için mahkeme başkanına sesleniyorum; ya burada bir facia var yani, mübaşir salonu boşaltıyor.

'HADDİ BİL, HADDİNİ BİLECEKSİN'

O da oradan bize, oradan cevap yetiştiriyor: 'Efendim, milletvekili olmaları soytarılık yapmalarını gerektirmez.' Haddini bil, haddini! Haddini bileceksin! Daha önce senin gibi bir aklı evvel de Ekrem Başkan'a ahmak demişti. Hep aynı işler bunlar.

Milletvekili olarak senin yönetemediğin salonu... senin yönetemediğin, mübaşirin yönettiği, senin hakkını, senin otoriteni korumaya çalışıyorum ben milletvekili olarak. Sen cübbene saygı duymuyor olabilirsin, yetkilerini bilmiyor olabilirsin, bir mübaşire teslim olmuş olabilirsin; ben olmadım! Bu milletvekilleri de olmadılar.

O lafın bedelini de hukuk karşısında, hesabını vereceksin. Ama yazık ki Türkiye'nin haline; seni bunları söyletebilir hale getirmiş. Bir ülkenin hakimi, milletvekilleri için, üstelik kendisinin yetkisini kullanan bir mübaşirin yaptığını soran bir milletvekiline böyle bir hakarette bulunabiliyor. Onunla ayrıca hesaplaşıyor olacağız."

"MAHKEME BAŞKANI OKEY MASASINDA MI OTURUYOR?"

Mahkeme başkanının duruşma salonunda Özçağdaş'a yönelik "soytarı" ifadesine sert tepki gösteren Sezgin Tanrıkulu'nun açıklaması da şöyle:

"Mahkeme başkanı, Suat Bey'i evet, yani kastederek bunu ifade etmiş. O soytarı lafını, tamam mı, biz değil Adalet Bakanlığı'nın bu başkana yedirmesi lazım. Bu başkana yedirmesi lazım! Yani bir başkan, bir milletvekiline karşı bu lafı kullanamaz. Kullanamaz! Yani HSK herhalde bizi duyuyordur, tamam mı? Zabıtlara da geçmiştir, kayıtlara da geçmiştir. Eğer bu davada, bu başkanın söylediği bu söz cezasız kalacaksa... Elbet bir gün bu devran döner. Döner! Demokrasiye, adalete uygun bir yönetim gelir ve bunun hesabını sorar. Adil bir biçimde sorar.

Biz yargı yollarını kullanacağız. Suat Bey de kullanacak, biz de kullanacağız. HSK'ya da şikayet edeceğiz, dava da açacağız. Ama yargılamanın bu noktaya gelmiş olması Türkiye bakımından utanç vericidir. Bir kez daha ifade ediyorum; utanç vericidir ve rezalettir.

9 TEMMUZ TEPKİSİ

Ya mahkeme başkanı, yani şöyle; mahkeme başkanı tabii ki CMK'daki yetkilerini kullanır ama oranın kralı değil. Bu salon da evinin salonu değil. Yani sonuçta yetkilerini kanundan alıyor ama bu yetkilerini böyle kötüye kullanamaz. Keyfi kullanamaz! Dolayısıyla "9'u", 9'u ne demek yani? Şimdi bunu izah etmesi lazım. Neden 9'u? Neden 11'i değil, neden 14'ü değil, neden 15'i değil?

Yani siz bu davanın 1 nolu sanığına, hakkında binlerce yıl ceza istenmiş, birçok iddia olan bir sanığa siz 'Savunmanızı bir günde bitireceksiniz, iki günde bitireceksiniz, üç saatte bitireceksiniz" diyemezsiniz. Onun takdiri sanığa aittir, avukatlarına aittir. Sınırlanamaz yani. Bunu kendisi de biliyor. İmamoğlu da çok haklı olarak sordu: 'Neden 9'u yani? Nedir? 9'unda ne olacak?' Cevabını vermeden salondan çıktı gitti.

Böyle bir yargı düzeni olamaz. Bakın, olamaz böyle bir yargı düzeni. Darbe dönemlerinde, darbe dönemlerinde sıkıyönetim mahkemelerinde, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde olmadı! Bakın, böyle bir düzen olmadı. Oradaki yargıçlar gerçekten son derece... yani tabii ki kötü olanları da vardı ama son derece saygılıydılar. Sanıklara karşı, avukatlara karşı, gelen izleyicilere karşı saygılıydılar. Bir mahkeme başkanı nasıl ya... Okey masasında mı oturuyor, 'soytarı' diyor milletvekiline ya! 'Soytarı" diyor gerçekten ya!'

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
İBB Ekrem İmamoğlu